Lohusalık Depresyonundan Kurtulmanın Yolları

Küçük bebeğinizi kucağınıza ilk aldığınız andan itibaren sizin için yeni bir dönem başlıyor. Artık taze bir anne olarak birçok yeni duyguyla tanışabilirsiniz. Bebeğiniz onun için yeni olan bu dünyaya adapte olmaya çalışırken siz de anneliğe, bebekli hayata ve bu değişime alışmaya çalışırsınız.

Fakat tam da bu süreçte her 10 anneden 2’sini farklı derecelerde ve sürelerde etkileyen ve lohusalık depresyonu olarak adlandırılan durum, sizi hazırda bekliyor olabilir.

Peki lohusa depresyonu nedir? Belirtileri nelerdir? Ne kadar sürer? Bu depresyondan kurtulmanın yolları nelerdir?

Lohusa Depresyonu Nedir?

Yeni doğum yapmış annelere lohusa adı verilir. Lohusaların doğumdan sonraki 6 haftalık yani yaklaşık 42 günlük dönemi ise lohusalık dönemi olarak tanımlanır.

Bu dönem, anne ve bebek arasındaki bağın kurulduğu, bebeğin ve annenin birbirlerine ve bu yeni duruma alıştığı dönemdir. Aynı zamanda annenin vücudunun doğum öncesi hâline dönebilmesi ve toparlanabilmesi için gerekli olan süreyi kapsar.

Bu nedenle birçok kadın çevresel, biyolojik ve psikolojik etkenlerden kaynaklı olarak bu süreci zorlu geçirebilmektedir.

Bazı durumlarda anne lohusalık döneminde depresyon belirtileri gösterebilir. Lohusa hüznünden daha ağır seyreden durumlar lohusa depresyonu, doğum sonrası depresyonu veya postpartum depresyonu olarak adlandırılır.

Lohusalık hüznü, doğum yapan kadınların %70-80’inde görülürken postpartum, yaklaşık %20’sinde görülebilmektedir.

Postpartum Belirtileri Nelerdir?

Lohusa depresyonu birtakım belirtiler ile hamilelik sonrasında yaşanan hafif depresif hâlden ayrılmaktadır. Bu depresif duruma tıpta lohusa hüznü adı verilir.

Lohusalık hüznü varlığında doğum yapan hemen her kadında ilk günlerde hızlı hormonal değişimlerin etkisi nedeniyle bazı duygu durum değişimleri gözlemlenir ve bunlar olağan karşılanır. Bu hüzün, daha çok anneye yüklenen annelik sorumlulukları, bebekle ilgili endişeleri ve doğum sonrası yaşanan değişimden gelen mutsuzluğu kapsar. Ancak bu durum geçicidir.

Eğer süreç uzuyor ve aşağıdaki belirtiler gözlemleniyorsa doğum sonrası depresyonundan bahsedilebilir.

Postpartum belirtileri;

  • Şiddetli hüzün
  • Duyarsızlık
  • Sinirlilik
  • Ani ağlama durumu
  • Ani öfke krizleri
  • Kendini değersiz hissetme
  • Enerji düşüklüğü
  • Vücutta genel ağrı
  • Uykusuzluk
  • Unutkanlık
  • Yakınma
  • Depresif ruh hâli
  • Yetersiz hissetme
  • Bebeğin bakımı ile ilgilenmek istememe
  • Bebekle bağ kuramama
  • İştahsızlık ve kilo kaybı
  • İştahta artış ve aşırı yemek yeme
  • Konsantrasyon bozukluğu ve hafıza zayıflığı
  • Panik atak
  • Hayattan zevk alamama
  • Kendini suçlu hissetme hâli
  • Kendini sosyal hayattan dışlama isteği
  • Bebeği öldürmek istemeye yönelik düşünceler
  • İntihar etme düşüncesi veya girişimi

Doğum sonrası depresyon – Annelik Hüznü nedir? Konu videomuzu izleyebilirsiniz.

Doğum Sonrası Depresyonunun Nedenleri

Doğum sonrası depresyonunun çeşitli nedenleri olabilir.

Lohusalıkta yapılmaması gerekenler listesi konulu yazımızı aşağıdaki yazıya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Lohusalıkta yapılmaması gerekenler listesi https://www.bebek.com/lohusalikta-yapilmamasi-gerekenler-listesi/

Peki Lohusalık Depresyonu Neden Olur?

Lohusalık depresyonu nedenleri şu şekilde sıralanabilir;

  • Östrojen ve progesteron başta olmak üzere hamilelikte yükselen gebelik hormon seviyelerinin doğum sonrasında aniden düşmesine bağlı olarak duygusal dalgalanmalar yaratması (Biyolojik nedenler)
  • Annenin genetik yatkınlığı, eşler arasındaki sorunlar, erken yaşta gebelik, doğum travması, geçmişten gelen travmatik olaylar, maddi sorunlar, istenmeyen gebelik yaşanmış olması, gebelik öncesi yoğun stres veya depresyon yaşanmış olması, evde başka çocukların olması, aile bireylerinden yeterli desteği görememe (Psikososyal nedenler)

Postpartum psikozunun bir veya birden çok sebebi olabilir. Tanı konulduğunda nedeni tam olarak tespit edebilmek mümkün olmayabilmektedir.

Postpartum Ne Zaman Başlar, Ne Kadar Sürer?

Doğum sonrası dönemde merak edilen konular arasında “Lohusalık depresyonu ne zaman geçer?” sorusu gelmektedir.

Lohusalık depresyonu genellikle doğumdan sonraki ilk haftalarda gelişmeye başlar. Lohusalık hüznünün tam bir depresyon tanımına dönüşebilmesi, doğum sonrası 2. ve 8. hafta arasındaki dönemdir.

Depresyonun etkileri, tedavi edilmediği durumda 1 seneye kadar uzayabilir. Yani anneye psikolojik destek sağlanmadığı takdirde lohusa depresyonu 1 yıl kadar sürebilir. Ayrıca bu durumun, devamında farklı psikolojik sorunlara da dönüşebilme ihtimali vardır. Bu nedenle postpartum tedavisi büyük önem taşır.

Lohusa Depresyonu Tedavisi 

Lohusalık Depresyonu Nasıl Geçer?

Lohusa depresyonuna karşı şu tedavi yöntemleri kullanılmaktadır;

  1. Psikoterapi
  2. Antidepresan ilaç tedavisi
  3. Antipsikotik ilaç tedavisi

Bu yöntemlerden en sık kullanılanı psikoterapilerdir ve genelde depresyon tedavisi için yeterli olmaktadır. İlaç tedavilerinin kullanımı çok daha nadir olmaktadır. Ancak ilaç kullanımı gerekiyorsa doktor emziren anneye uygun alternatifler kullanabilmektedir.

Lohusalık Depresyonundan Kurtulmanın Yolları Nelerdir?

Lohusa depresyonunun önüne geçebilmek veya postpartum tedavisine destek olabilmek amacıyla bazı yöntemler uygulanabilir.

Doğum sonrası depresyonundan kurtulmanın yolları şunlardır;

  • Öncelikle anneye mutlaka destek olunmalıdır. Eş ve birinci dereceden yakınlar özellikle lohusalık dönemi boyunca anneyi yalnız bırakmamalı ve ona yanında olduklarını hissettirmelidir.
  • Anneye bebek bakımı konusunda yardımcı olunmalıdır. Özellikle ilk bebeğini dünyaya getiren anneler, bebek bakımı konusunda endişeye kapılabilir ve annelik duygusunun yükü altında kendini ezilmiş hissedebilirler. Bu durum hafifletilmeye çalışılmalıdır.
  • Sadece bebek bakımı için değil, ev işleri konusunda da anneye yardım edilmelidir. Mümkün olduğu kadar annenin yükü paylaşılmalıdır.
  • Anneye kendine özel vakit ayırabilmesi için zaman yaratmaya çalışılmalıdır.
  • Bebeğin uyuduğu vakitlerde annenin de uyuması veya dinlenmesi sağlanmalıdır.
  • Lohusalık döneminde eve ziyaretçi kabulü sınırlandırılmalıdır.
  • Eşlerin birlikte zaman geçirebilmesi, lohusanın annelik sıfatının yanında kendini eskisi gibi hissedebilmesi bakımından önemlidir. Baş başa bir akşam yemeği, romantik bir buluşma, sinemaya gitmek gibi lohusanın modunu yükseltebilecek aktiviteler yaratılmalıdır.
  • Eş, anneye karşı hassas olmalı; ona olan sevgisinin ve ilgisinin değişmediğini göstermelidir. Böylelikle annenin, kendini değersiz hissetme duygusu ortadan kaldırılabilir.
  • Bu süreçte beslenme şekline dikkat edilmelidir. Özellikle alkol ve kafeinli içeceklerin tüketiminden kaçınılmalıdır.
  • Her gün 15 dakika dahi olsa düzenli yürüyüş yapılmalı ve hareket edilmelidir. Vücudu zorlamayacak basit egzersizler de dahil edilebilir.
  • En önemli nokta ise, belirtilerin varlığında bir uzmandan destek almaktan kaçınılmamalıdır.

Lohusalık depresyonu, kadından kadına farklı sürelerde yaşanabilir. Bu durumun bir rahatsızlık olduğu unutulmamalı ve anneye fazla yüklenilmemelidir.

Yaşanan değişimler anne için kabullenmesi zor şeyler olabilir. Ancak anneye bu durumun üstesinden gelebileceğinin sinyali verilmeli ve her zaman destek olunmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı