Mışıl Mışıl Öneriler

Uyku genel olarak ailelerin bebeklerinin gelişim sürecinde üzerinde durdukları konuların başında geliyor Özellikle son dönemde oldukça yaygınlaşan uyku eğitimlerinden bebeğinizi nasıl bir ortamda uyutmanız gerektiğine dair uyku hakkında tüm merak ettiğiniz soruları Psikolog ve Uyku Danışmanı Melis Keşan yanıtlıyor.

Yenidoğanı Sakinleştirmek ve Uyutmak İçin Neler Yapılabilir?

Yenidoğan dönemi birçok anne için en zor dönemdir. Yeni kimlik, yeni düzen, yeni alışkanlıklar… Bu dönem anneler için olduğu kadar bebekler için de karmaşık bir zaman dilimidir. Onlar da 9 ay boyunca kendilerini sarmalayan anne rahmini terk etmiş, ne olduğunu algılamaya çalıştıkları yeni dünyalarına adapte olmaya çalışmaktadırlar. – Öncelikle bebeğinizin çok güçlü duyguları olduğunu ve son derece bilinçli olduğunu bilin. Bilim ilerledikçe biz bebeklerin zihinsel ve duygusal becerilerine hayret ediyoruz.

Henüz sadece motor becerileri yetmediği için ifade edemiyorlar. Bu nedenle onlarla her türden iletişim (ten teması, konuşmak, gözgöze bakmak, dokunmak…) ilişkinin esası olmalı. – Bu dönemde emmek en önemli fiziksel ve duygusal ihtiyaçtır. Bebekler sadece aç oldukları için değil, anne ile yakınlık ve duygusal tatmin için de meme isterler. Emzirme ise bebeğin talebine göre olmalı, saatlere göre değil. Emzirmek hem bebeğe, hem de anneye duygusal anlamda çok iyi gelir, onları birbirlerine bağlar, uykuların düzenlenmesine içeriğindeki melatonin seviyesi sayesinde yardımcı olur ve başbaşa sakin vakit anlamına gelir. Ayrıca yenidoğan bebeğin en iyi görebilme mesafesi 20-25 cm’dir, yani yaklaşık emme pozisoyonundayken annenin yüzü ile olan mesafe kadardır. Bu da bebeğin anne ile gözgöze iletişimini sağlar ve bebeği sakinleştirir.

Emziren anneler kahve, kola, çikolata ve çay gibi kafein içeren içecek ve yiyeceklerden uzak durmalıdır. Kafein süte hızla geçer ve bebeğin uyumasını engeller. Ayrıca, her emme sonrası gaz çıkartmak önemlidir. Çünkü bu dönemde bebeğin sindirim sistemi henüz tam olarak gelişmemiştir ve buna ihtiyacı vardır. – Anne rahmi ortamı bebeği refleks olarak sakin tutar. Dokusu, sesi, bebeğin duruşu.. Hepsi bir bütün olarak bebeğin en huzurlu halini sağlar. Anne karnından çıkan bebek de, bu rahim ortamına yakın durumlarda daha sakin olur ve uykuya daha kolay geçer. Karın üstü hafif sarkık ters pozisyon tutuşu, ayaklar serbest kollar sıkı kundak, beyaz gürültü, hafif sallama ve emme bunların başında gelir.

– Tüm bu uygulamalara rağmen bebek ağlıyor ise de, ağlamanın bir iletişim olduğunu hatırlayıp sakin kalmak ve bebeği anne veya babanın, veya tanıdığı bildiği birinin göğsünde sakince tutmak ve ses/ten teması ile ağlamasına cevap vererek beklemek en iyisidir. Bebekler her yaşta iletişim kurmak için ağlarlar.

Fiziksel veya duygusal bir ihtiyaçları vardır. Bu duygusal ihtiyaç da o günün karmaşasına anlam verememekten tutun da, zorlu doğum veya yoğun bakım günlerinden kalan duygusal acılara kadar birçok şey olabilir. Her yaşta olduğu gibi de bu dönemde de bu ağlamaların bebeklerin dilinde bir konuşma, dert anlatma olduğunu bilmek gerekir. Evrimsel olarak bebek ağlaması, bebeğin hayatta kalması uğruna anneyi özellikle lohusa günlerinde çok rahatsız eder. Ancak bu bilgiye sahip olmak bir parça olsun sabrı ve şefkati artıracaktır.

– Bu dönemde veya hiçbir dönemde ben emzik kullanımını önermiyorum. Hiçbir nesne, anne memesi veya dokunuşunun yerini tutamaz. Ayrıca güven ortamında olan sağlıklı ağlamaların (yukarıda anlattığım nedenlerden) emzik ile susturulması, derdini anlatmak isteyen çocuğu dinlememektir. Ayrıca anne sütünün özellikle ilk günlerde artması için de bebeğin bol bol emmesi gerekir.

– Yenidoğan döneminde bebekler şımarmazlar veya toplum dilinde çok söylendiği gibi “kötü alışkanlıklar” edinmezler! Bol ilgi, yakınlık, sevgi, kucak en çok ihtiyaçları olan şeydir. Anne kokusu dahi bebeği sakinleştirir. Hayata olan güven duygusunun en sağlam şekilde temelleri bu dönemde, bu şekilde atılır. Bilimsel olarak da ilk 3 ayda daha çok kucakta tutulan bebeklerin ileride daha bağımsız bireyler oldukları kanıtlanmıştır.

– Bu dönemde kullanılan yatak bebeğin kendini güvende hissetmesi için kısmen küçük olmalıdır. Hatta rulo yapılmış battaniye ile etrafı sarılan ve yanında ağzını burnunu kapatmayacak şekilde annesinin giysisi ile uyuyan bebek, kendini daha da iyi hissedebilir. Bebeğin yatağının annenin odasında olması da hem uyku esnasında annesinin odadaki varlığı hissetmesi, hem de annenin her ihtiyacında bebeğinin yanında olması için daha iyidir. Özellikle gece uykuları karanlıkta olmalıdır.

Gece-gündüz ayrımını evrimsel olarak kendileri yaparlar ve bilimsel olarak bu konuyu desteklemek için yapılabilecek müdehaleler aslında oldukça sınırlıdır, bebek zaten bunu kendi algılar .

– Gece bebeğiniz acıkınca uyanır, saat kurup bebekleri uyandırmak ve beslemek gereksizdir. Sadece 5-6 saatten fazla uyursa yakından izlemek ve doktorunuz ile haberleşmek gerekir. Her uyandığında bebek emzirilebilir (ışık açmadan). Sadece bebeğinizin sesini duyduğunuzda kucağınıza almadan önce biraz bekleyin ve uyandığına emin olun. Geceleri bebekler sık sık mıkırdayıp geri uykuya dalabilirler.

Gece uykusuna geçerken pişik kremi kullanmak, kaka yapmadığı ve bezinden dışarı idrar taşmadığı sürece de altını açmamak en iyisidir.

Bebeklerin Nasıl Bir Ortamda Uyutulması Gerekir?

Bebeklerin uyku ortamı her yaşta ve koşulda onlara güven vermelidir. Bunun ilk şartı ortamı tanımaları ve aşina olmalarıdır. Mesela bir misafirliğe gittiyseniz ve ilk defa bir odada uyuyacak ise bebeğiniz onunla beraber odada biraz turlamak, uyumadan önce biraz vakit geçirmek ve ona nerede olduğunu, burada güvenle uyuyabileceğini anlatmak gerekir. İkincisi, ebeveyn uyku sırasında da bebeğinin her ihtiyacında yanında olabilmelidir. Bebeklerin kendi odalarına geçmelerinin doğru veya yanlış olduğu bir yaş yoktur.

Bu ebeveynin kendi kararıdır. Önemli olan bebek nerede uyursa uyusun, her ihtiyacında yanında olabilmek ve ihtiyacına cevap vermektir. Bebeğin yatağına aşina olup alışması ve kendini güvende hissetmesi için ilk günden itibaren yatağında yatabilir. Ancak anne baba istediği sürece özellikle yenidoğan döneminde kucakta uyumak da hem ebeveyne, hem de bebeğe çok tatlı gelir. Ayrıca, sosyal hayatın devamı için de pusette veya ana kucağında da bebekler rahatlıkla uyuyabilirler. İlk günlerden bunu deneyimleyen bebekler farklı ortamlarda uyumaya daha kolay alışırlar.

Önemli olan hep annenin sakin olması, bebeğine güven vermesidir. Bebek güvende hissettiği her yerde uyur. Ayrıca uykunun karanlıkta olması gerekir. Son olarak da elbette her koşulda güvenlik önlemleri alınmalıdır. Mesela yatağın parmaklıklı olması veya pusetin güvenlik bantlarının her zaman bağlı olması gibi.

Beslenmenin Bebeklerin Uyku Düzenindeki Yeri Nedir?

Beslenme, bebeklerin uykularını en çok etkileyen faktörlerden biri olarak hem biyolojik hem de psikolojik açıdan önemle ele alınmaldır. Bu konuda da konunun uzmanı olan doktorlar ve psikologlar kaynak olmalıdır. Anne sütü alan bebeklerde;

– Yenidoğan döneminde bebek sık sık, her ihtiyacında emzirilmeli ve bu annenin içgüdüleri doğrultusunda yönetilmelidir. Özellikle bu dönemde anneye yapılan dış müdehaleler onun annelik sürecine uyumunu, içgüdülerini keşfetmesini, bebeğini tanımasını zorlaştıracağından anne ve bebeğe müdehale edilmemeli, doğanın akışına bırakılmalıdır.

Bu dönemdeki bebek uykuları da büyük oranda annenin sakinliğine, bebeğinin sinyallerini iyi gözlemleyip cevap verebilmesine, özgürce emzirebilmesine ve uyku zamanında bebeği ile başbaşa , uyaranın az olduğu ortamlarda kalabilmesine bağlıdır.

– Katı gıda geçişine kadar sadece anne sütü alan annelerin yenidoğan döneminden sonra bebeklerinin sinyallerini dinleyerek ve zaman vererek gündüz emzirme aralarını biraz açmalarını öneriyorum. Bu şekilde bebek sakinleşme ihtiyacında farklı sosyal destek şekillerini de deneyimleyebiliyor.

Anne kucağı, sesi, teni, konuşması gibi. Bu da bebeğin eğer stres kaynaklı bir ağlama ihtiyacı varsa bu endişeleri güven ortamında ağlayarak atmasına izin veriyor. Bu da daha iyi uykular anlamına geliyor. Bu dönemde uykulara emerek geçmekte sorun yok, hala bebek için en güvenli an annenin kucağındaki emme deneyimini yaşadığı dakikalar.

– Katı gıda geçişinden sonra da gece emzirmeleri devam edebilir. Sütün ve duygusal tatminin devamı için ben bunu kıymetli buluyorum. Ancak gecede 1-2 defa yeterlidir. Bunu da bebek belirler. Çok sık olan gece emzirmelerini ise elbette regüle etmeliyiz. Mama ile beslenen bebeklerde 6.aydan sonra gece beslenmesine gerek yoktur. Katı gıda geçişi sonrasında ise dikkat edilmesi gereken birçok faktör vardır. Örneğin, öğünler pozitif bir ortamda, mümkünse aile sofrasında beraber yenirse hem yeme alışkanlığı oluşur, hem de gün içinde daha az stres yaşanır. Ayrıca özellikle uyku öncesi öğünlerin içeriğine dikkat edilmeli, sindirim sorunu yaşanabilecek gıdalar ve öğünlerde özellikle verilmemelidir. Bebeğin tok ve sindirim sıkıntısı yaşamıyor olması, uyku için esastır.

Bebeklerde Gece Terörü Nedir?

Gece terörünün görüldüğü durumda neler yapılabilir? Gece terörü bebek veya çocuklar derin uykudayken olan, ebeveynler için oldukça korkutucu ancak çocuklarda etkisi daha az olan bir deneyimdir. Gece terörü yaşayan çocuk bağırarak veya ağlayarak uyanır, kalkıp oturabilir, hatta yatağında kendini oradan oraya atabilir. Ancak tüm bunlar olurken uyanık değildir. Ebeveyni duymaz ve dediklerini anlamaz. Bu durumda yapılacak ilk şey çocuğu uyandırmamak ve mümkünse ona dokunmadan sakince kendisine zarar vermemesi için korumaktır. Çocuk bir süre sonra sakinleşir ve geri uyur. Ertesi gün çocuk bu deneyimi uykuda yaşadığı için hatırlamaz. Bu nedenle konu konuşulmamalıdır.

Gece terörünün nedenlerinin başında stres ve endişeler gelir. Ancak fazlaca ekran/medyaya maruz kalma, yeni ilaç kullanımı, ateş, kafein gibi sebeplerin de gece terörüne neden olabileceği tartışılmaktadır. Genelde çocuklar bu deneyimi birkaç defa yaşar ve süreklilik arz etmez. Ancak eğer her gec aynı saatte ve sık sık oluyor ise, birkaç gün üst üste o saat gelmeden 15 dk önce çocuk uyandırılır ve geri uyutulur. Bu şekilde uyku döngüsü kırılır ve gece terörü büyük ihtimalle gerçekleşmez. Hangi sıklıkta olursa olsun, çocuğun endişe kaynakları anlaşılmalı ve giderilmesi için destek verilmelidir.

Bebekleri Uyutmak İçin Ayakta Sallamak Gibi Geleneksel Yöntemlerin Zararları Var Mıdır?

Bebekleri uykuya geçirmekte kullanılan yöntemleri ben ikiye ayırıyorum. Sersemletenler ve güven verenler. Ayakta sallama, hızlı sallama, çarşafta sallama gibi yöntemler bebeği sersemletirler ve fiziksel açıdan zararlıdırlar. Bu yöntemler aynı zamanda alışkanlık yaparlar ve bebeğe duygusal olarak hiçbir güven vermezler. Ek olarak, bu yöntemlerde bebeğin hareket özgürlüğü yoktur. Oysa ki bebekler uyku için gerekli olan dingin zihne dalma aşamasında hareket ederek ulaşırlar.

Kucakta sevme, okşama, ninni söyleme, pışpışlama ve bebek istiyorsa bebek yatağında iken ebeveyn yanında bunları yaparken uygulanan diğer yöntemler ise güven veren yöntemlerdir. Bunları sonuna kadar destekliyorum. Neden? Bebek beyni 5 yaşına kadar kendini sakinleştirme becerisine sahip değildir. Bunun için ebeveyninden destek bekler. Uyku öncesi de yorgun beden ve yorgun zihin, sakinleşme ve huzurla uykuya dalma ihtiyacındadır. Bebeğe bu aşamada verilen sakinleşme ve güvende hissetme destekleri, bebeğin kendini güvende hissetmesini sağlar, uykuyu olumlu algılatır. Bu nedenle de uyku öncesinde kucakta tutma, pışpışlama, ninni söyleme, ten teması kurma gibi, annenin içgüdülerini dinleyerek ve bebeğinin sinyallerine hassasiyetle cevap vererek bebeğini uyutması en sağlıklısıdır.

Özellikle hareketlenen bebekler, bu sakinleşme evresi sonrası özgürce hareket ederek dalmaya geçke isteyebilirler. Bu durumda yataklarında olabilirler ve ebeveyn yanından destek verebilir. Önemli olan bebeğin ipuçlarını izleyerek, dingin zihin ve güven içerisinde uykuya daldığına emin olmaktır. Buna aylar içinde deneyimleyen bebek zaten uyku deneyimini son derece olumlu algılar ve eğer bir derdi yoksa yatağında kendi huzurla uykuya dalabilir.

Uyku Eğitimi Verilmeli Midir?

Aileler bu konuda nasıl bir yol izlemeli? Uyku eğitimi, davranışsal psikoloji altında yer alan koşullama yöntemi ile bebekleri uyutmaktır. Bu yöntem çok uzun zamandır çocuk gelişimi ve eğitiminden çıkartılmış olmasına rağmen uyku konusunda ne yazık ki gündemdedir. Bebeklerin uyku eğitimine ihtiyacı yoktur, uykuya güvenle gitmeye ihtiyaçları vardır. Ayrıca bilimsel olarak bakıldığında da birçok zararları mevcuttur.

Örneğin;

Uyku eğitiminde bebekler tepkisiz ve hatta yalnız bırakılarak ağlatılırlar. Böyle eğitimlerde ağlamaları duran bebekler üzerinde yapılan bir araştırmada bebeklerin kortizol seviyelerinin aynı kaldığı bulunmuştur. Yani bebeklerin stresi geçmemiştir. Ayrıca kortizol beyin gelişimi açısından çok zararlıdır çünkü beyin nöronlarına zarar verir. İlk sene beyin 3 katına kadar büyür ve bu dönemde yaşanan stres bu çok hızlı gelişimi olumsuz etkiler. Bebeğe zarar vermez denilebilecek minimum kortizol seviyesine dair de bir kanıt yoktur. Yani her türlü stres bebeğe zarar verir ve uyku eğitimleri bebekte kalıcı stres oluşturur.

– Uyku eğitimi bebeğin sinyallerini dinlememektir. Bebekler ihtiyaçlarını dile getirmek için mızmızlanır veya ağlarlar. Yani ağlama bir iletişimdir. Uyku eğitimlerinde tepkisiz bırakılan ve hatta yalnız ağlatılan çocuklar, annelerinden ümidi kestikleri, iletişime kapandıkları ve çaresiz kaldıkları için susarlar. Aldıkları mesaj “Ben yalnızım, annem gelmeyecek” olur. Bilim diyor ki iletişimi kesmek, çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkiler. Etkin iletişim kurulan çocukların ise gelişimi hızlanır.

– Uyku eğitimlerinde anne ve bebek arasındaki güven ilişkisi zedelenir. Özgüven ve bağımsızlık, önce güven oluşturarak mümkündür. Hayatın ilk yıllarında güven pompalanan bebekler, ileriki yaşlarda çok daha bağımsız ve sağlıklı olurlar. Güven sorunu yaşayan bebekler ise davranış sorunları yaşamaya çok daha eğilimlidirler. – Uyku eğitimlerinde hedeflenen kendi kendini sakinleştirme, çocuğun beyin gelişimi açısından baktığımızda 5 yaşından önce mümkün değildir.

Duygu regülasyonunu yapan bölüm doğumda henüz gelişmemiştir ve gelişmesi için de uyku eğitimi deneyimlerinde olanın tam tersine, bol bol güvenle desteklenmeye, sosyal destek ile beslenmeye ihtiyacı vardır. İleriki yıllarda çocuğun kendi kendini sakinleştirmesini istiyorsak onun ihtiyaçlarına cevap vermek, güvenini kırmamak gerekir. Koşullanma ile susan bebek aslında sakinleşmemiştir, derdini dile getirmekten ümidi kesmiştir.

Uyku eğitimlerinde hedeflenen kesintisiz uyku 0-2 yaş arasında çocuğun doğalında yoktur. Bağlanma dönemi, gelişim atakları, duygusal gelişime bağlı hassasiyetler ve çok yoğun beyin gelişimi sebebiyle evrimsel ve biyolojik olarak bebek uykusu kesintilidir. Bunu yapmanın tek yöntemi, tüm bu ihtiyaçları susturacak şekilde bebeği koşullamaktan geçer. Bu da bebeğin ihtiyacını dile getirememesi anlamına gelir.

– Uyku eğitimi süreçlerinde annenin içgüdüleri, bebeği ile arasındaki bağ dikkate alınmaz. Uyulması gereken kurallar, emzirme düzenleri, saat tabloları vs ile annenin beyni o kadar meşgul hale gelir ki bebeğini gözlem yeteneğini kaybeder ve kendi içgüdülerini bastırır. Bu uzun vadede ebeveynlik deneyimi için olumsuz bir deneyimdir.

– Uyku eğitimlerinin “zararsız” olduğunu savunan araştırmalar sınırlıdır ve akademik kitleler tarafından metodları ve sonuçlarının yorumlanması anlamında çok eleştiri almıştır. Uyku sorunu yaşayan aileler bu sorunun kaynağı sağlık ise doktorlarına, davranış ise de insan davranışları konusunda yetkin olan tek bilim olan psikoloji eğitimi almış kişilerden danışmanlık almalıdırlar. Uyku tek başına ele alınamaz, çocuk gelişiminin çok önemli bir parçasıdır.

Bu nedenle de hedef bir an önce uyku sorununu yok etmek değil, çocuğun ruh sağlığını her açıdan ele alarak, gelişimine ve doğalına uygun sağlıklı uyku düzenine ulaşması konusunda aileye yardımcı olmak olmalıdır. Bunu yaparken de ebeveyne psikolojik destek verilmeli ve toplam ebeveynlik deneyimine örnek olacak, içine sinecek yollarla ilerlenmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı