Genel

“Hayır”ı bilmeyen çocuk

Sağlıkla gelişen bir çocukta “sınır problemleri” olarak ifade edilen sorunlar kümesine baktığımızda, aslında ev içinde bir şeylerin yolunda gitmediğine dair sinyaller alabiliriz. Bunların önemli bir kısmını aile üyelerinin kurallarla ilişkisi oluşturur. Burada kurallara uyması beklenen çocuk tarafının yanı sıra, çocuğun sağlıklı yetişebilmesi için gerekli düzeni sağlamakla sorumlu “kural koyabilen” anne baba tarafı söz konusudur.
 
Ne oluyor da evde aile kuralları koyamıyor? 
Anne baba yoğun çalışmaktadır ve eve geldiklerinde o kadar yorgun olurlar ki, çocuğa hayır diyecek enerjiyi kendilerinde bulamazlar.
 
Evde eşler arasında sorunlar yaşanıyor olabilir. Dolayısıyla ailenin zihni çoğunlukla bu konularla meşguldür ve çocuğun sağlıklı büyümesi için gereken duygusal enerji kısıtlıdır. Bu çocukların özellikle annelerinde depresif belirtilere sık rastlarız.
 
Aile kendine göre birtakım yöntemler denemiş, başarılı olamayınca umudu kesmiş ve durumu kabullenmiştir. Çünkü ne yaparsa yapsın çocuğun değişeceğine inancı yoktur, yani çabuk pes eder. Oysa her zaman uygun ve alternatif çözüm seçenekleri vardır.
 
Bazı aileler çocuklarına “hayır” dediklerinde çocuklarının sevgisini kaybedeceklerini zannederler. Anne babaların çocuğun sevgisinden çok kendilerine olan ihtiyacını göz önünde bulundurmaları gerekir. Aslında kabul edilmeyen çocuk değil, istenmeyen davranışıdır. Davranışın istenmeyen davranış olma sebebi, çocuğun bu kalıbı kullanmasının ileride ona zarar verme ihtimalinin yüksek olmasıdır. 
 
Bir diğer sebep ise, anne baba arasında ve geniş ailelerde kurallar konusunda tutarsızlıklar olmasıdır. Aynı davranışına kimi zaman göz yumuluyorken kimi zaman azarla karşılık verilmesi çocuğun kafasını karıştırır. Anne babaya güven duygusunu sarsar.
 
Çocuğun silahları
Tüm insanlar istekleri gerçekleştirilsin isterler. Bu isteklere ulaşmak için izlenmesi gereken adımlar vardır. Çocuk da aslında istekleri için bazı yollar kullanır. Bunlardan ilki ve en iyi bildiği ağlamaktır. Bir yaşına kadar bu yolu kullanarak tüm ihtiyaçları karşılanmıştır çünkü. Ama büyüyen çocuk ağlasa da artık her istediğinin olmayacağı gerçeğiyle karşı karşıyadır. Henüz kendisi tam olarak bilmese de, istediği bazı şeyler onun için zararlı, hatta tehlikelidir. Bir toplum içinde yaşadığının şimdilik bilincinde olmasa da, anne babası ondan belli davranışlar beklemekte, ona belli kurallar koymaktadır. Çünkü anne baba bilir ki, büyüdüğünde ihtiyaçları için emek harcaması, sabır göstermesi gerekecektir. Oyuna alınmak istiyorsa kurallara uymalıdır. Bu becerilerin temellerinin atıldığı yerdir aile ortamı.
 
Nasıl tepki verilmeli?
Davranışçı kurama göre tüm davranışlar öğrenilerek oluşur. Eğer anne babalar olumlu davranışı pekiştirirse, ki bu pekiştirmenin en etkili yolu bol ve etkili aferin sözcükleri, memnuniyet ifadeleridir. Davranış daha sık kullanılır. Eğer çocuk yanlış bir davranış sergiliyorsa ve bu davranış dikkate alınmıyorsa, bu da bir pekiştireç olur maalesef. Anne babalar bu duruma karşı uyanık olmalıdır. Örneğin, uyku saatinde yatmamak için ağlayan bir çocuk yatmıyorsa, aslında yatmıyor olmak, onun için bir ödüldür ve iyi bir pekiştiricidir.
 
Yanlış bir davranış görüldüğünde (örneğin: öfkesini şiddet kullanarak gösterme) bu görmezden gelinmemelidir. Bunu yapmanın çeşitli yolları vardır. Anne babalar etkili komut verebilme becerisini kazanmalıdırlar. İstenmeyen bir davranış her yapıldığında anne baba çocukla göz göze gelip bağırmadan kısa ve net bir şekilde “Hayır!” diyebilmelidir. Bunun işe yaramadığı durumlarda anne babanın ve çocuğun ayrı yerlerde sakinleşmesi ve durumu gözden geçirmesi açısından en etkili yollardan biri olan mola yöntemini uygulayabilirler. 
 
Öfke patlamaları ve tutturma nöbetlerine uyku ve iştahta bozulma ve ağlamalar eşlik ediyorsa, çocuk sıkça sevilmediğini ifade ediyorsa, aklımıza mutsuz olabileceği gelmelidir. Unutmayalım ki depresyon çocuklarda görülebilen bir hastalıktır ve kendini sinirlilik ile gösterebilir. Çoğunlukla ailede mutsuzluk eşlik eder. 
 
Anal dönem olarak da bilinen, çocukların en zor dönemlerinden biri olan 2-3 yaş arası dönem, öfke nöbetlerinin en sık olduğu dönemdir. Çocukta ben duygusunun oluştuğu dönemdir. Dolayısıyla dönemsel olarak öfke patlamaları olabileceğini ve bunun da gelişimin bir parçası olduğunu aklımızda tutmalıyız.shu
 
Sonuç olarak sorun her nerede ise erken fark edip gerekenler yapılmadığında, biliyoruz ki sorunlar da çocukla birlikte büyüyor. Bu da kimi zaman kendi tutumlarımızı gözden geçirerek, kimi zaman çocuktaki muhtemel problemleri fark ederek, ama mutlaka harekete geçerek mümkündür. Ailelerin bu konuda düşünmeleri ve kendilerini geliştirmelerinin mutlaka çocukla ilişkilerine ve dolayısıyla çocuğa güzel geri dönüşleri olacaktır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu