9 – Bebek.com https://www.bebek.com Hamilelik, Bebek, Çocuk ve Anne Sağlığı Mon, 03 Nov 2025 12:45:28 +0000 tr hourly 1 https://www.bebek.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-cropped-bebek-favicon-192x192-1-32x32.png 9 – Bebek.com https://www.bebek.com 32 32 9 Haftalık Gebelikte Bebeğinizde ve Sizde Neler Olur? https://www.bebek.com/9-hafta-gebelik/ https://www.bebek.com/9-hafta-gebelik/#comments Sun, 24 Jul 2022 13:00:38 +0000 http://bebek.com/?p=824 9. hafta hamilelik ile ilgili size harika bir yazı hazırladık. 🙂 Şimdiden tüm anne adaylarına keyifli okumalar diliyoruz.

9 Haftalık Gebelik

Hamile olduğunuzu öğrendiğiniz andan itibaren içinizde büyümeye başlayan bebeğiniz sayesinde hayatınızda unutamayacağınız anların yaşanacağı yeni bir dönemin 8 haftasını geride bıraktınız bile. Evet, farkındayız başta çok uzun gelen hamilelik süreci oldukça hızlı ilerliyor. Bu dönemde bebeğiniz hızla gelişip büyürken kendi bedeninizde de bazı değişimlerin yaşanacağını biliyorsunuz. Gebeliğin 9. haftası ile ilgili aklınızdaki sorulara cevap bulabileceğiniz, her türlü bilgiyi edinebileceğiniz bu yazımızı sizler için hazırladık.

9 Haftada Bebek

Hamilelik belirtilerinin tüm hızıyla devam ettiği 9.haftada, sizi şaşırtacak şekilde bebeğinizin gelişimi de sürer. Her geçen hafta farklı gelişmeler olan hamilelik döneminde 9 haftalık bebek hakkında bilmeniz ve yapmanız gerekenleri hiçbir detay atlamadan gelin birlikte inceleyelim.

Bebeğim Ne Kadar Büyüdü?

İlk ultrason kontrolünde minik bir fasulyeye benzeyen bebeğiniz şimdi bir kiraz boyutuna ulaştı. Bundan sonra her geçen gün daha hızlı büyüyecek, boyu ve kilosu değişecektir. Bulunduğu hafta içerisinde olması beklenen fetal uzunluk ve kütle tablosu aşağıdaki gibidir.

*Bebeğin kütlesi çok küçük olduğu için bebeğin değil kesenin kütlesi hesaplanmıştır.

Gebelik Yaşı (Hafta) Kesenin Kütlesi (g)  Uzunluk (cm)
9. hafta 500 2-2,5

Bu bilgiler bir referans değerinde olup değerler bebekten bebeğe değişebilir. Bunun en önemli nedeni döllenme zamanındaki değişikliktir. Tahmin edilenden daha geç bir zamanda döllenme gerçekleştiyse bebek bu değerlerin altında kalmış olabilir. Böyle bir durumla karşı karşıya kaldığınızda endişelenmenizi gerektirecek bir durum olmadığını bilmeniz ve bebeğinizin gelişimini doktorunuzun verdiği bilgiler doğrultusunda takip etmeniz daha doğru olacaktır.

Sistemlerinin Gelişimi ve Yeni Kazanılan Beceriler

1. trimester döneminin içinde bulunduğunuz 9 haftalık süreçte bebeğiniz gram gram büyümeye devam eder. İlk hâliyle embriyo olarak isimlendirilen bebeğinizin artık bir fetüs olmasına sayılı günler kala ne gibi değişimler geçirdiğini merak ediyorsanız işte 9 haftalık bebeğin organ ve sistem gelişimi

  • Sinir Sistemi

Bebeğinizin beyin ve omurilik gelişimi hızla devam ettiriyor ancak organlar ile beyin arasında bilgi aktarımı sağlayacak kadar gelişmemiştir. Beynin diğer sistemler ve organlar üzerindeki kontrolü tam olarak oluşmamıştır.

  • Dolaşım Sistemi

Bu haftaya kadar bebeğinizin kan ihtiyacı yolk kesesi sayesinde karşılanıyordu. Yolk kesesi, hipoblast hücreleri tarafından oluşturulmuş ve embriyoya bağlı bir kesedir. Amniyotik keseyle birlikte oluşan bu kesenin bebeğinizin yaşamsal ihtiyaçlarını karşıladığını söyleyebiliriz. Ancak 9. haftayla birlikte kemik iliği, dalak ve karaciğerin gelişimiyle bu ihtiyaç artık bebeğinizin organları tarafından sağlanacaktır.

Önceki hafta oluşmaya başlayan kalbin gelişimi de devam eder ve kalpteki kanın akmasını sağlayan valfler de hamileliğin 9. haftası oluşur.

  • Sindirim Sistemi

Sindirim sistemini oluşturan yapı ve organlar gelişimini devam ettirir. Bebeğin bağırsakları uzamasını sürdürür. İleride sindirim atıklarını vücut dışına atmaya yarayacak olan anüs yapısı oluşmaya başlar.

  • Solunum Sistemi

Akciğerlerin oluşumu daha önceki haftalarda başlamıştı. Bu hafta ise solunum olayını gerçekleştirecek yapılardan biri olan diyafram oluşur. Solunumun sisteminin ilk organı olan burun profilden görülebilecek kadar belirginleşir, burun ucu ve burun delikleri gelişmeye devam eder.

  • Destek ve Hareket Sistemi

Gebeliğin 9. haftası bebeğin kıkırdak yapıdaki destek ve hareket sistemi yavaş yavaş kemikleşmeye doğru evrilmeye devam eder. Bu kemikleşme ilk olarak kafatasında görülecektir. Kol ve bacak gibi uzuvların gelişimi sürerken uçlarında dokunma yerleri ve eşsiz parmak izi bulunan minik parmaklar da bu hafta uzamaya başlayacaktır. El ve ayak parmaklarının oluştuğunu ancak perdeli olduğunu söyleyebiliriz. El ve ayakların yanı sıra diş kökleri de bu hafta itibariyle oluşmaya başlar.

9 haftalık bebek minik hareketlenmelere başlamıştır. Ancak bunu annenin henüz hissetmesi pek mümkün değildir. Sabırsızlandığınızı biliyoruz ama bu hissiyat için biraz daha beklemeniz gerekir.

  • Boşaltım Sistemi

Henüz böbreklerin varlığından bahsedilemez. Ancak ileride kanı süzecek ve idrarı oluşturacak olan boşaltım sisteminin temelleri atılır. Hücreler bir araya gelip boşaltım sistemi organlarının temeli olan dokuları oluşturur.

  • Üreme Sistemi

Hamileliğinizi öğrendiğinizde bebeğinizin cinsiyetini de içten içe merak etmeye başlarsınız. Her ne kadar sağlıklı olması tek dileğiniz olsa da aklınızda bu soru dolanıp durur. Ama bebeğinizin daha zamana ihtiyacı var. Üreme sistemini oluşturan organlar dokusal boyutta gelişmeye başlar ama dış genital organlar henüz görülebilecek kadar belirgin değildir.

  • Endokrin Sistemi

İnsan vücudunda pek çok hormon ve salgı bezi bulunur. 9 haftalık hamileliğinizde ise bu hafta itibariyle tiroit bezi gelişmeye başlar. Vücuttaki metabolik faaliyetleri düzenleyen tiroit bezleri dil kökünden başlayarak bebeğin boynuna doğru ilerler.

Dilerseniz “Uzman Gözünden Hamilelik Takibi” videolarımızda 9. haftayı izleyebilirsiniz. 🙂

9 Haftalık Bebek Hareketleri

Bebeğiniz her geçen gün büyümeye devam ediyor. Kolları, bacakları, el ve ayakları gelişmeye ve uzamaya başladı bile. Bu büyüme aşamasında bebeğinizde ufak hareketlenmeler başlamış olsa da 9 haftalık bebek hareketleri henüz sizin hissedebileceğiniz boyutlara ulaşmadı. Tekmelerini hissettiğiniz, karnınızda bir o yana bir bu yana gittiği o eşsiz anları yaşamak için büyük bir heyecan duyuyorsunuz ama biraz daha beklemeniz gerekiyor.

9 Haftalık Bebekte Duyu Organları Gelişimi ve Özellikleri

Duyu organları ve bunların gelişimi bebeğinizin beyin gelişimine bağlı olarak ilerler. Çünkü duyu organları beynin kontrolünde çalışır. Duyu organlarını oluşturan yapılar yavaş yavaş oluşmaya başlasa da henüz görevlerini yerine getiremezler. Beyin, gelişimini son haftalara kadar devam ettireceği için tam bir hissiyattan söz etmek hamileliğin 9.haftası için doğru olmaz. Dilerseniz bu hafta duyu organlarında nasıl bir gelişme yaşanıyor birlikte göz atalım.

  • Göz ve Görme Duyusu

Bu hafta bebeğinizin göz kapakları oluşmaya başlıyor.  Gözler iki oyuntu içerisinde oluşmaya başlar. Henüz görme olayını gerçekleştirecek yapıda değil, hâlâ başın iki yanında ve normalde bulunması gereken yerden çok uzakta. Yavaş yavaş yüzün olması gereken yerine doğru ilerleyecektir. Göz kasları henüz olgunlaşmamıştır.

  • Kulak ve İşitme Duyusu

Anne olacağınızı öğrendiğiniz ilk andan itibaren gizli gizli bebeğinizle konuştuğunuzu biliyoruz. Bu bebeğinizle bir bağ kurma yöntemi olarak gayet makul ama henüz sizi duyabileceği kadar işitme duyusu gelişmedi. Şu an sadece küçük kulak memelerine sahip.

  • Deri ve Dokunma Duyusu

Bebeğinizin belki de ilk gelişen duyusu dokunmadır. Çünkü yavaş yavaş büyüyüp bir insan şeklini almaya başladığında deri diğer organlara göre daha önce gelişimini tamamlar. Bu sebeple bebeğiniz amniyotik sıvı içerisinde yavaş yavaş bulunduğu ortamı hissetmeye başlar. İlerleyen dönemlerde sizin dokunuşlarınızın sebep olduğu basıncı bile hissedecek.

  • Dil ve Tat Alma Duyusu

Dilin yer aldığı ağız boşluğu yavaş yavaş şekil almaya hatta belirgin hâle gelmeye başladı bile. Şu an ağzını hareket ettiremez ve içinde bulunduğu sıvının tadını alamaz. Bu becerileri ilerleyen haftalarda kazanacaktır. Ayrıca 9 haftalık gebelik diş köklerinin oluşturmaya başladığı zamandır.

  • Burun ve Koku Alma Duyusu

Burun, profilden bakıldığında kendini gösterecek kadar belirgin hâle gelmeye başlar. Ancak kokuları algılamasını sağlayan koku almaçları henüz görevini yapacak kadar gelişmemiştir.

9 Haftalık Bebek Kaç Aylık Olur?

Hamilelik 40 hafta yani 9 ay 10 gün süren, başta uzun gelen ama su gibi akıp geçen bir süredir. Bizler genelde bunu ay olarak hesaplarız. Ancak doktor kontrolüne gittiğinizde bu takipleri haftalık olarak yaptığını göreceksiniz. Bu durum bazen kafa karıştırıcı olabilir. Eğer 9 hafta kaç aya denk geliyor diye merak ediyorsanız gelin birlikte hesaplayalım.

1 hafta= 7 gün, 1 ay=30 gün

9 hafta = 9×7 = 63

63/30 = 2 ay 3 günlük

Bu hesaplamayı göz önüne alırsak bebeğiniz şimdiden 2 ayı geride bırakmış bile.

9 Haftalık Gebelikte Anne

Anne olacağınız haberini aldıktan sonra üzerinden haftalar geçmeye başladı ve siz 9. haftaya gelirken vücudunuzda bazı değişimler olduğunu fark etmeye başladınız. Hem fiziksel hem de manevi olarak 9 haftalık hamilelikte anne adaylarında yaşanan bu değişimlerin neler olduğunu dilerseniz hep birlikte inceleyelim.

Kilo artışı

Hamileliğin en belirgin hissedilen değişikliklerinin başında kilo artışı gelir. İlk haftalarda hamileliğiniz belli olmaz ama yavaş yavaş kilo almaya başlarsınız. Bu artışı hamileliğiniz boyunca kontrol altında tutmak hem bebeğiniz hem de sizin için oldukça önemlidir. Eğer bir sağlık probleminiz yoksa kilo alımına dikkat etmeli ve bu konu hakkında doktorunuzda gerekli bilgiyi almanızı tavsiye ederiz.

Sabah bulantıları

Hamileliğiniz başladığında belki sizi en çok zorlayacak durumlardan biri sabah bulantılarıdır. Bu bulantıların birkaç sebebi bulunur. Hamilelik hormonu olan Beta HCG hormonunun artışı ile başlar ve yaklaşık 13. haftaya kadar devam eder. Kan basıncındaki ani düşüşler de sabah bulantılarına yol açan sebepler arasındadır. Bu sebeple sabah aç karnına uyandığınızda daha yoğun hissetmeni normaldir.

Bulantıların sebeplerinden bir diğeri ise progesteron hormonunun artışıdır. Progesteron artışı mide kaslarını gevşetir ve yiyeceklerin bağırsaklara gidişini yavaşlatır. Bu durum sonucunda mide asidi artar ve bulantılara yol açar. Eğer aşırı kusma durumu varsa doktorunuzla görüşmenizi ve gerekiyorsa kaybettiğiniz su, tuz ve mineraller için takviye almanızı öneririz.

Hamilelikte Mide Bulantısına 15 Çözüm Önerisi: https://www.bebek.com/hamilelikte-mide-bulantisina-15-cozum-onerisi/

Kan hacmindeki artış 

Hamilelikle birlikte vücudunuzdaki kan hacminde neredeyse %50 oranında bir artış yaşanır. Bu artış damarlarınızın daha belirgin olarak görünmesine sebep olabilir. Bu endişelenmenizi gerektirecek bir durum değildir. Kan hacmindeki artış zaman zaman burun kanamalarına da neden olabilir. Vücudunuzdaki kan miktarının fazla olması, doğum sırasında yaşayacağınız kan kaybına karşı da koruma sağlar.

Rahmin büyümesi 

9.haftada yaşanan en belirgin değişikliklerden biri de rahmin büyümeye devam ediyor olmasıdır. Rahminizin boyutu bu hafta yaklaşık bir portakal kadar oldu ve hâlâ kasık kemiğinin arkasında. Bu büyümeyi sağlayan en büyük etken ise kan miktarındaki artıştır. Hamileliğinizin ilk 3 ayında kalpten çıkan kanın %25’i rahme ve plasentaya gelir. Bu da hem bebeğin hem de rahmin büyümesine katkı sağlar.

Sık idrara çıkma

Rahim büyümeye devam ettikçe idrar torbasına yaptığı baskı da artar. Bu da çok sık olmasa da eskisine nazaran daha sık idrara çıkma isteğine sebep olabilir.

Hamilelik yorgunluğu

hamilelik-yorgunlugu

Hamilelik fiziksel ve duygusal olarak değişimlerin fazlaca yaşandığı bir dönem olduğundan kendinizi bu süreçte yorgun hissetmeniz oldukça doğaldır.

Kısa yürüyüşler sonrası yorgun hissedebilir hatta gün içinde şekerleme yapmak isteyebilirsiniz. Aslında bunun en büyük sebebi vücudunuzun anneliğe, hamileliğin ilerleyen dönemlerine sizi hazırlamak istemesidir. Bu sebeple dinlenmeye özen göstermek, kaygı ve endişelerden uzaklaşma doğru olacaktır.

Göğüslerde değişim

Hamilelik döneminde vücut kendini doğum sonrasına hazırlamaya başlar. Bu hazırlık bedeninizde birçok semptoma sebep olurken göğüslerde de bazı belirtilerle kendini gösterir. Gebeliğin 9. haftası itibariyle göğüslerinizde büyüme ve meme uçlarında koyulaşma görülür.

Hamilelik hormonları vücudunuzda renk hücrelerinde yani pigmentlerde artışa sebep olur. Meme uçlarının koyulaşması ve karnınızda koyu renkli bir çizginin oluşma sebebi de yine pigment artışıdır.

Seni Rahatsız Eden Hamilelik Semptomlarını En Aza İndirecek İpuçları

Hamileliğin 1. ve 3. trimesterleri 2. döneme göre biraz daha zorlu geçebilir. İlk trimester ilk 3 aylık dönemi kapsadığı için 9.haftalık gebelik döneminde 1. trimester içerisindesiniz. Bu süreçte bazı belirtiler gündelik yaşamınızı zorlaştıracak kadar rahatsız edici olabilir. Öyleyse hamilelik semptomlarını en az indirmek için bazı pratik bilgilere ihtiyacınız olacağı kesin.

  1. Bu dönemde hazımsızlık, mide yanması, bulantı, gaz sorunu gibi problemler yaşayabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken azar azar porsiyonlar ve sık aralıklarla yemek olacaktır. Midenizi çok doldurmadığınızda bu şikayetlerdeki azalmayı fark edeceksiniz.
  2. Düzenli egzersiz yapmak iyi gelecektir. Bu sadece kilo artışını kontrol altına almak için değil ileride oluşabilecek sırt ve bel ağrılarını azaltmak için de gereklidir. Hatta düzenli ve doğru şekilde yapılan egzersizler doğumu bile kolaylaştırır. Doktorunuza danışarak yoga, pilates, yüzme ya da yürüyüş spor dallarından birini seçebilirsiniz.
  3. Cinsel organ bölgesinin koyulaşması ve vajinal akıntıda artış, renk koyulaşması ve kötü koku görülmesi durumunda mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz.

9 Hafta Gebelikte Kaç Kilo Almalısın?

Hamilelik, içinizde yeni bir canlıya hayat verdiğiniz mucizevi bir dönemdir. Bebek büyürken vücudunuz da bu değişime kendini hazırlamaya başlar. Bu sebeple haftalar ilerledikçe kilonuzda artış yaşanması normaldir. Önemli olan bu süreçte aldığınız kiloya dikkat etmek olmalıdır. Çünkü fazla kilo artışı hamilelik diyabeti, yüksek tansiyon ve kolesterole sebep olabilir. Ayrıca fazla kilo doğumda da bazı komplikasyonların yaşanmasına yol açabilir.

Hamileliğin 3. ayından sonra kilo artışı daha hızlı olacağı için ilk 3 ay kilonuzu kontrol altında tutmakta fayda var. 9 haftalık gebelikte kaç kilo alınır diye merak ediyorsanız ilk 3 aylık dönem için kilo artışının 1-3 kilo aralığında olması beklenir.

Beslenme Önerileri

Hamilelik döneminde yediğiniz her şey ya plasenta yoluyla bebeğinize aktarılır ya da sizin için kendi vücudunuzda depolanır. Bu sebeple 9 haftalık gebelikte beslenme konusu önemlidir. Aşağıdaki bilgiler size bu süreçte yardımcı olacaktır.

  • Düzenli ve dengeli beslenme bu dönemde hem sizin hem de bebeğinizin gelişimi için oldukça önemlidir. İçeriğinde katkı maddesi olan, raf ömrü uzun paketli ürünlerden uzak durmalısınız. Salam, sucuk, sosis gibi işlenmiş etleri tüketmemeli, hazır çorba ve asitli içecekleri hayatınızdan çıkarmalısınız.
  • Kalsiyum ihtiyacı bu haftalarda oldukça fazladır. Bu sebeple kalsiyum bakımından zengin ve protein içerikli besinleri tüketmeye özen göstermelisiniz. Süt, peynir, yoğurt ve kefir bu besinlerin başında gelir.
  • Kilo artışını kontrol etmek için diyet ya da detokslardan uzak durmalısınız. Yeterli ve dengeli beslendiğiniz takdirde hem sağlıklı bir hamilelik geçirir hem de kilo artışını kontrol altında tutabilirsiniz. Örneğin öğlen sebze yediyseniz akşam et grubundan birini tüketmek daha doğru olacaktır. Ayrıca ara öğünlerde meyve, ceviz, fındık gibi besin değeri yüksek besinleri tüketebilirsiniz.

Egzersiz Önerileri

Spor ve egzersiz hayatın her döneminde olduğu gibi hamilelikte devam etmesi gereken bir aktivitedir. Daha önce de belirttiğimiz gibi hamilelikte sadece kilo artışını kontrol altına almak için değil vücudunuzdaki değişimlerle birlikte bel ve sırt bölgelerinde oluşabilecek ağrılar içinde egzersiz oldukça önemlidir. Kas ve iskelet sisteminin güçlü olması size doğumda da kolaylık sağlayacaktır.

Henüz gebeliğin 9. haftası karnınız hareket kısıtlamasına neden olmadığı için doktorunuzla ve spor koçunuzla görüşüp sizin için en uygun olan egzersizlerden birini seçebilirsiniz. En çok tercih edilen 9 haftalık gebelik egzersizleri yoga, pilates, yürüyüş ve yüzmedir.

9 Haftalık Gebelikte Kontrol Listesi

  • Hamilelik şüphesiyle doktora gittiğiniz ilk kontrolde bile birtakım kontrol ve testlerin yapılması istenir. Hem bebek hem de anne sağlığı için ilk 3 ay içerisinde bu testlerden sıkça yapılması beklenir. Fakat gebeliğin 9. haftası henüz erken bir dönem olduğu için kan testi ve ultrason taraması ile sınırlı kalacaktır.
  • Siz 9. haftayı kendiniz için bir kontrol listesi hazırlayarak geçirebilirsiniz. Bel çevrenizin kalınlaşmaya başladığı bu haftayı kendinize bakım haftası olarak seçebilir, çatlakların oluşmasını engellemek için cilt tipinize uygun krem ve bakım yağları alabilir, göğüs ucunuz için nemlendirici ürünler tercih edebilirsiniz.
gebelikte-8-hafta
10-hafta-gebelik-hakkinda-hersey
]]>
https://www.bebek.com/9-hafta-gebelik/feed/ 2 https://www.youtube.com/embed/ub4HRz2PE0M 9 - Bebek.com nonadult
Bebeğiniz ile İlk 10 Hafta https://www.bebek.com/bebeginiz-ile-ilk-10-hafta/ https://www.bebek.com/bebeginiz-ile-ilk-10-hafta/#respond Wed, 23 Mar 2022 10:00:00 +0000 https://bebek.com/?p=1918 Jinemed Kadın sağlığı Merkezi Direktörü Prof. Dr. Teksen Çamlıbel önümüzdeki 4 hafta boyunca bebeğinizin hafta hafta ne kadar büyüdüğünü anlatacak. İşte size bütün evreleri ile gebelik…

1. HAFTA

Gebeliğin ilk haftası…
Çoğu insan için şaşırtıcı olmakla birlikte gebeliğin başlangıcı olarak, gebe kalınan ilişkinin olduğu gün değil, bundan yaklaşık 14 gün öncesi yani son adet kanamasının ilk günü (SAT) kabul ediliyor. Bu durumda kanamanızın başladığı gün istatistiksel anlamda gebeliğiniz başlıyor. Bu şekilde hesaplandığında insanlarda gebelik 280 gün yani 40 hafta sürüyor.

28 günde bir adet gören kadın için yumurtlama zamanı kanamanın başlangıcından itibaren 14. gün civarı kabul ediliyor. Bu günler zararlı alışkanlıklardan vazgeçmek için en uygun dönem. Örneğin sigara içmeye son verilip, alkol ve ilaç alımını kısıtlamak gerekiyor.

Uygun ve sağlıklı beslenme alışkanlığı elde etmeye çalışılmalı. Bu alışkanlıklar rahat bir gebelik süreci için önemli. Bol miktarda taze meyve ve sebze tüketmek, yapay maddeler içeren besinlerden uzak durmak ve olabildiğince fazla su içmek gerekiyor. Daha önceden başlanmadı ise bu zaman içinde folik asit alımına başlanabilir.

Folik asit sayesinde nöral tüp defekterinin yaklaşık %50’lik bir kısmı önlenebiliyor. Eğer mümkünse egzersiz yapmak yine oldukça yarar sağlıyor. Bu gebelik öncesi dönemde pozitif düşünmek ve mümkün olduğunca dinlenerek stresten uzak durmak dünyaya getirmeye çalışılan bebek için oldukça iyi bir başlangıç oluyor.

2. HAFTA

Hormonlar iş başında;
Anne adayının yumurtalıklarında yumurta hücresi gelişimi devam eder. Bu esnada endometrium adı verilen rahim zarı da kalınlaşmaya başlar. Bu kalınlaşma döllenme meydana geldikten sonra oluşacak embriyonun rahim içinde rahatlıkla tutunmasını sağlamayı amaçlıyor.

Yeni gelişecek olan canlının ihtiyaçlarını karşılamak üzere vücudun bu kısmında kanlanma artıyor. Bu haftanın sonunda gelişen yumurta çatlayarak yumurtalıktan atılıyor. Yani yumurtlama meydana geliyor. Bir adet döneminde kadında sadece 1 yumurta üretiliyor ve çatlıyor.

Çift yumurta ikizlerinde ve üçüzlerinde farklı olarak tek bir yumurta değil birden fazla yumurta atılıyor. Bu yumurtaların hepsi döllenirse çoğul gebelik oluyor.

3. HAFTA

Hayatın başladığı andasınız…
Yumurtalıklardan atılan yumurta hücresi ile erkekten gelen sperm fallop tüplerinde karşılaşır. Pek çok sperm, yumurta etrafında kümelenmesine rağmen bunlardan sadece 1 tanesi yumurtanın zarını geçerek içine girer ve kendi genetik materyali ile yumurtanın genetik materyali birleşir.

Döllenme ile birlikte adına yaşam denilen mucize başlıyor. Fertilizasyon yani döllenme tek bir spermin yumurta hücresinin içine girmesi ile başlar ve zigot adı verilen oluşumun ortaya çıkması ile sonlanır. Fertilizasyon süreci yaklaşık 24 saat kadar sürer.

Bir sperm yaklaşık 48 saat canlı kalabiliyor. İlişki esnasında vajina içine yaklaşık 300 milyon sperm bırakılıyor. Spermlerin sadece %1’i yani 3 milyon kadarı rahim içine girebiliyor. Rahim içine giren spermler kadının üreme organları içinde ilerleyerek tüplere kadar ulaşıyorlar. 10 saat süren bu seyahat sonunda yumurta hücresine kadar gelen spermleri başka bir görev bekler; yumurta hücresinin kabuğunu kırarak içine girmek.

Yumurta hücresi “zona pellucida” adı verilen bir zar ile çevrili. Spermlerden sadece 1 tanesi bu zarı delerek yumurtanın içine girebiliyor. Penetrasyon adı verilen bu işlem 20 dakika kadar sürüyor ve bir sperm penetre olduktan sonra “zona pellucida” tamamen kapanarak başka bir spermin girişine izin vermiyor. Sperm ve yumurta hücrelerinin çekirdeklerinin birleşmesi ile zigot ortaya çıkıyor ve döllenme sona eriyor.

Zona pellucida’nın içindeki tek hücreli zigot döllenmeden 1,5–3 gün sonra bölünmeye başlar. Bu ilk bölünmeye klivaj adı veriliyor. Ortaya çıkan hücrelere ise blastomer deniyor. Klivajı takiben hızlı bir bölünme süreci başlıyor. Yaklaşık her 20 saatte bir hücre sayısı ikiye katlanıyor ve her bölünme ile birlikte zona pellucida içinde bulunan blastomerlerin çapı küçülüyor.

Hücre sayısı 16’ya ulaştığında artık zigot morula adını alıyor. Tüm bu olaylar gerçekleşirken zigot tüp içinde rahim boşluğuna doğru olan seyahatini devam ettiriyor. 4’üncü güne gelindiğinde morula uterus içine ulaşmış oluyor. Bu aşamada hücre bölünmesi hızla devam ediyor ve morulanın merkezinde bir boşluk oluşmaya başlıyor. Bu aşamadaki oluşuma “blastokist” adı veriliyor.

Zona pellucida boyutları sabit olmakla birlikte içindeki hücreler düzleşir ve yoğunlaşır. Blastokist aşamasında artık hücre faklılaşması da başlıyor. Hücrelerin bir kısmı embriyoyu oluşturacak olan embriyobalastlar iken geri kalan hücreler plasentayı yapmak üzere trofoblast olarak farklılaşıyor.

Döllenmeden 5–6 gün sonra implantasyon yani rahim içine yerleşme başlıyor. Blastokist zona pellucida’yı yırtarak çıkar. Buna “Hatching” adı veriliyor. Bu esnada trafoblastlar bir enzim salgılayarak rahim içindeki hücre yapısını değiştiriyor ve blastokist için bir implantasyon alanı sağlıyor. Aynı anda trofoblastlardan hCG hormonu da salgılanmaya başlıyor. Gebelik testlerinin pozitif olmasını sağlayan hormon da bu. İmplantasyonu takiben endometriumun (rahim iç zarı) o bölümünde kanlanma artıyor ve gebeliğin devamı için gerekli olan kan dolaşımı başlıyor.

Döllenme anında bebeğin cinsiyeti belli oluyor. Eğer dölleyen sperm X kromozomu taşıyor ise kız, Y kromozomu taşıyor ise erkek bebek dünyaya geliyor. Dolayısı ile bebeğin cinsiyetini belirleyen erkek, yani babası oluyor. Kadının bebek cinsiyetinde en ufak bir rolü bulunmuyor. Bu devrede cinsiyeti saptamak ancak genetik inceleme ile mümkün. Bu aşamada belli olan sadece cinsiyet değil. 38 hafta sonra dünyaya merhaba diyecek olan bireyin göz renginden kan grubuna kadar bütün genetik yapısı belli oluyor.

Annedeki değişiklikler
Bu aşamada anne adayında herhangi bir fiziksel ya da ruhsal değişiklik olmaz. Yalnız implantasyon esnasında hafif bir lekelenme şeklinde kanama olabiliyor.

4. HAFTA

Anne olacağım…
Bu haftanın sonunda tüm dünyaya anne olacağınızı ilan edebilirsiniz. Normalde adet görmeniz gerekirken adetiniz gecikti. Zaman zaman bu tür gecikmeler olabileceğini biliyorsunuz ama yine de heyecanlısınız. O halde neden daha fazla merakta kalacaksınız. Hemen eczaneden bir gebelik testi alıp evde yapın.

Bebeğiniz ile İlk 10 Hafta

Sonuç negatif çıkarsa hemen ümitsizliğe kapılmayın çünkü zaman zaman gebelik testleri negatif olabilir. Bu durumda doktorunuza gitmeniz gerekir. Henüz bir doktorunuz yoksa hemen arkadaşlarınıza sormaya başlayın. Bu dönemde yapılan ultrasonografide gebelik kesesini görmek genelde mümkün değil. Ancak kanda yapılan gebelik testi %100’e yakın doğrulukla gebeliğin olup olmadığını tespit edebiliyor.

Gebelik yoksa ya da adet görürseniz fazla üzülmemeye çalışın. İlk denemede gebe kalma oranının sadece %25 olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Denemeye devam edin. Eğer adet gecikmesine rağmen gebe değilseniz doktorunuz size adet gördürecek bir tedavi önerir. Gebe bir kadında bazı fizyolojik ve ruhsal değişiklikler oluyor. Bu aşamadaki belirtiler adet öncesi belirtilerle hemen hemen aynı. Halsizlik, yorgunluk ve göğüslerde hassasiyet bulunuyor.

Döllenmeden yaklaşık 1 hafta sonra impalantasyon gerçekleşir ve trofoblast adı verilen hücreler endometrium hücrelerini hasarlayarak minik kan göllenmelerine neden olur. Bu döllenmeler yeni damar oluşumunu tetikler ve oluşacak olan plasentanın dolaşımı başlar. Embriyoblast adı verilen hücre grubu ise hızla çoğalarak 2 tabakalı bir disk oluşturur. Bu tabakalardan üstte olanı amniyon zarı ve embriyo olarak gelişimine devam ederken alt tabaka ise “yolk sac” adı verilen oluşumu meydana getirir.

4. haftanın sonunda “koriyonik villus” adı verilen doku rahmin içine doğru ilerler ve embriyoda kan damarları teşekkül etmeye başlar. Yolk sac ise kan sistemini meydana getiren hücreleri üretilir. Bu haftanın sonunda embriyo ile plasenta arasında “connecting stalk” adı verilen bir oluşum bulunur ve bu daha sonra göbek kordonunu meydana getirir.

5. HAFTA

Şu gebeliğe bir göz atalım;
Salgılanan hormonların etkisi ile ilk değişiklikler ortaya çıkmaya başlar. Memelerde dolgunluk ve hassasiyet bu haftada en sık karşılaşılan yakınmalar oluyor. Sürekli uyku hali ve halsizlik görülür. Rahimdeki büyüme mesanenin kapasitesini azalttığı için sık sık tuvalete gitme ihtiyacı duyulur.

Doktor yapacağı vajinal ultrasonografi ile gebelik kesesini uterus görülebilir. Eğer ultrasonda kese görülemez ise bu bir dış gebelik olabilir. Dış gebelik karın içinde kanama yaparak hayati tehlike yaratabilen ciddi bir durum, bu nedenle ilk kontrolün geciktirmemesi gerekir. Vajinal ultrason yapılması gebelik ve bebek için zararlı değil, bu konuda kaygılanmamak gerekir.

16. günde gelişim iyice hızlanır. Endoderm tabakasından akciğerleri çevreleyen zarlar, dil, bademcikler, ürethra, mesane ve sindirim sistemi gelişirken, mesodermden kaslar, kemikler, lenf sistemi, dalak, kan hücreleri, kalp, akciğerler ile üreme ve boşaltım sistemleri faklılaşır. Cilt, tırnaklar, saç, gözün lens tabakası, işitme sistemi, burun, sinüsler, ağız, anus, diş mineleri, hipofiz bezi, meme dokusu ve sinir sitemi ise ektoderm tabakasından farklılaşmaya başlar.

Döllenmeden 17–19 gün sonra embriyonik alan bir armuta benziyor. Kafa kısmı kuyruk kısmına oranla daha geniş oluyor. Ektoderm tabakası nöral plakayı oluşturmak üzere kalınlaşıyor. Bu plakanın kenarları kıvrılır ve “nöral oluk” adını alıyor. Bu embriyonun sinir sisteminin taslağıdır ve ilk gelişen organ sistemlerinden birisidir.

Bu haftanın sonunda bebeğin kan hücreleri oluşur ve epitel hücreler arasında kanallar oluşturmaya başlıyor. 21. güne ulaşıldığında mesodermden köken alan somitler nöral oluğun her iki yanında ve kuyruk kısmından başlayarak belirmeye başlar. Endokardial hücreler ise erken embriyodaki ilkel kalp tüplerini meydana getirir.

6. HAFTA

Dikkat çalışma var!
Belki de hala daha gebe olduğunuzu size fark ettirecek şikâyetleriniz yok. Gebelik öncesi yaşantınız ile hiçbir fark göremiyorsunuz. Bilmelisiniz ki içinizde bir fabrika var ve hayal bile edemeyeceğiniz kadar hızlı çalışıyor.

Embriyonun tek tek her hücresi sürekli faaliyet halinde. Bu faaliyetin sonucu olarak bazı şikâyetlerde yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlıyor. Pek çok kadın gibi sizde özelikle sabahları uyandığınızda midenizin bulandığını fark edebilir hatta kusabilirsiniz.

Eskiden sizi cezbeden yemek kokuları artık size tiksinti veriyor ya da eşinizin o çok sevdiğiniz parfümünün birden bire aslında hiç de güzel olmadığını fark ettiniz. İş arkadaşınızın sigarası hiç sizi bu kadar rahatsız etmemişti. Aslında tüm bu kokular yine eskisi gibi. Değişen sizsiniz.

Gebelik hormonlarının beyninizdeki bulantı merkezini uyarması neticesinde olan bu durum emesis gravidarum olarak adlandırılıyor. Eğer bulantı ve kusmalar sizin yaşantınızı ve beslenmenizi etkileyecek kadar şiddetli olur ise hiperemesis gravidarum tablosu gelişti anlamına gelir. Bu durumda ilaç kullanmanız gerekebilir.

Bu dönem bebeğin organ gelişimi için kritik olduğundan alkol, sigara gibi bebeğe zararlı olabilecek maddelerden uzak durulması gerekiyor. Pek çok anne adayı bu dönemde gebe olduğunu sevdikleri ve dostları ile paylaşmak ister ve aileye yeni bir bireyin katılacağı müjdesi bu haftada verilir. Bazı anne adayları ise mutlu haberi paylaşmak için düşük riski olan dönemin geçmesini ve gebeliğin normal seyrettiğinden emin olmayı bekler. Her iki davranış şekli de normaldir.

21–23 günlerde embriyonun boyu 1,5–3 mm kadar olur. Göz ve kulak taslakları meydana gelir. Nöral tüp yavaş yavaş kapanmaya ve nöral taç adı verilen kısım ise kafatası ve kafayı oluşturmaya başlar. Embriyonun kalbi atmaya başlar. Ancak damarlar tam anlamı ile gelişmediğinden tam bir dolaşım olmaz.

27. günün sonunda embriyo C şeklini alır. Yüz ve boyunu oluşturacak olan kıvrımlar belirginleşir. Kalpte karıncık ve kulakçıkları ayıracak olan septalar belirir. Kapakçıklar gelişmeye başlar. Sindirim sitemini oluşturacak olan hücreler karaciğer, mide ve pankreas üretmek üzere farklılaşır. Sindirim siteminde ilk farklılaşan hücre grubu karaciğer yapacak olan hücreler oluyor. Embriyo boyu 5 mm buluyor.

7. HAFTA

Tomurcuklar açıyor;
Siz hala dışarıdan bir şey fark etmeseniz de embriyonuzda hummalı faaliyet devam ediyor. Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu bir fasulye tanesi kadar oluyor. Eğer rahmin içine direk olarak bakma ya da bir kamera yerleştirme şansınız olsa tıpkı bir fasulye tanesine başlayan cisim görürsünüz. Bu fasulyenin tepe kısmına dikkat edildiğinde iki küçük siyah noktacığı fark edilir. İşte bu iki küçük nokta bebeğinizin gözleri olacak. Hatta gözün ağ tabakası olan retina oluşmaya başlar. Biraz daha kenarda yer alan topluiğne başından küçük çukurluklar da kulaklar olarak gelişiyor. Bu organlar hem denge hem de işitmede görev alıyor.

İlkel bir ağız ve dil fark edilebilir. Yine bu haftada kol ve bacak tomurcukları oluşmaya başlıyor. İnce bir tabaka halinde deri beliriyor. Beyin 3 ana kısmına ayrılır. Tiroid bezi gelişimini sürdürür, lenfatik sistem ilk defa oluşmaya başlar. Kalp kısımları plazma ve kan hücreleri ile dolar. Kan dolaşımı başlar. Şimdilik iki bölümden oluşan kalp dakikada 150 defa atmaktadır.

Bebeğiniz ile İlk 10 Hafta

Doppler ultrason ile bebeğinizin kalp atımını doktorunuz size dinletebilir. Akciğer gelişimi devam eder. Safra kesesi, mide, bağırsaklar ve pankreas gelişimini sürdürür. Plasentadan gelen kan karaciğere ulaşır. Kol tomurcukları artık oldukça belirginleşir, buna karşılık bacak tomurcukları yeni oluşmaya başlar. Embriyo artık tamamen amniyon kesesi içinde yerleşir. Somitler kas ve kemikleri oluşturmak üzere farklılaşmaya başlar.

Dışarıdan gebe olduğunuzu fark ettirecek hiçbir değişim bulunmaz. Bu dönemde 1–2 kilo alınabilir ya da verilebilir. Her iki durum da normaldir. Gebeliğin erken belirtileri yavaş yavaş azalmaya başlar, buna karşın bulantı ve kusmalar artabilir. Bu şikâyetler özellikle sabah erken saatlerde daha fazla olur.

8. HAFTA

El falı bakılır!
Terminolojik açıdan bebeğiniz hala daha embriyo olarak adlandırılır. Bunun nedeni alt kısmında kuyruğa benzer bir çıkıntının olması. Gelişmekte olan bebeğinizde küçülen tek bölüm bu çıkıntı olur. Diğer bölümler ise süratle büyümeye devam eder. Özellikle beyin ve kafa hızla büyümeye devam eder. Göz kapakları kıvrım şeklinde ayırt edilebilir. Alt çene belirginleşmeye başlar.

Omurilik gelişimini sürdürür. Üst damak farklılaşır. Burnun ucu oluşur. Dişetlerinin altında dişler gelişimini başlatır. Yemek borusu farklılaşır ve nefes borusundan ayrılır. Kalp içinde kapakçıklar fark edilmeye başlar. Kalbin 4 odacığı ayırt edilebilir. Akciğerler yemek borusunun iki yanında yer alırlar. Böbrek oluşmaya başlar. Kollar silindirik şekilde uzamaya başlarken uçlarında el ayaları belirmeye başlar. Kollarda sinir iletimi başlar. Yine kollar kıvrımlanır. Bu kıvrım gelecekteki dirsekleri oluşturur.

Gebelik öncesinde kapalı bir yumruk kadar olan rahminiz artık neredeyse portakal kadar oldu bile. Rahimdeki bu büyümeler sizde zaman zaman hissedeceğiniz karın kramplarına neden olabilir. Bu arada kendinizi ergenlik döneminde gibi hissedebilirsiniz. Çünkü hormonal değişimlere bağlı olarak cilt değişiklikleri baş göstermeye başlar. Bunun tipik göstergesi olarak cilt yağlanır ve sivilcelenme olur. Psikolojik durumunuz yavaş yavaş düzelmeye başlar ve gebelik kabullenilir. Artık gebeliğe alışmaya başlıyorsunuz.

9. HAFTA

Çişim geldi!
Embriyonik kuyruk iyice kaybolur. Kıkırdak ve kemik dokuları oluşmaya başlar. Bağırsaklar göbek kordonu içinden karın boşluğuna doğru göç etmeye başlar. Beyin hala daha en büyük organdır. Yutak belli olmaya başlar. Ağız boşluğu oluşumu görülebilir. Kulak kepçesi farklılaşır.

Gözde retina iyice belli olabilir. Göz kapakları fark edilebilir. Burun delikleri belirir. Koku almaya yarayan sinir oluşur. Yemek borusu uzar ve kalpten çıkan kan iki ayrı yönde pompalanmaya başlar. Meme uçları belirginleşir. İnce bağırsaklar uzar, böbrek oluşumu tamamlanır ve ilk kez idrar üretmeye başlar. İlkel cinsiyet hücreleri oluşmaya başlar.

Dış genital organların farklılaşması başlar. Ancak hala daha kız ya da erkek olduğu bellli olmaz. El ve dirsek belirginleşir. Bacaklarda sinir iletimi başlar. Bebek içinde yüzdüğü suyun içinde hafif hafif hareket etmeye başlar.

Sizde ise belirgin bir kilo artışı olmasa da memeler büyürler ve dolgunluk ve hassasiyet olur. Bu dönemde destekleyici sutyen giymeye başlamak gerekebilir. Mide içeriğinin yemek borusuna kaçması sonucu yanma hissi olabilir. Bu dönemde günlük kalori gereksiniminiz yaklaşık 300 kalori artar. Yeterli kalsiyum alabilmek için bol bol süt içmelisi gerekir. Eğer süt içmeyi sevmiyor iseniz özel ilaçlar ya da daha iyisi yağsız peynir gibi süt ürünleri tüketebilir.

10.HAFTA

Hareket zamanı…
Fertilizasyondan 47–48 gün sonra ilk kez beyin dalgaları üretilmeye başlar. Kafa dik durumdadır ve iç kulakta denge sağlayan kısımlar gelişir. Dudakların gelişimi tamamlanır. Gözler ise hala kapalıdır. Gonadlar gelişir ve testis ya da over olarak farklılaşır. Kalp gelişimini büyük ölçüde tamamlar.

Gövdenin dışında gelişmiş olan bağırsaklar karın boşluğu içine doğru iyice hareket ederler. Diz ve ayak belirginleşir. Ayak parmakları ve tırnakları belli olur. Kaslar güç kazanmaya başlar.

Kız bebeklerde klitoris erkek bebeklerde ise penis gelişir. Hemen hemen bütün eklemler ve kasların oluşumu tamamlandığı için bebek artık su kesesi içinde hareket etmeye başlar, ancak bu hareketler sizin hissetmeniz için yeterli olmaz. Bu haftanın sonunda bebeğinizin “organogenez” adı verilen organ gelişimi dönemi tamamlanır. Gebeliğin geri kalan kısmında bu organların olgunlaşır.

Bu dönemlerde anne adayının duygu durumunda dalgalanmalar çok sık görülür. Kendinizi zaman zaman melankolik zaman zaman da çok mutlu hissedebilirsiniz. Bu çok normal bir durumdur. Hem gelişen bebeğinizin dişleri hem de kendi diş etlerinizin sağlığı için yeteri kadar flor aldığınızdan emin olmalısınız.

Kan hacminiz arttığı için cildinize yakın toplardamarlarda koyulaşmalar fark edebilirsiniz. Bu durum özellikle bacaklar ve memelerde belirgindir. Kilonuz da artık artmaya başladı. Bulantı ve kusmalarınızın azalmaya başlaması bu dönemlerde beklenebilir.

”Yenidoğan Bebekler” ile ilgili içerikler için aşağıdaki bağlantıya tıklayın.

Yenidoğan Bebekler: https://www.bebek.com/bebek/yenidogan/

Aklınıza takılanları yorum olarak iletebilirsiniz.

Sevgiler.

]]>
https://www.bebek.com/bebeginiz-ile-ilk-10-hafta/feed/ 0
Gebelikte Smear Testinin Önemi https://www.bebek.com/gebelikte-smear-testinin-onemi/ https://www.bebek.com/gebelikte-smear-testinin-onemi/#respond Tue, 22 Feb 2022 10:00:00 +0000 https://bebek.com/?p=2016 Gebelikte Smear(Simir) Testi

Doğurganlık hızının yüksek olduğu Türkiye gibi ülkelerde, gebelik döneminde ortaya çıkan kanserler ciddi bir sorun oluşturuyor.

Rahim ağzı, meme ve yumurtalık kanseri gebelik döneminde en sık görülen kanserler.

Araştırmalara göre her 1000 gebelikten birinde kanser görülüyor. Bu nedenle gebeliğin başlangıcında rahim ağzı, meme ve yumurtalık kanseri açısından kontrol önem taşıyor.

Bu yüzden Acıbadem Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fuat Demirkıran gebeliğin başlangıcında kanser taraması yapılması öneriyor.

Smear (Simir) testinin önemini bir kere daha kavratan makalemiz için tıklayın: https://www.bebek.com/duzenli-yapilan-smear-testi-rahim-agzi-kanserini-onluyor/

Uzmanlar, gebelik ile birlikte en sık görülen kanserin rahim ağzı kanseri olduğunu, yaklaşık 1200 gebenin birinde aynı zamanda rahim ağzı kanseri görüldüğünü belirtiyor.

“Gebelikte Smear(Simir) Testi ne zaman yapılmalı?” cevabı bu videoda:

Başka bir açıdan bakıldığında 35 rahim ağzı kanserinin birinde gebelik olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Fuat Demirkıran:

“Bundan sonra gebelikle birlikte ikinci en sık görülen kanser, meme kanseridir ve 2000 gebeliğin birinde görülür. Ancak son yıllarda meme kanseri gebelik birlikteliğinin arttığı dikkati çekmektedir. Gebelikle birlikte üçüncü en sık görülen kanser, yumurtalık kanseridir. Ayrıca kan kanserleri ve bağırsak kanserleri de gebelikte birlikte sık görülebilen kanserlerdir.“

Gebelikte görülen kanserlerde artış var. Son yıllarda yapılan araştırmalar gebelikte kanser görülme sıklığının bir miktar arttığını gösteriyor.

Bunun temel nedenini, değişen zaman içinde toplumlarda sosyal yapının değişmesine bağlayan Prof. Dr. Fuat Demirkıran şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Bu değişikliklere ve yardımcı üreme tekniklerindeki gelişmelere paralel olarak çocuk doğurma isteği ileri yaşlara kaymıştır. Ayrıca, genel olarak bakıldığında, yaş ilerledikçe kanser görülme sıklığı artar. Bu bağlantılar nedeni ile son yıllarda gebelik ve kanser birlikteliği bir miktar artmıştır.“

Gebelikte Kanser Taraması

Kadın sağlığı açısından en önemli dönemlerden biri olan gebelik döneminde, oluşabilecek bir kanser riskine karşı yapılan muayenelerde daha dikkatli davranılması öneriliyor.

Smear(Simir) testiniz pozitif çıktı ve ne yapmanız gerektiğini merak ediyorsanız, izleyin:

Yapılması gereken kontrollerle ilgili olarak Prof. Dr. Fuat Demirkıran şunları ekliyor:

“Özellikle gebeliğin başında yapılan gebelik muayeneleri sırasında, sık görülen kanserlere ait bulgular aranmalı ve gerektiğinde bazı testler yapılmalıdır. Rahim ağzı kanseri ve meme kanseri gebelikte sık görülen kanserlerdir. Bu nedenle gebelik muayeneleri sırasında memelerde muayene edilmelidir. Ancak gebelikte memelerin büyümesi sonucunda, küçük tümörler muayene sırasında saptanmayabilir. Bu muayene sırasında saptanan kitleler, meme derisindeki çekilmeler, asimetrik cilt kalınlaşmaları, meme başı anormallikleri, kanlı akıntılar ve koltuk altı bezelerini büyümesi meme kanseri yönünden değerlendirilmeli ve anne adayı bu bulgulara karşı uyarılmalıdır.”

Rahim Ağzı Kanserinin Erken Tanısı

Gebelikte kanserle ilgili yapılması gereken bir diğer önemli işlem de, erken gebelik kontrolleri sırasında vajinal akıntı araştırması yapılması.

Gebelikte rahim ağzı kanserinin erken tanınmasını sağlayacak olan bu işlemin, düzenli olarak yapılmaması rahim ağzı kanserinin artmasına zemin oluşturuyor.

Prof. Dr. Fuat Demirkıran konu hakkında şunları ekliyor:

“Maalesef gebelik sırasında görülen kanamalar gerek hasta ve gerekse hekim tarafından sıklıkla gebelikle ilişkili kanamalar olarak kabul edilmekte ve o yönde işlemler yapılmaktadır. Gebelik sırasında görülen her kanama gebelikle ilişkili değildir. Rahim ağzı kanserinin bir bulgusu da olabilir.

Özetlemek gerekirse, her gebeliğin başında en az bir kez vajinal smear araştırması yapılmalı ve gebelik sırasında görülen kanamalarda rahim ağzı da incelenmelidir. Diğer kanser türleri için gebelik sırasında bir bulgu oluşmadıkça araştırma yapmaya gerek yoktur. “

Gebelikte Kanser Tedavisi

Gebelikte kanser tedavisi yapılırken annenin yaşamının ön planda tutulması gerekiyor.
  • Gebeliğin ilk 3-4. ayında saptanan kanserlerde, gebelik sonlandırılarak kanserin tedavi edilmesi yoluna gidiliyor.
  • Gebeliğin son 7-8. ayında saptanan kanserlerde bazen çok kısa bir süre beklenerek doğum gerçekleştiriliyor ve tedaviye başlanıyor.
  • Gebeliğin 5-7. ayı arasında saptanan kanserlerde tedaviye başlama zamanının anne ve baba ile birlikte kararlaştırılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Fuat Demirkıran sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bu dönem kanserlerinde anne hayatı ön planda tutularak çoğu zaman bebek feda edilir. Gebelikte kansere yönelik her tanı ve tedavi girişiminde bebeğin yaşamı etkilenebileceğinden, anne ve babaya konu ayrıntıları ile anlatılmalı ve izin alınmalıdır. Rahim ağzı kanseri dışındaki kanserlerde bebeğe zarar vermeksizin gerekli ameliyatlar yapılabilir. Bunun için en uygun dönem gebeliği 14-16. haftalarıdır. Gerektiğinde gebelik sırasında kemoterapi denilen kanser tedavileri uygulanabilir. Gebeliğin ilk 2-3 aylık dönemi dışında bu tedavilerin bebeği olumsuz şekilde etkilediği gösterilmemiştir. Gebelikte radyasyon (ışın) tedavisi yapılmamalıdır. Bebeğe daima zarar verir.”

Embriyon Dondurulması

Gelişen tıp teknolojisiyle, artık kanser olan kadınların tedavi sonrasında hamile kalmalarını sağlayacak uygulamalar başarıyla yapılıyor.

Bunların başında yöntem embriyon dondurulması geliyor.

Prof. Dr. Fuat Demirkıran, embriyon dondurulması ilgili olarak şu bilgileri veriyor:

“Bu amaçla kanser tedavisi öncesi anneden yumurta alınır. Babadan alınan sperm ile bileştirilerek embriyon (bebeğin ilk hali) oluşturulur ve dondurularak saklanır. Tedavi sonrasında anne rahmine koyularak büyümesi sağlanır. Bu yöntem ülkemizde de yapılmaktadır. Deneme aşamasında olan ve henüz uygulamaya girmemiş iki yöntem daha vardır. Bunlardan birinde, yumurta dondurularak saklanmaktadır. Ancak henüz başarılı olunmamıştır. Bir diğer yöntem, yumurtalık parçalarını dondurmak ve kanser tedavisi sonrası cilt altına yerleştirmektir. Bu yöntemde hayvanlarda denenmektedir. İnsanlarda henüz istenen başarı sağlanamamıştır.”

Hepinize sağlıklı günler dileriz…

]]>
https://www.bebek.com/gebelikte-smear-testinin-onemi/feed/ 0 https://www.youtube.com/embed/ASE7qD0hubY 9 - Bebek.com nonadult
Gebelikte Yaşanan Stresin Bebeğe Etkileri https://www.bebek.com/gebelikte-yasanan-stresin-bebege-etkileri/ https://www.bebek.com/gebelikte-yasanan-stresin-bebege-etkileri/#respond Thu, 30 Dec 2021 13:00:00 +0000 https://bebek.com/?p=2240 Anne adayları gebelik dönemlerinde hamilelikleri ile ilgili problemlerden veya başka nedenlerden dolayı zaman zaman stres, sinir, üzüntü, sıkıntı, ağlama, bunalım, depresyon, aşırı kızgınlık, öfke gibi durumlarla karşı karşıya kalabilirler.

Konu ile ilgili yapılan araştırmalar, anne adayında oluşan strese bağlı bu durumların yalnızca anneyi değil, anne karnındaki bebeği de etkileyebildiğini göstermektedir.

Bu etkilenmenin başlıca nedeni; annenin stres yaşaması durumunda artışa geçen stres hormonlarının yani kortizol ve adrenalinin anne kanı aracılığıyla bebeğe de geçebilmesidir.

Annedeki Stres veya Üzüntü  Bebeğe Zarar Verir mi?

Hayvanlar üzerinde yapılan ve insanlar üzerinde gözlenerek yapılan bir çok araştırma, anne adayının yaşadığı ciddi anlamdaki stresin bebek üzerinde bazı olumsuz etkilerde bulunduğu göstermiştir.

Bu olumsuz etkileri aşağıdaki gibi örneklendirebiliriz;

  • Hamileliklerde yaşanabilecek düşük riskinde artış
  • Erken doğum ihtimalinde artış
  • Bebeğin doğum ağırlığının az olması
  • Bebeğin zihinsel fonksiyonlarında gerileme
  • Bebeklerde dikkat eksikliğinin görülme ihtimalinde artış
  • Hiperaktif bebekler
  • Duygusal anlamda problemler görülmesi
  • Agresyon

Yapılmış olan bazı araştırmalara göre hamile bir annenin, gebeliği sırasında yaşamış olduğu ciddi doğal felaketlerin kendisinde yarattığı çok ciddi psikolojik travma ve stresin, bebeğin büyüdüğü ve ergenlik yaşlarına geldiğinde onda depresyon, şizofreni gibi ciddi psikolojik rahatsızlıklara yakalanma riskini artırdığını göstermiştir.

Hamilelik Sırasında Stresi ve Bu Riskleri Azaltmak Nasıl Azaltabilirsiniz?

  • Öncelikle sizde strese neden olan durumları bir kenara not edin ve çözümü için bu sorunları uygun bulduğunuz tanıdıklarınız ile paylaşın
  • Beslenmenizin sağlıklı olması, stresi engellemek için çok önemli. Mutlaka sağlıklı beslenin.
  • Uykunuzun düzenli olmasına kesinlikle özen gösterin.
  • Doktorunuzun da tavsiyesi ile kendinize uygun egzersiz ve spor programlarını bulun ve buna uyun.
  • Hamilelik ve doğum hakkında az bilginiz olması sizi endişelendiriyorsa doktorunuzdan veya gebe eğitim sınıflarından bu konuda daha bilgi alın. Yetersiz bilgi korkmanıza, endişelenmenize ve stresli olmanıza neden olur.
  • Tek başınıza üstesinden gelemediğinizi düşündüğünüz ya da ciddi düzeyde bir psikolojik sıkıntınız varsa mutlaka bir psikiyatri uzmanı ile bunu paylaşmayı unutmayın.

“Hamilelik Psikolojisi” Konulu yazımızı incelemek için aşağıdaki bağlantıya tıklayın.

Hamilelik Psikolojisi: https://www.bebek.com/hamilelik-psikolojisi/

Aklınıza takılanları yorum olarak iletebilirsiniz.

Sevgiler.

]]>
https://www.bebek.com/gebelikte-yasanan-stresin-bebege-etkileri/feed/ 0
Hamilelikte Risk Yaratan Hastalıklar Nelerdir? https://www.bebek.com/hamilelikte-risk-yaratan-hastaliklar/ https://www.bebek.com/hamilelikte-risk-yaratan-hastaliklar/#respond Fri, 17 Dec 2021 10:00:58 +0000 https://www.bebek.com/?p=38076 Gebelik dönemi anne adayının farklı bir yolculuğa çıkması anlamına gelir. Heyecan ve mutluluk ile dolu bu yolculukta annelerin karşısına çok da hoş olmayan durumlar da çıkabilir. Bunlar gebelikte görülen hastalıklardır.

Kadınların yaşadığı bu kutsal deneyim hastalıklar ile birlikte oldukça stresli ve tehlikeli bir hal alabiliyor. Fakat her ne kadar anneyi ve bebeği tehlikeye sokan durumlar olsa da yapılan birkaç test ya da yoğun takip ile doktorunuza güvenerek üstesinden gelebilmek mümkün. Hamilelikte özellikle riskli olan hastalıkları ve hastalıkların açıklamalarını yazımızda bulabilirsiniz.

Hamilelik süreciniz boyunca doktorunuzun tavsiye ettiği testleri yaptırmayı ve vücudunuzda yaşanan farklılıkları doktorunuza bildirmeyi unutmayın.

Hamilelik Komplikasyonları

Hamilelik komplikasyonları, hamilelik sırasında ortaya çıkan sağlık sorunlarıdır. Annenin sağlığını, bebeğin sağlığını veya her ikisini de içerebilirler. Bazı kadınların hamilelik sırasında ortaya çıkan sağlık sorunları vardır ve diğer kadınların hamile kalmadan önce komplikasyonlara yol açabilecek sağlık sorunları vardır.

Kadınların gebelik komplikasyonları riskini azaltmak için gebelik öncesi ve sırasında doktor kontrolü çok önemlidir.

Hamilelikten Önce Doktor Kontrolü

Sağlık uzmanınız sağlık sorununuzun tedavi şeklini değiştirmeyi uygun görebilir. Örneğin, hastalıkları tedavi etmek için kullanılan bazı ilaçlar hamilelik sırasında alındığında anne ve bebek açısından zararlı olabilir.

Aynı zamanda, ihtiyacınız olan ilaçları almayı bırakmak da, hamile kalmanız durumunda ortaya çıkan risklerden daha zararlı olabilir. Ayrıca önceki hamileliklerinizde yaşadığınız sorunları mutlaka doktorunuza bildirin.

Sağlık sorunları kontrol altındaysa ve iyi bir doğum öncesi bakım alırsanız, muhtemelen normal, sağlıklı bir bebeğiniz olur.

Hamilelik Sırasında Doktor Kontrolü

Hamilelik belirtileri ve komplikasyonları, hafif ve rahatsız edici rahatsızlıklardan ciddi, bazen yaşamı tehdit eden hastalıklara kadar değişebilir. Bazen bir kadının hangi semptomların normal olduğunu ve hangilerinin olmadığını belirlemesi zor olabilir.

Hamilelik sırasındaki sorunlar, annenin veya bebeğin sağlığını etkileyen fiziksel ve zihinsel durumları içerebilir. Bu problemler hamile kalmaktan kaynaklanabilir veya daha da kötüleşebilir. Birçok sorun hafiftir ve ilerlemez; ancak geliştiklerinde anneye veya bebeğine zarar verebilirler.

Hamilelik sırasında ortaya çıkan sorunları yönetmenin yolları olduğunu unutmayın. Hamileliğiniz sırasında herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza başvurun.

  • Preeklampsi (Gebelik Zehirlenmesi)

Yüksek tansiyon her seferinde preeklampsi anlamına gelmez. En belirgin işaret idrarda protein bulunmasıdır. Uzmanlar preeklampsinin neden oluştuğundan emin değiller. Çoğu plasentanın gelişiminde bir sorun olduğunu söylüyor çünkü onu besleyen kan damarları normalden daha dar ve hormonal sinyallere farklı tepki veriyor.

Kan damarları normalden daha dar olduğu için kan akışı sınırlıdır. Kan damarlarının neden farklı geliştiği tam olarak anlaşılamamıştır. Bebek doğana kadar preeklampsi tedavi edilmez.

Annenin tansiyonu düşene kadar inme, şiddetli kanama, plasentanın rahimden ayrılması ve nöbet geçirme riski daha fazladır. Bazı durumlarda, özellikle preeklampsi erken başlamışsa, doğum fetüs için en iyi seçenek olmayabilir.

  • Anemi

Anemi, normal sayının altında sağlıklı kırmızı kan hücresine sahip olmaktır. Aneminin altında yatan nedeni tedavi etmek, sağlıklı kırmızı kan hücrelerinin sayısını geri kazanmaya yardımcı olacaktır.

Gebeliğe bağlı anemisi olan kadınlar kendilerini yorgun ve zayıf hissedebilirler. Bu demir ve folik asit takviyeleri alarak yardımcı olabilir. Sağlık uzmanınız hamilelik boyunca demir seviyenizi kontrol edecektir.

  • İdrar Yolu Enfeksiyonu (İYE)

İdrar yolu enfeksiyonu, idrar yolunda bakteriyel bir enfeksiyondur. İdrar yolu enfeksiyonunuz olduğunu düşünüyorsanız, sağlık uzmanınızı görmeniz önemlidir. İdrarınızın bir örneğini test ederek bir idrar yolu enfeksiyonu olup olmadığını anlayabilir.

Enfeksiyonu öldürmek için antibiyotiklerle tedavi, genellikle bir veya iki gün içinde daha iyi hale getirecektir. Bazı kadınlar semptomları olmadan mesanelerinde bakteri taşırlar.

Sağlık uzmanınız, durumun böyle olup olmadığını görmek için erken gebelikte idrarınızı test edecek ve gerekirse size antibiyotik tedavisi uygulayacaktır.

  • Ruh Sağlığı Koşulları

Bazı kadınlar hamilelik sırasında veya sonrasında depresyon yaşarlar. Depresyon belirtileri şunlardır:

  • Düşük veya üzgün bir ruh hali.
  • Eğlenceli aktivitelere ilgi kaybı.
  • İştah, uyku ve enerjide değişiklikler.
  • Düşünme, konsantre olma ve karar verme sorunları.
  • Değersizlik, utanç veya suçluluk duyguları.
  • Hayatın yaşamaya değmediğine dair düşünceler.

Bu semptomların birçoğu bir arada ortaya çıktığında ve bir veya iki haftadan fazla sürdüğünde, bu muhtemelen depresyondur. Hamilelik sırasında devam eden depresyon, bir kadının kendisine ve doğmamış bebeğine bakmasını zorlaştırabilir.

Hamilelikten önce depresyona sahip olmak da doğum sonrası depresyon için bir risk faktörüdür. Tedavi görmek hem anne hem de bebek için önemlidir.

Hamlelikte Risk Yaratan Hastalıklar

  • Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon)

Hamilelik öncesi ve hamilelik sırasında kontrol edilemeyen kronik yüksek tansiyon, hamile bir kadını ve bebeğini risk altına sokar. Bu kadınlar ayrıca erken doğum, gebelik yaşına göre küçük bebek sahibi olma ve bebek ölümü gibi kötü doğum sonuçları açısından daha yüksek riskle karşı karşıyadır.

Yapmanız gereken en önemli şey, kan basıncınızın uygun tedavisi ve kontrolünün hamilelikten önce gerçekleşmesi için hamile kalmadan önce kan basıncı sorunlarını doktorunuzla görüşmektir. Hamilelik öncesi, sırası ve sonrasında yüksek tansiyon tedavisi almak önemlidir.

  • Obezite ve Kilo Alımı

Son araştırmalar, bir kadın hamile kalmadan önce ne kadar kiloluysa, preeklampsi, GDM, ölü doğum ve sezaryen doğum gibi gebelik komplikasyonları riskinin o kadar yüksek olduğunu göstermektedir. Ayrıca, CDC araştırması, hamilelik sırasında obezitenin sağlık ve doktor hizmetlerinin kullanımının artması ve doğum için daha uzun hastanede kalış süresi ile ilişkili olduğunu göstermiştir.

Hamile kalmadan önce sağlıklı bir kiloya ulaşmanın ve bu kiloyu korumanın yolları hakkında doktorunuzla konuşun.

Kiloluyken Hamile Kalınmalı mı? Konulu makalemizi aşağıdaki bağlantıya tıklayarak inceleyebilirsiniz.

Kiloluyken Hamile Kalınmalı mı? https://www.bebek.com/kiloluyken-hamile-kalinmali-mi/

  • Enfeksiyonlar

El yıkama ve belirli yiyeceklerden kaçınma gibi kolay adımlar, bazı enfeksiyonlardan korunmanıza yardımcı olabilir. Enfeksiyonunuz olup olmadığını her zaman bilemezsiniz.

Enfeksiyon kapmış olabileceğinizi veya risk altında olduğunuzu düşünüyorsanız, sağlık uzmanınıza danışın. HIV, viral hepatit, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve TB enfeksiyonları hamileliği zorlaştırabilir ve bir kadın, hamilelik sonuçları ve bebeği için ciddi sonuçlar doğurabilir.

Bu enfeksiyonların taranması ve tedavisi ile hepatit B ve insan papilloma virüsü gibi virüslere karşı aşılar birçok kötü sonucu önleyebilir.

  • Hiperemezis Gravidarum

Birçok kadın, özellikle hamileliğin ilk 3 ayında biraz mide bulantısı veya kusma veya “sabah bulantısı” yaşar. Hamilelik sırasında bulantı ve kusmanın nedeninin, plasenta tarafından salınan HCG adı verilen bir hormonun hızla yükselen kan seviyeleri olduğuna inanılmaktadır.

Bununla birlikte, hiperemezis gravidarum, hamilelik sırasında şiddetli, kalıcı mide bulantısı ve kusma olduğunda ortaya çıkar  “sabah bulantısı” ndan daha aşırıdır. Bu, kilo kaybına ve dehidrasyona yol açabilir ve yoğun tedavi gerektirebilir.

Hamilelikte Grip (Nezle) Nasıl Geçer? Gebelikte Grip Bebeğe Zarar Verir mi? Konulu makalemizi aşağıdaki bağlantıya tıklayarak inceleyebilirsiniz.

Hamilelikte Grip (Nezle) Nasıl Geçer? Gebelikte Grip Bebeğe Zarar Verir mi? https://www.bebek.com/hamilelikte-grip-nasil-gecer-gebelikte-grip-bebege-zarar-verir-mi/

Aklınıza takılanları yorum olarak iletebilirsiniz.

Sevgiler.

]]>
https://www.bebek.com/hamilelikte-risk-yaratan-hastaliklar/feed/ 0
Gebelikte İmplant Uygulanır mı? https://www.bebek.com/gebelikte-implant-uygulanir-mi/ https://www.bebek.com/gebelikte-implant-uygulanir-mi/#respond Wed, 15 Dec 2021 10:00:55 +0000 https://www.bebek.com/?p=38001 Gebelik dönemi bazı ebeveynler için uzun süredir beklenilen, planlı bir durum olurken bazı ebeveynlerin de planlamadıkları bir dönemde sürpriz bir şekilde ortaya çıkar. Anne adayının ve bebeğin sağlığı için bu dönemde yapılması ve yapılmaması gereken şeyler vardır.

Planlı bir hamilelik düşünen anne adayının hem kendi hem de minik yavrusunun sağlığı açısından hamile kalmadan önce bütün sağlık kontrollerini yaptırması büyük önem taşır. Tabi bu durum planlanmamış bir şekilde hamile kalan anne adayları için pek mümkün değildir. Tam da bu yüzden düzenli olarak sağlık kontrollerinin yapılması büyük önem taşır.

Ağız ve diş sağlığınız için de düzenli bir şekilde kontrole gitmeniz gerekir. Çürük, kanal tedavisi veya diğer diş problemlerinin erken teşhisi, dişlerinizi kaybetmemeniz ve erkenden tedavi olmanız için önemlidir. Diş kaybı sonrası en çok tercih edilen tedavilerden bir tanesi implanttır.

Uzun soluklu bir tedavi süreci gerektiren implant, anne olmayı düşünen veya tedavi sürecinde hamile kalan anne adayları için düşündürücü bir hal alabilir.

Anne adaylarının zihninde; hamilelikte implant uygulanır mı, tedavi sürecinde hamile kalınırsa ne olur, tedaviye ne zaman devam edilmelidir gibi sorular doğabilir. Bu yazımızda bu konu ile ilgili aklınıza gelebilecek tüm soruları cevapladık. İyi okumalar.

İmplant Nedir?

Diş kaybı yaşamış kişiler için üretilen, eksik diş yerine titanyumdan yapılmış bir çivi yerleştirilerek gerçekleşen bir tedavi yöntemidir. Bu çiviye de diş protezi yerleştirilir. Diş kaybı yaşamış kişiler tarafından çok fazla tercih edilmeye başlanan bu tedavi yönteminin uygulanması ve süreci de diğer tedavi yöntemlerine göre farklıdır.

Bu işlem uygulanırken ağızdaki diğer dişlerin hiçbir tanesine zarar verilmemesi, tercih edilmesindeki en önemli etkendir. Eksik diş tedavisi için uygulanan diğer işlemlerde, diğer dişlerin de kesilmesi gerekebilir ve o dişler zarar görür. Ancak implantta böyle bir durum söz konusu değildir.

Tedavi Süreci Nasıldır?

Bu tedavi, uzun bir süreç ve birçok işlem gerektirir. Tedaviye başlanmadan önce detaylı bir şekilde muayene yapılır. Diğer dişlerde problem varsa implant tedavisinden önce giderilmesi tercih edilebilir.

Birinci Aşama: Muayene

İmplant tedavisine başlamadan önce, her tıbbi işlemde olduğu gibi öncelikle detaylı bir muayene yapılır. Bu muayene sonrasında tedaviye başlanması için hiçbir engel görülmezse ikinci aşamaya geçilir.

İkinci Aşama: Çene Röntgeni

Tedaviye başlamak için yapılması gereken ikinci adım ise çene röntgeninin çekilmesidir. Böylelikle dişlerin ve çenenin ölçüsü alınır ve eksik diş olan bölgeye uygun bir diş yapılır.

Üçüncü Aşama: İmplantın Yerleştirilmesi

Çene röntgeni çekildikten sonra implant veya implantlar, uygun olan bölgeye yerleştirilir. Ancak bu noktada tedavi, tek aşamalı veya çift aşamalı olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilebilir.

  • Tek Aşamalı İmplant Tedavisi

Bu yöntemde, uygun boşluğa implant yerleştirildikten sonra eksik diş yerine geçici bir başlık takılır.

  • Çift Aşamalı İmplant Tedavisi

Bu yöntemde, yerleştirilen implanta geçici bir başlık takılmaz, implantın üzeri diş eti ile kapatıldıktan sonra iyileşmeye bırakılır ve tedavi iyileştikten sonra devam eder.

Dördüncü Aşama: İyileşme Süreci

İmplant aşaması bir cerrahi işlemdir ve tedavinin devam etmesi için öncelikle implant dolayısıyla oluşan yaraların iyileşmesi gerekir. Bu süre size biraz uzun gelebilir ancak bu implantlar normal hayatınızın gidişatını etkilemediği için bir problemle karşılaşmazsınız. Alt çene üzerinde yapılan implantların iyileşme süresi ortalama 3 aydır. Üst çene için ise yaklaşık 6 aylık bir bekleme süresi vardır.

Beşinci Aşama: Protezlerin Yerleştirilmesi

İyileşme süreci tamamlandıktan sonra özenle hazırlanan protezler implanta yerleştirilir. Ve diğer dişlere zarar vermeden eksik diş tedavisi tamamlanmış olur.

Hamilelikte İmplant Tedavisi

Hamilelik, anne adayının hem kendinin hem de bebeğinin sağlığını korumak içi oldukça temkinli davranması gereken bir dönemdir. Bu nedenle genellikle ebeveynler en ufacık bir durumda bile uzman bilgisine başvurmak ve dikkatli bir şekilde hareket etmek ister. İşte biz de tam olarak bu nedenden ötürü, siz anne adaylarının huzurlu bir hamilelik dönemi geçirmeniz için dikkat etmeniz gerekenleri listeliyoruz.

Belki doğumdan önce kendiniz iyi hissetmek veya sizi artık oldukça rahatsız etmeye başladığı için implant tedavisi yaptırmak istiyorsunuz ancak maalesef hamilelik döneminin implant tedavisi için uygun bir dönem olmadığını söylememiz gerekir.

Hamilelikte İmplant Tedavisi Neden Riskli?

Hamilelik döneminde bu tedavinin yapılmaması gerektiğini söylememiz sizi üzmüş olabilir. Ancak minik yavrunuzu korumanız için tedaviyi 9 ay gibi bir süre ertelemeniz gerekir. Daha dünyaya gelmeden en kıymetiniz olan yavrunuzun sağlığını riske atmak istemeyeceğinizi biliyoruz.

Peki bu tedavinin hamilelik döneminde uygulanmamasına neden olan etmenler nelerdir?

  • Röntgen Çektirilmesi Gerekmesi

Bu tedavinin aşamalarını anlatırken de bahsetmiş olduğumuz gibi bu işlemde öncelikle çene röntgeni çekilmeli ve eksik diş yerine konulacak implant belirlenmelidir. Hamilelik döneminde röntgene girmek bebeğiniz için oldukça zararlı bir durumdur. Röntgenin yaymış olduğu radyasyondan bebeğinizi koruyamazsınız ve onun sağlığını olumsuz etkilemiş olursunuz.

  • Tedavi Sırasında Anestezi Alınması

Bildiğiniz gibi her cerrahi işlemde kişiye acı hissini azaltmak amacıyla anestezi uygulanır. Bu tedavi de kişinin anestezi olmadan kolay kolay kaldıramayacağı bir operasyon olduğu için anestezi uygulanması gerekir. Anne adayının vücuduna giren her madde aynı zamanda bebeğin de vücuduna girmiş sayılır. Bu nedenle bebeğinizin anestezi almasına neden olmuş olursunuz. Bu durum da miniğinizde geri dönüşü olmayan hasarlar verebilir.

  • Tedavi Sonrası İlaç Kullanımı

Tabi yalnızca işlem esnasında alınan ilaçlar değil, aynı zamanda tedaviden sonra da yaranın enfeksiyon kapmaması ve ağrı yapmaması için verilen ilaçlar kullanılmalıdır. Hamilelik döneminde ilaç kullanımı oldukça sınırlıdır. Doktorunuzun onayı olmadan kesinlikle herhangi bir ilaç kullanmamanız gerekir ve bu tedavi sonrasında verilen ilaçlar da anne adayı ve bebeği için uygun ilaçlar değildir.

Hamilelikte Anne ve Bebek Sağlığı İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

Hamilelik dönemi, anne adayı için de bebek için de oldukça hassas ve her konuda ince elenip sık dokunması gerekilen bir dönemdir. Bu nedenle bunalmış veya kendinizi kötü hissediyor olabilirsiniz. Yaşadığınız her duygunun oldukça doğal olduğunu unutmamalı ve kendinizi hiçbir konuda suçlamamalısınız.

Hamilelik dönemi anne adayı için oldukça hassas bir dönemdir. Kadınların vücutlarındaki hormonal değişimler, diş hassasiyetlerinin oluşmasına, ağrı eşiklerinin düşmesine neden olabilir. Bu nedenle size verebileceğimiz öneri, eğer planlı bir hamilelik süreci düşünüyorsanız, bütün sağlık kontrollerinden geçmeniz ve gereken tedavileri tamamladıktan sonra hamilelik sürecini başlatmanızdır. Bu kontroller sonrası gereken tedavilerin hamilelikten önce tamamlanması, oldukça sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmenize yardımcı olur.

Sonuç olarak, aciliyeti olmayan cerrahi müdahaleler gerektiren tedaviler için doğru zamanın hamilelik dönemi olmadığını bilmelisiniz. İmplant da bu işlemlerden bir tanesi. Hamilelik döneminde hassaslaşan vücudunuz ve içinizde büyüyen minik can için dikkatli olmanız gerekir.

Eğer hamilelik dönemi öncesinde başlanmış bir tedaviniz varsa yarıda kesmeli ve tamamlamak için doğum sonrasını beklemelisiniz. Eğer tedaviye hiç başlamadıysanız da hamilelik dönemini geride bırakana kadar hiçbir şekilde başlamamalısınız.

Hamilelikte implant uygulanır mı, uygulanmamasının nedenleri nelerdir, uygulanması durumunda ne gibi aksilikler meydana gelebilir gibi soruların cevaplarınızı verdik. Sağlıklı bir hamilelik için gereksiz ilaç kullanımından uzak durmalı ve doktor önerisi olmadan hiçbir tedaviye başlamamalısınız.

Hamile Kalmadan Önce Diş Sağlığı! konulu yazımızı incelemek için aşağıdaki bağlantıyı tıklayın.

‘‘Hamile Kalmadan Önce Diş Sağlığı!’’ : https://www.bebek.com/hamile-kalmadan-once-dis-sagligi/

Aklınıza takılanları yorum olarak iletebilirsiniz.

Sevgiler.

]]>
https://www.bebek.com/gebelikte-implant-uygulanir-mi/feed/ 0
Kaç Aylık Hamileyim? https://www.bebek.com/kac-aylik-hamileyim/ https://www.bebek.com/kac-aylik-hamileyim/#respond Thu, 09 Dec 2021 10:00:09 +0000 https://www.bebek.com/?p=37969 Hamilelik şüphesi olan her kadının yaptığı ilk şey hamilelik testi yapmaktır. Eğer test pozitif çıkarsa da akla gelen ilk soru acaba kaç aylık hamileyim olur. Bu sevindirici haberi aldıktan sonra ise bu soruya cevap bulmak ve detayları öğrenmek için hemen bir kadın doğum doktoruna gidilir.

Aslında kafa karışıklığı da bu noktada başlar. Hamilelik süresini hepimiz 9 ay 10 gün olarak biliriz. Ama doktora gittiğinizde öğreneceğiniz ilk şey gebeliğin ay bazında değil hafta bazında hesaplandığıdır. Hal böyle olunca hamilelik süresinin 40 haftaya denk gelmesi biraz kafa karıştırıcı olabilir. Bizde bu durumu açıklığa kavuşturmak için bu yazımızı hazırladık. Şimdi gelin hep birlikte gebelik süresi hakkındaki detayları inceleyelim.

Hamilelik Süresi Nasıl Hesaplanır?

Yeni anne adaylarının en merak ettiği konulardan biri de ne kadar süredir gebe olduğudur. Bu sorunun cevabı aynı zamanda doğuma ne kadar kaldığını da gösterir. Bu sebeple gebeliğin süresi, bebeğin cinsiyetini öğrenmek, gerekli testlerin yapılması, ultrasonda kalp atışını duyabilmek ve en sonunda doğum zamanını öğrenmek için gereklidir.

Doktora gittiğinizde hamilelik süresinin 40 hafta olduğunu öğrenirsiniz. Bu bizim bildiğimiz gibi 1 ayı 4 hafta olarak kabul edersek 10 aylık bir süreye denk gelir ki bu gebelik için 9 ay 10 günlük süreyi aştığı anlamına gelir. Bu da doğru bir hesaplama değildir. En başta bu konuya bir açıklık getirmeliyiz.

Hamilelik başlangıcı son regl tarihiniz olarak kabul edilir. Bu sebeple siz gebe olduğunuzu öğrendiğiniz tarihe kadar bir süre geçmiş oluyor. Ayrıca hamilelik haftaları her ay için 4 hafta olarak kabul edilmez. Bu sebeple hamilelik süresinin hafta bazında takip edilmesi daha doğru olur. Ancak sonuca baktığınızda 40 hafta 280 güne ve bu da 9 ay 10 güne denk gelir.

Hamileliğin süresi hesaplanırken döllenmenin ne zaman gerçekleştiği tam olarak bilmek mümkün olmadığı için doktora gittiğinizde doktorunuz bebeğin gelişimini ve sizin son regl tarihinizi baz alarak şu an kaç haftalık gebe olduğunuzu söyler. Sonuç olarak gebelik hesaplamasını son adet olduğunuz tarihten itibaren kaç hafta geçtiğini hesaplayarak gebelik süresini bulabilirsiniz.

Hamilelik Haftası Hesaplama Tablosu

Hamilelik süresi için son reglinizin başlangıç tarihini baz alarak kaç haftalık hamile olduğunuzu hesaplayabilirsiniz. Bu 40 haftalık süreçte bazı aylar 4 haftadan fazladır. Bu konuda size yardımcı olabilmek için aşağıdaki tabloyu hazırladık. Eğer kaç haftalık gebe olduğunu biliyorsanız kaç aylık hamile olduğunuzu da bu tablo yardımıyla öğrenebilirsiniz:

  • 1-4 haftalar arası 1 aylık
  • 5-8 haftalar arası 2 aylık
  • 9-13 haftalar arası 3 aylık
  • 14-17 haftalar arası 4 aylık
  • 18-22 haftalar arası 5 aylık
  • 23-27 haftalar arası 6 aylık
  • 28-31 haftalar arası 7 aylık
  • 32-35 haftalar arası 8 aylık
  • 36-40 haftalar arası 9 aylık
  • 40. haftanın sonu ise 9 ay 10 günlük hamile olduğunuz anlamına gelir.

Bu tablodan da görebileceğiniz gibi 3. ay, 5. ay, 6. ay ve 9. aylar 4 haftadan fazla bir süreyi kapsamaktadır. Bu sebeple hamilelik sürecinde haftaların kullanılması daha doğru kabul edilmekte ve doktorlarda bu hesaplamayı kullanmaktadır.

Hamilelik Dönemleri

Günler, haftalar, aylar derken gebelik süresi tanımlamak için bir de dönemler kullanılmaktadır. Gebelik süresi 3 dönemden oluşur ve her döneme trimester adı verilir. Bunları da ortalama 3 aylık süreler olarak düşünebiliriz. Detayları ise şu şekildedir:

  • 1. trimester: 1-13. haftaları kapsar. Diğer bir deyişle ilk 3 aylık süredir.
  • 2. trimester: 14-27. haftaları kapsar ve sonunda 6 aylık gebe olduğunuz anlamına gelir.
  • 3. trimester: 28-40. haftaları kapsar ve 3. trimester bittiğinde 9 ay 10 günlük hamile olduğunuzu ve doğumun gerçekleşmek üzere olduğunu düşünebilirsiniz.

Her hamilelik ve her doğum kendine özgü özelliklere sahiptir. Bu sebeple bebeğin gelişimi, annenin yaşayacağı değişimler birbirinden farklılık gösterebilir. Ancak bu süre zarfında beni neler bekliyor, neler yapmalıyım gibi sorularınıza cevap olabilmesi için bu dönemleri genel hatlarıyla şu şekilde özetleyebiliriz:

1.Trimester Dönem:

Hamileliğin ilk 13 haftalık süresini kapsayan 1. trimester dönem hamilelik belirtilerinin en hafif ve az seyrettiği ancak düşük riskinin diğer dönemlere göre biraz daha fazla olduğu bir dönemdir. Bu dönemde bebeğinizin sağlığı ve gelişimini yakından takip edebilmek için yaptıracağınız testler bu dönemde diğerlerine göre daha çoktur.

  • Gebeliğin ilk belirtileri bu dönem içinde 6. hafta itibariyle ortaya çıkar.
  • Kalp atışları bu hafta itibariyle belirginleşmeye ve 10. hafta itibariyle duyulmaya başlar.
  • haftadan itibaren bebeğinizin iç organları olan akciğer, kalp gibi hayati öneme sahip organ ve sistemleri oluşmaya ve gelişmeye devam eder.
  • İlk trimester dönemde daha önce yaptırmadıysanız smear testi (rahim ağzı taraması) ve tiroit testi yaptırmanız önemlidir. Çünkü bu testlerin sonucuna göre gebelik sürecinde görmeniz gereken bir tedavi varsa tespit edilmiş olur.
  • Down sendromu gibi kromozomal farklılıkların olup olmadığının tespiti için yapılan ikili tarama testi de 11-14. haftalar arasında yapılır. İlk trimesterin sonu ve 2. trimesterin başlangıcı bu testlerin yapımı için uygundur.

Ayrıca bu dönemde herhangi bir risk oluşmaması için kendini yormamaya, riskli hareketlerden kaçınmaya ve mümkünse dinlenmeye dikkat etmelisiniz.

2.Trimester Dönem:

Gebeliğin 14 ve 26. haftalarını kapsayan bu dönemde anne adaylarının kaygıları azalmaya ve gebelik semptomları artmaya başlar. Bulantılar, bazı eklem ağrıları kendini bu dönemde belirgin olarak hissettirir. Ancak bunların yanında önemli olan bebeğin gelişiminin hızlanmasıdır. Artık her doktora gittiğinizde bebeğinizin belirgin olarak değişmeye başladığını görürsünüz.

  • Eğer 1. trimesterin sonunda ikili tarama testini yaptırmadıysanız bu dönemin başında doktorunuzun yönlendirmesiyle bu testi yaptırabilirsiniz.
  • Testlerin azalmaya başladığı bu dönemde ultrasonla kontrol ön plana çıkar.
  • Bu dönemde bebeğinizin gelişimi devam ederken artık yavaş yavaş onu hissetmeye başlayabilirsiniz. Bu ilk gebeliklerde daha geç olabilir. Eğer anne adayının ilk gebeliği değilse bu hissetme daha belirgin olabilir.
  • 12. hafta itibariyle bebeğinizin cinsiyeti tahmin edilebilir ve 16. hafta sonrasında kesin bilgiye ulaşabilirsiniz.

3.Trimester Dönem:

27 haftadan doğuma kadar geçen süreyi kapsayan bu dönemde bulantı gibi gebelik semptomları yerini sırt ağrılarına, bacaklarda ödem ve idrar kaçırma gibi semptomlara bırakır. Aldığınız kilolar bu dönemde daha da artar. Çünkü artık bebeğiniz büyümeye ve kendi vücut ağırlığını hızlı bir şekilde artırmaya başlar. Bu sebeple vücudunuz bu değişime adapte olmaya çalışırken biraz zorlanabilir.

  • Bu dönemde ortalama 35. haftaya kadar bebeğinizin vücut sistemleri ve hayati organları neredeyse gelişimini tamamlar. Bu sebeple 35. hafta itibariyle erken doğum riskine karşı her geçen gün bebeğiniz daha güçlü olacaktır.
  • 35-36 haftalar sonrası bebeğiniz doğuma hazırlanmaya başlar ve bu süreden sonra kilo alımı hızlanır.
  • Anne adaylarının da bu süreçte doğum için hazırlığa başlaması doğru olacaktır. Hastane çantasını hazırlayabilir veya son hazırlıklarınızı tamamlayabilirsiniz.

Hamilelik Takvimi

Gebe olduğunu öğrendikten sonra kendinize bir gebelik takvimi oluşturmanız bu süreci daha kolay kontrol etmenize yardımcı olur. Hangi haftalarda sizi nelerin beklediğini ya da bebeğinizin gelişimini bu takvim sayesinde kolayca takip edebilirsiniz. Bu takvime yaptırmanız gereken testleri not edebilir ya da bebeğinizin boy ve kilosunu yazarak gelişimini kontrol edebilirsiniz.

Gebelikte Sırt Ağrısı Neden Olur? Nasıl Geçer? konulu yazımızı incelemek için aşağıdaki bağlantıyı tıklayın. ‘‘Gebelikte Sırt Ağrısı Neden Olur? Nasıl Geçer?’’ : https://www.bebek.com/gebelikte-sirt-agrisi-neden-olur-nasil-gecer/

Aklınıza takılanları yorum olarak iletebilirsiniz.

Sevgiler.

]]>
https://www.bebek.com/kac-aylik-hamileyim/feed/ 0
Gebelikte Sırt Ağrısı Neden Olur? Nasıl Geçer? https://www.bebek.com/gebelikte-sirt-agrisi-neden-olur-nasil-gecer/ https://www.bebek.com/gebelikte-sirt-agrisi-neden-olur-nasil-gecer/#respond Wed, 27 Oct 2021 10:00:40 +0000 https://www.bebek.com/?p=37602 Hamilelik sırasında bir kadının vücudunda kas-iskelet sistemini doğrudan etkileyen ve sırt ağrısı ve bacak ağrısı gibi ilgili sorunların potansiyel bir nedeni olabilecek bir dizi doğal biyolojik değişiklik meydana gelir. Hamilelikle ilgili değişiklikler tipik olarak eklemleri ve bağ dokularını içerir ve onları gevşek, esnek ve yumuşak hale getirir. Bu değişiklikler, bel ve kalçalardaki spinal ve pelvik eklemlerde artan stres ve zorlanma ile sonuçlanır. Sırt ağrısı ilk trimester kadar erken gelişebilir ve tipik olarak hamilelik devam ettikçe artar.

Gebelikte Bel Ağrısının Tipik Özellikleri

Sırt ağrısı hamile kadınların %50’sinden fazlasını etkiler. Hamilelik sırasında herhangi bir zamanda ortaya çıkabilirken, sırt ağrısı genellikle ikinci ve üçüncü trimesterlerde en şiddetli halini alır. Bel bölgesini etkileyen hamilelikle ilgili semptomlar ve belirtiler genel işlevde azalma ile sonuçlanır ve bunlarla sınırlı olmamak üzere şunları içerir:

  • Otururken, ayakta dururken, yürürken, nesneleri kaldırırken, cinsel ilişkide, eğilirken olduğu gibi hareket veya aktivite sırasında başlayan veya alevlenen değişen yoğunlukta ağrı.
  • Yatakta dönerken ağrı, uykusuzluk ve uyku saatlerinin azalması nedeniyle uyku bozuklukları.
  • Alt sırtta azaltılmış hareket aralığı.
  • Özellikle ikinci ve üçüncü trimesterlerde denge ve yürüme düzenindeki değişiklikler.

Bu değişiklikler çoğunlukla ağırlık merkezinin karına doğru kayması nedeniyle oluşur. Bu kayma, alt omurganın eğrisini arttırır ve sakrumun (omurganın alt sırtını kalçaya bağlayan kısmı) hafifçe geriye doğru eğilmesine neden olur. Hareketsiz bir yaşam tarzı sürdüren hamile kadınların sırt ağrısı yaşama riski daha yüksek olsa da, ağır fiziksel işlerde bulunmak veya gün boyunca aktif olmak da hamilelikte sırt ağrısı semptomlarına yol açabilir.

Bazı araştırmalar, vücut kitle indeksi (BMI) yüksek olan kadınların hamileyken sırt ağrısı geliştirme riskinin daha yüksek olabileceğini göstermektedir. Doğumdan sonra da devam eden sırt ağrısına doğum sonrası sırt ağrısı denir. Kadınların yaklaşık %72’si doğumdan sonra 1 yıla kadar bel ve pelviste doğum sonrası ağrı yaşamaya devam eder ve bu bazı durumlarda birkaç yıla kadar uzayabilir.

Hamilelikle İlgili Değişiklikler Sırt Ağrısına Nasıl Neden Olabilir?

Kadınlar hamilelik sırasında genellikle 7 ila 16 arasında kilo alırlar, ağırlık noktalarında bir kayma yaşarlar ve çeşitli hormonal ve anatomik değişikliklere uğrarlar. Bu doğal değişiklikler, alt omurga ve pelvis üzerindeki baskıları ve yükleri artırarak aşağıdaki değişikliklere katkıda bulunur:

  • Duruşta değişiklikler. Büyüyen rahim ve alt omurganın artan eğriliği, omurganın duruşunu değiştirerek alt sırt üzerinde ek yükler uygular. 
  • Kas dokusunda ve dengede değişiklikler. Bel bölgesini destekleyen ve sabitleyen paraspinal kaslar, öndeki karın kaslarının aşırı gerilmesiyle kısalır ve dengesiz hale gelir.
  • Sakroiliak eklemlerde rahatsızlık. Hamilelik sırasında gevşetici hormonun konsantrasyonundaki 10 kat artış, pelvis ve beldeki bağ dokusunun yumuşamasına neden olur ve bu da sakroiliak eklemlerde rahatsızlığa yol açar. 
  • Pelvik eklemde basınç. Pelvis, alt gövdede, yükleri üst gövdeden bacaklara aktaran dengeleyici bir yapıdır. Hormonal değişiklikler, duruş ve yürüme düzenindeki değişiklikler ve bağ yapılarındaki stres, hamile kadınlarda pelvik eklemlerde artan kuvvetlere neden olabilir. 
  • Omurga disklerine baskı. Nadir olmakla birlikte, yaklaşık 10.000 hamile kadından birinde (%1’den az ) eş zamanlı bedensel değişikliklerden dolayı diskler üzerinde artan stres nedeniyle lomber omurgada fıtıklaşmış bir disk gelişebilir. Fıtıklaşmış bir disk, alt sırttaki bir spinal sinir kökünü tahriş edebilir, veya mekanik olarak sıkıştırarak semptomlarının uyluk, bacak ve/veya ayağa yayılmasına neden olabilir.
  • Geçici osteoporoz. Ağırlık taşımak, özellikle üçüncü trimesterde, bazı kadınlarda geçici osteoporoz gelişmesine neden olabilir. Bu kemiği zayıflatan durum aniden gelişir ve kalça ağrısına ve kalçalarda hareket açıklığının azalmasına neden olur.
  • İdiyopatik skolyoz, romatoid artrit ve ankilozan spondilit gibi önceden var olan bel rahatsızlıkları hamilelikte kötüleşebilir, ağrı ve diğer semptomları artırabilir. 
  • Kas ayrılması. Rahim genişledikçe, göğüs kafesinden kasık kemiğine uzanan iki paralel kas tabakası (rektus abdominis kasları) orta dikiş boyunca ayrılabilir. Bu ayrılık sırt ağrısını kötüleştirebilir.
  • Stres. Duygusal stres, sırt ağrısı veya sırt spazmları olarak hissedilebilen sırtta kas gerginliğine neden olabilir. Hamileliğinizin stresli dönemlerinde sırt ağrınızın arttığını fark edebilirsiniz.

 Ne Zaman Tıbbi Yardım Alınmalı?

Sırt ağrısı genellikle tedavi edilmez ve kadınlar arasında hamileliğin normal ve kaçınılmaz bir parçası olarak kabul edilir. Hamileliği olabildiğince keyifli hale getirmek ve doğumu kolaylaştırmak için sırt ağrısı ele alınmalı ve yönetilmelidir. Hamilelik sırasında uzun süren bel ağrısı, genellikle doğum sonrası sırt ağrısının habercisidir. Hamile kadınlar, daha sonraki aşamalarda ağrının tekrarını önlemek için uygun sırt ağrısı tedavisi aramaya teşvik edilir.

Vajinal kanama, sağ veya sol alt karın ağrısı, kasık ağrısı, bayılma hissi ve katranlı dışkı ile ilişkili bel ağrısı, tıbbi bir acil durum olan ve acil olarak tedavi edilmesi gereken rüptüre bir ektopik gebeliği gösterebilir.

6-8 haftadan uzun süren doğum sonrası ağrılar, doğumdan sonra kronik sırt ağrısı veya tekrarlayan sırt problemlerini önlemek için tedavi edilmelidir. Zamanla kronik ağrı, günlük işleyişi engelleyen ve genel yaşam kalitesini azaltan psikolojik ve psikososyal olaylara yol açabilir.

Genel bir kural olarak, annenin ve büyüyen fetüsün güvenliğini sağlamak için herhangi bir alt sırt semptomu gecikmeden bir doktorla tartışılmalıdır, çünkü bu semptomlar ektopik gebelik, erken doğum veya enfeksiyona işaret edebilir.

Gebelikte Sırt Ağrısı Tedavileri

Bel ağrısını tedavi etmek veya daha seyrek ve daha hafif hale getirmek için yapabileceğiniz birçok şey var:

Egzersiz yapmak: Düzenli egzersiz kasları güçlendirir ve esnekliği artırır. Bu, omurganızdaki stresi azaltabilir. Çoğu hamile kadın için güvenli egzersizler arasında yürüyüş, yüzme ve sabit bisiklet sürme yer alır. Doktorunuz veya fizyoterapistiniz sırtınızı ve karnınızı güçlendirmek için egzersizler önerebilir.

Isı ve soğuk: Sırtınıza ısı ve soğuk uygulamak yardımcı olabilir. Sağlık uzmanınız kabul ederse, ağrılı bölgeye günde birkaç kez 20 dakikaya kadar soğuk kompresler (bir torba buz veya bir havluya sarılmış dondurulmuş sebzeler gibi) koyarak başlayın. İki veya üç gün sonra, ısıya geçin – ağrılı bölgeye bir ısıtma yastığı veya sıcak su şişesi koyun. Hamilelik sırasında karnınıza ısı uygulamamaya dikkat edin.

Duruş: Eğilmek omurganızı zorlar. Bu nedenle çalışırken, otururken veya uyurken uygun duruşu kullanmak iyi bir harekettir. Örneğin, dizlerinizin arasına bir yastık koyarak yan yatarak uyumak sırtınızdaki stresi azaltacaktır. Bir masada otururken, destek için arkanıza sarılmış bir havlu yada küçük bir yastık koyun; ayaklarınızı bir tabureye koyun ve omuzlarınız geride olacak şekilde dik oturun. Ayakta dururken kalçalarınızı öne ve omuzlarınızı geriye doğru çekin. Büyüyen karnınızı telafi etmek için arkanıza yaslanabilirsiniz. Bir destek kemeri takmak da yardımcı olabilir.

Danışmanlık: Sırt ağrısı stresle ilgiliyse, güvenilir bir arkadaş veya danışmanla konuşmak yardımcı olabilir.

Yerden bir şey almanız gerekiyorsa, eğilmek yerine bacaklarınızı çömelmek için kullanın.

Yüksek topuklu ayakkabı giymeyin. Kemer desteği iyi olan alçak topuklu ayakkabılar seçin. Unutmayın, hormonlar eklemleri gevşettiği için daha büyük bir ayakkabı numarası almanız gerekebilir 

Sırt üstü yatmayın.

Sırt ağrınız devam ederse, başka ne deneyebileceğinizi görmek için doktorunuza danışabilirsiniz. Ağrı kesici ilaçlar almadan önce mutlaka doktorunuza danışın. Bazı durumlarda doktorunuz hamilelik sırasında güvenli olan ağrı kesici ilaçları veya kas gevşeticileri önerebilir.

Hamilelikte Kalça Ağrısı Neden Olur, Nasıl Geçer? : https://www.bebek.com/hamilelikte-kalca-agrisi-neden-olur-nasil-gecer/

]]>
https://www.bebek.com/gebelikte-sirt-agrisi-neden-olur-nasil-gecer/feed/ 0
Hamilelikte Havuza ve Denize Girilir mi? https://www.bebek.com/hamilelikte-havuza-ve-denize-girilir-mi/ https://www.bebek.com/hamilelikte-havuza-ve-denize-girilir-mi/#respond Wed, 28 Jul 2021 10:00:39 +0000 https://www.bebek.com/?p=36615 Doğum öncesi yüzme, genel olarak güvenli bir egzersiz şeklidir. Ancak, doğum öncesi yüzmeye başlamadan önce kaçınılması gereken bazı tıbbi durumlara sahip olabileceğinizden her zaman doktorunuza danışın.

Hamilelik sırasında sağlıklı, formda kalmak için düzenli bir egzersiz rutini şarttır. Hamileyken yüzmek güvenli kabul edilir ve sağlık açısından herhangi bir problem yoksa harika bir egzersiz şeklidir.

Hamilelikte Havuza Girilir mi?

Bugüne kadar yapılan araştırmalar, yüzme havuzlarındaki klorun, dezenfektan olarak kullanılan diğer kimyasalların hamile kadınlar veya bebekler için zararlı olduğunu veya bir gebelik komplikasyonuna yol açtığını ileri sürmemiştir. Havuzda yüzmek güvenli kabul edilebilir. Yeni havuzlar modern su arıtma sistemleri ile bulaşıcı hastalıklarla, enfeksiyon riskini azaltmaktadır.

Dikkat edilmesi gerekenler;

  • Suyun temiz olup olmadığını kontrol edin.
  • Kirli sularda yüzmekten kaçının.
  • Hamilelikte vücudunuz hastalıklara karşı daha hassastır. 
  • Bol miktarda iyi havalandırmaya sahip olan düzgün klorlanmış havuzlarda egzersiz yapın.
  • Havuzların su sıcaklığı 27-33°C derecedir.

Hamilelikte Denize Girilir mi?

Hamilelik durumunuzda sıkıntı yoksa veya düşük tehlikesi teşhis edilmediyse, denizde yüzmenin tadını çıkarın.

Deniz suyu anne ve bebeği için risk oluşturmaz. Ancak, denize veya havuza girdiğinizde gebe olduğunuzu unutmayın. Yüzmeye başlamadan önce daima ısının. Hafif şekilde yüzmek, egzersiz yaparken vücudunuza ve bebeğinize yardımcı olur. Dikkat etmeniz gereken suyun sizin veya bebeğiniz için şok yaşamamak için suyun çok soğuk olmaması gerekir.

Açık bir su yüzeyi olduğu icin başkalarından geçebilecek hastalıklara yakalanma riski yoktur.

Hamilelikte Yüzmenin Avantajları;

Günde en az 30 dakika doğum öncesi egzersiz yapılması önerilir. Egzersiz rutininizi daha ilginç hale getirmek istemez misiniz? Yüzmeyi haftada 2-3 gün, diğer egzersiz rutinleriyle birleştirmek harika bir seçenektir. Denizde veya havuzda yüzmeyi haftalık rutininizin bir parçası haline gelmesinin birçok nedeni vardır. Bunlar; 

  • Yüzme sırasında minimum düşme riski vardır ve daha az yumuşak doku zedelenmesi görülür,
  • Yüzme sırasında omurganızın ve diğer eklemlerinizin ağırlığını destekler, böylece vücut daha az yorulmuş olur.
  • Hamilelik sırasında kilo alımınızı yönetmenin harika bir şeklidir.
  • Hamilelik sırasında oluşabilecek ağrıları hafifletir.
  • Vücuttaki kan dolaşımını düzenler, ödemi azaltır. (ellerde ve ayaklarda oluşabilecek şişkinlik)
  • Dayanıklılığı artırır. Doğuma yardımcı olur.
  • Gevşeme, zihinsel rahatlık ve stresi azaltır. 
  • Siyatik ağrıları hafifletmeye yardımcı olur.
  • Kasları güçlendirir.
  • Yüzerken aktif şekilde nefes almak gerektiğinden, akciğerleri güçlendirir.
  • Uyku kalitesini arttırır.
  • Diğer egzersiz türlerinin aksine, yüzme vücut ısınızı düşük tutar ve aşırı ısınmayı önler.

İlk üç aylık dönem 

Gebeliğin ilk üç ayında, yüzme kas gruplarını güçlendirmeyi, doğru nefes alıp vermeyi ve bağışıklık sistemini uyarmayı amaçlar. Düzenli yapılan egzersizler vücudu ileride oluşacak değişikliklere karşı hazırlamaya yardımcı olur.

İlk üç aylık dönemde dikkat edilmesi gereken durumlar;

  • Sık sık kusma durumu yasayan kişiler geçici olarak yüzmeye ara vermelidirler.
  • Düşük tansiyon, zayıflık ve baş dönmesi yaşayan anne adayları yüzmemelidirler
  • Genital yoldan kanlı akıntı olması durumunda yüzme yasaktır.

Gebeliğin ilk üç aylık döneminde karşılaşabileceğiniz iki ana zorluk, büyük hormonal değişikliğin sebep olduğu yorgunluk ve mide bulantısıdır. 

İkinci üç aylık dönem 

İkinci üç aylık dönemde yüzmek, doktorunuzun onayını almanız durumunda yüzmeye başlamak icin mükemmel bir zamandır. Haftada 2 veya 3 kez 30 dakikalık yüzme şekli en ideal olandır. Yüzmeye yavaş başlayın ve zamanla yüzme egzersizini arttırın.

Kendinize karşı her zaman nazik davranın ve dinlenmeye ihtiyaç duyduğunuzda kendinize izin verin.

Son üç aylık dönem 

20 haftanın sonunda omurga üzerindeki yük pelvisin kemikleri ve bağları, sırt kasları artar. Bel bölgesinde ağrı oluşur ve vücut halsizleşir. Düzenli nefes almaya ve bu aşamada rahat bir şekilde ivme sağlamaya odaklanmak önemlidir. Son üç aylık dönemde kendinizi daha fazla yüzerken bulabilirsiniz.

Suda hamile olan anne adayları üç önemli şey öğrenir:

  • Solunumu kontrol etme (nefes alış-verişi)
  • Dayanıklılık 
  • Kas gevşemesi 

Hamilelikte Yüzmek için Püf Noktalar

hamilelikte-yuzmek-icin-puf-noktalar

  • Suyun içinde yalnız kalmayın. Size olası bir duruma karşı müdahale edebilecek birisi muhakkak yanınızda olsun.
  • En yoğun zamanları tercih etmeyin. Sabahın erken saatlerinde suyun kalitesi yüksek olacağından yüzmek için idealdir.
  • Suya yavaş girin. Muhtemelen sezgisel olarak zaten bunu yapıyorsun. Havuza veya denize girerken atlamayı tercih etmek, midenize darbe almanıza sebep olabilir. Ayrıca, teninizin suyun ısısına alışması için yavaş şekilde denize/havuza girmeniz gerekir.
  • Düzgün nefes alma. Nefesinizi tutmaktan kaçının ve yüzerken doğru nefes alma tekniğini kullanın.
  • Su tüketimi önemli. Su, doğal olarak vücudu serin tutarken su içmeyi unutmak normaldir. Yüzmeye başlamadan önce ve sonra su içmek, vücuttaki su kaybını önlemek icin önemlidir.
  • Mayo değişimi. Islak mayo ile oturmamak gerekir. Islak mayo sistit kaynağı veya vajinal enfeksiyon kaynağı olabilir. Bu yüzden çabuk kuruma özelliği olan mayolar tercih edilmeli. Klora dayanıklı kumaş özelliği olmalı. Vücudunuzu saracak ve rahat hissettiren düzgün bir kesimi olduğuna dikkat edin. Büyüyen karnınızı desteklemeye yardımcı olacak tek parça mayo tercih edilmeli.
  • Duş alın. Denize veya havuza girip çıktıktan sonra muhakkak duş alınmalıdır. Çünkü, klor kalıntılarını veya olası patojenleri tamamen yok etmek için duş zorunludur.
  • Genital bölge temizliği. Mantarlar nemli ortamlarda en iyi şekilde hayatta kalırlar. Duştan sonra genital bölge iyi bir şekilde kurulanmalıdır ki mantarların oluşumuna izin verilmesin.
  • Güneşlenme. Güneşlenirken çok dikkat etmek gerekir. Koruyuculuğu yüksek olan kremler tercih edilmelidir. Öğlen güneşinden (12:00-15:00) kesinlikle kaçınmalısınız.
  • Terlik. Kaymaz tabanlı lastik veya plastik terlikler tercih edilmeli.

Verilen püf noktalarını dikkatle uygularsanız, anne adayları için yüzmek birçok hastalığa çözüm olabilir. Sırt ağrıları, şişmiş ayaklar ve ruhsal sıkıntılar bu sayede geçmişte kalmış olabilir.

Yüzmeyi bırakmanın zamanı geldi

Başınız dönüyor, nefes darlığı çekiyor ve kendinizi kötü hissediyorsanız bu durum vücudunuzu çok fazla yorduğunuz anlamına gelmektedir. Yüzerken bunlardan birini hissetmeye başlarsanız kenara çekilin, deniden/havuzdan dikkatlice dışarı çıkın.

Hamilelik için en uygun sporlardan bir tanesinin yerçekimi etkisini ortadan kaldırdığı için yüzmek olduğu söylenir. Doktor, aksini önermediği sürece hamileyken denizde veya havuzda yüzmek serbesttir.

Hamileyken yaptığınız her egzersizde olduğu gibi, herhangi bir ağrı veya vajinal kanama olursa, en kısa sürede doktorunuza başvurmalısınız.

Buradaki yazımız da dikkatinizi çekebilir: https://www.bebek.com/bebekle-seyahat-ve-tatil-hakkinda-bilmeniz-gerekenler/

]]>
https://www.bebek.com/hamilelikte-havuza-ve-denize-girilir-mi/feed/ 0
Hamilelikte Ayva Yenir Mi? Gebelikte Ayvanın Faydaları ve Etkileri https://www.bebek.com/hamilelikte-ayva-tuketilir-mi/ Sun, 25 Jul 2021 10:00:57 +0000 https://www.bebek.com/?p=36554 Gebelik sürecindeki sağlıklı beslenme hem anne adayları hem de bebek için çok önemlidir. Bu dönemde bol miktarda tüketilen taze meyve, vitamin ve mineral alımı artışında katkı sağlar. Özellikle ayva meyvesi, içerdiği lif, vitamin ve mineraller açısından oldukça yararlı bir besindir. Bu yüzden hamilelikte ayva yemek faydalı bir seçenek olacaktır.

Hamilelikte Ayva Yenir Mi?

Aşkın ve bereketin sembolü olarak bilinen ayva, Asya ve Akdeniz’in çeşitli bölgelerinde yetişen bir meyvedir. İçeriğinde birçok vitamin bulunduran ayva aynı zamanda da kalorisi oldukça düşük lifli bir besindir. Ayva, C, B1, B6, demir, potasyum, magnezyum ve bakır gibi çeşitli besin ögelerinden oluşmaktadır. Bu meyvenin vücudumuza sağladığı faydaları şöyle sıralayabiliriz:

Güçlü bir antioksidan olarak, vücuttaki stresi azaltır, metabolizmayı rahatlatır. Vücuttaki iltihapları azaltır, kalp hastalığı ve diğer kronik rahatsızlıklara karşı koruma sağlar. Bununla beraber, serbest radikallerle savaşmaya yardımcı olarak, vücudumuzdaki hücreleri, oluşabilecek hasardan korur.

Sindirim sisteminde meydana gelen sorunların çözümünde birebirdir. Özellikle ülseratif kolit gibi iltihaplı bağırsak hastalıklarına karşı koruyucu bir görev üstlendiği söylenir.

Genellikle sağlıksız beslenme ve stresten kaynaklanan mide ülseri probleminin tedavisinde, ayva meyvesi doğal bir çözüm olarak bilinir

Ayva, C vitamini açısından oldukça zengin bir meyve olduğu için, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir. Aynı zamanda taşıdığı antibakteriyel özelliği sayesinde, vücutta zararlı bakterilerin oluşmasını ve yayılmasını da önler.

Ayva suyunda bulunan antioksidanlar, cildi canlandırır, yaşlanmayı geciktirir ve stresin sebep olduğu cilt hasarının giderilmesinde yardımcı olur.

Ayva meyvesi, özellikle sonbaharın olmazsa olmaz meyvelerindendir. Soğuk algınlığı, grip ve buna benzer hastalıklarla savaşıp, bunları önlemede oldukça yararlı olduğu kanıtlanmıştır.

Kardiyovasküler sistem için çok faydalıdır. Düzenli ve çiğ olarak tüketildiğinde, kan basıncını düzenleme ve dengelemede yardımcı olabilmektedir.

Yüksek antioksidan özelliğinden dolayı, kanser riskini azaltmada yardımcı olabileceği söylenmektedir.

Düzenli olarak tüketilen ayva suyu, stres düzeyini düşürme de çok faydalı olarak görülmektedir. Gündelik hayatta yaşanan stresten etkilenen kişilerin, ayva suyu içtiğinde, zihinlerinin daha rahat, sakin ve huzurlu olduğu söylenmektedir. Günümüzde, yoga ve meditasyon gibi fiziksel çalışmalar yapanlar, bu çalışmalardan sonra ayva çayı kullanmaktadır.

Ayva meyvesi, göz sağlığımız için çok önemlidir. Gözlerde oluşabilecek, ciddi rahatsızlıklardan etkilenme riskini azaltma da yardımcı olmaktadır. B1, B3, B6, kalsiyum, potasyum ve çinko gibi göz sağlığımızı korumada zengin vitaminler içerdiği de bilinen bir gerçektir.

Günlük yeter miktarda tüketilen ayva meyvesi, karaciğer hastalıklarını önlemeye yardımcı olur. Aynı zamanda, vücudumuzda bakterilerin sebep olduğu enfeksiyona karşı, vücut direncini arttırır.

Ayvanın meyvesi ve suyu, vücutta meydana gelebilecek alerjik belirtilerin giderilmesinde katkı sağlar. Astım nöbetleri, burun akıntısı, gözlerde kaşıntı ya da alerjik dermatit belirtileri hafifletmede yardımcı bir besindir.

Hamilelikte Ayva Tüketmenin Faydaları

Ayvanın içeriğindeki doğal bileşim ve vitaminler hem kadınlar hem de anne karnındaki bebek için çok yararlıdır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Hamilelikte ayva yemek, anne ve bebek için gereken vitamin ihtiyacını önemli ölçüde karşılar. İçerisindeki zengin vitamin ve mineraller sayesinde, gebeliğin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesine yardımcı olur.
  • Ayva meyvesi tüketmek, gebelikte, bağışıklık sistemini güçlendirir. İçerdiği C vitaminiyle, demir emilimini arttırarak, hemoglobin üretimine de katkı sağlar. Ayrıca C vitamini anti alerjik ve anti inflamatuvar özellikler taşıdığından, hamilelikte oluşabilecek alerji belirtilerini de önler.
  • Demir, bakır ve çinko gibi vitaminler, vücudun kan yapımında önemli bir yere sahiptir. Bu yüzden gebelik sürecinde ayva tüketmek, anneyi ve bebeği kansızlıktan ve anemiden korur.
  • Hamilelikte ayva yemek, bulantı ve kusma şikayetlerini en aza indirir.
  • Gebelik sürecinde, kolesterol seviyesi (LDL) yükselebilir. Ayva meyvesi, kolesterol seviyesini dengede tutarak, kadınları kötü kolesterolden korur.
  • Yüksek miktarda lif içeren bir meyve olduğu için, bağırsakların düzenli olarak çalışmasını sağlayarak, kabızlığı önler.
  • Hamilelikte ayva yemek, lekelenme, sivilcelenme gibi hormonal değişimlere bağlı problemleri engeller. Hem anne adayının hem de bebeğin cildini korur.
  • Gebeliğe bağlı şeker yükselmesi sorununu önler.
  • Hamilelikte yaşanabilecek en önemli problemlerden biri olan kanser hastalığına karşı korur ve aynı zamanda yüksek tansiyonu düşürür.
  • Bu dönemde oluşabilecek saç dökülmeleri ve incelmeleri gibi sorunları ortadan kaldırır.
  • Gebelikteki hormonal değişikliklerden kaynaklanan stres seviyesini düşürmede yardımcı olur. İçerdiği antioksidan sayesinde, sinirleri rahatlatır ve zihni sakinleştirir.

Hamilelikte Ayva Tüketmek Bebeği Güzelleştirir mi?  Ayva Gamze Yapar mı?

Gebelik sürecinde ayva tüketen kadınların bebeklerinin, güzel ve gamzeli olup olmayacağı konusunda kanıtlanmış bir bilimsel çalışma veya araştırma yoktur. Her anne adayı bebeğinin sağlıklı, güzel ve gamzeli olarak doğmasını bekleyebilir. Ayva yemek bebeği güzelleştirir ve bebek gamzeli olarak doğabilir gibi söylemler toplum içerisinde süregelmiş inanışlardır. Ancak, hamilelikte ayva tüketilerek doğacak bebeğin gamzeli olma ihtimali yoktur.

Ayva Meyvesini Nasıl Tüketebilirsiniz?

Ayva, nadiren çiğ olarak da tüketilen bir besindir. Bu meyve fazla olgunlaştığında, sert, ekşi ve buruk bir tat verebilmektedir. Bu yüzden, pişirilerek de çok lezzetli hale getirilebilir.

Ayvaları dilimleyerek, tencerede yumuşayana kadar kaynatıp, tarçın, zencefil ve vanilya ile tatlandırarak harika kompostolar yapabilirsiniz.

Bir kâse yoğurdun içine dilimlenmiş ayva ve biraz da yulaf ezmesi ekleyerek gün içerisinde öğünlerinize koyabilirsiniz.

Ayva meyvesinden reçel yaparak, benzersiz tatlılar yaratabilirsiniz.

Gebelik döneminde her zaman, bol vitamin içerikli besinler tüketilmelidir. Doğal gıdalara ağırlık verilerek, lif yönünden zengin ve tok tutan yiyecekler tercih edilmelidir. Özellikle, hamilelikte ayva yemek anne adayları açısından önerilen bir meyvedir. Çünkü bu süreçte hem kadın hem de bebek için çok faydalıdır. Bu yüzden ayva meyvesi de dahil taze meyve tüketmeyi ihmal etmeyin.

Gebelik döneminde uzak durmanız gereken besinleri incelemek için yazımıza göz atmayı unutmayın!

Gebelikte Kesinlikle Tüketilmemesi Gereken Besinler – https://www.bebek.com/gebelikte-kesinlikle-tuketilmemesi-gereken-besinler/

Aklınıza takılan soruları yorum olarak paylaşabilirsiniz.

Sevgiler.

]]>