Çalışan Anneler ve Çocukları

Çalışan anne olmak gerçekten kolay değil. Bir yanda iş kadını diğer yanda anne olmanın getirdiği sorumluluklar karşısında insan bazen ne yapacağını şaşırıyor. Biz de annelere rehber olması açısından bu hafta “Çalışan anneler ve bebekleri” konusunu Uzman Pedagog Zehra Yılmaz ile görüştük. 

 Bazı anneler doğum nedeniyle çalışmaya daha sonra tekrar dönmek üzere ara veriyorlar. Bu anneler için en uygunu bebekleri kaç yaşındayken işe dönmektir? 

0-3 yaş dönemi çocuğun anneye en çok ihtiyaç duyduğu dönemdir. Bu döneme ilişkin gereksinimleri gidermenin en sağlıklı yolu annenin mümkün olduğunca çocuğuyla beraber vakit geçirmesidir. Çocuğun eğitiminde kuşkusuz annelerin payı büyük. Bebeğin sadece fiziksel ihtiyaçları değil de psikolojik ve eğitimsel açıdan da anneye ihtiyacı vardır.Yaşla beraber bu ihtiyacın gittikçe azaldığını (özellikle 3 yaştan sonra anaokuluna başlamayla) çocuğun giderek çevresindeki diğer bireylere yöneldiğini görmekteyiz. Diğer çocuklarla oyunların başlamasıyla çocuk daha çok dışa yönelecek ancak yine de anneyi arayacaktır. Özellikle yaşam şartlarının gün geçtikçe güçleşmesi annelerin çocuğun doğumundan kısa süre sonra işe dönmelerini gerekli kılmaktadır. Ancak böyle bir durumda da iş saatlerinin kısa tutulması, yarı zamanlı işe gidişlerin işyerleri tarafından ayarlanması bir çözüm olarak öne sürülebilir. Böylelikle yaşamın ilk yıllarında çocuk anneden uzun saatler boyunca uzak kalmayacaktır. Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus da çocukla bir arada çok vakit geçirmenin ötesinde nitelikli vakit geçirmektir.

 Çalışan bir annenin çocuğu olmak çocuğun psikolojini olumsuz etkileyebilir mi? 

 Çocuğun doğumundan itibaren çalışmayı bırakan anneler ve bir süre sonra işine tekrar dönen annelerin çocukları arasında psikolojik açıdan farklılık olabilir de olmayabilir de. Bu, daha çok annelerin çocuklarına ayırdıkları kaliteli vakitle ilişkili bir durumdur Eğer anne bütün gün evde olup da çocuğuyla birkaç dakika bile anlamlı vakit geçiremez, sorularını ve sorunlarını geçiştirir ise bu çocuğun en azından eğitsel bakımdan birtakım sorunları olacaktır. Çalışan anne çocuğuyla var olan kısıtlı vaktini anlamlı bir şekilde değerlendirebilirse bu çocuğun gelişimi daha olumlu yönde etkilenecektir. Tabii bu arada annenin çalışma saatleri, eve geliş saati ve evde geçirdiği vakit ve annenin bu saatler içinde evde nasıl bir ruh hali içinde olduğu çocuğu olumlu ya da olumsuz yönde etkileyecektir. Çalışsın ya da çalışmasın agresif, sürekli yorgun, bezgin, mutsuz bir anne tabii ki çocuğu olumsuz yönde etkileyecektir. Bu nedenle, annenin, çocuğuyla birlikte geçirdiği dakikaları, işindeki ya da evindeki sorunları ve kişisel problemleri taşıdığı vakitler olması yerine, davranışlardan, yüz ifadesi, hareketler ve sesinin tonuna kadar, sevecen, anlayışlı, sabırlı bir anne tavrının hakim olduğu dakikalar yaşatmaya çalışılmalıdır. Yani önemli olan annenin çalışması ya da çalışmaması değil çocuğuyla bir arada geçirdiği vaktin niteliğidir.

 Çocuğu büyükanneye mi yoksa bakıcıya mı bırakmak daha uygun?

Bu sorunun yanıtı aileye göre değişecektir. Özellikle ülkemizde çalışan annelerin yoğun olduğu büyük kentlerde 0-3 yaş kreşlerin, iş yeri bakım merkezlerinin veya kreşlerinin yaygın olmamasından ötürü aileler daha çok bir bakıcıyı eğer yakında oturuyorsa babaanne veya anneanneyi veya akrabalardan bir kişiyi tercih etmektedirler. Burada çocuğa kimin bakacağından ziyade, bakımın ve eğitimin kalitesi, çocuğun sevgi ve ilgiyle büyüme ihtiyacının giderilmesi önemlidir. Ancak aileler, aileden bir kişiyi öncelikli olarak tercih etmektedirler. Çocuğa her kim bakarsa baksın önemli olan anne babanın eğitsel tutumları ile aynı tutumlara sahip olmalarının gerekliliğidir. Eğer çocuk, anne babanın hayır dediğine evet diyen bir bakıcı ya da babaanne ( ve diğer yakınlar) tarafından bakılıyorsa, eğitsel sorunlar kaçınılmaz olacak, çocuk her istediğini bir şekilde birine yaptırtan bir çocuk haline gelebilecektir.

 Çocuğa bu durumu (annenin niçin her gün işe gittiğini) nasıl açıklamak gerekir? 

Çocuklar dil bilişsel gelişimde belli bir aşamaya ulaştıktan sonra soru sormaya başlarlar ve yaş ilerledikçe soru türlerinde de çeşitlilik görülmeye başlar. Dolayısıyla sorular ve cevaplar da yaşla orantılı olarak değişir. 3 yaşındaki bir çocuğun sorduğu sorular ile 5 yaşındaki çocuğun soruları farklı olacağı gibi verilecek yanıtlar da farklı olmalıdır. Yaş küçüldükçe daha somut çocuğun anlayabileceği kelimeler ve kısa cümlelerden oluşan cevaplar verilmelidir. Çocuğa para kazanmak için işe gidiyorum demeden önce onun bu ifadeyi anlayıp anlamayacağını düşünmemiz gerekir. Her çocuğun gelişimi kendine özgüdür. Bu nedenle aileler çocuklarının neyi anlayıp neyi anlamadıklarını bilirler ve genelde bu doğrultuda ifadeler kullanırlar. Eğer çocuk sorusuna karşılık olarak verilen cevabı yeterli bulmuşsa ve anlamışsa susacak bir süre soru sormayacaktır. Çocuk söyleneni anlamamışsa veya verilen cevabı yetersiz bulmuşsa mutlaka ardından bir soru daha soracaktır. (Tabii daha önceden soru sorması engellenmemiş ve azarlanmamışsa). Anne işe gitmeye başladığında, ilk zamanlar, gitmesi gerektiği akşam (akşamı bilmiyorsa güneş evine gidince kullanılabilir) tekrar geleceği, birlikte olacakları , oyun oynayacaklarını söylemesine rağmen çocuk bir süre annenin peşinden ağlayacaktır. Annenin “sözünde durduğunu”, gidince geri döndüğünü gören çocuk zamanla bu duruma adapte olacaktır. Bu nedenle çocuğa doğruyu söylemek ve söylenen söze uymak, sözü yerine getirmek çocukta hem anneye, hem de ileride diğer insanlara güvenin gelişimi açısından önemlidir.
Unutmamak gerekir ki her sistemde yeni süreçler başladığında bu sistemin unsurları arasında bir çatışma yaşanır. Farklı dengelerin oluşmasında çatışmalar kaçınılmazdır. Bu sadece annenin işe başlaması yada işe giderken gördüğü tepki değil genel anlamda çocukla ilişkilerde ve yaşantının diğer alanlarında geçerli bir durumdur.

 Çok erken yaşlarda yuvaya vermek doğru mu? 

 Bakımı üstlenen kurum nitelikli bir kurum ise, çocuğun biyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan gelişimini istenen düzeyde destekleyebiliyorsa bunlar için fırsatlar sunabiliyorsa doğru bir seçim yapıldığı düşünülebilir. Bu soruya diğer bir cevabı ise aileler vermektedir: İhtiyaçları ve ekonomik imkanları doğrultusunda seçim yaparak. Örneğin; bazen aileler yakın akrabaları (babaanne, anneanne..) uzakta oturdukları için ve akşamları alıp eve götürmek çok zor olduğu için, çocuğu bir haftalığına bırakma gibi eğilimleri olmaktadır. Böyle bir ailede çocuğa, işyerindeki kreşte bakılması anne babadan akşamları uzak kalmasını engelleyecektir. Bahsedilen anaokulu ise, anaokulu eğitiminde uygun yaşlar 3-6 yaşlar arasındadır.

 2 yaş sendromu (inatçılık, huysuzluk )niçin olur? 

 0-2 yaş arasında çok hızlı gelişen çocuk artık kendisinin de bir birey olduğunu fark eder. Fiziksel açıdan da becerilerini yapabildiklerini fark ettikçe de bunu diğer insanlarla iletişiminde kullanır. Bu kullanım, bazen hayır şeklinde dediğini yaptırtma, kendisinin dediği olsun isteme şeklinde, bazen kendisine ait olduğunu ifade etme (benim), dinlenilmesini isteme, hatta bazen diğer kişilerin konuşmalarına fırsat vermeme, kendisiyle de konuşulmasını isteme şeklinde varlığını ve birey olduğunu hissettirme çabası şeklindedir. Aslında bu dönem çocuğun dil gelişimi alanında artık iyice ilerlediği neredeyse yetişkinle artık karşılıklı söz düellosu yapabilecek düzeye geldiği bir dönemdir. Sıklıkla çekişmeler inatlaşmalar yaşanır, bir evet der, bir hayır der, karşısındaki yetişkinin tepkisini izler ve onun sonucuna göre yeni ve farklı bir davranımda bulunabilir.Gelişimsel açıdan bakıldığında genellikle 2,5 yaş civarında bu tür özellikler görülmekle beraber dil bilişsel gelişimi yaşıtlarına göre daha ileri düzeyde olan bazı çocukların bu dönem özelliklerine benzer davranışları 2 yaşından itibaren de gösterdiklerini görmekteyiz.

 Bu dönemlerde aşırı inatçı olan çocuklarla baş etmek için nasıl davranmalı? 

Bu dönem çocuklarında en güzel yaklaşım şekli, davranışlarında ve çocuktan beklentilerinde istikrarlı kararlı bir anne baba modeli olma yönündedir. İstekleri doğrultusunda tutturan bir çocukla inatlaşmak işi daima zorlaştırır. Bu nedenle eğer yapılabilecek bir istekse daha inatlaşmadan önce evet denilmesi, eğer “hayır” denilecekse de tuttursa bile bu karardan vazgeçilmemesi doğrultusundadır. Çocuk karşısında kararlı bir anne baba gördükçe bu duruma daha çabuk adapte olabilecek zaman içinde bu tutturmalar da azalacaktır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu