Haber & Röportaj

Şebnem Özinal ile anneliğe dair: Annelik yaşayarak öğrenilir


 

Anne olalı tam iki yıl oldu, nasıl geçti bu süre?
Çok güzeldi, nasıl geçtiğini inanın ben de anlamadım, sanki dün doğurmuş gibi hissediyorum kendimi. Ama iki yıl Ayşe’yi büyütmekle geçti. Bu zaman dilimini, bebeğini büyütmüş olanlar ya da bebek sahibi olmayanlar daha farklı algılıyorlar. Ancak yeni anne olduğunuzda günün bir anda başlayıp bir anda bittiğini görebiliyorsunuz.

Annelik sizi değiştirdi mi?
Çok büyük hırslarım kalmadı, Ayşe’yle birlikte daha küçük bir dünya kurdum kendime. Eskiden maddiyata, kıyafetlere düşkünlüğüm vardı ama Ayşe’den sonra daha sade yaşamaya başladım.

Zorlandığınız noktalar oldu mu?
En çok uyku konusunda zorlandım. Ayşe hâlâ her gece iki üç kere uyanıyor. Dün gece hiç uyumadım mesela. Emzirme dönemi bitince düzelir demişlerdi ama ne yazık ki bizde bir düzelme olmadı. Uykuyu seven biri olarak bir tek bu durum beni zorladı. Ama ne zorluk yaşarsanız yaşayın daha sonra oturup düşündüğünüzde aklınızda sadece bebeğinize olan sevginiz ve yüzünüzdeki gülümseme kalıyor, bütün sıkıntılar bir bir unutuluyor.

Keyifli yanları nelerdi?
Her anı benim için çok özeldi, ilk gülücüğü, ilk konuşmaları, ilk adımları… İki yıl boyunca çalışmadım, hep Ayşe’yle ilgilendim. Bolca vaktim vardı ve bu süreyi Ayşe’ye nasıl daha iyi bakarım, hangi oyunu oynatırsam daha iyi olur gibi şeyleri araştırmakla geçirdim.

Bunun için herhangi birinden yardım aldınız mı?
Hayır, aile koçu gibi birinden yardım almadım. Ayşe’nin doktorundan sık sık sağlıkla ilgili bilgi aldım sadece. Kurs olarak Ayşe Öner’in kursuna katılmış ve çok faydasını görmüştüm. Ama yine de annelik yaşayarak öğrenilecek bir şey. Her çocuk ayrı bir kitap derler ya, gerçekten öyle. Evet, çok genel durumlar için her anne çocuğuna aynı şeyi uygulayabilir, ancak her çocuğun farklı huyları var. Bu yüzden onları birbirleriyle kıyaslamak çok yanlış.

Ne kadar süre emzirdiniz?
On beş ay.

Sizinle ilk yaptığımız röportajda sütanneliği yapmak gibi düşünceleriniz vardı. Ne oldu, yapabildiniz mi?
Ayşe’ye baktığım için fırsat bulup detaylı bir araştırma içine giremedim. Yani talebi olan annelerle buluşamadık. Fakat üst kat komşum benden bir ay sonra doğum yapmıştı ve doğumdan çok kısa bir süre sonra çalışmaya başlamak zorundaydı. Üstelik işi yurt dışındaydı, haftanın üç dört gününü yurt dışında geçiriyordu. Bu yüzden bir süre komşumun oğlunu emzirdim.


Başka bir bebeği emzirmek nasıl bir duygu?
Çok güzel bir duygu gerçekten. Ayşe’yi emzirirken gözlerimiz birbirinden hiç ayrılmazdı, birbirimize daha çok yaklaşırdık. Diğer bebeği emzirirken başta bir çekingenlik yaşadım ama sonuçta karışımdaki bir bebekti ve her bebek gibi masumdu ve emmeye ihtiyacı vardı. Bebek ne kadar yabancı olursa olsun emmeye başladığı zaman aranızda ister istemez sıcak bir bağ oluşuyor. Belki öz annesi gibi olmuyordur ama yine de bence güzel bir duyguydu. Şimdi onlar ailece yurt dışına taşındılar, umarım yıllar sonra karşılaşırız, emzirdiğim bebeğin çocukluk hatta yetişkin halini görmek isterim.

İki yıl işe ara vermeyi siz mi tercih ettiniz?
Evet, aslında sadece bir yıl işimden uzak kalırım diye düşünüyordum ancak gördüm ki bu süre hiç de yeterli değil. Bir yıl daha bebeğimin yanında olmak istedim. Çünkü bebeklik dediğimiz süre 0-2 yaş arasında, sonrası çocukluğa geçiş oluyor. Biz çift olarak Ayşe’yi bir gece bile bırakıp bir yere gitmedik, bugüne kadar hiç bizden ayrı kalmadı.

Yapmakta olduğunuz “Şebnem Özinal ile Bebeğim” programından bahseder misiniz?
Bu programın projesini kendim oluşturdum. Cumartesi günleri bir buçuk saat boyunca Kanalturk kanalında yayınlanıyor. Program boyunca hamilelikten bebek sağlığına, yapılması gereken testlerden eğitime kadar birçok konuyu ekrana taşıyoruz.

Programı hazırlamanızda Ayşe’nin etkisi büyüktür herhalde…
Evet, bu fikir Ayşe’ye hamile kaldıktan sonra kafamda oluşmuştu. Hiç ilgi duymadığım bir konuda iş yapmayı tercih etmem açıkçası. Hamile kaldığım günden başlayarak çok araştırdım, okudum, danıştım ve bütün bunlar birikti. Sonrasında tüm bunları deneyimlemek, şahsen yaşamak da pekiştirdi. Mesela doğumdan sonra her şeye kendim koşturdum ve ayaklarım neredeyse fil ayağı gibi oldu. Bunu yaşamadan bilemezsiniz.

Lohusalık sendromu yaşamış mıydınız?
Yaşamıştım ama çaktırmamaya çalışmıştım. (Gülüyor.) Bence lohusalığın kişinin duygusal yapısıyla çok alakası var. Bu dönemi fazla alıngansanız farklı, fazla vurdumduymazsanız farklı geçiriyorsunuz. Sonuçta hormonal bir denge bozukluğu yaşıyorsunuz ve bu sizi boşluğa itiyor. Ama eşinizin, ailenizin ve arkadaşlarınızın desteğiyle çok çabuk kendinize gelebiliyorsunuz.

Ayşe’nin babasıyla arası nasıl?
Şefik, doğumundan bu yana Ayşe’nin bakımıyla çok ilgilendi. Gerektiğinde banyosunu da yaptırır, yemeğini de yedirir, altını da değiştirir. Sonra birlikte oyunlar oynuyorlar. Baba kız epey eğleniyorlar yani.


Ayşe’ye kardeş düşünüyor musunuz?
Ayşe’nin zaten iki ağabeyi var. Eşimin önceki evliliğinden iki oğlu var. Yaşça büyükler ama Ayşe de büyüyünce aradaki fark kapanır, arkadaş olurlar.

Ayşe yuvaya gidiyor mu?
Evet, on dokuz aylıkken yuvaya başlatmıştım.

Çok erken değil mi?
Evet erken, ama bebekle oyun oynamak ve gelişimine doğru katkıda bulunmak çok önemli bence, bu kararı vermeden önce doktoruma da danıştım. Ben ne kadar araştırsam da, oyun oynarken kendimi paralasam da yeterli olamadığımı düşündüm. Bu yüzden ya benim eğitim almam gerekiyordu ya da Ayşe’yi eğitimli kişinin ellerine bırakmam gerekiyordu. Bir çocuğu oyalamak ile oyun oynatarak eğitmenin farklı şeyler olduğunu düşünüyorum. Bütün gün yuvada kalmıyor zaten sadece her gün saat on ile on iki arasında oyun gruplarına katılıyor.

O zaman epey sosyal bir çocuk olacak.
Evet. Yuvaya başladığı ilk on gün beni hiçbir yere bırakmadı, yanında tuttu ama sonra alışınca beni unuttu. Şimdi yuvaya götürüyorum, arkadaşlarını görür görmez beni unutuyor. Yuvaya gittikten sonra Ayşe’nin algısının ve hayal gücünün çok değiştiğini gözlemlemeye başladım.

Söyleşi Müge Serçek
Fotoğraf Tuna Yılmaz 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu