Haber & Röportaj

Şebnem Özinal’la anneliğe dair: Anneliği çok sevdim!

Ayşe neredeyse bir yaşına basacak değil mi, nasıl gidiyor annelik?

Annelik gayet iyi gidiyor. Söyleyenlere inanmamıştım ama gerçekten çok çabuk büyüyormuş bebekler. Ayşe birkaç gün sonra 11 aylık olacak. Ve zamanın nasıl geçtiğini gerçekten hiç anlamadım. Günler onunla o kadar tempolu geçiyor ki ama her şey yolunda. Ayşe hala emiyor, aynı zamanda da katı gıdalara alıştı ve bana hiç zorluk yaşatmadı. Onun dışında şu anda yürümek üzere olduğu için çok hareketli, bir dakika ayrılamıyoruz peşinden. Ama tüm yorgunluklar unutuluyor ve anneliğin yaşattığı o eşsiz duygular kalıyor geriye. Genelde zor bir çocuk değil Ayşe ve ben anneliği çok sevdim.

Hamile kalmak için bir tedavi sürecinden geçtiniz mi?

Hayır, tedavi olmadım. Hamile kalmamın çok ilginç bir hikayesi var aslında. Jinekolojik muayene olmaya gittiğimde, doktorum tüplerimde bir tıkanıklık gördüğünü ve rahim içi röntgen (HSG) çektirmemiz gerektiğini söyledi. Ben de HSG’nin nasıl bir şey olduğunu bilmediğim için hemen kabul ettim, zannettim ki normal röntgen gibi bir şey. Meğer ne kadar acı veren bir şeymiş. Bütün rahmin içine basınç veriyorlar ve rahim kanallarının açık olup olmadığına bakıyorlar. İlk denemede tüplerimden biri tıkanık çıktı, ancak bayılmadan yaptırdığım için acıya dayanamayıp, röntgeni yarıda kestirdim. Belki basınç tüm rahme yayılmamıştır diye düşünerek bir kez de bayıltılarak HSG çektirdim, sonuç yine aynı çıktı. Çocuk sahibi olabilmek için tek çözüm tüp bebek yapmaktı. Bu sırada başka bir doktora gittim, o da tüplerin tıkalı olduğunu söyledi ancak bu ay normal yollardan çocuk yapmamızı söyledi ve mucizevi bir şekilde o ay hamile kaldım. Daha önce gittiğim yerlerde tüp bebek tedavisinin yolunu yöntemini anlatır anlatmaz, elime fiyat listesini tutuşturuyorlar. Bu yüzden tüp bebek konusunun suistimal edildiğini düşünüyorum.

Birçok doktor aksini söylerken normal yollardan hamile kalmanız çok ilginç doğrusu…

Evet, aynı şeyi doktoruma ben de sordum. O da bana bazen vücudun kendini tamir ettiğini, belki de kullandığım herhangi bir ilacın tıkanıklığı giderdiğini söyledi. Hiçbir umut yokken ve tüp bebek de umut arama yolunda ilerlerken, hamile olduğumu öğrenmem bana hayatımda yaşamadığım mutluluğu yaşattı. Doktorum hamile olduğumu onayladıktan sonra bunu üç ay kimseye söylemememi istedi. Çünkü riskli bir hamilelikti, her an bir düşük tehlikesi geçirebilirdim.

Hamileliğiniz nasıl geçti peki, zorluk yaşasınız mı?

Harika bir hamilelik geçirdim, hatta doğum yaptığım zaman hamileliğim sona erdi diye nasıl üzüldüm anlatamam. Zaten hamile olduğumu öğrendikten sonra hemen Şefik’in yanına Bodrum’a gittim. İlk aylar biraz bulantım oldu, birkaç kere de kanamam. Fakat üçüncü aydan yedinci aya kadar o kadar rahat bir hamilelik geçirdim ki, aklınıza gelebilecek her şeyi yaptım. Fakat sekizinci aydan sonra iyice ağırlaştım, karnım normalden büyüktü. Hamileliğim boyunca yaşadığım en büyük zorluk da kabızlık sıkıntısı çekmem oldu.

Bu süre içinde bebek için ne gibi hazırlıklar yaptınız, neler aldınız?

Yedinci aya kadar hiç bir şey almadım, zaten Şefik de istemedi uğursuzluk getirir diye. Bebeklerle, oyuncaklarla dolu bir oda olsun istemedim, odada biraz genç kız havası olmasını tercih ettim. Buna göre duvar kağıdını ve mobilyalarını seçtim. Ama tam onları alacağım gün doğum yaptım. İnsan bazı şeyleri tecrübelerle öğreniyor, mesela “beşik almayın hiç işine yaramayacak” dediler, ama biz tabii bebek heyecanıyla gittik beşiğimizi aldık. Fakat gerçekten çok da gerekli değilmiş. Oyun parkı da almıştık. Altını değiştirmek için ve rahat bir şekilde banyo yaptırmak için bir aparat aldım. O da işime çok yarıyor, kullanımı çok pratik oluyor.

Kaç kilo aldınız peki?

Yirmi gün erken doğum yaptım, Ayşe 3 kilo 400 gram doğru. Toplamda da 13,5 kilo aldım. Hamileliğim boyunca bir beslenme uzmanından yardım alarak beslenme düzenimi kurdum. Balık, sebze ve salata tüketmeye çok önem verdim. Ama kendimi çok da fazla zorlamadım, pizza da yedim, sandviç de. Son aylara doğru tatlıya düşkünlüğüm başladı. Fakat 25-30 kilo almak istemedim, geç bir hamilelik yaşadığım için aldığım kiloları çok rahat veremeyebilirdim.

Doğumu sezaryen ile yaptınız değil mi?

Evet, ama doğumum hiç hayal ettiğim gibi geçmedi. 35 yaş üstü hamilelik geçirdiğim için dördüncü ayımda amniyosentez oldum ve ayrıntılı ultrasona girdim. Doktorum plasentanın rahim ağzını kapadığını, bebeğin de plasentanın üstünde olduğunu söyledi ve normal doğum yapamayacağımı belirtti. Sezaryen olmam gerektiği için ben de epidural sezaryeni tercih ettim, ama pişman oldum açıkçası. Çünkü normal gününden yirmi gün erken doğum yaptığım için her şey apar topar oldu. Epidurali taktıkları sırada çok üşüyordum, vücuduma ısıtıcılar yerleştirdiler, epiduralin verdiği sıcaklık da olunca tansiyonum düştü, ateş bastı ve nefes alamamaya başladım. Oksijen maskesi takılar. Tam uyuşma gerçekleşmediği için çok canım yandı. Daha fazla dayanamayarak beni bayıltmalarını istedim. Ayşe’nin ağladığını duydum, sonra da bayılttılar beni.

Eşiniz doğuma girdi mi?

Evet, kendisi istedi doğuma girmeyi. Doğum sırasında elimi tuttu, beni güldürmeye çalıştı. 9 ay boyunca bütün sıkıntıyı ben çektim, ama ilk kucağına alan o oldu. Ama ben de doğumun tüm detaylarını daha sonra çok tesadüfi şekilde gördüm. Tam Ayşe doğarken Şefik heyecandan elindeki fotoğraf makinesini doğumhanedeki birine veriyor. Fotoğraf makinesini tutan kişi de makinenin ayarını video bölümüne getiriyor ve çekime başlıyor. Ayşe’nin doğum anını o kayıttan izledim.

Ayşe ismini kim koydu?

Şefik’le birlikte karar verdik bu isme. Şefik’in iki tane erkek evladı var, bu yüzden kız çocuğunun olmasını çok istiyordu. Daha bebek yapma fikri ortada bile yokken, kendi aramızda “Kızımızın adı Ayşe olur” diye konuşuyorduk. Yeni nesil isimleri çok sevmiyorum. Aynı zamanda Ayşe Şefik’in annesinin de adı.

Bu süre içinde bebek büyütürken en çok zorlandığınız şey ne oldu?

Doğruyu söylemek gerekirse en zorlandığım uykusuzluk oldu. Ayşe hala emdiği için gece birkaç kez uyanıyor. Bende uykuma çok düşkünüm, ama sabaha unutmuş oluyorum tüm uykusuzluğumu.

Bakıcı desteği alıyor musunuz?

Evet, ben beş aylık hamileyken bir yardımcı almıştık eve. Hala aynı kişi çalışıyor. Sadece ev işlerinde yardım alıyorum ondan. Ayşe’yle daha çok ben ilgileniyorum. Sadece çok yorgun olduğum uykusuz kaldığım gecelerin sabahında çalışan arkadaşa verip birkaç saat uyuduğum oluyor. Zaten ev işlerinin benim üzerimde olmaması benim için en büyük kolaylık şu anda. Şu dönem çalışmadığım için Ayşe’yle rahatlıkla ve büyük keyifle vakit geçiriyorum.

Eşiniz nasıl bir baba oldu, Ayşe’nin bakımında neleri üstleniyor?

İlişkileri harika. Çok iyi vakit geçiriyorlar. Şefik evde en büyük yardımcım. Banyosunu mutlaka o yaptırmak istiyor, kimselere emanet edemiyor. Mutlaka Ayşe’yi her gün parka çıkarıp dolaştırıyor. Ama biraz fazla evhamlı, istiyor ki Ayşe’yi bir cam fanusun içine alalım, orada büyüsün. Sürekli “ay ağzına bir şey attı, ay üşüdü, ay güneşte çok kaldı, ay taşa basmasın” gibi laflar sarf ediyor, ama o da alışıyor zamanla. Çünkü ben çok dikkatliyim ama Şefik kadar evhamlı değilim.

Şu sıralar neler yapıyorsunuz?

Çalışmıyorum bu sezon. Zaten hamile kaldığımda bu kararı vermiştim, en az bir yılımı Ayşe’yle geçirmek onun gelişimine birebir şahit olmak istiyordum. Nitekim planladığım gibi oldu, bu durumdan son derece mutluyum. Rahatlıkla Ayşe’den arta kalan zamanlarda gelen teklifleri değerlendiriyorum. Bir de kendi tiyatro topluluğumu oluşturmak gibi bir projem var. Tiyatrocu arkadaşlarımla bunun üzerinde kafa patlatıyoruz. Bir tana de kendi geliştirdiğim kadın ve çocuk sağlığını kapsamlı şekilde ele alan bir televizyon formatı üzerinde çalışıyorum.

Peki, Ayşe’yle ilgili gelecekte ne gibi hayalleriniz var?

Çok etkin ve baskın bir anne olmayı düşünmüyorum, Ayşe’nin istekleri ve kararları doğrultusunda hangi yolu seçerse saygı duyacağım. Sevgi ve saygı dolu bir kız olsun isterim. İnsani yönleri güçlü olan bir birey olması beni mutlu eder. Zaten sevgi ortamında büyüyen çocuklar korkmamalı, siz sevginizi sakınmadan verin yeter.

Sütannelik yapmak istiyordunuz, yaptınız mı?

Evet, sütannelik yapmayı çok istiyorum. Televizyon programı yaptığım dönemde tüm Anadolu’yu gezdim ve çok şeye şahit oldum. İki günlük bebeği sokağa bırakmışlardı ve biberonla besliyorlardı. Bu da beni çok etkiledi, her bebek anne sütüyle beslenmeli. Şimdi bu konuya eğilen derneklerle iş birliği yapıp, gönüllü olarak sütanneliği yapmak istiyorum. Evet, çok istiyordum ve yaptım. Komşum doğum yaptı ve bir süre sonra işe başlaması gerekti. Benden rica etti. Uzun seyahatleri olduğu zamanlar ben bebeği emzirdim. Döndüğünde kendisi devam etti. Bir de sütü az olan bir anne vardı. Onun bebeğini de kısa süre emzirdim

Röportaj: Müge Serçek – Fotoğraf: Eda Aydın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu