Hamilelik öncesi tanı yöntemleri

İnfertil bir çiftin araştırılması kadın ve erkeğin birlikte geldiği bir öngörüşme ile başlar. Bu sırada varsa çifte ait önceki tetkik ve filmlerin değerlendirilmesi yapılır. Kadının dahili ve jinekolojik öyküsü alınır, varsa erkeğe ait sorun hakkında konuşulur. Aynı seansta ya da daha sonraki bir seansta kadının jinekolojik muayenesi ve ultrasonografisi yapılır. Bunların sonucunda herhangi bir patoloji olup olmadığı not edilir. Eğer gerekiyorsa erkeğin ürolojik muayenesi istenir. Daha sonra o ana kadar oluşan kanaat ve bulgular doğrultusunda aşağıda söz edilecek tetkiklerden bir ya da birkaçı istenir.

1. Kadının üreme organlarının değerlendirilmesi

Rahim ağzının değerlendirilmesi

Rahim ağzının spermler için geçirgen olup olmadığının anlaşılması için yapılan teste postkoital test adı verilir. Kadının yumurtasının çatlayacağı öngörülen gün ilişkiden 2-8 saat içinde jinekolojik muayene yapılır ve rahim ağzından alınan mukus içerdiği sperm (erkek hücresi) açısından incelenir. Spermin mukus içindeki hareketleri ve ilerlemesi araştırılır. Ancak testin tekrarlandığında aynı sonuçları vermemesi ve testi anormal olan kadınlarda bile gebeliklerin görülmesi nedeniyle modern infertilite yaklaşımında bu yöntem önemini yitirmiştir.

Uterusun değerlendirilmesi
Uterus (rahim) faktörü için histerosalpingografi (HSG: rahim filmi), histeroskopi, histerosonografi ve falloposkopi kullanılan yöntemler arasında sayılabilir. HSG adet bitiminden 5-7 gün içinde yapılabilen suda veya yağda eriyen ve röntgen ışınında görünen maddeler kullanılarak rahim içinin normal olup olmadığını ve tüplerin açıklığını değerlendiren bir testtir. HSG ile rahimin içinde olabilecek miyom, polip ve yapısal bozukluklar (çift rahim vb.) görülebilir. Histerosonografi yine aynı amaçla kullanılan rahmin içine sıvı verilerek yapılan ultrasonografik bir yöntemdir. HSG”den daha az ağrılı ve ucuz olması ve X ışını gerektirmemesi nedeniyle değeri gün geçtikçe artmaktadır. Histeroskopi ise videomonitor sisteminin eklendiği bir teleskop ile genel anestezi altında rahimin içinin doğrudan görülebildiği tekniktir. Saptanan miyom, polip ya da rahimi daraltan bir zar o anda elektrokoter ya da lazer ile giderilebilir. Giderek popülaritesi artan bu teknik ile hastanede kalmak tarihe karışmıştır Üstelik birkaç gün içinde normal yaşama dönmek mümkün olabilmektedir.

Tüplerin değerlendirilmesi
Tüplerin geçirgenliği, anatomisi, çevresine ait yapışıklıkları ve fonksiyonunu değerlendirmek infertilite araştırmasının en kritik aşamalarından biridir. HSG yine bu amaçla halen en yaygın kullanılan değerli bir testtir. Rahim ağzından verilen kontrast maddenin her iki tüpten karına dökülüp dökülmediği ve bu akışın normal olup olmadığı yorumlanır. Yine bu amaçla renkli Doppler ultrasonografi, radyonüklid HSG gibi araştırma halinde olan yeni teknikler söz konusudur. Ancak laparoskopi bu konuda belirleyici tekniktir. Bu sırada saptanan patolojiler gözle izlenir, değeri tartışmasızdır.

Laparoskopi
Genel anestezi altında göbek altından girilen 1 cm. genişliğindeki kılıftan karına iletilen teleskopun aldığı görüntü canlı olarak monitöre yansıtılır rahim, tüpler ve her iki yumurtalık, karın iç zarı (periton) bağırsaklar, mesanenin durumu doğrudan izlenir ve organların birbirleriyle olan ilişkileri, aralarındaki yapışıklıklar, yumurtalıklara ait kistler saptanabilir. Üstelik o anda diğer ince kılıflar aracılığıyla karına ulaştırılan ince aletlerle gebeliği engelleyen problemler giderilebilir (bıçaksız, dikişsiz ameliyat). Endometriozis denilen hastalık ve tüpler en iyi laparoskopi ile tanınır. Rahim ağzından verilen mavi boyanın tüplerden geçip karına ulaşıp ulaşmadığı izlenerek tüplerin geçirgenliği hakkında karar verilir. Yine hasta aynı gün taburcu olabilir ve birkaç gün içinde eski yaşam temposuna ulaşabilir.

Falloposkopi ve tubal kanalizasyon
Vaginal ya da abdominal yoldan ince hassas esneyebilir kanüllerle tüpün içine girilebilir, döllenmeyi kolaylaştıran tüysü yüzeylerin sağlığı değerlendirilebilir. Henüz infertilite incelemelerinde rutine girmemiş, gelecekte çok daha fazla yararlanılacağını düşündüğümüz tekniklerdir.

2. Kadının hormonal durumunun değerlendirilmesi

Kadının üremesini doğrudan ve dolaylı olarak etkileyen folikül uyaran hormon (FSH), luteinize eden hormon (LH), estradiol, prolaktin, progesteron, dehidroepiandrosteron sülfat, testosteron, tiroid uyaran hormon (TSH), tiroid hormonları (T3, T4) ve diğer androgenler gibi hormonlardır. Bu hormonların azalması, yükselmesi ya da birbirlerine olan oranlarındaki değişmeleri kadının yumurtlamasında, sonuç olarak üremesinde problemlere yol açabilmektedir. Kıllanma artışı olan, göğsünden süt gelen ya da guatrı olan bir hastanın hormonlarında sorun olabileceği ve belki de bu durumun basit bir ilaç tedavisi ile kontrol altına alınarak çiftin çocuk sahibi olabileceği bilinmelidir.

3. Yumurtlamanın (ovulasyonun) değerlendirilmesi

Bir çiftin çocuk sahibi olabilmesi için erkekte yeterli sperm olması bir yana kadının da o ay sağlıklı bir yumurta (oosit) geliştirmesi ve sperm ile döllenen bu yumurtanın cenin (embriyo) haline geldikten sonra yerleştiği rahim iç zarının (endometrium) yeterli sağlık ve besleyicilikte olması gerekir. Bu durum; basal vücut ısısı, progesteron düzeyi, endometrial biyopsi, idrarda bakılan hazır ev testleri ile takip edilip değerlendirilebilir.

Bazal vücut ısısı, kadının adetinin ilk gününden tekrar adet gördüğü güne kadar sabah yerinden kalkmadan vücut ısısının ölçülmesi esasına dayanır. Adet döneminin ortasında vücut ısısında 0.3-0.5 dereceye varan bir yükselme olur. Yumurtlama olması sonucunda belirginleşen sağlıklı hormonal ortam nedeniyle bu yükselme yeni bir adete kadar sürer. Eğer gebelik oluşursa aynı şekilde devam eder. Progesteron hormonu düzeyi ise tahmini yumurtlamadan sonraki dönemin tam ortasında (midluteal) alınan kanda saptanır ve gerekli şekilde yükselmesi istenir.0vulasyon sonrası oluşan ortamın bir gebeliğe uygunluğu için dolaylı bir fikir verir. Yine adetin başlangıcından sonraki belli günlerde kadının idrarında LH düzeyinin sübjektif olarak takip edilmesini sağlayan hazır evde kullanımlık testler mevcuttur. Böylece yumurtlamanın olacağını idrarda LH”nin pozitifleşmesiyle öğrenilebilir ve çifte uygun birleşme takvimi verilebilir.

Endometrial biyopsi
Yumurtlama ve sonrasında embriyonun oluşmasıyla rahim iç zarında (endometrium), buna uygun hazırlıkların yapılması, sağlıklı bir gebelik oluşması için gereklidir. Endometriumdaki dokunun bu olgunlukta olup olmadığı yine beklenen adetten 48 saat içinde yapılacak bir biyopsi ile yorumlanabilir.

4. Erkeğin değerlendirilmesi

Herkesin bildiği gibi böyle bir durumda ilk akla gelendir. Son yıllarda androloji adında ortaya çıkan bilim dalı kaba bir sperm analizinden öteye geçerek sperme ait daha ayrıntılı fonksiyonel birçok değerlendirme yöntemi ortaya koymuş ve hala bu alanda yolun başında olduğumuzu bize söylemektedir. Bunları kısaca sperme ait, biyokimyasal, genetik testler, elektron mikroskobik incelemesi, başka hayvan yumurtaları ile dölleyebilirliliğine dayanan ya da fizyokimyasal yapısına yönelik (hipoosmotik şişme testi) ve benzeri şeklinde sayabiliriz.

Yakın geçmişe kadar infertilite kadının sorunu olarak kabul edilirdi. Kırılgan erkek egosunun yansıması olan bu durum, erkeklik gücü ile üreme yeteneğinin birbirine paralel tutulmasından kaynaklanmaktaydı. Oysa günümüzde yapılan çalışmalar her 100 infertil çiftten 40”ında sorunun erkekten kaynaklandığını göstermektedir. Cinsel güç ve boşalma ile ilişkisi olmadığından erkekteki infertilite, eğer anatomik bir bozukluk yoksa ancak çocuk sahibi olmaya karar verdiğinde fark edilebilir.

Sperm analizi
İnfertil bir çiftte nedenler araştırılırken ilk önce incelenmesi gereken erkektir. Bu aşamadaki ilk ve en ucuz tetkik ise sperm analizidir. Tetkik basit olmasına karşın aslında son derece karmaşıktır ve sadece bu konuda deneyimli kliniklerde yapılmalıdır. Örneği inceleyen teknisyenin deneyimsizliği bütün tedavi yaklaşımını değiştirebileceğinden, sperm analizi infertilite araştırmalarında çok önemli bir aşamadır.

Yeterli bir sperm analizi için bazı önemli noktalar vardır. Verilen örnek taze olmalıdır, yani ejekülasyon ile inceleme arasında 30 dakikadan fazla zaman geçmemelidir.Örnek vermeden önceki 2-4 günlük sürede erkek herhangi bir yolla boşalmamış olmalıdır. Örnek mastürbasyon yolu ile sağlanmalı ve bu esnada herhangi bir kayganlaştırıcı ya da prezervatif gibi malzeme kullanılmamalıdır. Bu nedenlerle sperm örneği klinikte, bu iş için dizayn edilmiş özel odalarda verilmelidir.

Örneğin değerlendirilmesi
Ejekulat alındıktan sonra 30 dakika kadar sıvılaşması için beklenir ve daha sonra incelemeye geçilir. Bu incelemede araştırılan faktörler şunlardır:

Miktar: Pek çok erkek kendi semen miktarını az ya da fazla bulabilir, ancak normal kabul edilen miktar 2-6 mL arasıdır. Bu hacmin çok az bir kısmı spermler tarafından oluşturulurken büyük kısmı spermleri taşımaya yarayan prostat bezi salgısıdır. Miktar çok az olur ise spermlerin hedefe ulaşması güçleşebilir. Benzer şekilde çok fazla olduğunda da sperm konsantrasyonu azalacağından gebelik şansı azalabilir.

Akışkanlık: Semen ejekülasyon esnasında jel kıvamındadır. Yaklaşık 30 dakika içinde sıvılaşır ve akışkanlık kazanır. Eğer sıvılaşma olmaz ise spermlerin serbestçe hareket etme şansı azalır ve dolayısı ile gebelik olasılığı da düşer.

pH: Normalde semen bazik bir sıvıdır. Bu spermleri vajinadaki asidik ortamdan korur. pH dengesindeki bozukluklar spermlerin yaşama şansını azaltır.

Fruktoz: Bu şeker sperm hareketi için enerji sağlar. Yokluğu erkek üreme sisteminde bir tıkanıklık olduğunu düşündürür.

Sayı: Ejekülatta bulunan sperm sayısı çok önemlidir. Mililitrede 20 milyondan daha az sperm olmasına düşük sperm sayısı, 10 milyondan az olmasına da çok düşük sperm sayısı adı verilir. Bu durum genel olarak oligospermi olarak adlandırılır. Bazı durumlarda ise ejekülatta hiç sperm olmaz. Buna azospermi denir. Semen tamamen normal görünmesine rağmen içinde sperm yoktur. Bu durumda testis biopsisi ile sperm aranır (TESA)

Hareket: Sayıdan daha önemli olan spermin kalitesidir. Spermin yumurtaya ulaşabilmesi için yüzmesi yani hareket etmesi gerekir. Normalde spermlerin %50”sinin ileri doğru hareket etmesi gerekmektedir.

Şekil: Sperm kalitesinin en önemli göstergelerinden biride şekilleridir. Şekli normal olmayan spermlerin dölleme yeteneği düşüktür. Normal bir örnekte spermlerin %30”unun normal şekilli olması gerekir.

Bunlar dışında spermlerin kümeleşmeleri, örnekte iltihap hücrelerinin varlığı gibi diğer bazı faktörler de kontrol edilir. Ancak spermin dölleme yeteneği bilinen ve bilinmeyen pek çok faktörün etkisi altındadır. Bu nedenle hiçbir test sperm dölleme yeteneği hakkında %100 doğrulukta bilgi sağlayamaz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı