Genel

Çocuklarda solunum yolu enfeksiyonları

Okul öncesi dönemde çocukların, yılda ortalama olarak 6-8 kere solunum yolu enfeksiyonu geçirdiğine dikkat çeken çocuk hastalıkları uzmanı Dr. Murat Kandemir (*) bu enfeksiyonların bronşite, zatürreye hatta kalp romatizmasına bile neden olabileceğine dikkat çekiyor.
Kış mevsiminde çocuklarda en fazla görülen boğaz enfeksiyonları nelerdir?
Çocuklarda enfeksiyonlara en duyarlı sistem solunum yollarıdır. Solunum yolu enfeksiyonları, çocukluk döneminin en sık görülen enfeksiyon hastalıklarıdır. Okul öncesi dönemde bir çocuk, yılda ortalama olarak 6-8 kere solunum yolu enfeksiyonu geçirir.
Bu enfeksiyonların çoğunluğu kendi kendine iyileşirler, ancak bronşiolit veya epiglottit gibi bazı tipleri yaşamı tehdit edecek kadar ağır seyir gösterebilirler. Değişik şekillerde ortaya çıkabilir; hafif ve ateşli olarak geçirilen nezleden zatürre kadar değişen farklı enfeksiyonlar görülebilir. Nezle, yutak iltihabı olan farenjit, orta kulak iltihabı ve sinüzit üst solunum yollarının sık görülen enfeksiyonlarken, gırtlak iltihabı olan larenjit, yalancı kuş palazı, epiglottit, bronşiolit ve zatürre alt solunum yollarına ait enfeksiyon tablolarını oluşturur.
Tüm bu tablolar içinde en sık görüleni, soruda boğaz enfeksiyonu olarak nitelenen üst solunum yolları enfeksiyonudur. Bu enfeksiyonlara neden olan iki ana grup mikroorganizma, virüsler ve bakterilerdir.
Bu enfeksiyonlara neden olan faktörler nelerdir?
Üst solunum yolu enfeksiyonu veya nazofaranjit, burun pasajının ve yutağın iltihaplanmasıdır. Vakaların büyük bir çoğunluğu aniden başlar. Viral etkenlerla ortaya çıkar. Çocuklar ortalama olarak yılda üç ile sekiz kez bu enfeksiyonu geçirirler. Günlük bakım evlerinde, kreşlerde bulunan çocuklarda, üst solunum yolu enfeksiyonları yüzde 50 daha sık görülür. Sigara içilen ortamlarda yaşama, beslenme bozuklukları, kalabalık, kapalı yerlerde bulunma, enfeksiyon riskini ve sıklığını artırır. Bulaşma genellikle hasta kişilerin burun salgılarında bulunan etkenin, diğer kişilere geçmesi ile olur. Bu salgıların öksürme veya hapşırma sonucu damlacıklar halinde havaya saçılması ve bunların diğer kişilerin üst solunum yolu mukozalarına yerleşmesi veya bu salgıların diğer kişilerin ellerine bulaşması ile burun ve göz küresinin dış tabakasına taşınması ana bulaşma şekilleridir.
Tedavi edilmezlerse hangi tip sorunlara yol açarlar?
Bu enfeksiyonların tanı ve tedavisinde ana sorun ve amaç, viral nazofarenjitin bakteriyel enfeksiyonlardan ayırdedilmesidir. Viral üst solunum yolları enfeksiyonları tedavi verilmeden kendiliğinden iyileşme gösterirken, streptokoksik tonsillit, sinüzit gibi bakteriyel enfeksiyonlarda antibiyotik kullanılması gerekmektedir. A grubu beta hemolitik streptokok enfeksiyonları tedavi edilmedikleri taktirde, akut romatizmal ateş ve akut glomerulonefrit gelişmesi, ayrıca üst solunum yollarında abse oluşumu sözkonusu olabilir. Ayrıca enfekte kişi uygun doz ve sürede etkili antibiyotiği kullanmazsa, enfeksiyonu çevresindekilere bulaştırabilir.
Nasıl bir tedavi uygulanmalıdır?
Çocukluk çağının en sık enfeksiyonu olan nezlede iltihabı bir burun akıntısı ve burun tıkanıklığı görülür. En sık etken 100´den fazla serotipi bulanan rhinovirüsler, korona virüsler ve respiratuar sinsisyel virüstür. Bu enfeksiyonlar çoğu kez kendiliklerinden iyileşirler ve tedaviyi gerektirmezler. Ateşle beraber enfeksiyonun ağır geçmesi en iyi tedavi ajanları parosetamol ibuprofendir. Etkenin viral olması nedeniyle antibiyotik tedavisine gerek yoktur.
Boğazda ağrı ve yanma ile gelişen faranjitte de etken çoğu kez virüslerdir. Adenovirüsler, enterovirüsler ve rhinovirüslerin en sık olarak patojen oldukları bu enfeksiyonlarda da antibiyotik tedavisine gerek yoktur. Yaşça daha büyük çocuklarda A grubu beta hemolitik streptokoklar da faranjitin etkeni olabilirler. Boğaz kültürü ve bazı hızlı testlerle (Strept A gibi) ayrım yapılarak gerekli ise antibiyotik tedavisine başlanmalıdır. Tonsillit, iltihaplanmanın bademciklere yoğunlaştığı ve iltihabi bir zarın bademciklerin üzerini kapladığı bir faranjit şeklidir. A grubu beta hemolitik streptokok ve epstein barr virüs en sık görülen etkenlerdir.
Viral ve bakteriyel tonsillit muayene ile birbirinden ayrılamaz. Baş ağrısı, halsizlik, karın ağrısı bademcikler üzerinde beyaz bir zarın görülmesi ve lenf bezlerin şişmesi daha çok bakteriyel bir enfeksiyonu düşündürür. Bu nedenle ciddi tonsillit ve faranjitlerde, vakaların üçte birinde etken bakteri olsa dahi uygun bir antibiyotik vermek gerekebilir. Streptokok enfeksiyonlarında antibiyotik tedavisi ile hızlı bir düzelme sağlanmasa da, akut romatizmal ateşten korunmak ve boğazdan bakterinin tümüyle yok edilmesi için antibiyotik tedavisine 10 gün devam edilmelidir.
Çocukları boğaz enfeksiyonlarından korumak için aileler nelere özen göstermeli?
Korunmada en önemli önlem ellerin yıkanmasıdır. Bu sayede hasta kişilerin salgılarının ağız, konjunktiva ve burun gibi enfeksiyon giriş yollarına bulaşması önlenir. Yine öksürme ve hapşırma sırasında ağzını kapatılması ve hasta kişilerin kağıt maske kullanmaları da damlacık yoluyla bulaşmayı ortadan kaldırır. Evde ve kapalı ortamlarda sigara içilmemesi enfeksiyon sıklığının belirgin olarak azaltır. Anne sütü alan çocukların daha az üst solunum enfeksiyonuna yakalandıkları belirtilmektedir.
Tekrarlanan A gurubu beta hemolitik streptokok enfeksiyonlarında aile bireylerinin tümüne boğaz kültürü yapılması ve evde taşıyıcı kişi varsa saptanarak tedavi edilmesi bu bakteriyel enfeksiyondan korunmada oldukça önemlidir. Streptokoksik boğaz enfeksiyonu olan çocuğun uygun dozda, uygun antibiyotiği 10 gün süreyle kullanması, doktorun gerekli görmesi durumunda üç hafta ara ile kas içi depo penisilin tedavisinin ugyulanması da akut romatizmal ateş ve onun komplikasyonu olan kalp tutulumunun önlenmesinde çok önemlidir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu