Bebeveynlik – Bebek.com https://www.bebek.com Hamilelik, Bebek, Çocuk ve Anne Sağlığı Wed, 03 Dec 2025 11:30:25 +0000 tr hourly 1 https://www.bebek.com/wp-content/uploads/2022/12/cropped-cropped-bebek-favicon-192x192-1-32x32.png Bebeveynlik – Bebek.com https://www.bebek.com 32 32 Bebeğinizin Bağışıklık Sistemini Destekleyecek: Hammm Tarhana! https://www.bebek.com/bu-tarife-bebeginiz-bayilacak-tarhanali-muffin/ Tue, 02 Dec 2025 07:00:59 +0000 https://www.bebek.com/?p=20079 Bebek tarhanası, ek gıda döneminde hem besleyici hem de güvenli bir seçenek. İçeriğindeki yoğurt, sebzeler ve tahıllar sayesinde bebeğe şu faydaları sağlar:

  • Bağışıklığı destekler: Fermente bir ürün olduğu için doğal probiyotik etkisi vardır ve bağırsak florasını güçlendirir.
  • Sindirim dostudur: Lifli yapısı sayesinde bebeklerde kabızlık riskini azaltır, sindirimi rahatlatır.
  • Protein ve kalsiyum kaynağıdır: Yoğurt sayesinde kemik ve kas gelişimini destekler.
  • Enerji verir: Tahıl içeriği bebeğin günlük enerji ihtiyacını karşılamaya yardımcı olur.
  • B vitamini desteği sağlar: Bebeğin sinir sistemi gelişimi ve hücre yenilenmesi için önemli bir gruptur.
  • Hastalık dönemlerinde iyi tolere edilir: Yumuşak yapısı sayesinde ateş, iştahsızlık veya diş çıkarma dönemlerinde kolay tüketilir.

Hammm bebek tarhanası içerisine özenle seçtiğimiz kapya biber, yoğurt, soğan koyarak fermentasyon sonucu elde ettiğimiz geleneksel ürün olan tarhanamız bebekler  için özenle hazırlanmaktadır.Ürünlerimiz bebek ürünü olduğu için hammadde seçiminden üretimin sonuna dek ekstra dikkat edilip, çapraz kontaminasyon riski göz önünde bulundurularak üretilmektedir. Ürünlerimiz TS 2282 Tarhana tebliğine göre üretilmektedir. Üzerinde yer alan tarife göre pişirilmesi tavsiye edilir. Ürünlerimiz için gerekli olan analizler hem dış laboratuarda hem de kalite güvence ekibimiz tarafından kendi laboratuarımızda yapılmaktadır. Nem ölçümleri yapıldıktan sonra paketlemeye geçilmektedir.

 

Hammm Bebek Tarhana’sına kolay ulaşmak için hemen tıklayın: https://www.e-bebek.com/hammm-bebek-tarhanasi-250-gr-p-ham-6738

İşte tarhana ile bebeğinize yapabileceğiniz tarif:

Diyetisyen Beyza Uyan Diyor ki:
Bebeğiniz için tarhana mucizevi bir besin! Zengin vitamin ve mineral içeriği sayesinde bebeğinizin bağışıklık sistemini güçlendirir. Bol protein içeriği sayesinde bebeğinizin gelişimini destekler. Lor peyniri de bebeğiniz için en besleyici peynir diyebiliriz! Biz de bu faydaları sadece çorba ile sınırlandırmadık ve tarhanadan bebeğinizin çok seveceği sağlıklı bir muffin yaptık.

Siz de deneyin ve bizimle paylaşmayı ihmal etmeyin.

Malzemeler:
  • 1 Adet Yumurta
  • Yarım Su Bardağı Yoğurt
  • 1/4 Su Bardağı Zeytinyağı
  • 1 Su Bardağı Tam Buğday Unu
  • Yarım Çay Kaşığı Karbonat
  • Yarım Su Bardağı Lor Peyniri
  • Bir Tutam Dereotu
Yapılışı:
  • Derin bir kabın içerisine yumurta, zeytinyağı, lor peyniri, dereotu koyup karıştırın.
  • Sıvı malzemelerin üzerine tam buğday unu, HAMMM bebek tarhanası, karbonat ekleyin.
  • Hamuru muffin kaplarına paylaştırın. 175 dereceye ayarlanmış fırında pişirin.

Çokça sevgiler,

]]>
https://www.youtube.com/embed/N3DxLgN6MQY Bebeveynlik - Sayfa 1 - Bebek.com nonadult
Emzirirken İhtiyacınız Olan Ürünler https://www.bebek.com/emzirirken-ihtiyaciniz-olan-urunler/ https://www.bebek.com/emzirirken-ihtiyaciniz-olan-urunler/#respond Tue, 02 Sep 2025 08:33:46 +0000 https://www.bebek.com/?p=15051 Emzirirken İhtiyacınız Olan Ürünler

Hamileliğinizi öğrendiğiniz ilk andan itibaren hayal kurmaya başlarsınız. Ona hazırlayacağınız odayı, alacağınız giysileri düşünür durursunuz. Ancak doğuma yakın süreçte iş biraz daha karmaşık hale gelir. Almanız gereken daha onlarca ürün olduğunu fark edersiniz.

Bunların önemli bir kısmını doğum öncesi almak sizi oldukça rahatlatacaktır. Çünkü doğumdan sonra bu tip ihtiyaçları karşılamak için alışverişe çıkmaya vaktiniz olmayabilir.

Keza bir kısmına doğumdan hemen sonra ihtiyacınız olabilir. Özellikle emzirirken ihtiyacınız olan ürünler mutlaka alışveriş listenizde olmalı. Peki, bu ürünlerin neler olduğunu biliyor musunuz?

Göğüs Ucu Kremi:

Taze bir annenin başucu kremidir göğüs ucu kremi. Çünkü, emziren kadınların en büyük korkularından biri göğüs ucu çatlaklarıdır. Hamileliğin ilk haftalarından itibaren hassaslaşmaya başlayan göğüsler, gebelik boyunca kendini bebeğinizi beslemeye hazırlar.

Yavrunuzu kucağınıza alıp onu emzirmeye başladığınızdaysa özellikle yanlış tutma pozisyonundan kaynaklanan çatlaklar kaçınılmaz olur. Bunun yanı sıra emme ile birlikte göğüs uçlarında nem kaybı da yaşanacaktır. Emzirilmeden önce silinmesine dahi gerek olmayan bu kremler sayesinde çatlak oluşumunu engelleyebilir, bu müthiş dönemi daha sağlıklı geçirebilirsiniz.

Lanolinli göğüs ucu kremi bu dönemde sizin yardımcınız olabilir.

Doğru emzirme pozisyonu;

doğru emzirme pozisyonu

Göğüs Pedi:

Emzirmek anne ile bebek arasındaki bağı güçlendiren, bebeğin gelişimine büyük katkı sağlayan bir beslenme şekli olsa da bazen anne için sorun yaratabilir. Bu sorunlardan biri de göğsün akmasıdır.

Neyse ki bu problemi çözmek oldukça kolaydır. Süper emici özellikleri olan göğüs pedleri hem akan sütü emerek anneyi ıslaklık hissinden kurtarır, hem de giysilerin altından belli olmaz. Ayrıca göğsün nefes almasını engellemeden giysilerden ötürü tahriş olmasını da engeller.

Göğüs pedine ulaşmak için tıklayın.

Göğüs Koruyucu:

Bazen göğüs bakımını yapmakta geç kalabilir veya ne yaparsanız yapın yine de göğüs ucu yaralarından kurtulamayabilirsiniz. Bu noktada hayat kurtaracak nitelikte bir üründür göğüs ucu koruyucular.

Plastikten yapılmış, kağıt gibi ince olan bu koruyucular sayesinde bebeğinizi acı çekmeden emzirebilirsiniz. Keza hem sütünüz kıyafetinize bulaşmaz hem de akan sütü haznesine toplar. Böylece değerli anne sütünüz ziyan olmaz.

Göğüs koruyucusuna ulaşmak için tıklayın.

Göğüs Ucu Çıkarıcı:

Göğüs ucu çıkıntısı içeride olan annelerin ihtiyaç duyacağı bir üründür. Düzleşen göğüs ucu söz konusu olduğunda bebek annesini ememez. Bu noktada göğüs ucu çıkarıcı kullanılarak meme ucu dışarıya çıkarılarak bebeğin memeyi kavraması sağlanabilir.

Göğüs ucu çıkarıcısına ulaşmak için tıklayın.

Emzirme Önlüğü: 

Bebeğinizi her zaman onunla baş başa iken emziremezsiniz; çünkü bir süre sonra sosyal hayatınıza geri döneceksiniz. Ancak her emzirmenizde kendinize uygun bir ortam aramak oldukça yorucu ve rahatsız edici olacaktır.

Emzirme önlüğü sayesinde olduğunuz yerden kalkmadan ve mahremiyetinizi koruyarak bebeğinizi beslersiniz.

Emzirme önlüğüne ulaşmak için tıklayın.

Emzirme Minderi:

Yavrunuz doğduktan sonra vaktinizin neredeyse tümü onunla geçecektir. Bebeğiniz sık sık acıkacak ve emmek isteyecektir. Onu sürekli kucağınızda emzirme pozisyonunda tutmak hem yorucu olacak hem de bebeğiniz huzursuzlanacaktır.

Emzirme minderi ve yastıkları sayesinde hem siz doğru emme pozisyonunu daha rahat alırsınız hem de bebeğiniz daha konforlu bir şekilde beslenir.

Emzirme minderine ulaşmak için tıklayın.

Süt Pompası:

Bebeğiniz dünyaya geldikten bir süre sonra işe dönmek durumunda kalabilirsiniz. Bu durumda elbette yavrunuzu emzirmeyi bırakmayacaksınız.

Süt pompaları sayesinde evinizde veya işyerinizde uygun bir ortamda sütünüzü sağabilir, uygun koşullarda saklayarak sonradan bebeğinize verebilirsiniz. Keza bu pompalar göğüslerde süt birikmesinin önüne de geçecektir. Göğüsteki fazla sütü sağmak, süt kanallarının tıkanmasına engel olarak sütün daha da artmasına yardımcı olur.

Dolayısı ile süt pompası sadece çalışan anneler için değil, tüm anneler için bir ihtiyaç olacaktır.

Süt pompalarına ulaşmak için tıklayın.

Süt Saklama Poşeti ve Kabı:

Sütünüzü sağdınız, peki nasıl saklayacaksınız? Süt saklama poşeti ve kapları sayesinde anne sütünü hava almayacak ve sağlıklı şekilde saklamak mümkündür. Üzerinde içindeki süt miktarını ölçmenize yarayan göstergesi sayesinde sütü ziyan etmezsiniz.

Sterilize edilmiş bu poşetler sütün tazeliğini uzun bir şekilde korumasına yardımcı olur. Poşet yerine saklama kaplarını da tercih edebiliriz. Güçlü kapaklara sahip bu kaplar bebeğinizin süt ve mamasını uzun süre taze bir şekilde korumanıza yardımcı olacaktır.

Süt saklama poşeti ve kabına ulaşmak için tıklayın.

Emziren Anne İçecekleri:

Birçok anne sütünün az olduğundan şikayet eder. Ancak sütü arttırmanın pek çok yolu vardır.

Bunlardan biri de süt arttırıcı içecekler tüketmektir. Doğal özlerden oluşan, emziren annenin ihtiyaç duyacağı vitamin ve mineralleri içeren bu içecekler sayesinde daha zengin içerikli anne sütü oluşur. Böylece bebeğiniz daha iyi beslenir.

Emziren anne içeceklerine ulaşmak için tıklayın.

Siz de bebeğinizi sorunsuz bir şekilde sütünüzle beslemek istiyorsanız emzirirken ihtiyacınız olan ürünler nelerdir iyi bilmeniz gerekir. Böylece bu güzel dönemi sorunsuz bir şekilde geçirebilir, bebeğinizle çok daha güzel iletişim kurabilirsiniz.

Çokça sevgiler,

]]>
https://www.bebek.com/emzirirken-ihtiyaciniz-olan-urunler/feed/ 0
Gebe ve Emziren Anneler Oruç Tutabilir mi? https://www.bebek.com/gebe-ve-emziren-anneler-oruc-tutabilir-mi/ https://www.bebek.com/gebe-ve-emziren-anneler-oruc-tutabilir-mi/#respond Mon, 03 Mar 2025 08:15:05 +0000 https://www.bebek.com/?p=19905 Herkese merhaba, bugün yepyeni bir yazı ile birlikteyiz. 11 ayın sultanı Ramazan geldi. Gebe ve emziren annelerin akıllarına takılan sorulardan bir tanesi de oruç tutabilir miyim? Bu dönemde oruç tutmak sağlıklı mıdır? Gelin birlikte inceleyelim.

Hamilelik Döneminde Oruç Tutmak Sağlıklı mıdır?

Siz henüz hamile olduğunuzu öğrenmeden bebeğin en önemli gelişimleri tamamlanmaya başlar. Planlı gebelik ve gebelikten önce folik asit kullanımının öneminden de bu sebeple sürekli bahsederiz.

Hamilelik döneminde folik asit ve önemi konulu yazımızı inceleyebilirsiniz. https://www.bebek.com/hamilelik-doneminde-folik-asit-ve-onemi/

Bebeğin anne karnında büyüyüp gelişebilmesi için gebelik döneminde beslenme çok önemlidir. Gebelik döneminde kan şekerinde ciddi derecede oynamalar meydana gelebilir. Eğer bu oynamalar kontrol altında tutulmazsa insülin direnci hatta gestasyonel diyabet dediğimiz gebelik şekeri bile ortaya çıkabilir. Gebelik döneminde az az ve sık sık beslenilmesini öneririz.

Oruç tutan anne adayında çok uzun açlık görülür ve mide boş kaldığı için gebelik döneminde yaşanan bulantı ve kusmalar, mide yanmaları gibi problemler artabilir.

İftardan sonra ise birden boş mideye yüklenildiği için şişkinlik ve sindirim problemleri görülebilir. Anne adaylarının dengeli ve bir düzen içerisinde beslenmesi hem kendi sağlığı hem bebeğin sağlığı için çok önemli.

Hamilelik dönemindeki annelerin hem kendi metabolik dengesi için hem de bebeğin gelişimini olumsuz yönde etkilediği için oruç tutmasını önermiyoruz.

 

Yapılan araştırmalarda oruç tutan gebelerde erken doğum riski ve bebeğin hareketlerinde azalma olduğu görülmüş.

Gebelik döneminde beslenme konulu yazımızı inceleyebilirsiniz. https://www.bebek.com/gebelik-doneminde-beslenme/

Emziren Anneler Oruç Tutabilir mi?

Emzirme döneminde beslenme hem annenin kendi depolarından harcamaması için hem de bebeğin iyi gelişimi için çok önemlidir.

Emziren anneler gün içerisinde 500-700 kalori kadar enerji harcarlar ve eğer bu ciddi enerji açığı doldurulmazsa anne kendi depolarından harcamaya başlar ve halsiz düşer.

Emziren annelerin bu kadar uzun süre aç kalması sütünün azalmasına sebep olabilir. Biliyorsunuz ki ilk 6 ay bebeğiniz için en ideal besin anne sütüdür. Sütünüz azalırsa bebek sütten verim elde edemeyebilir, süt yeterli gelmeyebilir ve bebeğin gelişiminde gerilik görülebilir.

Hem annenin kendi depolarından harcamaması hem de bebeğin gelişim süreci için emziren annelerin oruç tutmasını önermiyoruz.

Emzirme döneminde beslenme önerileri konulu yazımızı inceleyebilirsiniz.

Emzirme Döneminde Beslenme Önerileri – https://www.bebek.com/emzirme-doneminde-beslenme-onerileri/

Aklınıza takılan soruları yorum olarak bırakabilirsiniz.

Sağlıklı günler.

Diyetisyen Beyza Uyan

instagram: https://www.instagram.com/dytbeyzauyan/ 

]]>
https://www.bebek.com/gebe-ve-emziren-anneler-oruc-tutabilir-mi/feed/ 0
Bebeklerin Çıkardığı Sesler ve Anlamları https://www.bebek.com/bebeklerin-cikardigi-sesler-ve-anlamlari/ https://www.bebek.com/bebeklerin-cikardigi-sesler-ve-anlamlari/#respond Wed, 05 Feb 2025 07:43:48 +0000 https://www.bebek.com/?p=82414 Bebeklerin çıkardığı sesler ne anlama geliyor? Eminim bunu merak eden birçok kişi var. İlk olarak şunu bilmek gerekir ki dil ve konuşma, bir anda gelişmez. İnsanlar, kendilerini ifade etmek için farklı diller kullansa da dil kazanımı süreç içerisinde gelişen bir beceridir. Fakat iletişim kurmak için sadece kelimeler, cümleler gerekmez. İletişim sözlü yöntemlerle sürdürülebileceği gibi sözsüz iletişim de zaman zaman tercih edilen yöntemlerdendir. Konu bebekler olunca ise sözsüz iletişim tek iletişim yöntemi olmaktadır. Bebekler erken dönemde sadece sesler çıkararak ya da beden ve yüz hareketleriyle kendilerini çevrelerine ifade ederler. Hal böyle olunca da anne-babalar “Bebeklerin çıkardığı sesler ve anlamları ne acaba?” diye düşünmeden edemiyor.

Bu yazımızda erken dönemde bebeklerin çıkardığı sesler ve anlamları ile ilgili çıkarımlarda bulunacağız. Gelin bebekler bize neler söylüyorlarmış birlikte inceleyelim.

Ağlama

Ağlamak, bebeklerin ilk geliştirdiği refleks ve aslında en temel yaşam belirtisidir. Öyle ki, bebek doğunca ağlaması odadaki herkesi rahatlatır. Ağlamak, yaşamın başladığını ifade eder. Ancak ağlamak, zamanla bir yaşam belirtisi olmaktan öte bebekler için bir iletişim yöntemine dönüşür. Yenidoğan bebekler genelde açlık, rahatsızlık, altının kirli olması ve gaz sancısı nedenleriyle ağlar ve çevresini uyarır. Özellikle ilk aylarda anne ve babalar için bebeklerin ağlaması tam olarak anlaşılmayabilir. Zamanla anne ve babalar da bu ağlamaları daha iyi keşfeder ve bebeğin kendilerine vermeye çalıştığı mesajı daha kısa sürede anlamaya başlar. Farklı ağlama şekilleri ve ritmi bebeklerin hangi ihtiyacı olduğunu anlatabilir.

  • Açlık Ağlaması: Ritmik, kısa aralıklarla tekrar eden, rutin bir ağlama türüdür. Bebeğin ağzını arama refleksi göstermesi veya emme hareketleri yapması da aç olduğuna işaret edebilir. Burada çıkan ağlama sesi “Nehh” gibi duyulabilir. Bebeğin çıkardığı bu sesi duyan ebeveynlerin kısa sürede bebeği beslemesi gerekir.
  • Rahatsızlık Ağlaması: Bebekler için konfor çok önemlidir. Altları ıslandığında, çok sıcak ya da soğuk hissettiklerinde ve genel olarak rahatsız olduğu durumlarda tepki verirler. Rahatsız hisseden bebeklerin “Heh-eh” sesi çıkarır ve orta tonda kesik kesik ağlamaları duyulur.
  • Gaz Sancısı Ağlaması: Bebeğin yoğun ve yüksek sesle, genellikle bedenini sıkarak ve tiz bir sesle ağladığı durumdur. Bebeğiniz bacaklarını karnına çekerek ve yüzünü buruşturarak “Eairh” şeklinde ağlıyorsa gazını çıkarmasına mutlaka destek olmanız ve nazikçe masaj yaparak rahatlatmanız çok önemlidir.
  • Uyku Ağlaması: Bebekler aşırı yorulduklarında ve uykuları geldiğinde huysuzlaşarak ağlamaya başlar. “Auh” sesi duyulan uyku ağlamasında bebeğin mızmızlandığı, ağzını yuvarlak şekilde açarak esner gibi ağladığı görülür. Bu ağlama uzun sürerse bebeğin uykuya geçmesi zorlaşacağından ebeveynlerin kısa sürede bebeği rahatlatarak uykuya geçişini desteklemesi gerekir.

bebeklerin-cikardigi-sesler-ve-anlamlari-

Gıgıldama

1-3 aylık bebeğin ağlama dışında çıkardığı seslerdir. İlk ses üretimi sürecini bu dönemde deneyimleyen bebek “a, u, o” gibi sesli harfleri uzatarak söyler ve k, g gibi damak seslerini çıkarmaya başlar. Bu sesler bebeğin bulunduğu durumdan hoşnut olduğu ve dil gelişiminin başladığı anlamına gelir.

Mırıldama

Bu dönem, bebeklerin dil gelişiminde önemli bir aşamadır. 3-9 ay arasında bebekler bu dönemde ses kontrolünü deneyimleyerek kendi çıkardıkları sesleri taklit etmeye çalışırlar. 3-6 aylık bebeğin “b, p, m” gibi dudak seslerini çıkarmaya başlarlar. Dudaklarını birleştirip açarak “ba, pa, ma” gibi hecelerin ilk seslerini çıkarabilirler. 6-9 aylık bebekler, çıkardıkları sesleri birleştirerek daha karmaşık sesler üretmeye başlarlar. “ba-ba-ba”, “ma-ma-ma”, “da-da-da” gibi tekrarlı heceler, bu dönemin tipik özelliklerindendir. Bu sesler ile bebek dikkat çekme, sosyalleşme ve hoşnutluk ifade eder.

Hareketler ve Vurgu

Bebeklerin çıkardıkları seslere ek olarak, bebeğin ses çıkardığı esnada jest ve mimikleri, sesin vurgu ve tonlaması da ebeveynler için bir mesaj taşıyabilir. Örneğin, bebeğinizin size gülümsemesi, sizinle iletişim kurmaktan mutlu olduğunu gösterirken, kaşlarını çatması veya gözlerini kaçırması, bir şeyden rahatsız olduğunu veya korktuğunu gösterebilir. Bu yüzden, anne ve babaların yalnızca bebeğin çıkardığı sese değil de beden diline, yüz ifadelerine ve bebekle göz temasına dikkat etmesi önemlidir. Bu sayede ebeveynler bebeklerini daha iyi anlayabilir ve ihtiyaçlarını giderebilir.

 

Sonuç olarak, bebekler çıkardığı sesler ile çevreleriyle iletişim kurar ve kendilerini ifade ederler. Bebeklerin çıkardığı sesler ve bu seslerin ne anlama geldiklerini bilmek özellikle taze anne ve babalar için oldukça rahatlatıcı olacaktır.

“Bebeklerde Dil Gelişimi” adlı makalemizi okumak ve dil gelişimi hakkında daha detaylı bilgi almak için tıklayın: https://www.bebek.com/bebeklerde-dil-gelisimi/

Diliyorum, bebeğinizle kurduğunuz bağ ve iletişim ömür boyu güzelliklerle devam eder.

Sevgilerimle,

Erken Çocukluk Eğitimi Uzmanı Gülen Şahin Öztürk

]]>
https://www.bebek.com/bebeklerin-cikardigi-sesler-ve-anlamlari/feed/ 0
Bebek Sağlığında Sık Sorulan Sorular https://www.bebek.com/bebek-sagliginda-sik-sorulan-sorular/ https://www.bebek.com/bebek-sagliginda-sik-sorulan-sorular/#comments Fri, 20 Dec 2024 13:23:15 +0000 https://www.bebek.com/?p=82052 Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Aslı Yalçınkaya, bebek sağlığı hakkında sık sorulan soruları yanıtlıyor.

1.Ne sıklıkla emzirmeliyim?

Öncelikle bebeğiniz her ağladığında onu sevip kucaklamalı ve özellikle İlk 3 ay her ağladığında emzirmelisiniz. Bebeğiniz büyüdükçe emzirme sıklığınız azalacaktır. Örneğin ilk 1 ay her 2-3 saatte bir emzirirken , 1-3 ay arası bu sıklık 3-4 saatte bir, 3-9 aylıkken 4-5 saatte bir, ek gıda miktarının artmasu ile birlikte 9-12 aylıkken 4-6 saatte bir şeklinde olabilir.

2.Bebeklerde gaz sancısı nasıl azaltılır?

Şunu bilmeliyiz ki bebeklerin gazını çıkartmak ve sancıyı gidermek için kesin tıbbi bir çözüm henüz yoktur. Emzirmeden sonra 10 dk kadar dik pozisyonda tutabilirsiniz. Yine beslenmeden yaklaşık 30 dk sonra sizin yanınızdayken  kısa süreli yüz üstü pozisyonda yatırabilirsiniz. Bebeği  kanguru pozisyonunda karnınızın üstüne yaslayıp minik minik sallanma hareketi yapabilirsiniz. Eğer kolik vasıfta gaz sancısı çekiyorsa bebeğiniz o zaman da çocuk doktorunuzdan medikal tedavi için destek isteyebilirsiniz.

3.Yenidoğan sarılığı nedir ve nasıl tedavi edilir?

Bebeğiniz doğduktan sonra özellikle ilk 1 hafta çeşitli sebeplerle kanda bilirübin değeri yükselebilir ve sarılık oluşabilir. Bu sarılık değeri eğer belirlenen normal referans değerleri aralığında ise sadece bol bol emzirmek sarılığı günden güne azaltacaktır. Ama sarılık değeri bu referans değerinden yukarıda ise bilirübinin verebileceği geri dönüşümsüz hasarı önlemek adına fototerapi dediğimiz mor ışık tedavisi başlanması gerekecektir

4.Ateşi çıkarsa ne yapmalıyım?

Öncelikle ateşin yükseldiği durumda oda ısısını düşürmeli ve ateşli çocuğun kıyafetlerini inceltmelisiniz. Buna rağmen ısısı azalmıyorsa ve ateşi 37.8 c ve üzerinde ise 6 ayın altındaki bebeklerde sadece parasetamol içeren ilaçları 6 ayın üstündeki bebek ve çocuklarda parasetamol veya ibuprofen içerikli ilaçları doktorunuzun önerdiği doz ve sıklıkta verebilirsiniz. Sonrasında ateşin nedeninin belirlenmesi için mutlaka bir hekime muayene için başvurmalısınız.

5.Cildinde kızarıklık veya döküntü oluştu , neden olabilir?

Ciltte oluşan döküntülerin ve kızarıklıkların birçok nedeni olabilir. Çocukluk çağı döküntülü hastalıkları (suçiçeği, kızamık,kızamıkçık,6.hastalık vb.), alerjik reaksiyonlar veya besin alerjileri, böcek ısırığı gibi nedenler bunların başlıcalarıdır. Nadir nedenler arasında  romatizmal hastalıklar, meningokoksemi gibi hayatı tehlikeye atacak durumlar, henoch schönlein purpurası gibi hastalıklar da olabilir. Bu kızarıklık veya döküntülerin tanısı için mutlaka hekim muayenesi gerekir.

6.Kabızlık yaşaması normal mi? Kabızlık için evde uygulanabilecek çözümler var mı?

Ek gıdaya geçiş döneminde, tuvalet eğitimine başlandığı döneminde, hastalık döneminde, seyahat ve tatil dönemlerinde geçici süreli kabızlık dönemleri olabilir. Aslında bu dönemler  beslenme ve tuvalet alışkanlıklarının değiştiği dönemlerdir. Bu süreçte bol sıvı alınması, kakayı sertleştirebilecek besinlerdense lif içeriği yüksek  besinlerle beslenme önerilir.  Uzun süre hareketsiz kalmak barsak hareketlerini yavaşlatır.  Hastalık döneminde kısa süreli bile olsa yürüyüşler  yapmak gerekir. Yemek sonrası akşam saatlerinde tuvalet ihtiyacı olmasa da tuvalet gitmeli, 10 dk kadar tuvalette ayaklarının altında bir basamak olacak şeklide oturmalı.  Buna rağmen kabızlık çekiyorsa mutlaka bir hekime başvurmalı ve muayene olmalıdır.

7. Gece uykularında sık sık uyanmasının sebebi nedir?

Bebeklerin sık uyanma nedeni birbirinden farklılık gösterebiliyor. Diş çıkarma, emme isteği ki bazı bebekler az az ama sık sık emmek ister, bezinin  ıslak olması, odanın çok sıcak veya çok soğuk olması , giydiği kıyafetin  çok kalın olması da  sık uyanmaya neden olabilir. Ama tabi ki bu durumlar dışında enfeksiyon dönemlerinde  ve sonrasında da belirgin uyku problemi yaşayabilirler.

8.Bebeğimin  gelişimi yaşına uygun mu?

Her bebeğin gelişimi kendi özgüdür ve mutlaka bireysel olarak değerlendirilmelidir. Bu da çocuk doktoru tarafından kilo,boy, baş çevresi ölçümü ile  persentil eğrisine bakılarak değerlendirilir. Vücut ağırlığı için ortalama değerler ;  4 aylıkken doğum ağırlığının 2 katı, 1 yaşta doğum ağırlığının 3 katı, 2 yaşta ise doğum ağırlığının 4 katı şeklindedir. Zamanında doğan bebeğin ortalama boy uzunluğu 50 cm kadardır. ilk 1 yaşta genellikle 25 cm kadar uzama olur ve 75 cm e ulaşır. 2 yaşa geldiğinde ise boy 10-12 cm kadar daha uzamış olur ve 85 cm e ulaşır.

9. Aşılar neden önemlidir ve hangi yaşlarda hangi aşılar yapılmalıdır?

Aşılar sadece bireysel korunmayı sağlamakla kalmaz aynı zamanda toplumsal bağışıklığı da güçlendirir. Hepimizin sağlığını koruma altına alır. Her yıl yüzbinlerce çocuk aşı ile önlenebilir hastalıklar nedeni ile  aşıya ulaşamadıkları veya aşı karşıtı ebeveynleri olduğu için hayatlarını kaybetmektedir. Aşılar ölümcül (kızamık,boğmaca,menenjit vb.) olabilen hastalıkların yayılmasını önler. Yine aşılar pandemilerin ve salgınların önlenmesinde en güçlü silahımızdır. Sağlık Bakanlığımızın belirlediği aşılama programındaki aşılar belirlenen aylara göre belirlenen dozlarla yapılmaktadır. Bunlar dışında 2 aylıkken başlanabilen rota virüs aşılaması, meningokok aşılaması , 9 yaşında başlanan HPV aşılaması, her yıl yapılan mevsimsel grip (influenza ) aşılaması da kabul eden  ailelere çocuk hekiminin planlaması ile uygulanmaktadır.

10. Ağlama türleri nasıl ayırt edilir ve hangi durumlar endişe vericidir?

Kısa ve ritmik ağlamalar genellikle bebekteki açlığı ifade eder. Ve anne bebeği emzirdiğinde veya mama ile beslediğinde ağlaması geriler. Sert sesli şiddetli ağlamalar genellikle ağrılı rahatsız edici bir durumu gösterir ki gaz sancısında ağlama bu şekildedir. Yüksek sesli ve kısa ağlamalar ani bir rahatsızlığı veya hoşuna gitmeyen ani bir değişikliği gösterebilir. Bu durumda da idrar yolu enfeksiyonu , mide bağırsak rahatsızlıkları akla gelmelidir.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Aslı Yalçınkaya

Bu yazımıza da göz atmayı unutmayın!

Çocuk Sağlığı Konusunda Doğru Bilinen Yanlışlar – https://www.bebek.com/cocuk-sagligi-konusunda-dogru-bilinen-yanlislar/

]]>
https://www.bebek.com/bebek-sagliginda-sik-sorulan-sorular/feed/ 1
Bebeklerde ve Çocuklarda Ekran Kullanımı https://www.bebek.com/bebeklerde-ve-cocuklarda-ekran-kullanimi/ https://www.bebek.com/bebeklerde-ve-cocuklarda-ekran-kullanimi/#respond Mon, 04 Nov 2024 13:23:54 +0000 https://www.bebek.com/?p=81865 Uzman Psikolojik Danışman Enes Çelik, bebeklerde ve çocuklarda ekran kullanımı hakkında merak edilenleri yanıtlıyor.

Günümüz dünyasında ekranlar hayatımızın vazgeçilmez bir parçası oldu. Hepimiz akıllı telefonlar, tabletler ve televizyonlarla iç içeyiz. İşlerimizi hallederken, haberleri takip ederken ya da biraz rahatlamak için ekranlara sıkça başvuruyoruz. Teknoloji, hayatımızı kolaylaştırıyor ve bize pek çok imkan sunuyor. Ancak, bebeklerimiz ve çocuklarımız söz konusu olduğunda ekran kullanımına biraz daha dikkat etmemiz gerekiyor. Peki, ekran kullanımı konusunda nelere dikkat etmeliyiz ve çocuklarımızı nasıl yönlendirmeliyiz?

Çocuklarımızın sağlıklı gelişimi için doğru bilgilere ve dengeli yaklaşımlara ihtiyacımız var. Ekranlar, çocukların hayatına çok erken yaşlarda girmeye başladı. Onları oyalamak, sakinleştirmek veya eğlendirmek için ekranlara başvurmak cazip gelebilir. Ancak, uzun vadede ekran kullanımının çocuklarımızın gelişimi üzerindeki etkilerini göz ardı edemeyiz. Bebeklerin ve küçük çocukların beyinleri, hızlı bir gelişim sürecindedir ve bu süreçte doğru uyaranlar alarak gelişmeleri son derece önemlidir.

Şimdi, ekran kullanımının çocuklarımız üzerindeki etkilerine ve aileler olarak bu konuda nasıl sağlıklı adımlar atabileceğimize bir göz atalım. Bebeklerimizin ve çocuklarımızın, ekran başında geçirdikleri zamanın yerine, onlara daha sağlıklı ve gelişimlerini destekleyecek alternatifler sunmak için neler yapabiliriz? Gelin, birlikte inceleyelim.

Ekran Kullanımının Etkileri

Dil ve Sosyal Gelişim:

Bebekler ve küçük çocuklar, çevrelerindeki insanlarla etkileşim kurarak dil ve sosyal becerilerini geliştirirler. Ekran başında geçirilen uzun süreler bu etkileşimleri azaltabilir. Bebeklerin ekran yerine sizinle göz teması kurması, sesinizi duyması ve sizinle oynaması çok daha faydalıdır. Özellikle 0-3 yaş arasındaki çocuklar için ekran kullanımının sıfırlanması, dil ve sosyal gelişim açısından büyük önem taşır. Bu dönemde çocuklar, çevrelerindeki dünyayı anlamak için yetişkinlerin mimiklerine, ses tonlarına ve sözcüklerine ihtiyaç duyar.

Fiziksel Aktivite:

Ekran başında geçen zaman, fiziksel aktivite süresini kısaltabilir. Oysa ki, fiziksel aktivite hem beden sağlığı hem de motor becerilerin gelişimi için oldukça önemlidir. Çocuklarınızla birlikte dışarıda oyun oynamak, yürüyüşe çıkmak veya evde hareketli oyunlar oynamak çok daha sağlıklı alternatiflerdir. Özellikle erken yaşlarda, çocukların hareket ederek dünyayı keşfetmeleri, kas ve kemik gelişimleri için kritiktir.

Uyku Düzeni:

Ekranlardan yayılan mavi ışık, uyku düzenini olumsuz etkileyebilir. Yatmadan en az bir saat önce ekran kullanımını sonlandırmak, çocuğunuzun daha iyi bir uyku düzenine sahip olmasına yardımcı olabilir. İyi bir uyku, çocuğunuzun genel sağlığı ve gelişimi için kritik öneme sahiptir. Düzenli ve kaliteli uyku, öğrenme ve hafıza süreçlerini destekler.

Yemekle Ekran İzleme:

Yemek zamanında ekran izlemek, çocukların yemek yeme alışkanlıklarını olumsuz etkileyebilir. Ekrana odaklanmak, çocukların ne kadar yediklerini fark etmelerini zorlaştırabilir ve bu da aşırı yeme veya yetersiz beslenmeye yol açabilir. Ayrıca, aile ile birlikte yemek yemek, sosyal etkileşim ve iletişim için önemli bir fırsattır. Bu nedenle, yemek saatlerinde ekran kullanımını sınırlamak, çocukların sağlıklı yeme alışkanlıkları geliştirmesine yardımcı olur. Yemek zamanları, aile içindeki bağı güçlendirmek ve iletişimi artırmak için ideal anlardır.

Göz Sağlığı:

Uzun süre ekran başında kalmak, çocuklarda göz yorgunluğuna ve kuruluğuna yol açabilir. Ayrıca, sürekli ekrana odaklanmak, miyop gibi görme sorunlarının gelişme riskini artırabilir. Ekran süresini sınırlayarak ve düzenli molalar vererek göz sağlığını koruyabilirsiniz. Çocuklarınızın göz sağlığı için, sık sık dışarı çıkmalarını ve doğal ışıkta oyun oynamalarını teşvik edin.

Dikkat ve Konsantrasyon:

Ekranlar, hızlı tempolu ve sürekli değişen görüntüler sunar. Bu da çocukların dikkat ve konsantrasyon sürelerini olumsuz etkileyebilir. Özellikle eğitim döneminde, uzun süre ekran başında kalmak, derslere olan ilgiyi azaltabilir ve öğrenme süreçlerini olumsuz etkileyebilir. Ekran yerine, dikkat ve konsantrasyonu artıracak sessiz ve sakin aktiviteler tercih edilmelidir.

Ailelere Öneriler

Örnek Olun:

Çocuklar, ebeveynlerini örnek alır. Siz ne kadar ekran başında vakit geçirirseniz, çocuklarınız da o kadar ekran kullanmak isteyecektir. Kendi ekran sürenizi sınırlayarak, onlara iyi bir örnek olabilirsiniz. Unutmayın, sizin davranışlarınız onların gelecekteki alışkanlıklarını şekillendirir.

Ekran Süresini Sınırlayın:

Amerikan Pediatri Akademisi, 0-3 yaş arasındaki çocuklar için ekran süresinin sıfır olmasını öneriyor. Bu yaş grubunda çocukların, çevreleriyle doğrudan etkileşim kurarak öğrenmeleri en sağlıklısıdır. 3-5 yaş arası çocuklar için ise günlük en fazla bir saat kaliteli içerik önerilmektedir.

Kaliteli İçerik Seçimi:

Ekran kullanımı kaçınılmaz olduğunda, çocuğunuz için kaliteli ve eğitici içerikler seçmeye özen gösterin. Yaşına uygun eğitici programlar ve uygulamalar, ekran süresini daha faydalı hale getirebilir. Örneğin, hayvanlar, doğa veya basit bilim konularında eğitici videolar seçebilirsiniz.

Birlikte İzleyin ve Tartışın:

Çocuğunuzla birlikte izlemek, izledikleri hakkında konuşmak, onların ekran deneyimlerini daha anlamlı hale getirebilir. İzledikleri içerik hakkında sorular sorun, onların düşüncelerini paylaşmasına izin verin. Bu, hem onların anlama becerilerini geliştirir hem de sizinle olan bağlarını güçlendirir.

Ekran Dışında Alternatif Aktiviteler Sunun:

Ekran yerine yapabilecekleri çeşitli aktiviteler sunun. Kitap okumak, boyama yapmak, yapbozlarla oynamak, birlikte yemek yapmak gibi aktiviteler, ekranın yerini alabilir ve çocuğunuzun gelişimine katkı sağlar. Bu aktiviteler, çocuğunuzun hayal gücünü, problem çözme becerilerini ve el-göz koordinasyonunu geliştirir.

Unutmayın ki, ekran kullanımı konusunda dengeyi bulmak ve sağlıklı sınırlar koymak, çocuklarınızın hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı için oldukça önemlidir. Onlara sağlıklı alışkanlıklar kazandırmak, gelecekteki yaşamları için atılmış büyük bir adımdır.

Uzman Psikolojik Danışman

Enes Çelik

Bu yazımıza da göz atmayı unutmayın!

Çocuklarda Ekrana Maruz Kalmanın Etkileri – https://www.bebek.com/cocuklarda-ekrana-maruz-kalmanin-etkileri/

]]>
https://www.bebek.com/bebeklerde-ve-cocuklarda-ekran-kullanimi/feed/ 0
Emzirme Danışmanlık Hattı ile Yanınızdayız! https://www.bebek.com/emzirme-danismanlik-hatti-ile-yaninizdayiz/ https://www.bebek.com/emzirme-danismanlik-hatti-ile-yaninizdayiz/#comments Tue, 22 Oct 2024 07:29:41 +0000 https://www.bebek.com/?p=81836 Emzirme Danışmanlık Hattı ile Yanınızdayız!

Anne sütü ile beslenmenin yararları sadece anne sütü ile beslenme süreci ile sınırlı kalmayıp, ileri yaşam sağlığı üzerine önemli oranda olumlu etkileri vardır. Bu nedenle sağlıklı yaşamın temellerinin atılmasında anne sütü ile beslenmenin önemi tartışılamaz.

Emzirme konusunda her anne zaman zaman farklı konularda desteğe ihtiyaç duyar. Sizlere Emzirme Destek Projesi ile 2021 senesinden beri WhatsApp üzerinden ücretsiz ve birebir danışmanlık veriyoruz. Bu zamana kadar 70.000 annenin hayatına dokunduk. Şimdi sizlere emzirme hattıyla destek vermeye başladık!

Emzirme Hattımızı aşağıdaki konular özelinde arayabilirsiniz. Emzirme Destek Elçilerimiz hafta içi her gün 12.00 – 22.00 saatleri arasında çağrı merkezimizde size ücretsiz emzirme ve beslenme danışmanlığı vermeye hazır! 🤱🏻

  • Anne sütü nasıl artar?
  • Bebeğimin ayına göre gelişimi nasıl olmalı?
  • Emzirme döneminde nasıl beslenmeliyim?
  • Meme reddi nasıl çözülür?
  • Göğüs ucu yarası çözüm önerisi nelerdir?
  • Emzirme döneminde hangi çayları içebilirim?
  • Bebeğimi aktif nasıl emzirebilirim? Emzirme süreleri nasıl olmalı?
  • Ek besinlere geçiş
  • Bebeğim için en faydalı besinler nelerdir?
  • Ay ay bebek beslenmesi

Emzirme destek projesinden danışmanlık almak isterseniz aşağıdaki bağlantıya tıklayabilirsiniz:

Emzirme Destek Projesi: https://www.bebek.com/emzirme-destek-projesi/

Emzirme, bebek beslenmesi konusunda danışmanlık almak için 0216 325 11 11’i arayabilirsiniz. 😍

Çokça sevgiler,

]]>
https://www.bebek.com/emzirme-danismanlik-hatti-ile-yaninizdayiz/feed/ 2
Boşanma Çocuğa Nasıl Söylenmeli? https://www.bebek.com/bosanma-cocuga-nasil-soylenmeli/ https://www.bebek.com/bosanma-cocuga-nasil-soylenmeli/#respond Wed, 09 Oct 2024 08:00:05 +0000 https://www.bebek.com/?p=81800 Çocukların aile ortamında büyümesinin önemli sıklıkla vurgulansa da; çatışmanın çok olduğu, anne ve babanın ilişkilerinde mutsuz oldukları bir evliliği sürdürmeleri çocukların  sağlıklı bir şekilde büyümesine engel olabilmektedir. Böyle durumlarda da boşanma  zaman zaman kaçınılmaz olmaktadır.

Boşanma; çocuklar için oldukça zorlayıcı bir yaşam olayıdır. Çocuğun doğduğu, büyüdüğü, belirli düzeninin olduğu, güvende hissettiği ev ortamında yaşanılacak değişimler ve ebeveynlerinin ilişkilerinin bozulması ve değişmesi çocuğu olumsuz etkilemektedir. Boşanma;  çocukta suçluluk, üzüntü, kaygı, öfke gibi zorlayıcı duygulara neden olabileceği gibi; doğru yönetilemeyen boşanma süreci çocuklarda travma da yaratabilmektedir.

BOŞANMA ÇOCUĞA NASIL SÖYLENMELİDİR

  • Boşanma çocuğa açıklanmadan önce eşler boşanma konusunda net karar vermiş olmalıdırlar.
  • Boşanma kararı çocuğun kendini güvende hissettiği bir yerde tercihen her iki ebeveyn tarafından söylenmelidir. Fakat zaman zaman boşanma sürecinde eşler iletişim kurmakta zorlanabilmektedir. Ebeveynler arasında iletişim yok ise boşanma açıklaması ebeveynler tarafından ayrı ayrı ama benzer içerikle farklı zamanlarda yapılabilir.
  • Boşanma durumu çocuğun yaşına uygun, kısa ve net ifadelerle çocukla paylaşılmalıdır.
  • Yapılan açıklamalarda çocuğun annesi ve babası olmaya devam edecekleri, ihtiyaç duyduğunda anne ve babasının yanında olacağı ve gerekli desteği sağlayacakları vurgulanmalıdır.
  • 0-6 yaş döneminde ben merkezci yapıya sahip olan çocuklar boşanmadan kendşlerini sorumlu tutup suçluluk duygusu yaşayabilirler. Bu nedenle boşanma kararının yetişkinlerle ilgili olduğu, çocukla ilgili olmadığı mutlaka vurgulanmalıdır.
  • Konuşma içeriğinde çocuğun kimle yaşayacağı, ebeveynleriyle hangi sıklıkta görüşeceği, diğer ebeveynin nerede yaşayacağı gibi yeni düzenle ilgili de bilgi verilmelidir.
  • Açıklamalar yapılırken her ebeveyn eşit miktarda söz hakkı almalıdır ve bu kararın ortak olarak alındığı mutlaka vurgulanmalıdır. Konuşmayı bir ebeveyn yürütürken diğer ebeveyn sessiz kaldığında; çocuk iç dünyasında daha çok konuşan ebeveynin boşanma isteğinde olduğunu, sessiz kalan ebeveynin boşanma konusunda isteksiz olduğunu düşünebilir.

BOŞANMA SÜRECİNDE VE SONRASINDA DİKKAT EDİLECEK ÖNEMLİ KONULAR

  • Ayrı evlerde yaşayan ebeveynler kurallar konusunda ortak şekilde ilerlemelidirler. Her iki evde de aynı kurallar çocuk için geçerli olmalıdır.
  • Var olan şartlar içerisinde mümkün olduğu kadar çocuğun rutinleri devam ettirilmeye çalışılmalıdır. Çünkü rutinler çocukları güvende hissettirir.
  • Çocuğun her iki ebeveynle de vakit geçirmesine olanak sağlayan planlar yapılmalıdır.
  • Ebeveynler evlilik içerisinde yaşanılan problemleri, boşanma nedenlerini ya da boşanma sürecinde yaşanılan olayları çocuğa anlatmamalı ve yansıtmamalıdır.
  • Ebeveynler ve çocukla iletişim kuran aile üyeleri; çocuğun anne ve babasına yönelik olumsuz,suçlayıcı söylemlerde bulunmamalıdır.
  • Çocuklarla bu süreç içerisinde yakın temasta olmak, bol bol oyun oynamak, sarılmak, sevdiğinizi söylemek ve şefkat göstermek çocuğun kendini güvende hissetmesini, sevildiğini hissetmesini sağlar ve bu şekilde çocuğun suçluluk duygusu hissetmesinin önüne geçilebilir.
  • Boşanmanın ardından çocuklar yeni düzenlerine alışmakta zorlanabilirler. Onlara alışmaları için zaman ve alan tanımak; ihtiyaç duyduklarında onlara duygusal destek vermek oldukça önemlidir.
  • Okula devam eden çocukların öğretmenleri ile iletişim halinde olunarak; çocuğun duygu ve davranış takibinin yapılması, değişen durumlar var ise okul-aile iş birliğinin sağlanması ve bir uzmana başvurularak profesyonel destek alınmalı ve sürecin doğru şekilde yönetilmesi sağlanmalıdır.
  • Boşanma süreci çocuklar kadar eşler için de oldukça zorlu bir süreçtir. Boşanma ve sonraki süreçlerde zorluk yaşayan ebeveynlerin de uzman desteği alması oldukça önemlidir. Çocuklara bakabilmek, doğru yaklaşabilmek ve şefkat verebilmek için anne ve babanın da iyi olması çok önemlidir.
  • Boşanma sürecinde ya da sonrasında çocuklarda davranışlarda değişiklikler, uyku ve yeme problemleri, içe kapanma, ağlama ya da öfke krizleri gözleniyora mutlaka bir uzmandan destek alınmalıdır.

Psikolojik Danışman

Özgür Aydın

Bu yazımıza da göz atmayı unutmayın!

Boşanma Sürecinin Çocuk Üzerindeki Etkileri – https://www.bebek.com/bosanma-surecinin-cocuk-uzerindeki-etkileri/

]]>
https://www.bebek.com/bosanma-cocuga-nasil-soylenmeli/feed/ 0
Hamilelik Sürecinde Yaşanan Duygular https://www.bebek.com/hamilelik-surecinde-yasanan-duygular/ https://www.bebek.com/hamilelik-surecinde-yasanan-duygular/#respond Mon, 30 Sep 2024 13:21:27 +0000 https://www.bebek.com/?p=81773 Hamilelik sürecinde kaygı, heyecan, coşku, sevinç, korku, mutluluk, merak gibi pek çok duygunun bir arada yaşanabileceğini belirten Klinik Psikolog -Aile ve Çift Terapisti – Doğuma Hazırlık Eğitmeni Ebru Özkurt Topcu, yaşanan duygusal dalgalanmalar hakkında bilgi verdi.

Hamilelik döneminde duygularda değişiklikler ve duygusal dalgalanmalar genelde ilk olarak ne zaman başlar?

Hamilelik sürecinin ilk 3 ayında başlayan fiziksel değişimler (bulantı, kusma, uyku hali gibi) gebenin yaşamını sınırlayabilir. Bu sürece uyum sağlamaya çalışmak beraberinde duygusal değişimleri de getirebilir. Hamile olduğunu öğrenen kadınlar genellikle ilk trimester ile başlayan ve tüm hamilelik boyunca devam edebilecek duygu dalgalanmaları yaşayabilir. Fiziksel değişimlere adapte olurken bu yeni dönem için hazırlık heyecanı da yoğun duygulanımlara yol açabilir.

Bu dönemde anne adaylarında sıklıkla hangi duygular görülür?

Hamilelik dönemi yeni bir başlangıç olduğundan pek çok soru işaretini beraber getirir. Planlı gebelik değilse kabul etmek ve bu süreçteki değişimlere uyum sağlamak zorlaşabilir; böyle bir durum sıkıntı, endişe, öfke duygularını yoğunlaştırır. Ancak çok istenen bir gebelik olsa dahi anne adayının endişe duygusunu yoğun hissetmesi oldukça yaygındır.

Bu duygularla baş etmek için neler yapılabilir?

Anne olmaya dair pek çok soru ve merak edilen bilinmezlikler endişeye neden olur. “Yeterince iyi bakım verebilecek miyim?” “Duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilecek miyim?” … ile başlayan sorular “İyi anne olabilecek miyim?” “Ona güzel bir gelecek verebilecek miyim?” sorularına kadar geniş bir yelpazede anne adayları savrulur. Bu yeni ve özel bir döneme geçiş yapacak olmakla birlikte gelen oldukça doğal duygulardır. Dikkat edilmesi gereken nokta, bu duyguların sizin güzel heyecanınızı gölgelemeyecek, gündelik yaşamınızı zora sokmayacak şiddette olmasıdır. Dolayısıyla bu duygularla baş edebilirlik çok önemlidir. Düzenli meditasyon, yoga gibi aktivitelerin yapılması duygu yönetimini kolaylaştırır. Kaygılandıran durumlar ile ilgili farkındalığı arttırmak ve bilinçlenmek bu duyguların yönetilmesini sağlar.

Bu dönemde anne adayının çevresindeki kişilerin nasıl davranmaları gerekir?

Başta eşler olmak üzere anne adaylarının yakın çevresindeki kişilerin daha empatik ve özenli davranmaları çok değerlidir. Bunun öncelikli sebebi de anne stres yaşadığında bebeğin de stres olacağıdır. Hamilelik sürecinde değişen hormonların etkisiyle hassasiyetler değişebilir, duygu yoğunluğu artabilir. Yakın çevredeki kişiler, bu bilinçle yaklaşarak iletişimde çatışma gibi duygu değişimlerini etkileyebilecek, stres yaratabilecek durumlardan kaçınmalıdır.

Hamilelikteki psikolojik durum için ne zaman uzmandan yardım almak gerekir?

Hamilelikte fizyolojik değişimler kadar psikolojik değişimler de olası görülebilir. Bu değişikliklerin kişinin yaşamını kısıtlayan, zorlaştıran, yaşam kalitesini ve işlevselliğini bozup bozmadığı üzerinden değerlendirme yapılabilir. Yaşanan ruhsal değişimler, negatif düşünceler yoğunlaşıyor ve gündelik yaşamınızı olumsuz etkilemeye başlıyorsa uzman desteğine başvurulmalıdır.

 

Klinik Psikolog -Aile ve Çift Terapisti – Doğuma Hazırlık Eğitmeni Ebru Özkurt Topcu

Bu yazımıza da göz atmayı unutmayın!

Hamilelik Döneminde Yaşanan Endişeler – https://www.bebek.com/hamilelik-doneminde-yasanan-endiseler/

]]>
https://www.bebek.com/hamilelik-surecinde-yasanan-duygular/feed/ 0
Kreş ve Anaokulu Döneminde Çocuklara Destek https://www.bebek.com/kres-ve-anaokulu-doneminde-cocuklara-destek/ https://www.bebek.com/kres-ve-anaokulu-doneminde-cocuklara-destek/#respond Thu, 26 Sep 2024 13:10:50 +0000 https://www.bebek.com/?p=81746 Kaygıları Azaltın, Mutlu Başlayın

Kreş ve anaokulu, çocuğun sosyal, duygusal ve bilişsel gelişiminde büyük birer dönüm noktasıdır. Bu yeni sürece hazırlanmak ve çocuğunuzun bu ortamlara uyum sağlamasına destek olmak, sağlıklı bir başlangıç yapabilmesi için kritik önem taşır. Ebeveyn olarak atacağınız adımlar, çocuğunuzun bu yeni deneyime karşı hissettiği kaygı ve merak arasında denge kurmasına yardımcı olacaktır.

Kreş Dönemi: İlk Ayrılık Deneyimi

Kreş genellikle 1-3 yaş arasındaki çocuklar için tercih edilir ve bu dönemdeki çocuklar için en zorlayıcı kısım, anneden veya babadan ayrılma deneyimidir. Bu ilk ciddi ayrılık, çocuğun güven duygusunu zedeleyebilir veya doğru şekilde ele alındığında onu güçlendirebilir.

Bu süreçte çocuğunuzun kendini güvende hissetmesini sağlamak için, kısa ayrılık deneyimleri oluşturabilirsiniz. Örneğin, bir aile büyüğüne veya güvendiğiniz bir bakıcıya birkaç saatliğine bırakmak, çocuğunuzun küçük adımlarla sizden ayrı olma fikrine alışmasını sağlar. Bu deneyimler sırasında sevdiği bir oyuncak veya battaniye gibi güven verici objeleri yanında bulundurmak, onu rahatlatacaktır.

Ebeveynler için en önemli adımlardan biri de kreş ortamını önceden çocuğa tanıtmaktır. Okul ziyaretleri, çocuğun okula başlamadan önce sınıfları görmesi, öğretmenleri tanıması ve diğer çocuklarla etkileşime girmesi, alışma sürecini hızlandırır.

Anaokuluna Geçiş: Yeni Bir Sosyal Çevre

Anaokuluna başlama genellikle 3-5 yaş arasında gerçekleşir ve bu, çocuğun daha yapılandırılmış bir sosyal ortama adım atması anlamına gelir. Anaokulu, çocuğun sosyal ilişkilerini geliştirdiği, grup oyunları ve sınıf etkinlikleriyle farklı beceriler kazandığı bir yerdir.

Çocuğunuz bu yeni ortamla tanışırken, bazı kaygılar ve zorluklar yaşayabilir. Ancak, önceden yapılacak hazırlıklar bu süreci kolaylaştırabilir. Çocuğunuzun ilgisini çekecek etkinliklerden bahsetmek, örneğin “Orada boyama yapabileceksin, arkadaşlarınla birlikte oyunlar oynayacaksın” demek, okul fikrine olumlu bakmasını sağlayabilir. Ayrıca, anaokuluna geçiş sürecinde çocuğunuzun uyum sağlayabileceği bir rutine erken başlamanız önemlidir. Okul başlamadan birkaç hafta önce uyku düzenini ayarlamak, sabah kalkış saatlerini okul günlerine uygun hale getirmek, bu süreçte çocuğunuzun vücudunun ve zihninin de bu değişime hazırlanmasına yardımcı olur.

Hazırlık Süreci

Hem kreş hem de anaokulu öncesinde, çocuğunuzun bu yeni ortama geçiş yapmasını kolaylaştıracak adımlar atabilirsiniz. Okul ile ev arasında bir bağ kurmak bu adımlardan biridir. Örneğin, çocuğunuzun en sevdiği oyuncaklardan birini okula götürmesine izin verin. Bu, ona ev ortamından bir parça taşıyormuş gibi hissettirir ve okulu daha güvenli bir yer olarak görmesine yardımcı olur.

Diğer yandan, kitaplar ve hikayeler de bu süreçte büyük bir rol oynayabilir. Anaokulu veya kreş hakkında yazılmış çocuk kitapları okuyarak, çocuğunuzun bu yeni deneyimi keşfetmesine yardımcı olabilirsiniz. Bu kitaplar, çocuğunuzun okulun ne anlama geldiğini anlamasına ve duygusal olarak hazırlanmasına katkıda bulunabilir. Örneğin, “Birinci Günüm Anaokulunda” gibi kitaplar, çocuğun kendini başkahramanla özdeşleştirerek bu yeni deneyimi daha rahat kabul etmesini sağlar.

Duygusal Tepkiler ve Destek

Kreş veya anaokuluna başlamak, çocuklarda çeşitli duygusal tepkilere yol açabilir. Ayrılma kaygısı sıkça görülen bir durumdur ve bu kaygıyı hafifletmek için çocuğunuzun duygularını tanımanız ve ona destek olmanız önemlidir. Örneğin, çocuğunuz sabahları okula gitmek istemediğinde, onun duygularını görmezden gelmek yerine, “Anladım, bu sabah gitmek istemiyorsun. Ama okulda çok eğleneceksin ve ben seni her zaman alacağım” diyerek ona güven verin. Çocuğunuzun duygularını doğrulamak ve rahatlatıcı bir dil kullanmak, onun kaygılarını azaltabilir.

Buna ek olarak, sabahları vedalaşma sürecini kısa ve tatlı tutmaya çalışın. Uzun vedalar, çocuğunuzun kaygı düzeyini artırabilir. Sabahları okul kapısında kısa bir sarılma ve öpücük ile vedalaşarak, çocuğunuza ayrılık anının zorlayıcı bir deneyim olmadığını hissettirebilirsiniz.

Somut Öneriler: Ebeveynler İçin Pratik Adımlar

  1. Okul Öncesi Denemeler Yapın: Çocuğunuzla birlikte okul ziyaretleri gerçekleştirin, sınıfları gösterin ve diğer çocuklarla kısa süreli etkileşimler yaşamasını sağlayın.
  2. Güvenli Bağlantılar Kurun: Çocuğunuzun okula alışması için evdeki güvenli eşyalarını okula götürmesine izin verin. Bu, okulun yeni ve yabancı bir yer olmaktan çıkıp daha tanıdık ve güvenli bir ortam olmasına yardımcı olur.
  3. Sabah Rutinlerini Kolaylaştırın: Okul gününden önce çocuğunuzla birlikte sabah yapılacak işleri eğlenceli bir şekilde planlayın. Örneğin, birlikte okul kıyafetlerini seçmek veya çantasını hazırlamak, sabahları stres yerine keyifli bir zaman dilimi haline getirebilir.
  4. Duygusal Hazırlık Yapın: Çocuğunuzla okula başlamadan önce okul hakkında konuşun. Okulda yapılacak eğlenceli etkinlikler hakkında bilgi verin ve okula dair hikayeler okuyun.
  5. Pozitif Dil Kullanın: Okul hakkında konuşurken olumlu bir dil kullanmak, çocuğunuzun da bu sürece daha pozitif bakmasını sağlar. Örneğin, “Bu okulda çok güzel arkadaşlar edineceksin” gibi cümlelerle ona okulun keyifli yanlarını anlatın.

Film Önerisi: Ters Yüz (İnside Out)

Ters Yüz (İnside Out), Pixar tarafından yapılmış ve çocukların duygularını daha iyi anlamalarını sağlayan, hem çocuklar hem de ebeveynler için eğitici bir animasyon filmidir. Film, özellikle çocukların büyük değişimlerle karşılaştıklarında duygusal olarak nasıl tepki verdiklerini keşfetmek için harika bir araçtır.

Film, baş karakter Riley’in ailesiyle birlikte yeni bir şehre taşınmasıyla başlar. Riley, bu süreçte farklı duygularıyla yüzleşir: Neşe, Üzüntü, Korku, Öfke ve Tiksinti. Bu duygular, Riley’in zihninde birlikte çalışarak onun yeni hayatına uyum sağlamasına yardımcı olmaya çalışır. Çocuklar için büyük değişimlerin nasıl karmaşık duygusal tepkilere yol açabileceğini anlatan film, anaokulu veya kreşe başlama gibi çocuklar için stresli olabilecek süreçleri anlamalarını kolaylaştırır.

Filmde, her duygunun farklı bir işlevi olduğunu ve tüm duyguların önemli olduğunu görmek mümkün. Örneğin, Riley’in zorlandığı anlarda Üzüntünün de en az Neşe kadar değerli olduğu vurgulanır. Bu, çocuklara kötü hissetmenin de doğal ve geçici olduğunu öğretir.

Ters Yüz, çocuğunuzla birlikte izledikten sonra duygular üzerine konuşabileceğiniz bir platform sunar. Örneğin, filmden sonra çocuğunuza “Sen okula başladığında hangi duyguların vardı?” veya “Riley’in hissettiği gibi hissettiğin zamanlar oldu mu?” gibi sorular sorarak, çocuğunuzun kendi duygularını ifade etmesine yardımcı olabilirsiniz. Bu tür sohbetler, çocuğunuzun duygusal farkındalığını artırabilir ve kreş ya da anaokuluna uyum sürecinde yaşadığı duygusal dalgalanmaları daha iyi anlamasına yardımcı olabilir.

Enes Çelik

Uzman Psikolojik Danışman

 

Bu yazımıza da göz atmayı unutmayın!

Çocuklar İçin Kreşe Başlama Yaşı Ne Olmalıdır? – https://www.bebek.com/cocuklar-icin-krese-baslama-yasi-ne-olmalidir/

]]>
https://www.bebek.com/kres-ve-anaokulu-doneminde-cocuklara-destek/feed/ 0