“Çocuğum beni bir an bile bırakmıyor! Tuvalete bile beraber gidiyoruz, gözünün önünden ayrıldığım an çığlığı basıyor!” Bu ve benzeri cümleleri etrafınızdaki ebeveynlerden mutlaka duymuşsunuzdur. Çocukların anne, baba ya da bakımından sorumlu bakıcı, anneanne gibi sevdiği ve bağlandığı kişilerden ayrılamaması normal bir durumdur; ancak bir yere kadar. Bazen bu bırakamama durumu normalin ötesine geçerek çocuklarda ayrılma anksiyetesi bozukluğu olarak karşımıza çıkabilir. Peki o sınır nedir?…
Son zamanlarda çok sık duyduğumuz, hastanelerde sık başvurulan sağlık sorunlarından biri; uyuz salgını. Daha adını duyar duymaz huylanıp kaşınmaya sebep olan bu rahatsızlık; başta kalabalık ortamlarda çalışan yetişkinler, okula ya da okul öncesi eğitim kurumlarına giden çocuklar olmak üzere herkes için ciddi bir tehdit.
Gebelik dönemi anne adayı için oldukça hassas bir süreçtir. Annenin vücudu bebeğin gelişmesine ve büyümesine odaklanır, bu aşamada bağışıklık sistemi çok daha savunmasız ve zayıf bir duruma düşebilir. Bu nedenle hamilelikte zatürre, soğuk algınlığı, grip, nezle gibi hastalıklara yakalanma olasılığı çok daha yüksek olur. Bakteriyel ve viral enfeksiyonlar daha hızlı gelişebilir. Bu tip hastalıklara yakalanmak sadece anneyi değil bebeği de olumsuz etkileyebilmektedir. Gebelerin konu hakkında bilgi…
Bebek sahibi olmadan önce herhangi biri size bir bebeğin bezinde gördüğü kakanın mutluluğunu anlatsa, şaşırırdınız. Ancak şimdi ebeveyn olarak bezde gördüğünüz kakanın yüzünüzü güldürdüğünü, içinizi rahatlattığını, bazen de tedirgin ettiğini itiraf edebilirsiniz.
Bu yazı, bebeklerin şiddetli şekilde sarsılması sonucu oluşan ciddi beyin hasarlarını ve sarsılmış bebek sendromunun hayati risklerine değinmektedir.
