HamilelikHastalıklar

Hamilelikte Tehlikeli Sinyalleri Anlayın!

Birçok anne adayı hamileliğini önemli şikâyetleri olmadan geçiriyor. Ancak bazıları için bu 9 aylık deneyim hiç de kolay değil. Peki, hangi yakınmaların hem sizin hem de bebeğinizin sağlığını tehdit ettiğini biliyor musunuz? Yanıtı Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cem Fıçıcıoğlu veriyor.

Hamilelikte Görülen Vajinal Kanamaların Sebebi Nedir? 
Gebelikte görülen kanamalar, gebeliğin dönemlerine göre sınıflara ayrılır. Gebeliği üç döneme ayıracak olursak bunları 1. , 2. ,ve 3. trimestir kanamaları olarak değerlendirebiliriz. İlk trimester kanamaları, düşük tehdidinde, komplet (tam) ya da inkomplet (tam olmayan) düşüklerde, ektopik (dış ) gebelikte, mol gebeliği dediğimiz gebeliğin özel bir patolojik durumunda, rahim ağzının iltihapları ve lezyonlarında ve bazı kadın genital organ kanserlerinde görülür.

Gebeliğin son trimestirinde ise kanamalar anne ve bebek için daha tehlikeli seyredebilir. Bu kanamaların en sık görülen sebeplerinden biri, plasentanın yani anne ile bebek arasındaki madde alışverişini sağlayan dokunun normalden daha aşağıya, rahim ağzını kısmen ya da tamamen kapatacak şekilde yerleşmesi durumudur ki plasenta previa adı verilen bu durumun görülme sıklığı 1/200’dir. Diğer neden 1/120 oranında rastladığımız plasentanın zamanından önce ayrılması durumudur.(Abruptio Placenta)

Son dönem kanamalarının daha nadir rastlanılan diğer nedenleri ise “uterin rüptür” dediğimiz rahim yırtılması, annedeki bazı pıhtılaşma bozuklukları olabilir. Doğumun habercisi sayılan nişan da hafif kanama şeklinde görülebilir.

Hangi Durumlarda Düşük Tehdidinden Söz Edilir? 
Yirmi haftadan önce gebeliğin sonlanması durumuna abortus (düşük) diyoruz. Alt batın bölgesinde ağrı ki, kramp tarzında ya da devamlı olabilir, rahim kasılmaları ve vajinal kanama durumlarında düşük tehdidinden bahsetmek mümkündür. Bebek canlı ise, annenin hafif kanama ve ağrı şikayetleri mevcut ise ve yapılan muayenede rahim ağzında açılma yok ise ‘abortus imminens’ dediğimiz düşük tehdidi durumu ortaya çıkar.Bu durumda gebelik devam edebilir, bu şikayetleri olan anne derhal doktora başvurmalıdır.

Düşüklerin %60’ı bebekte anormal genetik yapı sonucu meydana gelir, diğer nedenler enfeksiyonlar, annenin anatomik yapısal bozuklukları, hormonal veya immünolojik nedenler olabilir.

Erken Doğum Sinyalleri Nelerdir? 
Erken doğum 40 hafta olarak hesaplanan gebelikte, 37. haftadan önce meydana gelen doğumlar için kullanılan bir tanımlamadır. Bu haftadan önce doğan bebek, prematüre yani gelişmesini henüz tamamlayamamış bebek olarak değerlendirilir. Bu bebeklerdeki sorunlar doğum öncesi ve yeni doğan döneminde hastalık ve ölümlerin % 83’ünü oluştururlar. Erken doğumun belirtileri 37. haftadan önce her 10 dakikada en az iki kez rahim kasılması, bu kasılmaların en az 30 saniye sürmesi, rahim ağzında ilerleyici değişim ( 2 cm.den fazla açılması, %80 oranında incelmesi) olmasıdır. Anne adayı erken doğumun belirtilerini, bel ağrısı, adet sancısı tarzında kramplar, uyluğa vuran ağrı, vajinal akıntıda değişiklikler şeklinde yaşayabilir.

Ne Zaman Yüksek Tansiyon Riskinden Söz Edilir?
Gebelikte tansiyon takibi çok önemlidir. Gebenin ard arda ölçülen iki tansiyonunun 140/90 mm/Hg ve üzerinde bulunması durumunda hipertansiyondan söz edebiliriz. Ya da düzenli olarak takip edilen gebenin tansiyonunun daha önceki ölçümlere göre sistolik (büyük tansiyon olarak tabir edilen) basıncında 30 mmHg.lık, diastolik (küçük) basıncında 15 mmHg.lık artış olması durumu gebenin hipertansif olduğunu gösterir ve hem anne hem de bebek için ciddi sonuçlara neden olabilir.

Gebelikte Neden Ödem Oluşur? Ne Zaman Tehlikelidir? 
Gebelikte toplardamar sisteminde meydana gelen dolaşım bozukluğu ve büyüyen rahmin bacaklardan kalbe dönen kan akımı üzerine baskı yapması, ayak bileklerinde ödem adını verdiğimiz şişmelere neden olur. Normal gebeliklerin %80’inde orta derecede ödem görülebilir. Ancak ödem, yüzü, elleri, bacakları kapsayacak şekilde yaygınlaşırsa normal olarak kabul edilmez, yüksek tansiyonla giden, damar hasarı neticesinde damar dışına sıvı kaçışı ve protein kaybı sonucu meydana gelebilir ve preeklampsi denen hastalığın belirtisi olabilir. Bu durumda ödemin varlığı ciddidir ve araştırılması gerekir.

Hamilelikte Neden Yorgunluk Hissedilir? 
Gebelikte yorgunluğun nedeni annede meydana gelen birçok fizyolojik değişimin sonucu olabilir. Gebede kan hacmi % 36 oranında artar. Ancak artan plazma dediğimiz kanın şekilli elemanlarını içermeyen bölümüdür, eritrosit yani alyuvarların hacmi ise ancak %17 oranında artar; bu durum hemodilüsyon dediğimiz duruma yol açarak anemiye neden olur. Bu durumda dokular yeterli beslenemez ve yeterli oksijenlenemez. Bu ise, gebede halsizlik, yorgunluk, gayret ile çabuk yorulma ve solunum güçlüğüne neden olur. Gebelerin bu nedenle ek demir takviyesine ihtiyaçları vardır.

Bulantı ve Kusmaların Nedeni Nedir? Nasıl Önlem Alınır? 
Gebelikte sabah bulantıları ilk dönemlerde yaklaşık %70 oranında görülür. Genellikle gebeliğin 4 ile 6. haftalarında başlar, 8-12. haftalarda şiddetlenir, 20. haftada ise gerileyerek kaybolur. Çoğu vakada sabah bulantıları kendini sınırlar ve sıvı elektrolit dengesi bozulmaz. Bu durumun gerçek nedeni tam olarak bilinememekle birlikte, HCG, Tiroksin, Kortizol,ve diğer steroid hormonların seviyelerindeki değişmelerin beyinde CTZ olarak belirlenen özelleşmiş bir bölgeyi uyarması suçlanmaktadır.

Gebelerde artmış koku hassasiyeti, psikolojik -emosyonel- sosyal faktörler de sebepler arasında olabilir.

Bulantı ve kusmanın ciddi formu olan ve uzun süre devam eden ‘hiperemezis gravidarum’ annede sıvı elektrolit dengesini bozup ciddi seyredebilir. Bu vakalarda Helycobacteri pylori adı verilen bir mikroorganizma da sebepler arasında sayılmaktadır. Hiperemezis gravidarumlu hastalar hastanede yatırılarak sıvı elektrolit tedavisine alınabilirler.

Hamilelik Sırasında Sık Rastlanan Çarpıntının Sebepleri Nelerdir? 
Gebelerde görülen çarpıntı, 6. soruda mekanizması açıklanan anemi nedeniyle olabilir. Anemi dokuların az beslenmesi ve yetersiz oksijenizasyonuna neden olduğu için kalp bunu kompanse etmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır, bu da çarpıntıya neden olur. Aynı şekilde gebelikte fizyolojik olarak artan sıvı hacmi, kalbin yükünü arttırarak kalbin iş yükünü ve hızını arttırır.

Bazı Anne Adaylarında Neden Bayılma Görülür? 
Gebeliğin ilk dönemlerinde anne adayı hipotansiftir yani tansiyonu düşük seyreder. Bu, damarlardaki direncin fizyolojik olarak azalması sonucu olur. İlk 24 haftada sistolik ve diastolik kan basınçları 10 mmHg düşer, bu düşüş bazı gebelerde daha da fazla olabilir, bu gebelerde bayılmalara rastlanabilir.

Son dönemlerde ise bayılma, sırt üstü yatan gebede rahmin, büyük toplardamarlar üzerine bası yapması ile dolaşımın bozulmasına neden olarak ortaya çıkabilir. Bu durum tıpta “supin hipotansiyon sendromu” olarak adlandırılır.

Bazen bayılma ileri tetkik ve tedavi gerektiren bir sistemik ya da nörolojik hastalığın habercisi olabilir.

İdrarda Yanma Neyin Belirtisidir? 
İdrarda yanma ve zorluk, üriner sistem dediğimiz idrar yollarının ilthaplanmasının belirtilerinden biridir. Gebelikte en sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Gebelik sırasında idrar borusunda genişleme, idrar miktarında artış, idrar içeriğinin glikoz ve proteinden daha zengin olması ve mikroorganizmalara uygun besiyeri ortamı yaratması gibi bir çok neden bu infeksiyonların artmasına neden olur. İltihap mesanede, idrarın dışarı boşalmasını sağlayan üretrada ya da böbreklerde olabilir. Akut pyelonefrit denilen böbrek iltihabında idrar yaparken yanmaya titremeyle yükselen ateş, bulantı, kusma, bel ağrısı eşlik edebilir. Bazen bu infeksiyonlar erken doğumu başlatarak bebek ve anne için istenmeyen sonuçlara neden olabilirler.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu