Çocuklarda okul başarısını düşüren 4 görme sorunu!

Okula başlayacak olan çocukların yaklaşık yüzde 10’unda yaşına göre okuma-yazma zorluğu tespit ediliyor. Bunun altında en sık yatan neden ise görme problemleri. Acıbadem Bakırköy Hastanesi’nden Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Çolakoğlu, hiçbir yakınması olmasa bile her çocuğun düzenli olarak göz muayenesinden geçmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Çünkü çocuğun görme sorunları anne, baba veya yakınlarının fark edebileceği şekilde ileri düzeyde olmayabiliyor. Anne babalar da çocuklarında görme problemi olmadığını düşünerek hekime başvurmuyor. Bunun sonucunda çocuğun okul başarısı etkilendiği gibi, sorun tespit edildiğinde, çoğunlukla tedavide geç kalınmış oluyor ve görme problemi kalıcı hale gelebiliyor“ uyarısında bulunuyor.

OKUL ÇAĞINDA EN SIK GÖRÜLEN 4 GÖRME PROBLEMİ

Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Çolakoğlu, okul çağındaki çocuklarda en sık görülen görme problemlerini şöyle sıralıyor:

1. ŞAŞILIK
Bir nesne veya noktaya bakarken her iki gözün birlikte bakması gerekiyor. Gözlerden biri istenen hedefe bakarken diğerinin başka bir noktaya bakması ise “şaşılık” olarak adlandırılıyor. Çocukluk döneminde meydana gelen şaşılıklarda çocuk, genellikle bir gözünü tercih ederek devamlı olarak o gözü kullanıyor. Bunun sonucunda diğer gözde tembellik gelişiyor. Her şaşılık, anne, baba veya yakınlarının anlayabileceği şekilde ileri düzeyde olmayabiliyor. Hatta bazı şaşılıklar basit bir muayeneyle bile tespit edilemeyebiliyor ve ileri incelemeler gerekebiliyor. Şaşılıkların bir kısmı uygun gözlük camı ile düzeltilebiliyor. Kapama tedavisi ile kayan gözün daha iyi odaklaması sağlanabiliyor.
 
2. YALANCI ŞAŞILIK
Bazen şaşılığı taklit eden durumlar da görülebiliyor. Bunlara “yalancı şaşılık” deniyor. Göz kapaklarında oluşan bozukluklar veya burun kökü basıklığı gibi durumlarda yalancı şaşılık oluşabiliyor. Gerçek veya yalancı şaşılığın ayrımı ise ancak göz hastalıkları uzmanları tarafından yapılabiliyor. Tipi ne olursa olsun her tip kayma önemli. Bu yüzden kaymanın, bir an önce teşhis edilerek tedavi ve takip planının yapılması gerekiyor.

3. GÖZ TEMBELLİĞİ
Herhangi bir görme sinir tabakası veya görme sinir yolu hastalığı olmadan. görmenin tam görme seviyelerinin altında olması olarak tanımlanıyor. Görme sinirleri doğum sonrası görüntüler ile birlikte gelişimini tamamlıyor. Göz tembelliği; görme sinir tabakası üzerine düşen görüntünün bulanık olmasına neden olabilecek bir hastalık sonrası görme sinirinin tam olarak gelişmemesi sonucu oluşuyor. Genellikle tek bir gözde açığa çıkıyor ve bu nedenle aileler veya yakınları tarafından çok zor tespit edilebiliyor. Fark edildiğinde ise çoğunlukla tedavide çok geç kalınmış oluyor. 8-9 yaş civarında beynin görme algısı gelişimi tamamlandığı için göz tembelliğinde erken tanı, tedaviden başarılı sonuç alınabilmesinde büyük önem taşıyor. Aksi halde göz tembelliği kalıcı bir sorun haline dönüşebiliyor. Tek gözde kırma kusuru, tek gözde kayma, bebeklikte uzun süren kapak problemleri (doğuştan görme eksenini örten kapak düşüklüğü, enfeksiyon veya travma kaynaklı kapak ödemi) göz tembelliğine yol açabiliyor. Göz tembelliği varsa görme sinirinin daha iyi çalışması için uygun gözlükle beraber bir gözü kapama tedavisi uygulanıyor.

4. KIRMA KUSURLARI
Çoğunlukla genetik geçişli oluyor. Yaş dönemi ile derecesi  değişebiliyor. Bilgisayar kullanımı, yakından TV seyretmek ve  yakından kitap okumak mevcut kırma kusurlarını ortaya çıkarabiliyor veya ilerletebiliyor. Kırma kusurları 3 şekilde görülüyor:

-Miyopi: Uzağı bulanık görmek.
-Hipermetropi: Yakını net görememek.
-Astigmatizma: Göz yuvarlağı çaplarının düzensiz olması sonucu uzak ve veya yakını gölgeli görmek.
Yapılan  muayenelerde kırma kusuru varsa (miyopi-hipermetropi veya astigmatizma) gözlükle en iyi görme seviyesi sağlanıyor.

HER ÇOCUK İLK 6 AY İÇİNDE GÖZ MUAYENESİ OLMALI

Doğuştan katarakt, glokom veya göz kapağı düşüklüğü gibi her anne babanın dikkatini çekmeyebilecek göz hastalıklarının ilk haftalarda tespit edilebilmesi çok önemli. Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Çolakoğlu, bu sorunlara erken müdahale edilmezse göz tembelliği ya da körlükle sonuçlanabilecek sonuçlar ortaya çıkabileceğine dikkat çekerek sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu nedenle her bebek, risk faktörü olsun ya da olmasın, doğumdan sonraki ilk 6 ay içinde mutlaka göz muayenesinden geçmeli. İlk muayenesinde herhangi bir sorun tespit edilmeyen bir çocuk, yaklaşık 2.5-3 yaş civarında tekrar göz muayenesi olmalı. En geç 3 yaşında muayene olan çocuk bir problem tespit edilmemişse 5 ve 7 yaşında tekrar değerlendirilmeli. Okul başladıktan sonrada da yılda bir kez  göz muayenesi olmalı.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı