Jinekolojik Kontroller Hayati Önem Taşır

Anadolu Sağlık Merkezi’nde jinekolojik kanserlerle ilgili çalışmalar yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fatih Güçer, rahim ağzı kanserinin 8-10 yılda oluştuğuna dikkat çekiyor ve yalnızca bu örneğin bile kadınların jinekolojik kontrolünün ne kadar hayati öneme sahip olduğunun göstergesi olduğunu söylüyor.

Sizin hastalarınız arasında jinekolojik kanserlerin görülme sıklığı ve iyileşme şansı nedir?

Anadolu Sağlık Merkezi’nde 2007 yılının sonuna tedavi etmiş olduğumuz jinekolojik kanserli hastalarımızı değerlendirdik.

Hastalarımızdan ilk ameliyatını ve sonraki tedavilerini de hastanemizde yaptırmış olanları özellikle mercek altına alarak tek tek inceledik. Böylece standart bir tedavi almış olan homojen bir grup oluşturmuş olduk. Bu değerlendirmemizin amacı, hastalarımızın kaçında tümör tekrarlaması var, kaçında tümörün yapmış olduğu metastazlar var olduğunu belirlemekti.

Gerek yumurtalık, gerek rahim, gerekse rahim ağzı kanseri olsun ilk iki yılki değerlendirmeler çok önemlidir. Bu hastalar ilk ameliyatını ve sonraki tedavilerini de bizde olan hastalardır.

Çünkü bazı hastalar dışarıda ameliyatı yapılmış ve ikinci ameliyatı için buraya gelmiştir. Bu hastaları değerlendirmeye katmadık. En sık gördüğümüz kanser rahim kanseridir ve hastalarımızın yüzde 44’ünü oluşturuyor.

Daha sonrasında yumurtalık kanseri geliyor ve bu da tüm hastalarımızın yüzde 38’ini oluşturuyor. Rahim ağzı kanserinde cerrahi tedavi uyguladığımız hasta sayımız farklı tedavi yöntemlerinin öne çıkması nedeniyle daha azdır.

Bu yöntemlerden biri radyoterapi ve kemoterapinin birlikte kullanılmasıdır. Rahim ağzı kanserine yakalanmış kadınlar, maalesef geç evrede yani ameliyat evresini geçmiş dönemde geliyorlar.

Bu sonuçlar ilk üç yılda olan değerlendirmelerdir. Hastalarımızın üç yıllık sağ kalımlarını değerlendirirken şunu göz önüne almak gerekir; rahim kanserinde tümör tekrarlamalarının yüzde 75’i ilk iki yılda olmaktadır. Yüzde 87’si ilk üç yılda olmaktadır. Sonuç olarak bu tümör tekrarlamalarında 2-3 yıl izleme çok önemlidir.

Rahim kanseri hastalarının sayısı dünyada ve ASM’de nasıldır?

Amerika’da 2007 yılında beklenen rahim ağzı kanseri hastası 11.150, rahim kanseri ise 39 bin 80’di ve bu rakamın bu yıl 40 bini geçmesi bekleniyor. Rahim kanserli hastalarımızda ameliyatlarını yaptıktan sonra ortalama gözlem süresi 20 ay. Bizim hastalarımızda tümör tekrarlaması sadece bir hastamızda görüldü. Bu hastada tümörün tekrarladığı bölgeyi tekrar cerrahi olarak çıkarttık ve ışın tedavisi uygulandıktan 12 ay sonra tümör tekrarlaması olmadı.

Jinekolojik kanserler içinde en tehlikeli olanı hangisidir?

Yumurtalık kanseri tüm jinekolojik kanserler arasında en öldürücü olanıdır. En önemli neden ise bu kanser türünün erken evrede belirtiler vermemesi ve herhangi bir bulgusunun olmamasıdır. Bu nedenle hastaların yüzde 75’i bize ‘evre üç’ dediğimiz dönemde gelir. Çoğunlukla tedavi şansında nispeten geç kalınır. Yumurtalık kanseri rahim kanseri kadar çok görülmemekle birlikte, gelişmiş olan ülkelerde daha sık görülür. Az gelişmiş ülkelerde çok daha az görülür. Yumurtalık kanserinin beş yıllık yaşam şansı yüzde 40-45 civarındadır. ‘evre üç’ dediğimiz dönemde bu şans yüzde 30-40 arasında değişmektedir.

ASM’de ameliyat ettiğimiz yumurtalık kanseri olgularına baktığımızda, tedavi ettiğimiz hastaların büyük bir çoğunluğunun ileri evrede olduğunu görüyoruz. Yumurtalık kanseri nedeniyle ameliyat ettiğimiz hastaları ortalama 14 buçuk ay izledik.

Bu hastalardan tümörü tedaviden sonra tekrarlayan bir hastamız oldu.

Rahim ağzı kanseri nedeniyle size gelen hastalarda nasıl bir sonuç elde edildi?

Rahim ağzı kanserli hastalarımızın büyük bir kısmı maalesef ameliyat aşamasını geçtikten sonra bize başvurdular. Ameliyat olabilecek durumda gelen rahim ağzı kanserli hastaları ameliyat sonrası ortalama 23 ay kontrollerini sürdürdük. Tümörü tekrarlayan ya da hastalıktan hayatını kaybeden hiçbir hastamız olmadı. Sadece bir hastaya ameliyattan sonra ışın tedavisi uygulamak zorunda kaldık.

Jinekolojik kanserlerin tedavisinde nelere dikkat etmek gerekir?

Jinekolojik kanserlere yaklaşım bir ekip işidir. Tümör konseylerinde hastalarımızın tedavisini planlarken diğer branşlarla tartışmaktayız. İyi bir görüntüleme yöntemiyle çalışıyorsanız, veriler iyi veriliyorsa ameliyata hasta hakkında ve tümörün yaygınlığı hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olarak giriyorsunuz.

Bunun yanında bir altyapı olması da gerekiyor. İyi bir radyolojik donanım gerekir. Ameliyat esnasında kan lazım olabiliyor, bu bakımdan kan bankası da çok iyi bir destektir. Bazen genel cerrahi ya da ürolojiyle birlikte ekip olarak girdiğimiz hastalar olabiliyor. Bizim için önemli olan hastayı tümörsüz olarak kapatmaktır. Özellikle rahim ve yumurtalık kanserinde bu çok önemlidir. Uygulamalardan evvel hastalarımızla ne yapacağımızı görüşüyoruz. Hastanın yazılı onayını da alıyoruz.

Karşılaştığınız ilginç hastalar oldu mu?

Sekiz haftalık gebe olan bir hastamız hem gebeliğini korumak hem de kanser ameliyatının olmasını istiyordu. Biz bu hastayı ameliyat ettik ve yumurtalık kanseri tanısı koyduk. Gebeliğine, dolayısıyla rahmine dokunmadan, hastanın kanser ameliyatını yaptık. Tabii hem gebeliği korumak hem de gebe olmayan bir kadında olduğu gibi, kanser ameliyatı yapmak, teknik açıdan zordu. Bu hastamız meslek hayatımda karşılaştığım en ilginç hastalardan biridir.

Gebeliği sorunsuz seyreden bu hastanın, doğumunu da gerçekleştirdik. Bu hastanın bebeğini kucağına vermiş olmak bizim için büyük bir mutluluktur. Bu arada şunu da belirtmek lazım, gebelikte yumurtalık kanseri çıkma ihtimali 10 binde bir ile 25 binde birdir.

Jinekolojik kanserlerin tanısında hangi yöntemler kullanılıyor?

Jinekolojik muayeneye başlama yaşı Amerika’da 18’dir. Ama Türkiye’de en azından ilk cinsel ilişki sonrasında bütün muayenelere başlanmasını öneriyoruz. Hiçbir şikayeti olmayan 20 yaşında bir kadında yumurtalık kisti olabilir. Genel anlamda, tüm kadınlar için iki-üç yılda bir kontrol amaçlı hekime gidilmesi gerekiyor.

Hekimin de mutlaka pap smear testini yapması gerekiyor. Böylece hasta rahim ağzı kanserinden korunabilir. Çünkü rahim ağzı kanserinin oluşması için yaklaşık 8-10 yıl gibi bir süreç gerekmektedir. Pap smear aldığınızda kanserleşmeye gidecek olan lezyonu (doku bozukluğu) tanıyıp, basit bir cerrahiyle hastayı kanser olmaktan kurtarabiliyoruz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı