Ebebek Logo

Doğum Korkusu

G,G

Gökçe Günaydınverified user

Klinik Psikolog

Clock Icon6dk okuma süresi
22 Ağustos 202400
Doğum Korkusu kapak resmi

Önerilen Videolar

Doğum korkusu birçok anne adayında görülebilir. Bilinmezlik, kaygılar ve değişen yaşam düzeni bu süreçte yoğun duygular yaşanmasına neden olabilir.

Makale Özeti

Doğum korkusu; doğum süreciyle ilgili yoğun kaygı, olumsuz düşünceler ve kontrol kaybı hissiyle ortaya çıkan psikolojik bir durumdur.

1/4
Gebelik ve doğum önemli bir yaşam olayıdır ve kadının hayatında önemli değişikliklere neden olur. Öte yandan Gebelik süreci, doğum, doğum esnasında yaşanacaklar korkuya neden olabilir. Psikiyatrist- Psikoterapist Uzm. Dr. Semiha Tufan doğum korkusu hakkında bilgi verdi.
Quote IconDoğum korkusu yaşayan kadın sadece korku düşüncesine saplanır kalır. Doğumu ile ilgili olumsuz beklentiler içerisindedir, olumlu şeylere odaklanamaz Tedavide en önemli basamak gebenin gebelik, doğum ve doğum sonrası süreçlerle ilgili bilgilendirilmesi, kadının tıbbi, psikolojik, çevresel yeterli bakım ve desteği almasıdır.
Hamilelik ve doğum anne adayları için oldukça heyecan verici bir durumdur. Hemen hemen her kadın az da olsa doğum korkusu yaşamaktadır. Ancak gebelerin yaklaşık % 10- 15 kadarında da çok şiddetli doğum korkusu görülmektedir. Bu şiddetli patolojik korkuya, doğum korkusu (tokofobi) denir. Bu kadınlar doğum ile ilgili şiddetli bir kaygı duymakta, doğum yapamayacakları, kendilerine ya da bebeklerine zarar geleceği, kontrolünü kaybedeceği, bedeninin hasarlanacağı, şiddetli bir ağrı yaşayacağı gibi düşüncelere kapılmaktadır.

Olumsuz yaşam deneyimlerine bağlı olabilir

Toplumsal ya da kültürel olarak yüklenen kodlar bazı kavramların algılanmasını çok fazla şekillendirse de, her kadın biricik olduğu için anneliği, doğuma bakış açısı, doğurmaya karşı duygulanımı da öznel ve biriciktir. Bu nedenle doğum korkusu da öğrenilmiş ve ya içsel dinamiklerle ilgili çok farklı psikolojik sebeplere dayanabilir.
Doğum korkusu kabaca birincil ve ikincil doğum korkusu olarak ayrılabilir. Birincil doğum korkusu hiç doğum yapmamış kadınlarda olan köklü bir doğum korkusudur ve başlangıcı ergenlik döneminde dahi olabilir. Sonradan gelişen yani ikincil doğum korkusu, daha önceki doğumda yaşanan olumsuz yaşam deneyimlerine bağlı olarak, anne adayında onu bekleyen durumlar için oluşan aşırı bir korku halidir. Önceki travmatik doğum, zayıf sosyal destek, zayıf tıbbi yardım veya daha önce yaşanan doğum sonrası depresyonu ve diğer üzücü olayların tecrübe edilmesi nedeniyle oluşur.

Karmaşık duygular yaşanır

İçinde bir canlıyı büyütmek, benzersiz bir deneyimdir. Doğum, kadını o ana kadar deneyimlemediği sıra dışı bir yolculuğun labirentlerine doğru yola çıkarır. Bu deneyim hem çok tanıdık gibi hem de bir o kadar bilinmezdir. Doğal olarak bilinmezlik insanı kaygılandırabilir. Doğumla birlikte anne ve çocuğun ilişkisi başka bir evreye geçecektir. Hatta kadının kendisiyle olan ilişkisi, çevreyle olan ilişki ve etkileşimleri de başka bir evreye geçecektir. Doğumdan itibaren annenin özel yaşamı değişir, birçok şey bebeğin ritmine göre ayarlanır. Anne çocuk ilişkisi başka bir iç içe ilişki biçimine geçse de bir yandan da doğum bedeninin içinde olan çocukla da ilk ayrılık da demektir. Tabi ki, gebelik ve doğumun yarattığı fiziksel ve hormonal değişimlerde duygu durumu oldukça etkiler.
Doğal olarak bunca fiziksel, çevresel ve psikolojik faktörlerin iç içe geçtiği benzersiz bir deneyimin ve bilinmezliğin karmaşık bir duygulanım ve kaygı yaratması olağandır. Doğum korkusunda olağan olmayan şey; bu korku ve kaygıların kadının bilinçli isteklerinin önüne geçmesi, bu korkunun hayat akışını ve ilişkilerini bozması, kaygıyı yönetmekte, başa çıkmakta zorluk çekmesi, gerçeklikte var olabilme olasılığı olan risklerle korkusunun orantısız olarak çok abartılı hissedilmesi ve sonuçta psikolojik durumu etkilemesi, hatta fiziksel belirtilere neden olabilmesidir.

Uykusuzluk görülebilir

Şiddetli doğum korkusu yaşayan kadında titreme, çarpıntı, terleme, huzursuzluk, sinirlilik, ağlama, tahammülsüzlük, öfke nöbetleri, yeme düzeninde değişiklikler, uykusuzluk, dalgınlık, hayattan alınan keyfin azalması gibi birçok belirti gözlenebilir. Doğum korkusu yaşayan kadın sadece korku düşüncesine saplanır kalır. Doğumu ile ilgili olumsuz beklentiler içerisindedir, olumlu şeylere odaklanamaz. Bu düşünceler kadının evlilikten ya da gebelikten kaçınmasına, tıbbi olarak gerekli olmadığı halde sezeryan olmak istemesine ya da eşi ile ilişkilerinin bozulmasına neden olabilir.
Gebelikte hormonal süreçlerin etkisi, kişilik özelliklerinin getirdiği hassasiyetler ve ya genetik olarak yatkınlık, stres faktörlerinin etkisi gibi birçok nedenle en sık görülen ruhsal bozukluklar anksiyete bozukluğu ve depresif bozukluktur. Bu durumların varlığında doğum korkusu da iki kattan daha fazla artmaktadır. Genç yaş, düşük gelir düzeyi, düşük eğitim seviyesi, yeterli eş ya da aile desteğini alamamak, ekonomik sıkıntılar, işsizlik doğum korkusu (tokofobi) riskini artırır.
Kimi zaman bir kadının kendi ruhsal dünyasında çatışma halinde olan annelik kavramı ile kadınsılığı ve cinselliği bütünleştirememesi doğurmaktan kaçınmasına ya da korkmasına neden olurken, bazen de bedeniyle, sağlığıyla ve ya beden bütünlüğüyle ilgili kaygılar doğum korkusu olarak yaşantılanabilir. Ya da bir çocuğun bakımından sorumlu olmak düşüncesi, bazen anne olduğu takdirde profesyonel yaşamının etkileneceği ve özgürlüklerini kaybedeceği gibi düşünceler, eve bir bebeğin gelmesiyle birlikte eşin sevgisini kaybedeceği, sevgi ve ilginin çocuğa yöneleceği gibi bilinçaltı çatışmalar doğum yapmakla ilgili korku ve endişe yaratabilir.

Önceki deneyimlerin etkisi

Bazı durumlarda kadının kendi annesinden anneliği ve doğum yapmayı nasıl bir şey olarak öğrendiği, annesi ile özdeşiminin sağlıklı olup olmadığı, anlatılan olumsuz, travmatik öyküler –annenin ve ya yakını olan bir kadın figürünün doğumda vefatı, çocuk kaybı, ya da zor doğum öyküleri ve ya ciddi bir tehlike yaşaması gibi - bu fazlasıyla yoğun ve çatışma yaratan duygular doğum korkusu olarak ortaya çıkabilir.
Doğum yapmak demek anne olmak ve bir bebek sahibi olmak demek olduğundan, bir çocuğun doğumu gibi varoluşsal bir olay ve ya bunun düşüncesi bile kadının psikolojik dünyasında kendi annesi ve hatta babası ile olan bilinçaltı içsel dinamiklerini harekete geçirir. Gebeliği sırasında kendi karnında taşıdığı çocuk sayesinde, çocukluğunun yitirilmiş annesi ve bir zamanlar bebek olan kendisi arasındaki ilişki yeniden gündeme gelecektir. Yani gebeliği sayesinde hem annesiyle hem de o ilişkideki çocukla, yani kendisiyle özdeşleşir. Bu da ta o dönemlere ait kaygıların ortaya çıkmasına dahi yol açabilir. Derinlerde bir yerde annelerinin anneliği ve kendi annelikleri ile yüzleşmek zorunda kalma kaygısı doğum korkusu olarak kendini gösterebilir.
Anne çocuk iç içedir, çocuk annenin bedeninde büyür ve ondan beslenir, bu narsistik bir doyum sağlayan bir durum olduğu kadar sorumluluk yükleyen, yetersizlik kaygılarını tetikleyen de bir durumdur. Çünkü doğum, kadına hem fiziksel hem de ruhsal olarak bağımlı olan bebekle ilk buluşma, ilk yüzleşme de demektir.
Bir başka yönüyle doğurmak bir “yetişkin” olmanın sorumluluğunu, sana bağımlı birine bakım vermenin yükümlülüğünü de beraberinde getirir. Tüm bu öğretiler ya da yaşantılar kadının birçok farklı insani duyguyu bir arada yaşamasının, doğum korkusu duymasının nedeni olabilir.

Neler yapılabilir

Tedavide en önemli basamak gebenin gebelik, doğum ve doğum sonrası süreçlerle ilgili bilgilendirilmesi, kadının tıbbi, psikolojik, çevresel yeterli bakım ve desteği almasıdır. Belirsizliklerin giderilmesi açısından doğumda onu nelerin bekleyeceği anlatılmalıdır. Anneye gerektiğinde eşler ve aile bireyleri destek ve moral vermelidir. Doğum korkusu ile ilgili bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak, gerekirse terapi desteği almak, alttaki nedenleri anlamak, başa çıkmak için son derece önemlidir. Tedavide ek psikiyatrik hastalıkların tedavisi de yapılmalıdır. Depresyon, anksiyete gibi psikiyatrik hastalıklar gebede doğum korkusunu artırmaktadır. Bu süreçleri yönetmek ruh sağlığı uzmanları, kadın doğum uzmanı ve kadının yakınlarının iş birliği içinde sürdürülmesi gereken bir ekip işidir.
Psikiyatrist- Psikoterapist Uzm. Dr. Semiha Tufan
Bu yazımıza da göz atmayı unutmayın!
G,G

Gökçe Günaydınverified user

Klinik Psikolog

Ben ebebek'in uzmanı Klinik Psikolog Gökçe Günaydın. Lisans eğitimimi Yeditepe Üniversitesi'nde Psikoloji ve Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde 2018 yılında onur derecesi ile tamamladım. Ardından Yüksek Lisans eğitimimi Üsküdar Üniversitesi, Klinik Psikoloji bölümünde 2021 yılında yüksek onur derecesi ile tamamladım. Lisans mezuniyetimden sonra çeşitli okullarda, hastanelerde, özel eğitim alanında ve kliniklerde çalışma ve deneyim kazanma fırsatı elde ettim. 2018 senesinden itibaren alanda aileler ve çocuklar ile çalışmakta, gözlem yapmakta ve terapi vermekteyim. Aktif olarak 2024 yılından beri de ebebek'te klinik psikolog ve aile danışmanı olarak görev almakta ve proje yöneticiliği yapmaktayım. Sertifikalar : Bilişsel Davranışçı Terapi, Çocuk Gelişim Testleri, Aile Danışmanlığı, Aba Terapi, Sleep Consultant Academy Uyku Eğitimi Uzmanlık Alanları : Aile Danışmanı, Çift Aile Terapisi, Bebek-Çocuk Uykusu, Uyku Danışmanlığı, Bilişsel Davranışçı Terapi, Oyun Terapisi, Çocuk Gelişim Testlerii

Etiketler

İçeriği Faydalı Buldunuz mu?

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapınız

İlginizi Çekebilir

Bebeveynlik

Emzirirken İhtiyacınız Olan Ürünler

Emzirme dönemini daha konforlu hale getiren ürünler nelerdir? Anne ve bebeğin emzirme sürecini destekleyen pratik önerileri keşfedin.

02 Eylül 2025like icon0message icon0
1 – 2 Yaş

Emziren Annelerin Tercih Ettiği İçecek: Promalt

Anne sütünü artırmanın yolu sadece sık emzirmek değil 🍼 Su tüketiminden beslenmeye kadar sütü destekleyen en etkili önerileri keşfedin!

29 Ağustos 2025like icon0message icon0
Bebek Ürünleri ve Alışveriş

Anne Sütünün Üretimini Destekleyecek Atıştırmalıklar

Bu rehber, emzirme dönemindeki annelerin enerji ihtiyacını karşılamayı hedeflerken, anne sütünü destekleyici doğal besin öğelerini içeren pratik atıştırmalık alternatiflerini incelemektedir.

08 Nisan 2026like icon3message icon0
12 Haziran 2026like icon7message icon4
Bebek

Montessori Oyuncak Seçimi İçin En İyi 7 Öneri: 2026 Rehberi

Bu rehber, 2026 yılı güncel Montessori yaklaşımı ışığında; çocuğun bağımsızlığını, odaklanma becerisini ve öz disiplinini destekleyen oyuncak seçim kriterlerini özetliyor.

13 Mayıs 2026like icon7message icon1
12 Haziran 2026like icon7message icon0
Bebek Ürünleri ve Alışveriş

En İyi Tummy Time Oyuncakları

Bebeğinizin boyun ve sırt kaslarını güçlendiren Tummy Time (karın üstü vakit) egzersizlerini eğlenceli hale getirin! Gelişimi destekleyen en iyi oyuncakları ve uzman tavsiyelerini keşfedin.

02 Mart 2026like icon8message icon0
12 Haziran 2026like icon3message icon0
Oyun ve Oyuncak

Bebeğinizin Dil Gelişimini Destekleyecek Oyuncaklar

Bebeklerin dil gelişimi, sadece kelimeleri duymakla değil, etkileşim kurarak ve sesleri taklit ederek şekillenir. Konuşma becerilerini destekleyen en etkili oyuncak gruplarını yazımızda keşfedin.

13 Şubat 2026like icon6message icon0
Hamile Giyim

Doğum Öncesi İhtiyaç Listesi

Bu rehber, anne adaylarının hastane çantası ve eve dönüş süreci için hazırlıklı olmasını sağlayacak, temel ihtiyaçları kategorize eden kapsamlı bir doğum öncesi hazırlık listesi sunmaktadır.

08 Ocak 2020like icon59message icon0