Sezaryen Sonrası Vajinal Doğum Nedir?

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ebru Arıtürk Sezaryen Sonrası Vajinal Doğum hakkında merak edilen soruları cevaplıyor.

Sezaryen Sonrası Vajinal Doğum Nedir?

Herhangi bir sebeple önceki gebeliğini / gebeliklerini sezaryen ile sonlandırmış olan kadınların, takip eden gebeliklerinde normal doğum yapmasına “sezaryen sonrası vajinal doğum (SSVD)” denir.

Sezaryenle doğum yapmış olmak dünyanın pek çok ülkesinde sonraki doğumda normal doğum denemesi için bir engel olarak görünmez. Lakin ülkemizde doğum profesyonellerinin çoğu tarafından mutlak bir engel olarak kabul edilmektedir. Bir kez sezaryenle doğum yapmış olan kadınlar, takip eden doğumlarında yaygın bir şekilde sezaryene doğum için yönlendirilmektedir.

Peki, hakikaten SSVD’un riskli olduğuna dair yaygın kanaat bilimsel gerçeklerle ne kadar uyuşmaktadır?

SSVD’da doğum profesyonellerini endişelendiren ve onları “bir kez sezaryen olan kadının takip eden gebeliklerinde de sezaryen yaptırması” şeklinde bir pratiğe götüren sebep “rüptür riski”dir.

Rüptür riski nedir?

Rüptür, bir organın veya damarın yırtılması demektir. SSVD’da rüptür riski, sezaryen doğumda bebeği çıkarmak için rahimde kesilen yerin, SSVD esnasında doğum kasılmaları ile açılması riskidir.

Sezaryen doğumda bebeği çıkarma için yapılan kesik dikilir, kesilen kaslar zamanla iyileşir. Ancak kesilip dikilen kaslar, hiç kesilmemiş bir kasın gücüne ulaşamaz. Doğum profesyonelleri, SSVD’da rahim kasılmaları esnasında daha önce kesi yapılmış ve nispeten zayıflamış olan dokuda bir yırtılma meydana gelmesinden endişe eder. Doğum esnasında meydana gelen kasılmaların rahimde daha evvel sezaryen için kesilmiş kasları ne kadar zorlayacağına dair bir gösterge de mevcut olmadığından, doğum profesyonellerinin çoğu gebeyi doğrudan sezaryen doğum için yönlendirmektedir.

Rüptür risk ile karşılaşılma oranı nedir? Bilim çalışmaları bu hususta ne diyor?

SSVD tecrübe eden her iki yüz kadından birinde eski sezaryen dikişinde yırtılma görülür. Yani 199 kadın sağlıklı bir şekilde doğum yaparken, SSVD yapanların sadece %0,5’inde yırtılmaya rastlanır.

Peki SSVD’da meydana gelen tüm rüptür türleri anne veya bebek için risk teşkil eder mi?

Her 5 – 6 rüptörden birinde anne veya bebek için artmış risk vardır. Her 200 SSVD denemesinden birinde rüptür, her 5 – 6 rüptürün birinde ise anne veya bebek için risk olduğuna göre, yaklaşık 1000 SSVD denemesinden birinde anne veya bebek için artmış riskler mevcuttur.

Bu konuda yapılan çalışmalarda, en çok eski sezaryen dikişinin kalınlığının ultrasonografi ile ölçülmesi suretiyle risk düzeyi belirlenmeye çalışılmıştır. Doku kalınlığı azaldıkça, yani inceldikçe rüptür riski artar. Ancak çalışmaların neticesinde “şu kalınlığa kadar SSVD olur daha ince ise olmaz” gibi kesin sonuçlar elde edilememiştir.

SSVD kimlere denenebilir?

Öncelikle risk kavramını anlayıp yorumlayabilen ve bu riski göze alabilen gebelerde denenebilir. Zira bu riskin kimde gerçekleşeceğini bilemiyoruz.

Mevcut gebelikte, anne adayının mutlaka sezaryen olmasını gerektiren “plasenta previa” gibi bir durum yoksa denenebilir. Doğumun gerçekleşeceği hastane doğumhane tam teşekküllü ise, acil durumlarda dakikalar içerisinde sezaryen doğuma geçebilmesi mümkünse denenebilir.

SSVD şansını arttıran durumlar nelerdir?

  • Sezaryandan önce normal doğum yapmış olmak (şansı en çok arttıran faktör)
  • Doğum başladıktan ve rahim ağzında açılma olduktan sonra sezaryen olmuş olmak
  • Kesin bir sınırı olmamakla birlikte, iki doğum arasındaki süre arttıkça SSVD başarı şansı artar
  • Doğumun kendiliğinden başlamış olması
  • Gebelik şekeri, yüksek tansiyon gibi eşlik eden başka risk faktörlerinin olmaması
  • Doğuma hazırlık eğitimi almış olmak
  • Doğum boyunca birebir destek almak.

Hangi gebelerde SSVD kesinlikle denenmez?

  • SSVD risklerini kabul etmeyen ve vajinal doğumu istemeyen hiçbir gebede denenememelidir.
  • Daha önceki gebeliğinde rüptür yaşamış gebelerde denenmemelidir.
  • Farklı bir sezaryen gerekçesi mevcutsa denenmemelidir.
  • Rüptür şüphesi hâlinde dakikalar içinde sezaryene geçilebilecek bir donanım yoksa denenmemelidir.

SSVD’un düşük de olsa risklerinin mevcut olduğunu belirttiniz. Peki “sezaryen sonrası sezaryen doğum” masum mu?

Maalesef risklerinden pek bahsedilmese de, tekrarlayan her sezaryen SSVD’ye göre çok daha riskli ve zarar vericidir. En önemli risk “plasenta akreta”dır, yani “bebeğin eşiği” dediğimiz plasentanın rahim kasları içine yerleşmesi durumudur. Geçirilmiş tek bir sezaryende “plasenta akreata” riski 7 kat artarken, 3 veya daha çok sayıdaki sezaryende risk 56 kat artmaktadır. Özellikle doğum öncesi tespit edilememiş “plasenta akreata” vakaları, anne hayatını tehdit edebilecek kanamalara ve rahimin alınmasına sebep olabilir.

Tüm bu bilgiler ışığında daha önce sezaryen geçirmiş kadınların SSVD talep etmek en büyük hakkıdır ve bu konuda yüreklendirilmelidirler. Acil sezaryan yapılabilen her hastanede gebelere mutlaka SSVD önerilmeli ve gebeler karar alma sürecinde desteklenmelidir. Özellikle üçten fazla çocuk isteyen kadınların SSVD konusunda daha duyarlı olmaları ve SSVD konusunda talepkâr davranmaları tavsiye edilir.

 

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ebru Arıtürk

 

Bu yazımıza da göz atmayı unutmayın!

9 Adımda Normal Doğuma Hazırlık Rehberi- https://www.bebek.com/9-adimda-normal-doguma-hazirlik-rehberi-2/

 

Post navigation

Bir yanıt yazın