Doğum Sonrası

Lohusalık dönemi

Doğumdan sonra 6-12 hafta içinde gebeliğin yol açtığı fizyolojik ve anatomik değişiklikler son bulur. Doğum ve/veya anestezi komplikasyonlarının görüldüğü  ilk 24 saat çok önemlidir . Doğumdan sonraki  1 hafta erken lohusalık  dönemi, 6 hafta ise geç lohusalık dönemi olarak kategorize edilir. Gebelik süresince normal büyüklüğünün 10 katına erişen ve yaklaşık 1 kg ağırlığındaki rahim lohusalıkta  hızla küçülür. Doğumdan hemen sonra rahim 20 haftalık gebelik büyüklüğünde iken , 6-12. haftada  tamamen gebelik öncesi boyutlarına erişir. Ağırlığı 100 grama iner. Bu küçülme süreci  özellikle ilk 24 saatte  annede rahim kasılmalarına ve ağrıya neden olur.

Plasentanın rahime yapışma yeri yaklaşık doğum sonrası 6 hafta içinde iyileşir. Aksi durumlarda lohusalığa özgü vajinal akıntı süresi uzar, arada ciddi vajinal kanamalar olabilir. Lohusalıkta vajinal akıntı  doğumdan hemen sonra kırmızı renklidir, 3-4 gün içinde kırmızı – kahverengi olur, 2-3. haftada ise kalın, sarı beyaz renk alır ve 6. haftada da tamamen sona erer.

Vajinal doğum yapanlarda aşırı gerilen , düz kas yapısındaki vajen yavaş yavaş toparlanarak 3. haftanın sonunda kısmen de olsa eski haline döner. Vajinal yoldan doğuranlarda leğen kemiğinde eklemlerde ayrılmalar meydana gelir.

Yumurtlama  fonksiyonu emzirmeyen annelerde doğumdan sonra en erken 27 . günde meydana gelirken , emzirenlerde bu süre 6 aydır. Emzirme sıklığı , süresi,  bebeğe ek besin takviyesi yapılıp yapılmaması bu süreyi belirler. Süt hormonunun yüksekliğine bağlı olarak yumurtalıkların baskılanma süresi  emzirmeyenlerde  3 hafta , emzirenlerde ise 6 haftadır. Adet kanamaları ise emzirmeyen annelerde 7 ila 12 haftada başlar. Emzirenlerde bu süre 36 haftaya kadar uzayabilir.

Vajinal yoldan doğuranlarda karın kasları 6-7 haftada eski haline döner. Bu dönemde önce zorlu egzersiz yapmak önerilmez. Doğum sonrası mesane ödemli olup, kapasitesi  artmıştır, idrar yapmaya rağmen halen varmış gibi hissedilir. Ultrasonografik muayenede doğum sonrası 6. haftada idrar yollarındaki problem kaybolur.  Ancak olguların yarısında bu süre 12 haftaya kadar uzar , bu da idrar yolu enfeksiyonuna yol açar.
Anne doğumla birlikte hemen 4-5 kilo kaybeder. Amniotik sıvı, plasenta , bebek ve kaybedilen kan miktarı bu ağırlığı oluşturur. Daha sonrasında ise lohusalık boyunca ve ilk 6 ay içinde ilaveten 4 kilo daha verir. Zannedildiğinin aksine emzirme kilo vermeye katkıda bulunmaz.

Yağ asitleri lohusalığın 2. gününde normale döner. Kan kolesterol ve trigliseridleri de bariz olarak düşer ve 6 hafta içinde  normal seviyelerine ulaşırlar. Doğum sonrası 2. ve 3. günlerde aşikar olmak üzere kan şekeri daha düşük seyreder. Bu dönemde diabetik annelerin insüline olan ihtiyaçları azalır.

Gebelik süresince kanda pıhtılaşma faktörleri daha aktiftir. Bu durum doğumda ve lohusalıkta  oluşacak kanamalara karşı bir savunma mekanizmasıdır. Normal doğumda yaklaşık olarak 400 ml , sezaryanda ise 1000 ml kadar kan kaybı olur. Doğumdan sonra mekanizma  tamamen tersine dönerek anneyi  tromboemboli dediğimiz damar tıkanmalarından korur.

Lohusalık döneminde kan elemanlarında nicelik olarak farklılıklar olur. Örneğin kanda akyuvar sayısı normalin 2 katına çıkar. Serum demir seviyesi azalır. Alyuvarlar gebelik boyunca normalin %30 u kadar artış gösterir, doğum esnasında bunun % 14 ü harcanır. Gebelik süresince ve lohusalık döneminde kemik iliği açığı kapatmak üzere çok aktiftir.
Lohusalık döneminde hormonlarda da büyük değişiklikler olur. Örneğin süt hormonu seviyesi günde 1- 3 kez emziren annede yeterince yükselmezken, 6 kez emziren annede 1 yıl boyunca hep yüksek seyreder. Bunun yanısıra tiroid fonksiyonları lohusalığın ilk 12 saatinde en yüksek seviyede iken 4. günde giderek azalır , normal değerlerine kavuşur. Gebelik başlıbaşına immun direnci düşüren bir period olduğundan otoimmun tiroid hastalarında lohusalık döneminde hastalık nüksedebilir. Uzun süren halsizlik ve süt verememe hali  hipotroididen dolayı olabilir. Ağır kanamalarla seyreden doğumlarda ortaya çıkabilen  Sheehan ‘s  sendromunda ise  adet geri gelmez, emzirme olmaz, hipotroidi gelişir.

Komplikasyonsuz geçen bir doğum sonrasında annenin erken ayaklanması kendini daha iyi hissetmesine sebep olur, bunun yanısıra tromboemboli olarak adlandırdığımız damar tıkanıklıklarını da engeller. Kuşkusuz bu annenin iş yapması anlamına gelmez, mutlak dinlenme periodları olmalıdır. Komplikasyonsuz geçen vajinal doğumlardan sonra  zorlu olmayan eksersizlerin  yapılmasında sakınca olmadığı gibi  , bu anneyi  lohusalık depresyonundan korur.

Doğumdan 6 hafta  sonra cinsel ilişkiye izin verilir. Bu dönemde  annelerin yaklaşık yarısında yorgunluk, halsizlik, ağrı sebebiyle  seksüel isteksizlik olur. % 20 vakada  bu durum 3 aya uzar, % 21 inde ise isteksizlik kalıcı olabilir. Bu dönemde annenin eşinden göreceği ihtimam  , fiziksel ve ruhsal destek herşeyi kolaylaştıracaktır. Süt hormonunun yüksek olması vajen kayganlığını azaltır, bu da cinsel ilişkiyi zorlar. Vajinal östrojen kremlerinin lokal kullanımı sorunu çözer.

Lohusalıkta , özellikle emziren annelerin günlük 2600 -2800 kalori almaları gerekir. Protein ağırlıklı gıdaların yanısıra , meyve , sebze, süt ürünleri ve fazla miktarda sıvı alınması gerekmektedir . Sezaryan  ile doğum yapan  olgularda , hasta tolere ettiği ölçüde regüler gıdalara erken başlamak gerekir. Bu barsak fonksiyonlarının daha hızla oluşmasını sağlar.

Doğum sonrasında  kabızlığa eğilim vardır. Bu vücuttan fazlaca sıvı kaybedildiği  için ve  dikişlerin verdiği ağrıdan dolayıdır. Posalı yiyecekler ve lavman ile bu sorun çözülür. Hemoroidler  genellikle doğumdan sonra ızdırap verici olur. Oturma banyosu, kortizon içeren pomadlar, lokal anestetik içeren spreyler yararlı olacaktır. Nadiren bu dönemde hemoroid için  operasyon gerekebilir. Bazı vajinal doğumlarda anal sfrinkter yaralanabilir bu da anal inkontinansa yol açar. Nadir vakada idrar yapmakta zorluk yaşanır, hatta idrarın aralıklı olarak sonda ile boşaltılması gerekebilir.

Anne ayağa kalktığı andan itibaren duş alabilir ve almalıdır. Oturma banyoları perinedeki ağrıyı azalttıkları için faydalıdırlar.Vajenin içini yıkamak zararlıdır.Tampon kullanımı da bu erken dönemde önerilmez.

Perine dikişlerinin bakımında en temel kural  temizliktir. Normal sabun ile yapılacak temizlik yeterlidir. Ağrının azaltılması, ödemin minimalize edilebilmesi için o bölgeye lokal buz uygulanabilir. Sıcak uygulanmamalıdır. Non steroid antienflamatuar ağrı kesiciler kullanılabilir. Epizyotomi nadiren enfekte olabilir. Bu durumda temiz bakım, antibiotik uygulaması gerekmektedir. Çok nadiren tüm dikişlerin açılıp, enfeksiyon bölgesinin enerjik olarak temizlenmesi gerekebilir.

Lohusalık ruhsal durumun en çalkantılı olduğu dönemlerden biridir. Bebeğine kavuşan annede inanılmaz bir mutluluk ve bağlılık hissi uyanır. Ancak bazı annelerde ise bebeğinden uzaklaşmaya varacak ruhsal değişimler görülebilir. Bu olguların % 60 ını etkileyen geçici bir bunalımdan çok daha ciddi depresyonlara , psikoza kadar gidebilen bir durum olabilir. Ağlama nöbetleri, sıkıntı, dinlenememe duygusu, aşırı hassasiyet gözlenebilir. Bunun yanısıra yetersizlik hissi, uykusuzluk, konsantrasyon bozukluğu,  bebeğine  karşı negatif düşünceler gelişebilir.Normalde  eş ve aile fertlerinin yardımı ve anlayışı ile doğumdan sonra 10 günde geçebilen bu durum , bazen ağırlaşarak sürer.  Hele prematür doğum,  anomalili bebek gibi problemli bir süreç yaşanıyorsa dayanışma kusursuz olmalıdır.

Kan uyuşmazlığı varsa gerekli testler yapıldıktan sonra anneye  RhoGAM   yapılarak , ileriki gebeliklerde yaşanabilecek problemler önlenir.
Doğum kontrol yöntemine gebe iken karar verilmelidir. Bir daha gebelik düşünülmüyorsa sezaryan esnasında tüpler bağlanır. Vajinal doğumdan hemen sonra 24-48 saat içinde çok minik bir kesiden de bu işlem yapılabilir. Kalıcı doğum kontrolü düşünülmüyorsa eş kondom kullanabilir. Bu yöntemin başarısızlık oranı 2-21/100 kadın yılıdır. Spiral koruması yüksek bir metod olup , başarısızlık oranı 2-3 /100 kadın yılı şeklindedir.

Genellikle rahim boyutları normalleştikten sonra ,yani 6-12 haftadan sonra  takılması tavsiye olunur. Anne emzirmiyorsa doğumdan sonraki 3. haftada östrojen-progesteron içeren doğum kontrol hapı verilebilir. Bunların başarısızlık oranı 0.5 / 100 kadın yılıdır.

Emziren annelere sadece progesteron içeren hap verilebilir. Bu  aynı zamanda süt miktarını da arttırır.Uzun etkili depo ilaçların 3 ayda bir enjeksiyon şeklinde yapılması mümkündür. Ancak bunlar da annede adet kanamalarında fazlaca düzensizliğe neden olmaktadır.

Doğum sonrası yaşanabilecek önemli sorunlardan biri de meme ile ilgili olanıdır. Emzirmeye bağlı  memede meydana gelen  çatlaklar mastite neden olabilir. Çatlak aşamasında A ve D vitamini içeren yağlı kremler veya lanolin faydalıdır. Bunun yanısıra memeye belli bir mesafeden günde 4 kez 20 şer dakika kuru sıcak hava uygulaması da iyileştirici etkilidir. Gözle görülen belli bir fiziksel değişiklik olmaksızın meme uçlarında sürekli  ızdıraplı hal olması mantar enfeksiyonuna bağlı olabilir. Lokal olarak nistatinli pomad uygulamak sorunu çözer. Meme süt ile aşırı gerilmiş ise soğuk kompres uygulamak, ağrı kesici almak ve gerekirse memeyi pompa ile boşaltmak lazımdır.
Memenin iltihaplanması demek olan mastit ciddi bir durumdur. Stafilokokus  aerous  isimli bir bakteri ile meydana gelir. Yüksek ateş olması sadece süt ateşi olarak değerlendirilmemelidir. Mastit meydana geldiğinde sıklıkla doğumdan sonra 2. veya 3. haftada memenin dış kadranında kırmızı , şiş bir hal görünüm olarak  başlar. Emzirme çok ağrılıdır. Eğer yeterince tedavi edilmezse meme apsesi gelişebilir. Çok sık tekrarlayan meme iltihaplanmalarında yenidoğan anneyi enfekte ediyor olabilir.

Yenidoğanın streptekok  enfeksiyonu açısından muayene edilmesi gerekir. Sadece mastit varsa emzirmeye devam edilir, meme boşaltılır. Lokal sıcak uygulama olayı sınırlayabilir ve uygun antibiotikle tedavi tamamlanır. Apse oluştu ise cerrahi müdehale şarttır. Apse açılarak drene edilir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu