Gebelik öncesi danışmanlık

Gebelik öncesi anne adayına danışmanlık hizmeti vermek gebeliğin sonuçları üzerinde ölçülebilir düzeyde pozitif etkiler yaratır. 1989 yılında dünya çapında gerçekleştirilen Halk Sağlığı Birimleri Uzman panelinde , gebelik öncesi muayenenin gebelik üzerine olan etkileri göz önüne alındığında bunun tek başına en önemli halk sağlığı hizmeti olacağı vurgulanmıştır.
Anne adaylarında kronik hastalık varlığının araştırılması;

Diabet (şeker hastalığı):  Anne adayının kan şekerinin yüksek seyretmesi hem anne hem de doğacak bebek için ciddi sorunlar ortaya çıkarır. Eğer glikoz düzeyi kontrol altına alınarak gebeliğe teşebbüs edilirse sorun ortadan kalkar. Böyle olgularda gebe kalmadan kan şeker  takibi yapılarak normal değer yakalanmalı, son üç ayın şeker durumunu yansıtan HgA1C düzeyinin normalleştiği gözlenmelidir. Şeker hastalarında fetüs için  en riskli olarak saptanan dönem yolk sac olarak adlandırılan fetüse ait ilk oluşumun saptandığı zamandır. Geç kalınması üzücü durumlara yol açabilir. Diabetik anne adayları yüksek tansiyon riskine normal vakalardan çok daha fazla adaydırlar. Diabetin böbreği  ileri derecede etkilediği anne adaylarında  ise gebeliğe izin verilmemelidir.
Epilepsi (sara) hastalığı: Epilepsi nöbetleri gebelikte artma eğilimindedir. Bu gebelik fizyolojisi ile ilgili olduğu kadar, ilaçların doğacak bebeğe zararlı olmasından kaygı duyularak kesilmesi ile de ilgilidir.Danışmanlık hizmeti ile gebelik öncesinde ilaçların değiştirilmesi ve mümkün olan en az dozda verilmesi ile  bu sorun çözülür. Genel olarak tek ilaç alan ve en az 2 yıl nöbet geçirmeyenlerde ilaç kesilebilir.Gebelikte epilepsili kadınların bebekleri hasta olmayanlara göre 2-3 kat daha fazla yapısal anormalliğe sahiptir.  Bu hastaların  folik asit kullanımı özellikle çok önemle vurgulanmalıdır.
Hipertansiyon:Gebelik sırasında kötüleşip, anne sağlığını ciddi olarak etkiler.Gebelik olmadan önce anne adayının böbrek ve kalp sağlığı test edilmelidir. Bazen düzeltilebilir önlemler olarak anne adayının kilo vermesi özendirilmelidir. Gebelik planlanan hastalarda anjiotensin converting enzim içeren antihipertansif ilaç kullanımına asla izin verilmez.Tansiyon,gebelik süresince daha güvenli ilaçlarla kontrol altına alınmalıdır.
Böbrek hastalığı : Gebe kadında, böbreklerin işlev görmemesine bağlı hipertansiyona preeklampsi denen ağır tablonun eklenmesi kaygı vericidir. Serum kreatinini 2 mg/dl’den fazla olan vakalarda böbrek fonksiyonları çok çabuk bozulmaktadır. Aynı kaygı verici gelişmeler doğacak bebeği de etkiler.
Kalp hastalığı: Anne adaylarında  doğumsal kalp anormalliği varsa bu riskli durum olgunun durumuna  göre değerlendirilir.Örneğin aort koarktasyonu , pulmoner hipertansiyonu olan vakalar yüksek risktedir. Başlangıçtan itibaren gebe kalmalarına izin verilmez.Siyanotik kalp hastalıklı vakalar ise en yüksek risk grubundadır. Gebe kalmamalıdırlar.
Bağ dokusu hastalıkları: Sistemik lupus , romatoid artrit , ankilozan spondilit , skleroderma bu grup hastalıklardandır. Bu otoimmun hastalıklar minimal seviyeden , hayatı tehdit eden derecelere varacak sorunlar çıkarabilir. Sadece romatoid artrit gebelik sırasında düzelme gösterir. Anne adayları hastalıklarının derecesine göre değerlendirilerek bilgilendirilmelidirler.
Psikiyatrik bozukluklar: Özellikle önceden psikolojik bozukluğu olan vakalarda şiddetli doğum sonrası depresyon ve psikoz riski yüksektir. Majör psikolojik bulguları olanlar gebe kalmadan psikiyatra başvurmalıdırlar.
Trombofililer : Bu grupta olan anne adaylarının damarlarında tıkaç gelişme riskleri çok fazladır. Bu hem anne sağlığı açısından riskli olup,  hem de doğacak bebekte gelişme geriliği,erken doğum, düşük gebelik kaybı yapabilir. Bu anne adaylarında gebelik öncesi danışmanlık son derece önemli olup, alınacak önlemlerle bu durumun önüne geçmek mümkün olacaktır.
Genetik hastalıklar: Doğumsal defektler halen yeni doğan ölümlerinin %20 sebebidir. Bunlardan nöral tüp defekti olarak adlandırılan omurganın açık kalması, sinir sistemini oluşturan organların korumasız olarak açıkta kalması durumunda hem aileler için hem de yenidoğan için zorlu ve üzücü süreç başlar.Özellikle bundan korunmak için gebelik öncesi ve gebeliğin 11.haftasına kadar 400 mikrogram  folik asit içeren vitamin verilmelidir. Hele de anne adayının daha önce böyle bir hikayesi varsa folik asit miktarı günlük 4 grama çıkarılmalıdır.
Fenilketonüri: Bu doğumsal bir metabolizma hastalığıdır. Kalıtsal değildir.Anne adayı fenilketonürili ise ve diyetini yapmamışsa bu doğacak bebeği çok ağır etkiler. 
Talasemiler: Günümüzde dünyada 250 milyon kişi kan hastalığı olan hemoglobinopati geni taşımaktadır.Özellikle Akdeniz ülkelerinde yaygın olmasından dolayı anne ve baba adayları bu yönden taranmalı ve bilgi verilmelidir.
Bir diğer önemli konu gebelik öncesi hepatit b ve kızamıkçığa karşı anne adayının bağışıklandırılması yani aşılanmasıdır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı