Yenidoğan Bebeklerde Görülen Hastalıklar

Küçük bebeğiniz gözlerini dünyaya ilk açtığında, vücudundaki birçok sistem gelişimini tamamlamış olmasına rağmen hala oldukça savunmasızdır.

Bunun altında yatan ana neden, miniğinizin henüz zararlı mikroorganizmalarla baş edebilecek kadar kuvvetli bir savunma sistemine sahip olmamasıdır. Çünkü bebeklerin bağışıklık sistemi zamanla güçlenir.

Ancak bebek hastalıkları, miniklerin bu korunmasız anlarını fırsat bilerek doğumla beraber veya doğum sonrasında meydana çıkabilir.

Peki yenidoğanlarda görülen hastalıklar nelerdir? Hangi belirti hangi hastalığa işaret eder? Tedavi yöntemleri nelerdir?

Yenidoğan Hastalıkları Nelerdir?

Siz yenidoğan yavrunuzun bakımını düşünürken bakteri ve enfeksiyonlar küçük bebeğiniz için bazı sıkıntılı durumlar oluşturabilir.

Anne ve babalar, tehlike içermeyen belirtileri dahi ciddi bulgularla karıştırarak paniğe kapılabilirler. Bu nedenle her ebeveynin, yenidoğan bebeklerde hastalıklar konusu ile ilgili mutlaka bilgi sahibi olması gerekir.

Yenidoğanlarda en sık görülen bebek hastalıkları ve tedavi şekilleri ise kısaca şu şekildedir:

Yenidoğan Sarılığı

Çocuğu olsun olmasın, herkesin hayatında en az bir defa duyduğu yenidoğan sarılığı, daha çok 2-3 günlük bebeklerde görülen bir sorundur. En sık karşılaşılan bebek hastalığı olarak kabul edilir.

  • Nedeni: Kanda oksijen taşıma görevini üstlenen hemoglobinin yıkılması sonucu bilirubin isimli atık bir bileşen açığa çıkar. Yetişkinlerde bilirubin, bazı değişikliklere uğradıktan sonra vücut sisteminden uzaklaştırılır.

Ancak bebeklerde sindirim ve boşaltım sisteminin tam olgunluğa erişmemesi nedeniyle bilirubin maddesinin uzaklaştırılması kolay gerçekleşmez ve kanda yüksek miktarda bilirubin birikimi olur.

Bu miktarın hızla artış göstermesi ile bilirubin, vücuda sarı renk vermeye başlar. Bu sarılığa fizyolojik sarılık da denmektedir

Sarılık bebeklerde, geç anne sütü sarılığı ve erken anne sütü sarılığı olarak da kendini göstermektedir. Bu durum tamamen bebeğin anne sütü ile beslenmesine bağlı olarak gelişir.

  • Belirti: Gözlerde ve deride sararma şeklinde kendini belli eder. İlk sararma, gözlerin içinde ve baş bölgesinde başlar. Zamanla göğüs bölgesine ve buradan kol ve bacaklara doğru yayılma devam eder.

Tendeki renk değişimine devamlı uyku durumu da eşlik eder. Fizyolojik sarılık, doğumdan sonraki 24 saat içinde ve 2. gün sonrasında ortaya çıkarken, anne sütü ile beslenememe sarılığı 3. ve 4. günden sonra ortaya çıkabilir.

  • Tedavi: Sarılık çoğu zaman tedavi gerektirmeden kendi kendine geçen bir sorundur. Fakat ilerleyen sarılık, bebeklerde başka sağlık sorunlarının oluşmasına yol açabilir. Sarılık, fototerapi ile tedavi edilebilmektedir.

Yenidoğan Sarılığı Nedir? Nasıl Geçer? Konulu videomuzu izleyebilirsiniz.

Yenidoğan İshali

Tüm çocuklarda olduğu gibi ishal, yenidoğanlarda da en sık karşılaşılan problemlerden biridir. Bu dönemde yavrunuz anne sütü ile beslendiği için dışkılaması oldukça cıvıktır.

Ancak normalden daha sık ve daha sulu dışkılamaya başka şikâyetlerde eşlik ederse miniğiniz ishal olmuş olabilir.

  • Nedeni: İshal; bakteri, virüs veya parazitlerin sindirim sistemini olumsuz etkilemesi sonucunda meydana gelir. Bağışıklık sistemi yenidoğanlarda normalden çok daha zayıf olduğundan bebekler, bu mikroorganizmalardan çok daha hızlı etkilenmektedir.
  • Belirti: Su gibi cıvık ve kokulu dışkı, sıvı tüketildiğinde sıvının vücutta uzun süre durmaksızın dışarı atılması, kusma ve karın ağrısı, ateş, kilo kaybı ve iştahsızlık birlikte görüldüğünde ishal belirtileri olarak kabul edilir.
  • Tedavi: İshal önemsenmesi gereken bir rahatsızlıktır. Yoğun ishal hâlinde yavrunuzun vücudu susuz kalarak şoka girmesine yol açabilir. 1-2 saat aralıklarla alt bezi kirlenen bir yenidoğanı, mutlaka doktora götürmeniz gerekir.

Kolik

Annelerin en büyük korkulu rüyası kolik bebektir. Miniklerin doğduğu andan 6. aya kadar sürebilen kolik; bebeğin nedensiz, saatlerce, aralıksız ağlaması ve sakinleştirilemeyen ağlama nöbetlerine girmesi durumudur.

Çoğu zaman herhangi bir sağlık sorununu işaret etmediği için tam olarak bir hastalık denemez. Ancak kolik, yavrunuzun hayat kalitesini olumsuz etkileyerek beslenme ve uyku sorunu yaşamasına neden olup uzun vadede sağlık sorunlarının önünü açabilir.

  • Nedeni: Kolik için elle tutulur belli bir neden yoktur. Fakat ağlama krizleri; çevresel uyaranların etkisinden rahatsız olduğunda, gaz sancısı çektiğinde ve reflü başladığında ortaya çıkabilir.
  • Belirti: Genellikle doğumdan sonraki 2. haftadan sonra başlayan kolikte minikler:
  • Ellerini yumruk şeklinde sıkar,
  • Sırtını yay gibi gerer,
  • Acı çeker gibi görünür,
  • Gaz sancısı çeker gibi şiştir,
  • Bacaklarını toplar veya karnına doğru çeker.
  • Tedavi: Kolik için yavrunuzun ağlama krizlerini geçirecek taktikler deneyebilirsiniz. Bebeğinizi sakinleştirmek, ona güvende olduğunu hissettirmek, yaşam kalitesini yükseltmeye çalışmak yardımcı olabilir. Fakat ağlama nöbetleri geçmiyor, kusma ve ateş gibi şikâyetler duruma eşlik ediyor, normalin dışında bir şeyler seziyorsanız, doktorunuza danışmanız gerekebilir.

Pamukçuk

Küçük meleğinizi zorlayabilecek hastalıklardan biri de pamukçuktur. Pamukçuk, doğumdan sonraki ilk bir hafta içerisinde kendini gösterir.

  • Nedeni: Pamukçuğun ana nedeni, Candida mantarıdır. Candida enfeksiyonu; ağız içi, iç yanak, dil ve bademcik üzerinde beyaz lezyonların oluşmasına neden olur.

Bu mantar enfeksiyonu bebeğe; normal doğum esnasında anneden, emme sırasında annenin meme ucundan veya iyi temizlenmemiş emzik ucu ve biberonlardan bulaşabilir.

  • Belirti: Ağız bölgesinde özellikle ağız içi ve dil üzerinde pamukçuk benzeri beyazımsı bir görüntü ve bu görüntüye eşlik eden huzursuzluk, asabiyet ve emme reddi, pamukçuğun belirtileri arasındadır.
  • Tedavi: Mantar enfeksiyonu olması nedeniyle pamukçuk tedavisi, genellikle antibiyotik damlalar yardımıyla yapılmaktadır. Karbonatlı su ile bölgenin temizlenmesi de tedaviye yardımcı olur.

Ebeveynler pamukçuk oluşmuş bölgeyi elle temizlememeli, beyaz görüntüyü kazımamalıdır. Bu uygulama, alttan kanlı derinin ortaya çıkmasına yol açmaktadır.

Ayrıca anne sütü, pamukçuğu önlemede oldukça etkilidir. Anne sütü alan miniklerin pamukçuğa yakalanma olasılığı çok daha düşüktür. Bu durum tedavide destekleyici olarak kullanılabilir.

Bebeklerde Pamukçuk Olmaması İçin Ne Yapılmalıdır? Konulu yazımızı inceleyebilirsiniz.

Bebeklerde Pamukçuk Olmaması İçin Ne Yapılmalıdır? https://www.bebek.com/bebekler-pamukcuk-olmamasi-icin-yapilmasi-gerekenler/

Konak

Yenidoğan miniklerde sıklıkla karşılaşılan bir diğer durum da konaktır. Konak, tıpta seboreik dermatit adıyla da bilinir. Saç derisinde kabuklanma, pul pul kızarıklık oluşması ve bu kızarıklıkların kabuk halini alarak dökülmesi şeklinde ortaya çıkar.

  • Nedeni: Konağın bakteriyel bir nedeni yoktur. Anne karnındaki bebeğin, annenin yüksek hormon seviyelerine maruz kalmasının bir sonucu olarak meydana gelir. Yüksek hormon miktarı, yavrunuzu etkileyerek vücudundaki yağ bezlerinin çok çalışmasına yol açar.

Özellikle saç derisi, yoğun miktarda sebum üretir ve bu sebum zamanla kuruyarak kabuk oluşmasına neden olabilir. Konak oluşumunun temizlik ve hijyenle bir ilgisi yoktur.

  • Belirti: Saç derisinde pul pul kabuk oluşması, kızarık, kalın ve sert bir tabaka görünümü, konağın belirtisidir. Özellikle doğumdan sonraki ilk ay, en sık karşılaşıldığı dönemdir. Ancak bazı durumlarda bu süre 6 aya kadar uzayabilmektedir.
  • Tedavi: Konak tedavisinde özel bir uygulama yoktur. Kabuklar kaldırılıp koparılmamalıdır. Çeşitli bakım yağları veya zeytinyağı ile bebeğin kafa dersine banyo öncesi masaj yapmak, kabukların yumuşamasına yardımcı olur.

Ardından bölge, ılık su ve uygun ph lı bebe şampuanı yardımıyla yıkanır. Yıkama sonrasında yumuşak dişli bir fırça ile kabuklar fırçalanmalıdır. Konak durumunda en etkili yöntem bölgenin temizliğidir.

Konjonktivit

Konjonktivit, miniklerde gözleri hedef alan bir hastalıktır. Doğumdan 2-3 gün sonra meydana çıkabilen bu sorun, gözlerde çapaklanma ve kızarıklığa yol açar.

  • Nedeni: Konjonktivit yetişkinlerde de sıklıkla görülür. Genellikle bakteriyel, viral veya alerjik kaynaklı olabilir. Fakat yenidoğanlarda daha çok mikrobik kaynaklı olmaktadır. Savunma sisteminin zayıflığından yararlanan bakteriler, gözlerde hassasiyet oluşturarak bazı şikâyetlere yol açabilir.
  • Belirti: Bebeğinizde konjonktivit, gözlerde çapaklanma ve kirpiklerin birbirine yapışması şeklinde kendini gösterir. İlk belirtiler; gözde kaşıntı, gözlerin beyazında kızarıklık, alt göz kapağının içinin normalden kırmızı olması, gözlerde sulanma ve gözyaşı akması şeklindedir. Bu belirtileri fark ettiyseniz, konjonktivitten şüphelenebilirsiniz.
  • Tedavi: Konjonktivitin tedavisi, göz bakımı ve sterilizasyondur. Yavrunuzun gözlerini sık sık temizlemeniz, çapak ve pisliklerden arındırmanız gerekir. Bunun için steril göz damlaları ve göz pedleri tercih edilebilir veya kaynatılıp soğutulmuş ılık su ile yıkanabilir. Ayrıca doktorunuz mikrobik durumu ortadan kaldırmak amacıyla uygun bir göz damlası da verebilir.

Yenidogan Bebeklerde Konjonktivit

İsilik

Cilt, vücudun en hassas organıdır. Çevresel etkenlerden oldukça hızlı etkilenerek birtakım reaksiyonlar gösterebilir. Yenidoğanlar da bu nedenle risk altında bulunur. Özellikle üşümemeleri için normalin üzerinde sıcak ve nemli bir ortamda uzun süre bulunan bebeklerin vücudunda isilik oluşabilir.

  • Nedeni: İsilik, deride kırmızı noktalar şeklinde oluşan bir döküntüdür. Ter bezlerinin tıkanarak terin vücuttan uzaklaştırılamaması sonucu meydana gelir. Kalın ve kat kat giydirilme, cildin temiz tutulmaması, sıcak ortamda uzun süre durulması ana nedenleridir.
  • Belirti: Vücut kıvrımlarında, yüzde, alın ve yanaklarda, kol ve bacaklarda minik kırmızı benekler veya yoğun kırmızı sivilcelenmeler şeklinde ortaya çıkar. Genellikle bu döküntülerden miniğiniz rahatsız olmaz.
  • Tedavi: İsiliği önlemek için bebeğinizi çok sıkı ve kalın giydirmemeli, terli bırakmamalı, alt bezini ve terleyen kıyafetlerini sık sık değiştirmelisiniz. Özellikle sıcak yaz aylarında bebeği daha sık banyo yaptırmak ve nemlendirici benzeri ürünleri kullanmaktan kaçınarak cildin nefes almasını önlememek oldukça faydalı olacaktır.

İmpetigo

İmpetigo, risk grubu 5 yaş altı çocuklar olan, bakteri ve virüs kaynaklı bir enfeksiyondur. Küçük, kabuklu, sarı kabarcıklardan meydana gelen bir deri iltihaplanmasıdır. Zayıf bağışıklığı olan minikleri tehdit edebilir.

  • Nedeni: İmpetigoya genellikle bir çeşit bakteri sebep olmaktadır. Bağışıklığı düşük miniklerde çok daha hızlı gelişir. Nemli ve sıcak ortamlar, kalabalık yerler, hastalığı taşıyan kişiye temas durumunda kolaylıkla bulaşabilir.
  • Belirti: Ağız ve dudak kenarlarında, yüzde ve burun çevresinde minik, içi sarı döküntüler şeklinde kendini gösterir. Enfeksiyon yayılmaya başladığında bölgede yara görünümünde kalın kabuklar oluşabilir. Bulaşan yerlerde kaşıntı görülebilir.
  • Tedavi: İmpetigo tedavisinde viral enfeksiyonu geçirmek için antibiyotik ilaç ve yaralar için merhem kullanımı önerilir. Yaralar iyileşene kadar doktorun verdiği ilaçların kullanımına devam edilmelidir. İyileşme evresinde bebeğin ellerine eldiven giydirilerek iltihabın yayılmasının önüne geçilebilir.

Hastalığın bulaşıcı olduğu unutulmamalı ve iltihaplı bölgeler uygun şekilde temizlenmelidir. Genellikle 2-3 hafta içerisinde geçmektedir.

Fıtık

Yenidoğan miniklerde karşılaşılan rahatsızlıklardan bir diğeri fıtıktır. Fıtık, doğum sonrasındaki ilk günlerde ebeveynler tarafından fark edilebilir.

  • Nedeni: Göbekte veya kasık bölgesinde beliren fıtıklar genellikle doğumsaldır. Yani doğum sonrası ortaya çıkmasından daha çok doğuştan gelen bir sorundur. Göbekteki fıtık bazı bağırsak sorunlarından, kasıktaki fıtık ise alt karın duvarında oluşan bir sağlık sorunundan kaynaklı olarak meydana gelebilir.
  • Belirti: Küçük bir fındık veya ceviz boyutunda olabilen yenidoğan fıtıkları, ağlama sırasında hafifçe şişerek daha belirgin bir görünüm kazanır. Miniğinize acı vermez, sadece cildinde hafif yükseltisi olan bir çıkıntı şeklinde belirir. Bazı fıtıklar, bebekle birlikte boyut kazanarak büyüyebilir.
  • Tedavi: Fıtıkların çoğu, yavrunuz 1 yaşına gelene dek kendiliğinden geçer. Bir sağlık problemi nedeniyle bebeğinizde fıtık oluşmuşsa, doktorunuz gerekli tedaviyi uygulayacak veya fıtığı ameliyatla alacaktır.

Bebeğinizi ona zarar verebilecek her şeyden korumak istemeniz, anne – baba olarak en doğal hakkınız. Fakat bebeklerin ilk yılları, zayıf bağışıklık sistemleri nedeniyle bebek hastalıkları ile mücadele ederek geçebilir.

Dünyaya gelen her bebek, bu rahatsızlıklardan en az 1-2 tanesini mutlaka geçirmektedir. Yenidoğan hastalıklarının tamamına yakını uygun tedavi ve düzenli bakım ile ortadan kolaylıkla kalkabilen sorunlardır.

Ebeveyn olarak bu süreçte bebeğinizin bakımına her zamankinden daha fazla özen göstermeli ve en önemlisi paniğe kapılmamalısınız. Ateş, kusma gibi olağandışı gelişen yoğun şikâyetler oluştuğunda ise mutlaka doktorunuza danışmalı, gerekiyorsa yavrunuzu en yakın sağlık birimine götürmelisiniz.

Aklınıza takılan soruları yorum olarak bırakabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı