Leonardi’de bir oyuncak mağazasından çok daha fazlası var!

Cemile Şenulubaş Tankurt hayallerini planlara, planlarını da gerçeğe dönüştürmüş başarılı bir iş kadını. “İyi oyuncak her çocuğun hakkı.” diyerek Leonardini mağazasını açan Cemile Tankurt şöyle söylüyor: “Biz sadece yaratıcı ve eğitici oyuncak satmaya ve aileleri de oyuncak konusunda bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Sattığımız oyuncakların birçoğu çok dayanıklı ahşap oyuncaklardan oluşuyor. Hepsi nesilden nesile, çocuktan çocuğa aktarılabiliyor. Hakikaten benim hedefim de bu; daha çok çocuğa ulaşmak.”

bebek.com: Leonardi gibi bir mağazalar zinciri kurma fikri nasıl doğdu?
Cemile Tankurt: Çocuklarıma her yurtdışı seyahatinden dönüşte bavul bavul oyuncak taşımayı alışkanlık haline getirmiştim. Niye benim çocuklarımın faydalandığı şanstan diğer çocuklar faydalanmasın diye yola çıktım. Eşimle bu şirketi kurarken 5 yıllık bir iş planı yaptık. İlk mağazamızı 2 yıl önce açtık. 2 yıl sonra 7 mağaza olacağız diye planlamıştık. Şu anda da o plan dahilinde işler yürüyor. Mağazalarımızın yerleri bile iş planına göre belliydi.

bebek.com: Bu yola çıktığınızdan itibaren “Leonardi”Nin bir zincir marka olacağı belli miydi?
Cemile Tankurt: Biz bu işe bir mağaza açalım nasıl giderse görelim, ona göre devam ederiz diye girmedik. ilk başlarda böyle zincir olacağı belliydi. Nedeni de şu; bizim getirdiğimiz ürünlerin çoğunluğu, yüzde 80’i kendi ithalatımız. Dört ayrı markanın Türkiye temsilciliğini yapıyoruz. O markaların hem hepsine uzun vadeli hedefler ve projeksiyonlar vermek zorundaydık, hem de pazara girişte markaların bilinirliğini ve anlaşılmasını sağlamak için çok lokasyona ulaşmamız gerekiyordu. Onun için ilk iki yıl İstanbul’da yedi mağaza diye yola çıktık. Bu hedefimize de ulaştık.

bebek.com: Anne olmanızın bu işe başlamanızda bir etkisi var mıydı?
Cemile Tankurt: Ben uzun yıllar profesyonel çalışmış bir insanım. İki çocuğum olduktan sonra işimden ayrıldım ve “home Office” düzeninde şirketlere danışmanlık yapmaya başladım. Danışmanlık yapmayı seçmemin nedeni çocuklarıma daha çok zaman ayırabilmekti. Home Office çalışınca yine çok çalışıyorsunuz ama zamanınızı çocuklara göre ayarlayabiliyorsunuz. Her zaman evde olmasanız da, örneğin okulda gösterisi varsa gidebiliyorsunuz. Çok da konforlu bir hayattı Çocuklar da çok memnundu. Ancak “bir şeyler yapayım, topluma faydalı bir insan olayım, ne yapabilirim?” diye düşündüğümde en iyi bildiğim işi yapmaya karar verdim. Benim de en iyi bildiğim şey anneliktir ve oyun oynamaktır. Çünkü çocuklarımla bol zaman geçirmiştim. Şu anda Leonardini’de şu anda satılan tüm markaları ve tüm oyuncakları yıllardır kullanıyordum. O markaları yıllardır tanıyordum, yurt dışı ziyaretlerimden sürekli Türkiye’ye taşıyordum. Türkiye’de yoktu ama yurt dışında vardı. Niye benim çocuklarımın faydalandığı şanstan diğer çocuklar faydalanmasın diye yola çıktım. Öyle yola çıkınca zaten bir mağazacılıkla kalamıyorsunuz. Daha çok çocuğa ulaşmak tek hedefiniz oluyor. Yola çıkarken de benim hedefim oydu. Daha çok mağaza, daha çok ürün değildi benim hedefim; daha çok çocuğa ulaşmaktı. Sattığımız oyuncakların birçoğu çok dayanıklı, ahşap oyuncaklar. Yıldan yıla, nesilden nesile, çocuktan çocuğa aktarılabiliyor. Hakikaten benim hedefim de bu; daha çok çocuğa ulaşmak.”

bebek.com: Neden “Leonardini” ismini tercih ettiniz?
Cemile Tankurt: Leonardini bir Türk markası ama İtalyanca bir kelime. Leonardini küçük “Leonardolar” demek. Çocukların hem bilim, hem de sanat tarafı uyarılsın istedim. Leonardo’yu seçmemin nedeni, Türkiye’de öyle birisini bulamamış olmam. Hem sanatçı hem bilim adamı kimliğine sahip olması nedeniyle çocuklara çok yönlülüğü öğretmek için iyi bir figür olduğuna inanıyorum. Bir de öyle bir isim bulalım ki hem biz kolay telafuz edelim; hem de yurtdışına açıldığımızda kolay söylensin istedim.

bebek.com: O halde yurt dışına açılma gibi bir düşünceniz mi var?
Cemile Tankurt: İp, top, topaç, misket gibi Türk oyuncaklarını yurt dışına pazarlamayı hedefliyorum. Dünya global bir köy haline geliyor. O köye bizim de bir katkımız olsun istiyorum. Amacımız Türk oyuncaklarını üretip Avrupa ülkelerine ihraç etmek.

bebek.com: Peki siz oyuncak ithal ederken hangi noktalara dikkat ediyorsunuz?
Cemile Tankurt: Markalı, kaliteli, çocuğun hayatını zenginleştiren, hayal gücünü açan, ona bir şeyler öğreten her türlü oyuncağın ve çocukla oyun oynamanın en az okul kadar önemli olduğuna inanıyorum. Bu inançla yola çıkarak dünyaca ünlü ve güvenilir oyuncak markaları olan ELC (Early Leraning Center), Fiesta Crafts, House of Marbles ve Orchard Toys’un ürünlerini tek çatı altında topladık. Bizim mağazalarımızın hiçbirisinde benim çocuklarıma oynatmayacağım bir oyuncak yoktur. Oyuncakları tek tek ben seçiyorum, hepsini dokunarak görerek ben seçiyorum. O yüzden de tüketici ile çok samimi bir ilişki kurduğumuza inanıyorum. Bizden oyuncak alıp da memnun olmayan yoktur diyebilirim. Leonardini projesinde yıllar içerisinde başka markaların da eklenmesi düşüncesi de var. Bu tür oyuncakların faydası, bu tür oyuncakların çocuklara katkısı anlaşıldıktan sonra yenileri de ekleyebiliriz.

bebek.com: Leonardini anneliğinizi nasıl etkiledi?
Cemile Tankurt: Bu işe girerken çok çalışacağımızı planlıyorduk ama bu kadar çok çalışacağımızı planlamıyorduk. 1 yıldır çocuklarıma çok az bir zaman kalıyor. Çocuklarım çok şikâyetçiler. Şimdi çalışan tüm anneleri çok daha iyi anlıyorum. Onun için yaptığım işe daha bir sıkı sarılıyorum. Çünkü zaman azalınca geçirdiğimiz zamanın kalitesi önem kazanıyor. Zamanı en kaliteli şekilde geçirmenin yolu da bu tür oyuncaklardan geçiyor. Çünkü bu oyuncakların hepsi o zamanın kalitesini artırmaya yönelik oyuncaklar. Misyonumuz da budur. Onun için çalışan annelerin ve babaların derdine derman olduğumu biliyorum. Ama artık ben de tüm çalışan anneler gibi her gün vicdan azabı çeken bir anneyim. Kendime böyle düşündüğümde “İyi ki Leonardini var” diyorum. O oyunca bunu söylüyorum. klarla çocukların ve çalışan anne-babaların hayatlarına çok şey kattığımı gördüğüm için. İyi ki Leonardini var. Ben başka bir işte çalışıyor olsaydım ve Leonardini olmasaydı çocuklarıma karşı daha büyük bir vicdan azabı duyacaktım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı