Sibel Arna ile anneliğe dair: Rüzgar’la hayat!

Şu sıralar neler yapıyorsunuz?
Nuri Çolakoğlu bir sağlık kanalı açıyor, kanalın adı HTV. Her sabah bir buçuk saat boyunca anne ve çocuk sağlığı üzerine canlı yayın yapacağım, doktor konuklar ağırlayacağım. Bu iş bana çok şey katacak, çok şey öğreneceğim. Hayat boyu muhabir kalmak isteyen biri olduğum için çok zevkli bir program olacağına inanıyorum. 
 
Bir yanda Hürriyet’teki moda yazılarınız, diğer yanda annelikle ilgili köşe yazılarınız, son olarak televizyon programı… Hepsine nasıl yetişiyorsunuz?
Annelikle ilgili yazılarım çok kolay çıkıyor. Çünkü oğlum hayatımın gerçeği, her geçen gün onunla ilgili yeni bir şey öğreniyorum, merak ediyorum. Hatta bazen günde on farklı yazı konusu bulduğum oluyor. Modayla ilgili yazılarımı daha çok araştırıyorum, çalışıyorum, bu hafta ne yapsam diye oturup kafa patlatıyorum. Elbette bunu yaparken de çok keyif alıyorum çünkü 2003’ten beri moda yazıları yazıyorum.
Annelik nasıl gidiyor?
Şahane gidiyor, Rüzgâr iki yaşında oldu. Bugünlerde kelimeler daha çok ağzından dökülmeye başladı. Bu da bana çok keyif veriyor. Beş gün önce yuvaya başladı ve beş günde yuvanın nasıl yararlı olduğunu görmek beni çok şaşırttı. Yuvaya sabah dokuzla öğlen on iki arasında gidiyor. Ancak bütün enerjisini boşalttığı için, her gün yeni bir şey deneyimlediği için daha mutlu bir çocuk oldu.
 
Yuvanın ilk günü bile zorluk çekmediniz mi?
Hayır, zorlanmadı. İlk günler olduğu için o sınıftayken biz dışarıda bekliyoruz, ama yine de bizi hiç aramıyor, halinden oldukça memnun.
 
Rüzgâr planlı bir bebek miydi?
Planlı değildi ama evlendiğimiz günden beri çocuk istiyorduk. Ancak Rüzgâr’a hamile kalmadan önce iki tane düşüğüm oldu. 
 
Hamilelik nasıl geçti?
Çok rahat ve keyifliydi. İlk üç ay mide bulantısı oldu ama hiç kusmadım. Toplamda on üç kilo aldım. Elim, ayağım hiç şişmedi. Arkadan bakıldığında hamile olduğum belli olmuyordu, sadece karnımda top vardı sanki!
 
Bu dönemde spor yaptınız mı?
Bol bol yürüdüm. Bunun dışında bacak masajı yaptırdım ve çok faydasını gördüm. Masaj sayesinde kan dolaşımım hızlandığı için hiç ağrım olmadı.
 
Beslenmenize dikkat ettiniz mi?
Abur cubur ya da tatlı yemedim. Yediğim her şeyin bebeğime faydalı şeyler olmasına dikkat ettim. Bol bol sebze ve meyve. Ceviz ve bademimi hiç ihmal etmedim. En çok da taze fasulye yedim.
 
Doğum nasıl geçti?
Kırk ikinci haftaya gelmiştik ve doktorumla sezaryen için bir tarih belirledik. O günün bir gece öncesi son moda yazımı yazıp gönderdim. O sırada sancılarım başladı, sabaha kadar devam etti. Duş aldım, makyaj yaptım, sabah altı gibi de hastaneye gittik. Doktorum muayene ettikten sonra kırk sekiz saat daha sancı çeksem bile normal doğum yapamayacağımı söyledi. Çünkü anatomim gereği yeterli açılma gerçekleşmiyor ve bebek doğum kanalına girmiyordu. İstemeyerek de olsa sezaryene girdim. 
 
Kaç kilo doğdu?
Dört kiloya yakındı, iri bir bebekti.
 
Doğumdan sonra neler hissettiniz? 
Adeta karnında kelebeklerin uçuştuğunu hissediyorsun. En mutlu günlerimden biriydi. Hem mutluluktan havalara uçuyorsun, hem de kendini şapşal gibi hissediyorsun.
 
İlk günler nasıl geçti, zorlandınız mı?
Uykusuz kaldığım ve yorulduğum bir gerçek ama çok gariptir ki annelik içgüdüsüyle tüm bunların üstesinden geliyorsunuz. İlk hafta annem yanımda kaldı, daha sonra kendi başıma üstesinden gelebileceğimi gördüm ve tek başıma bakamaya başladım. Rüzgâr’ın gece uyku sorunu var. Sürekli uyanıyordu. Hâlâ kalkar. Bu aşamada babanın desteği çok önemli tabii.
 
Rüzgâr doğduktan bir müddet sonra dans yarışmasına katıldınız. Zorlandığınız zamanlar oldu mu? 
Sezaryen olduğum için önceleri karın kaslarımı zorladım, daha sonra güçlendi ama. Dans yarışmasına daha çok eğlenmek için katılmıştım. Oğlum büyüdüğünde “Bak senin annen bir zamanlar taş gibiydi, neler yaptı” diye göstermek istedim. Program CD’lerini evin özel köşesinde saklıyorum.
 
Rüzgâr ismini kim koydu?
Rüzgâr’ın babası yelken yapmayı çok seviyor. Bir gece otururken “Oğlumuzun adı Rüzgâr olsun mu?” dedi. Ben de doğa temalı erkek isimlerini çok severim. Erkek kardeşimin adı Poyraz… İçime sindi. Böylece Rüzgâr’ımız oldu.
 
Annelik Sibel Arna’yı değiştirdi mi?
Sonsuz aşkla tanışmam Rüzgâr sayesinde oldu, erkek ırkına başka bir açıda bakmaya başladım. Şefkatli bir erkek yetişmek için uğraşıyorum. Daha verimli bir insanım artık. Eskiden iki saatte biten işler artık bir saatte bitiyor. Daha umutluyum hayata karşı, aynı zamanda endişeliyim. Oğlumun sayesinde, güne güneş sadece bizim için doğuyormuş gibi şımarık bir duyguyla başlıyorum. Onun gibi hiçbir erkeğin bana tutkuyla bakmayacağını biliyorum. Oğlum sayesinde çok daha güçlüyüm artık, göz yaşlarımın kıymetini biliyorum, öyle her şeye akıtmıyorum. Yine oğlum sayesinde dostum olanla olmayanları ayırt edebildim. 
 
Bu nasıl oldu?
Bebek olduktan sonra bir müddet sosyalleşemiyorsun. Sosyalleşmediğin anda etrafımdan uzaklaşanları ve çat kapı gelen, beni yalnız bırakmayan arkadaşlarımı ayırt ettim. 
 
Rüzgâr’la ilgili hayalleriniz var mı?
Rüzgâr şefkatli bir erkek olsun yeter. Çünkü çağımızın en büyük sorunlarından biri şefkatsizlik; bu konuda çok fakir ve bencil davranıyoruz. Bunun dışında doktor olsun gibi hayallerim yok. O nasıl mutlu olacaksa o işle uğraşsın. İyi, dürüst, pozitif, renkli, ön yargısız, çalışkan, hafif çatlak, almadan da vermesini bilen bir insan olsun isterim. Tüm bunları ona elimden geldiğince vermeye çalışacağım.
 
Doğumdan sonra nasıl kilo verdiniz?
Hastaneden geldiğimde on kilosu gitmişti. İlk aylarda çok uykusuz kaldığım ve çok efor sarf ettiğim için diğer kilolarda kolayca gitti. Ama bütün kilolarımı vermemi asıl emzirmeme bağlıyorum. Çünkü bütün sporlardan çok daha fazla kalori yaktırıyor. Emzirmeyi anne ve bebek için çok destekliyorum. Bu konuda yapılacak olan her türlü projenin içinde severek yer alırım. 
 
Ne kadar süre emzirdiniz?
On buçuk ay emzirdim, sonra Rüzgâr kendiliğinden bıraktı. Emme zamanı geldiğinde burun kıvırmaya başlamıştı, gündüzleri hiç emmiyor geceleriyse uyurken biraz emiyordu. Dolayısıyla sütüm azaldı. Böylece bırakmış oldum. 
 
Sütünüz olsun diye özellikle tükettiğiniz yiyecekler oldu mu?
Su ve sıvı şeyler sütümü arttırdı. Bol bol üzüm suyu, taze ceviz, dereotu tükettim.
 
Yazılarınızdan takip ettiğim kadarıyla Rüzgâr geçtiğimiz yaz Çağla Şikel’e aşık oldu değil mi?
Evet. Çağla benim çok yakın arkadaşımdır. Rüzgâr Çağla’yı daha önce birçok defa gördü görmesine, ama otelde görünce birden bire aşık oldu. Sürekli olarak Lala, Lala, Lala diye sayıkladı.
 
Babasıyla arası nasıl?
Gayet iyi. Birlikte parka gidiyorlar, eğleniyorlar. 

Söyleşi Müge Serçek Biroğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı