Hamilelikte regl olmak ne anlama gelir

Hamilelik bir kadının hayatındaki en özel dönemdir. Ancak anne adayı hamilelik boyunca farklı endişelere kapılabilir. Bu endişelerin başında çocuk düşürme endişesi gelir. Gebelik sırasında gerçekleşen kanamalar anne adayının düşük yapıyor olma endişesine neden olur. Elbette bu endişe yersiz değildir ve düşük genellikle şiddetli ağrı ve kanama ile başlamaktadır. Fakat bir diğer ihtimal böyle bir olasılık olmadığı halde regl olduğunu sanmasıdır. Anne adayının en çok merak ettiği konulardan biri, nasıl olup da düşük söz konusu olmadığı halde kanamasının olduğudur ? Hamilelik ve regl olma durumu nasıl aynı anda gerçekleşmektedir ?

Aslında hamile iken regl olmak söz konusu değildir. Hamile kaldıktan sonra “üstüne görmek” şeklinde halk arasında tabir edilen bir durum gerçekleşebilse bile bu regl kanaması değildir. Bunu kanamanıza dikkat ettiğinizde zaten fark edebilirsiniz. Normal zamanda, regl sırasında gelenden daha koyu ve siyaha yakın renkte ve farklı miktarda kanama olmaktadır. Bu farklı kanama tipleri hamilelik sırasında gerçekleşmektedir. Bu kanamaların sebebi, her zaman düşük tehlikesi olmayıp bebeğin rahme yerleşmesi ve kendine yer yapması sırasında meydana gelen kanama –implantasyon- ya da servikal enfeksiyona bağlı bir kanama, lezyon ve yaraya bağlı kanama da olabilmektedir. Ancak gebe kalan kişinin kanaması regl değildir. Ayrıca hamileliğin son aylarında gerçekleşen kanamanın nedenleri arasında bebeğin eşinin ayrılması ya da doğumun yaklaşması da bulunmaktadır. Ayrıca doğum öncesi annenin çatısının (doğum yolunun) doğuma uygun olup olmadığını tespit etmek amaçlı yapılan muayene sonrasında da kanama ya da ufak lekelenmeler olabilir. Bu durum ise son derece normaldir ve endişe yaratmamalıdır. İlk üç ayındaki kanamalarda ise düşük tehlikesi yüksektir. Bu sebeple anne adayının kanamaları ile ilgili mutlaka doktoruna danışması gerekmektedir. Doktor kanamanın sebebini araştırarak tedavi gerekip gerekmediğini, normal bir durum olup olmadığını size açıklayacak ve doğumla ilgili gerekli hazırlıklar da yapılabilecektir.

Annelik endişeyi de beraberinde getiriyor olabilir. Ancak siz doktora danışmadan endişelenmeye kendinizi kaptırmamalısınız. Çünkü sizin ve bebeğinizin sağlığı için stressiz bir gebelik yaşamanız oldukça önemlidir. Gebelik boyunca olumlu düşünmeye gayret etmelisiniz.

Hamile iseniz bebeğinizin sağlıklı doğabilmesi için her şeyi yaparsınız. Radyasyona maruz kalmamak istemenize rağmen böyle durumlar bilmeden karşınıza çıkabilir. Bu konularda size uyarılarda bulunmak istiyoruz.

Radyasyon elbette canlılar üzerinde zararlı etkilere yol açmaktadır. Anne karnındaki fetusu de tabii olarak etkileyecektir. Ancak bu maruz kalınan radyasyonun dozuna ve süresine göre değişmektedir. Örneğin evlerimizde kullandığımız bilgisayar, mikrodalga fırın, TV gibi eşyalarda radyasyon vardır ancak bu anne adayına ve bebeğe zarar verecek düzeyde değildir. Bunlardan kaçınılmasına gerek yoktur. Akciğer filmi çektirmek de anne ve bebek açısından yüksek risk taşımaz. Ancak tomografi, anjiografi, renkli böbrek filmi gibi görüntüleme sistemleri yüksek dozda radyasyon içerdiğinden ciddi risklere yol açabilmektedir. Ayrıca asıl önemli olan da bu röntgen tiplerine maruz kalınma sıklığıdır. Henüz kanıtlanmamış olsa da alışveriş merkezi ve plaza gibi yapıların güvenlik kapılarından sıklıkla geçmemek gerekir. Bunlarda da bu tip ışınlar mevcuttur.

Gebelik sırasında radyasyona maruz kalma açısından en hassas dönem, 6. ve 14. haftalar arasıdır. 6. haftadan önce maruz kalınan radyasyon dozu yüksekse ve bebek bundan etkilenmişse, kanama yoluyla düşük gerçekleşir. Eğer etkilenmemişse hamilelik sürer. Bu haftadan sonraki maruziyetlerde, büyüme ve gelişme bozuklukları, zeka geriliği, nörolojik bozukluklar, sakatlık ve kanser görülmesi söz konusu olabilmektedir.

Bunun yanı sıra kanser tedavisinde de radyasyon kullanılmaktadır. Kemoterapi ve radyoterapi yine bebeğin sağlığı açısından zararlıdır. Doğumsal anomalilere sebep olmaktadır. Ancak diğer bir husus da hamile kalmayı planlayanların radyasyona maruz kalma durumudur. Radyasyon sadece bebeğe değil, sprem ve yumurta hücrelerine de zararlıdır. Kanser tedavisi görecek kişiler, radyoterapi ve kemoterapi sonrası hamile kalamayabilirler. Bu yüzden radyasyon içeren tedaviye maruz kalmadan önce, yumurta ya da sperm hücrelerinin alınıp saklanması önerilmektedir.

Maruz kalınan radyasyonun miktarı da işleme göre hesaplanabilmektedir. 5 rad dozun bebeğe zarar vermediği bilinmektedir. Bu yüzden hamilelerin akciğer filmi ve buna benzer düşük dozlu röntgenleri çektirmesinde bir sakınca yoktur. Eğer farkında olmadan yüksek dozda radyasyona, bebeğin gelişim aşamasında maruz kalındıysa gebeliğin sonlandırılması da tercih edilebilmektedir.

Bebek.com

Uzman kadromuz ve deneyimli editörlerimiz ile anne, babalara ve bebeğin yakınında olan herkese sorularının tüm cevaplarını vermek için 2001 yılından beri buradayız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
Giriş Yap
Kayıt Ol
  • Gizlilik politikasını ve Kişisel veri aydınlatma metnini okudum ve kişisel verilerimin işlenmesine onay veriyorum.

Kayıp Parola

Lütfen kullanıcı adınızı ya da e-posta adresinizi girin. E-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturmak için bir bağlantı alacaksınız.