İndigo çocuk hiperaktif çocuk mudur?

İndigo çocuklar başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde bir hastalık tanısı konulmasa da kabul ediliyor, biliniyor, araştırmalar yapılıyor. Birçok uzman da hiperaktiflikten farklı bir tanımı olduğunu belirtiyor. Bu tarz çocuklar için özel eğitim programları yapılıyor. indigo kavramı yeni bilinmesine rağmen bu tür özellik taşıyan çocukların sayısının hiç de az olmadığı tahmin ediliyor. Bu tip çocuklar aslında sorunlu varlıklar değil. Fakat doğru davranılmadığı takdirde sorunlu hale geliyor; çoğunlukla da DES (Dikkat eksikliği) ya da DEHS (Dikkat eksikliği-hiperaktif) tanısı konuluyor. Ama hiperaktif çocukların aksine indigo çocuklarda dikkat güçlüğüne ve öğrenme bozukluğuna rastlanmıyor. Onların yerinde duramama ve konsantre olamamalarının ardında duygusal bir acı olduğu kabul ediliyor. Çünkü hiperaktiflik ve dikkat eksikliği tanıları, onların kötü bir biçimde kendilerini farklı olarak algılamalarına yol açıyor, onların cesaretini kırıyor, depresyona götürüyor ve onları ruh halleri kısırdöngüsüne sokuyor. Bu nedenle kendilerine kötüymüşler gibi davranıldığında kendi değerlerinin düşürülmesinden dolayı öfkeleniyorlar ve bu öfkelerini dışarıya huysuzluk, saldırganlık ya da uyumsuzluk olarak yansıtıyorlar.

Carroll ve Tober ‘hiperaktif’ etiketi yapıştırılan çocukların yüzde 90’ının da birer İndigo Çocuk olduğunu söylüyor. Yeniçağın çocukları olan İndigolar genellikle kendilerinin farkında olan, kendi değerlerini bilen, mutlak otorite karşısında zorluk yaşayan, belli şeyleri yapmayı kesinlikle reddeden (örneğin bu çocukları bir kuyrukta bekletemezsiniz), yaratıcı düşüncenin olmadığı yerlerde hayal kırıklığı yaşayan, okul düzenine uyum sağlayamayan, genellikle de başarısız olan, ancak bir psikoloğa götürüldüklerinde ve IQ testleri sonucu da neredeyse üstün zekâlı oldukları saptanan, 14–15. aylarda düzgün tümceler kurmaya başlayan, çoğunlukla anti sosyal davranışlar sergileyen, disipline sokulmaya kesinlikle karşı olan, yemek yemekle pek ilgileri olmayan, esnek vücutlu çocuklar olarak tanımlanıyor. Üstün zekâları çevrelerindeki her şeyi sorgulamayı, mantık süzgecinden geçirmeyi doğdukları andan itibaren prensip edinen indigoları tanımlarken sıkça vurgulanan konulardan biri de yirmi birinci yüzyılı indigo çocukların kurtaracağı.

Bu çocuklar çok güçlü bir hafızaya sahipler. Sizin unuttuğunuz şeyleri hatırlayabiliyorlar, sizin anlamadığınız şeyleri anlayabiliyorlar. Onlar için gerçeklik çok önemli ve bu gerçeklik sizin gördüklerinizle, duyduklarınızla, hissettiklerinizle sınırlı değil, fiziksel duyumlarınızın çok daha ötesinde bir gerçekliktir. Bu yüzden kendi gerçekliklerinde yalanları kabul etmiyorlar. Yalanlara karşı koyuyorlar ve birçoğu isyan ediyor. Kendilerine sunulan yalanlarla savaştıkları için de toplumda gitgide problem olarak görülüyorlar.

Baskıya ve anlamsız konuşmalara, mutlak otoriteye tepkileri oldukça sert ve yıpratıcı olur. Bu noktada kendilerine zarar vermek tehdidini kullanırlar. Kafalarını duvara veya yere vurmak ya da kendi saclarını çekmek bu yıkıcı tepkilerin birer göstergesi olabilir. Daha ileri boyutlarda aileye saldırmak, vurmak, ısırmak gibi tepkiler de gösterebilirler. Bütün bunlar bastırılmış bir indigonun dışa vurulmuş öfkesidir. İndigolar duygularını, indigo olmayanlara kıyasla, daha farklı bir biçimde işlemden geçirirler, çünkü özsaygıları çok yüksektir. Saygı duymayı severler ve karşılarındaki insanlardan da saygı beklerler. Her zaman açık ve dürüstlerdir. Bu savunmasızlık, zayıflık değil, onların en büyük gücüdür. Eğer onlara karşı açık ve dürüst değilseniz, onlar size karşı yine de açık ve dürüst olacaklar fakat saygı duymayacaklardır.

İndigolar son derece sezgiseldirler. Her şeyi görebiliyorlar ve tek seferde algılayabiliyorlar. Doğrusal bir biçimde düşünmüyorlar aksine daha esnek ve daha canlı bir düşünce sistemine sahipler. Onlar sizin normal yollarla algıladığınız yapıyı tanımıyorlar, sizin mantığınızı göremiyor ve anlamıyorlar. Onların bu düşünce sistemi de yüksek bir zekâyı gerektiriyor. İndigolar bu yüksek zekâları sayesinde beyinlerinin etkin olmayan alanlarını da kullanıyorlar.
Bu çocuklar diğer canlılara karşı şefkat duyarlar. Onlar acımasızlığa, haksızlığa, insanlık dışı eylemlere, aptallığa, duygusuzluğa ve duyarsızlığa tepki gösterirler. Onların istekleri olmasına rağmen, (kendilerini kaptırmadıkları sürece) maddiyatçı değildirler ve genelde cömerttirler. Yardıma ihtiyacınız varsa ve bunu açık bir dille söylerseniz size yardım ederler. Karşılarında istikrarlı insanlar gördüklerinde ise hemen değişirler. Paylaşımları farklılaşır. Daha paylaşımcı olurlar. İletişimleri istikrarlı ve alış veriş içeren bir hal alır, dost olurlar. Sizin net ve doğru olduğunuz ölçüde onlar da size öyle davranırlar. Bu anlamda sosyal ilişkileri çok güçlüdür. Birlikte olmayı severler, birlikte oynarlar.

Çiğdem ŞANAL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı