Bebeğim (Çocuğum) Çok Geç Uyuyor Ne Yapabilirim?

Bebeklerin Geç Uyuması

Geç yatma konusu bir yandan uykunun gece-gündüz ritmini korumayı barındıran bir uyku düzeni mevzusu iken, bir yandan da kültürel-sosyal bir konu.

Birçok kültürde çocukların gece yatış saatinin normali 19.00 civarı iken, bizim gibi Akdeniz kültürlerinde hayatın akışı ile paralel bu “normal” 21.00 civarlarına kadar gelebiliyor.

Elbette de bu sosyal-kültürel dinamiğin yanına bir etken olarak çocuğun kendi metabolizma ve ihtiyacının bireyselliğini de ekliyoruz. Sonuçta ortalama olarak, yeterli uykuyu aldığı ve gününü aktif ve huzurlu şekilde geçirdiği sürece 19.00-21.00 aralığında bir gece uykusuna geçiş çocukların rahat ettiği bir zaman dilimi.

Son olarak da, bu tanıma bireysel aile ve yaşam koşullarını da eklememiz gerektiğine inanıyorum. Mesela işten eve çok geç gelen ebeveynlerin çocuklarının yatış saatlerini biraz esnetmesini de tolere edilebilir buluyorum, ancak elbette bu süreç çocuğun uyku ihtiyacını karşılayan ve çok geç saatlere kalmayan bir durum içinde yönetilmeli.

Bebeklerde Uyku Saati ve Düzen Sorunu mu?

Geç yatan çocuklarda ilk bakacağımız konu genel gün akışındaki uyku saatleri olur.

Güne Geç Başlayıp Geç Bitirenler

Bu çocuklar aslında yeterli gece uykusunu alıyorlar, hatta uyanıklık süreleri ortalamada aynı ve gün içinde mutlular ancak güne geç başladıkları için günü geç bitiriyorlar.

Böyle bir tablo varsa, o zaman sabah uyanışı çok yavaş ve şefkatli bir süreçte öne alalım diyorum. 3 günde bir küçük bebeklerde 15-20 dk, ortalama 2 yaş ve üstü çocuklarda ortalama yarım saat kadar erken uyandırıp, günü de beraberinde düzenli kaydırmak gerekir.

Uyandırma anına şefkatle eşlik edelim, hafif perde aralayarak, odadaki doğal hareketlerinizin ve ayak sesleriniz ile beraber çocuğu severek ve okşayarak, gözlerini araladığında sizin gülümseyen yüzünüzü görerek yapalım.
Eğer bunu denerken çocuk uyanmıyor ise zorlamayın, uykunun derin fazında olabilir, biraz sonra tekrar deneyin.

Gündüz Çok Uyuyanlar

Nadir de görsek, bazen çocukların gündüz uykuları çok uzun olabilir ve çocuğu zorlar derecede gece uykusu kısaltmıştır.

Yani aslında çocuk gece kısa uyumayı kaldıramıyor ve gündüz telafi ediyordur. Böyle durumlarda da yine aşamalı ve şefkatli bir şekilde gündüz uykusunu yavaş yavaş azaltmak, gece uykusunu da buna paralel yavaşça öne çekmek gerekir.

Bebeklerde gündüz uykuları hakkında her şey! Konulu yazımızı okuyabilirsiniz. Tıklayın.

https://www.bebek.com/bebeklerde-gunduz-uykulari-hakkinda-her-sey/

Gündüz Az Uyuyanlar

Gündüz çok az uyuyan bebek ve çocuklar, aslında zorlanmış ve dengesini fazla yorgunluk ile kaybetmiş bir sinir sistemi ile baş etmekte olduklarından, zor dalarlar.

Yani konu saat konusu olarak başlamış ancak dalamadığı için gece uykusunun kayması haline bürünmüştür. Bu konuya nasıl yaklaşacağımızı aşağıda anlattım.

Her durumda, çocuğun gece yatış saatinin geç olmasının sebebi bir saat ve düzen konusu ise, bu geçişler bir süreç olarak yönetilmeli, zamana yayılmalı, aşamalı ele alınmalıdır.

Unutmayalım ki; arada bu tip düzeni bozulmuş günler hep olur, buralarda müdehale etmeden çocuğun kendi iç ritmine saygıyı ve güveni korumalıyız. Onlar vücutlarını bizden daha iyi dinleme ve anlama becerisine sahipler.

Yukarıda bahsettiğim müdehaleler ancak sürekli olarak bir geç yatma sorunu varsa bunu kırmak için, ve her koşulda şefkatle yönetilen süreçler olmalılar.

Bu konuda son olarak da şunu eklemeliyiz: Hayatımızdaki sosyal aktiviteler hep olacak. Gece uyku saatinde bazen misafirlikte, bazen bir yemekte, bazen de sokakta, arabada olabilir çocuklar. Rahat bir uyku almaları için bunun her gün olmaması (tatiller hariç) tabi önemli ancak hayatın doğal akışında arada olunca da tek korumamız gereken şey zamanlamadır.

Nerede olursa olsun, uyku saati gelince uyuması konusunda bebeği/çocuğu desteklemek onun ihtiyacını korumak açısından önemlidir. Bu bazen pusette, bazen misafirlikte arka odada, bazen bir oto koltuğunda olabilir.

Eve gelince yatağında devam eder, bazen de bir uyku bölünmesi yaşayabilir ve geri uyutmamız gerekir.

Özetle, gece zamanında uyusun diye kendinizi her gece eve kapatmanız gerekmez, hayat devam ediyor ve uyumlanmak da gelişimin, büyümenin bir parçası.

Gece Uykusu İçin Doğru Zamanda Süreci Başlattık mı?

Gece uykuları öncesi birçoğumuzun evi aslında günün en hareketli saatlerini yaşıyor. Yemek, işten eve gelen ebeveynler, belki misafirler, belki medya araçları açık, acele şekilde yapılan banyolar…

Evin enerjisi ve bakım verenlerin ritmi yüksekken, bebek ve çocuklarımızdan sakinleşmelerini, hatta bu hareket içinde uyku sinyallerini verebilmelerini beklemek ne kadar gerçekçi?

Bu anlar ebeveynlerin de en yorgun, toleranslarının en zorlandığı dakikalar belki de. Bu nedenle bazen çocuk sinyal verse de biz göremeyebiliyoruz. Bu sebeplerden de uyku sinyalleri kaçabiliyor ve aslında uykuya geçiş süreçlerini geç başlatıyoruz.

Hatta bu durumda dalma da zorlaşabiliyor ve daha da geç yatan bir çocukla karşı karşıya kalabiliyoruz. Bu nedenle uyku öncesi son saatte evin ritmini düşürmek, ebeveynler ile sakin bir paylaşım için alan yaratmak, çocuğun kendi bedenini duyması ve sinyal vermesi için imkan sağlamak gerekli.

Karşılanmayan Fiziksel ve Duygusal İhtiyaçlar Konusu mu?

Bir çocuğun günü nasıl geçirdiği, her anlamda gelişimi (sosyal, duygusal, bilişsel…) için hangi imkanlara sahip olduğu, gün biterken uykuya gitme motivasyonu üzerindeki en temel konulardan bir tanesi.

Gün içindeki oyun, neşeyle geçen olumlu paylaşım anları, temel bağlanma figürleri ile ne kadar zaman geçirdiğinden bağımsız kaliteli geçen zaman, aktivite çeşitliliği ve keşif fırsatları gibi konularda çocuk tatmin oldu mu?

Tabir-i caiz ise, çocuk hayata doydu mu? Eğer doymadıysa, uykuya gitmek değil, hayatı yaşamaya devam etmek isteyecektir. Çünkü bir çocuğun en temelde yapmaya çalıştığı şey büyümek, gelişmek. Tüm günü evde hatta bir odada geçiren bebekler, gün içinde hiç temiz hava almayan veya aileleri ile başka hiçbir şeyle ilgilenmeden keyifle, göz göze oyun oynayamayan çocuklar bunların bazı örnekleri.

Bu temel gelişim ihtiyaçları karşılanmadan, uykuya gidiş konusunda en doğru şekilde sınır da koysak, çocuk zorlanır. Çünkü derdi uyumamak değil, diğer ihtiyaçları konusundaki yardım çağrısını her gün tekrarlamaktır.

Konumuz Sınırlara Uyma ve İşbirliği mi?

Son olarak da, elbette sınırlara uymakta ve uykuya gitmek konusunda işbirliği yapmak konusunda çocuklar bazen zorlanır. Sonuçta uyumaktan daha keyifli birçok seçenek var bu hayatta 🙂

Olumlu bir yaklaşım ile işbirliğini yaşatmak ve öğretmek, sınırlar konusunda çocuklarımızı hayata hazırlamak en temel ebeveynlik konularından bir tanesi. Bu nedenle aslında uykuya gidişte sorun yaşayan ailelerde genelde başka konularda da benzer sorunlar görebiliyoruz.

Yani aslında sınır koyma konusu toplam bir ebeveynlik konusu olarak ele alınmalı. Bu konuya burada kısa bir giriş yapıyor olalım;

  • Sınır koyma konusu aslında bir “işbirliği inşa etme” sürecidir. Yani çift yönlüdür. Davranışsal ele alınan bir ebeveynlik becerisi olmaktan öte, bir ilişki konusudur.
  • İşbirliğinden zorlanan çocuk, bir üst paragrafta anlattığım bir ihtiyacı sebepli zorlanıyor olabilir. Örneğin; anne babası ile kaliteli zaman geçirmemiş, veya tüm gün evde kapalı sıkılmış, veya ebeveyni ile ilişkisinde güven sorunları olan çocuklar sınırlara uyma konusunda daha çok/sık zorlanabilirler. Zira dertleri bu karşılanmayan ihtiyaçları tamamlamak olacaktır.
  • Sınır koymak konusu çocuğun isteği ve ihtiyacı arasındaki farkı görmekle başlar. Hatta istekler, dürtü kontrolü ve tolerans konusu gibi ihtiyaçlara da ışık tutar. Uykusu geldiğinde ihtiyacı dinlenmek iken, isteği oyuna devam etmek olabilir. Bu çocuğun bir başka ihtiyacı ise oyunu ertelemeyi öğrenmektir belki de. Çocuklarımıza özgürlükler dünyasının kapılarını açarken bir yandan da ihtiyaçlarını korumak, hazzı ertelemek, beklemek, istemedikleri şeyler olduğunda bu duygularıyla baş etmek konusunda destek olmak da ebeveynlik sürecin önemli bir parçası bu nedenle.
  • Sınır koyma konusu bir gücü paylaşma konusu. Bizde toplanan gücü şefkatle kullanacağıma söz verirken, bir yandan da onun gücünü ve kontrol ihtiyacını kullanabileceği alanları var mı? Uykudan önce 2 kitap okunacağını ben sınırlıyorum ama hangi kitabı okuyacağına kendi karar verebiliyor mu? Önce hazırlık zamanı olduğu konusunda ben yönlendiriyorum ancak önce diş mi fırçalayacak, önce tuvaletini mi yapacak kendi seçiyor mu? Uykuya gidiş ve hazırlık sürecinde günü paylaştık mı?
Bu bakış açılarıyla sınır koyma konusunda baktığımızda birkaç ipucu daha:
  • Net misiniz? Bedeniniz, duruşunuz, sözlü ve sözsüz mesajlarınız artık uyku zamanı olduğunu, oyun zamanının bittiğini anlatıyor mu?
  • Geçiş sürecine alan tanıdınız mı? “Bunlar son kuleler, birazdan oyun bitiyor” gibi, veya yaşı daha büyük çocuklarda “Son 10 dakika” gibi öngörü mesajlarını verdik mi? Ani geçişlerde sevdikleri oyun, ortam veya kişilerden ayrılmaları elbette çok daha zor oluyor.
  • Onun duygu ve ihtiyaçlarını anlayan bir yerden diyalog başlatmak her zaman “seni önemsiyorum, anlıyorum” mesajını vereceği için işbirliği için güvenli bir ilişki kurma adına önemli bir ayrıntı. “Uyku zamanı, oyunu bitir” yerine “Oyunu bırakmak zor, biliyorum, yarın tekrar oynayacağız. Şimdi uyku zamanı” veya “Dişini fırçalamadan yatmak yok” yerine “Diş fırçalamak bazen çok sıkıcı senin için, bunu biliyorum. İstersen tavşan dişlerimiz ile başlayalım? (Sıkıldığını anladığım için oyun kattım işin içine, seni önemsiyorum)” demek daha olumlu bir sürece izin veriyor.
  • Şefkatli miyim? Kendi duygularımda (öfkemde, bıkkınlığımda, çaresizliğimde…) kaybolmadan, bu duyguları evet bazen gerçekten hissederek ama dengeleyerek, kontrollü ve ne yaptığını bilen, güvenilir bir şefkat ortamını korudum mu? Öngörülebilir ve güven veren bir duruşta mıyım?
  • Bu süreçte çocuğumun hissedebileceği ve dışa vurabileceği olumsuz duygulara hazır mıyım? Öfkelenebilir, kaygılanabilir, üzülebilir… Bunların ifadesine alan tanıdım mı? Onun duygularından korkuyor muyum, yoksa ortaya çıkabilecek zor duygularını dinlemek, anlamak ve sakinleştirmek için yanında mıyım?

Özellikle uyku önceleri rahatlamak, deşarj olmak için aslında bu anlar birer fırsat olur çocuklara, ilk buldukları çatlaktan sızan su gibi içlerini dökmek isteyebilirler.

Bir sınırla karşılaşınca ilk anda orantısız gibi gelen bir tepki, bir bağırma, bir ağlama bazen bu rahatlama sürecinin de parçası olur. Birikmiş stres dışarı atılır (güven veren bir ebeveyn eşliğinde ve şefkatle eşlik edildiğinde) ve çocuk rahatlar. Sakinleşme güven ilişkisi ile gelir.

Özetle, her süreçte olduğu gibi, yaşadığımız sorunlar bize ebeveynliğimiz ve çocuğumuzun ihtiyaçları konusunda ışık tutar.

“Ne yaparak / nasıl davranarak bu sorunu çözerim?”den öte “Bu sorun bana kendim, ebeveynliğim, çocuğumla aramdaki ilişki ve çocuğumun ihtiyaçları hakkında ne anlattı?” diye bakmak çok daha sağlıklı süreçleri beraberinde getiriyor. Çözümler de doğru noktalara temas ettiğinden, çok daha kalıcı oluyor.

Uyumadan önce bebeğinize okuyabileceğiniz kitaplar konulu yazımızı okuyabilirsiniz. Aşağıdaki bağlantıya tıklayın.

https://www.bebek.com/uyumadan-once-bebeginize-okuyabileceginiz-kitaplar/

Psikolog / Uyku Danışanı Melis Keşan

Bir Yorum

  1. Melis Hanım, harika bir yazı olmuş yine. Yüreğinize emeğinize sağlık.
    Lütfen sınırlar konusuna devam edin, çok güzel çerçevelemişsiniz.
    İyi ki Murat Palabıyık sizi önermiş zamanında ve sizi takip ediyorum 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı