Haber & Röportaj

Füsun Demirel’le anneliğe dair: Aşkların yücesi

Çocuk sahibi olmak için neden bu kadar beklediniz?
Günümüzde annelik yaşı ileri yaşlar olmaya başladı. Metropolde yaşamak, kadının çalışma yaşamı anneliği geciktiriyor. Ben de mesleğime tutkun bir insan olarak ara veremedim. Gençliğimde yaşayacağım bir bedensel değişim meslek hayatımı çok etkilerdi, şimdi bile kilolarımı veremiyorum. Ayrıca hep gelecek kaygısı taşıdım! Gelecekte bu ülkenin hali nice olacak soruları hep erteletti annelik isteğimi.

Bu yaşta bu kararı vermek biraz çılgınlık değil miydi, hiç korkmadınız mı?
Elbette çılgınlıktı. Kimine göre delilik, kimine göre cesaret hatta kahramanlık. Aslına bakarsanız korkmadım, çünkü doktorlarıma ve bilime çok inandım. Onlar da beni çok yüreklendirdiler. Doktorların öngörüsüne göre anatomik olarak 25 yaşında da doğum yapsam bir şey değişmeyecekti. Ama anladım ki annelik dünyadaki en güzel duygusu. Aşkların en yücesi.  İmkanı olan herkesin kocaman bir yürekle anneliğe adım atmasını dilerim. Bu muhteşem fırsatı kaçırmasınlar.

Anne olmak isteyip de kendinden geçtiğini düşünen kadınlara da örnek oldunuz. Neler tavsiye edersiniz?
Hamileliğe başlamadan önce kilo vermek gerekiyor aslında. Ben yapamadım, şu an sıkıntısını çekiyorum. Anne olmak isteyen kadınlara en başta cesur ve çok istekli olmalarını öneririm. Birkaç kez deneme gerekebilir, buna hazır olup moral çöküntüsüne kapılmamak lazım. Annelik içgüdüsü çok güçlü bir şey, aşırı istek rahim yapısını anneliğe hazırlıyor zaten. Rahim kendini hazırlayıp bebeğe kavuşmayı bekliyor adeta. Bu yüzden tüm bunların psikolojik çöküntüyle bozulmasınaizin vermemek lazım.

Hamileliğiniz nasıl geçti?
Son haftaya kadar çalıştım, setlerde dizi çekiyordum. Tabii bu arada hiç yerimde durmadım,zıpladım,koştum,hopladım… Hatta çekim esnasında yüksekbir sandalyeden biledüştüm,  amaneyse ki ters bir şey olmadı. Çok mutlu bir hamilelik geçirdim. Çocuklarım beni hiç yormadı, onlar da dünyaya gelmeye çok istekliydiler. Elbette hamileliğimin ilk üç ayını kusarak geçirdim, bulantılarım benimahvetti. Bunun dışında çok özenli beslendim. Sadece kendime yarayacak şeyler değil, onlara yarayacak her şeyi yedim. İkizlerim otuz birinci hafta anneleri ve dünyaylatanışmakiçin sabırsızlanıp erken doğdular. Prematüre olmalarına rağmenkilolarıhayli iyiydi. Allahtan erken doğdular, son ay karnımın büyüklüğünden nefes alamaz hale gelmiştim, oğlumunayağıağzımdançıkacak sanıyordum. Benimkiler haziran bebeği oldukları için yaz sıcaklarında sabahlara kadar oturdum, düz yatamıyordum zaten. Ama harikulade bir üçlüydük.

Bebeklerinizin cinsiyetlerini öğrendiğinizde neler hissettiniz?
Önce ikiz olduklarını, ardından cinsiyetlerini öğrendik. Doktorumla birlikteultrasondangörebiliyordum her şeyi. Önceoğlumu daha sonra kızımı fark ettik. O anlarda çok ağladım. Aşırıbir heyecana kapılıyor insan, içi içine sığmıyor.

Doğumu nasıl gerçekleştirdiniz? Ogüne dair unutamadınız en özel şey ne oldu?
Doktorum Burçak Erzik mükemmeldi gerçekten, adeta sanat eseri yaratırcasına doğumugerçekleştirdi. İki dakika arayla doğdular. Doğumvideomuher izlediğimde ağlıyorum. İşin komik yanı doğumyaptığımgün oynadığım dizinin final bölümüydü. Doğumu akşamüzeri beş gibi yaptım. Narkozlu halimle de saat sekiz buçukta diziyi izlemeye başladım… Asıl matrak olan, dizide de doğuruyordum. Hem de ikiz ve biri kız diğeri oğlandı… Senaristler özel durumumu diziyeyansıtmıştı… Gerçekdoğumdanhaberi olmayanlar arayıp Füsunikiz doğurdu diye diziyi kastederek yorumlar yapıyorlardı. Kurguyla gerçeğin iç içe geçtiği böyle bir an hatırlamıyorum.

Bebeklerinizi kucağınıza aldığınızda neler hissettiniz?
Onları yoğun bakım ünitesindeziyaret ettim, mini minnacıklardı ve çok ama çok güzellerdi. Her yerlerinden kablolar geçiyordu. Buna dayanmak gerçekten çok zordu. Aradan birkaç gün geçtikten sonra kucağıma alabildim. Kokladım, o bebek kokularını uzun uzun içime çektim.

Doğumdan sonra ilk kırk gün nasıl geçti?
Hamileliğimdebenimle beraber doğumu bekleyen çocuk gelişimi mezunu 19 yaşında bir ablamız vardı, doğuma da girdi. Bebeklerimin ilk ablasıydı. Onlara öylesevgiyle,şefkatleve özenle baktı ki… Onun dışında elbette beni hiç yalnız bırakmayan arkadaşlarım ve ailem vardı.

Lohusalık sendromu yaşadınız mı? O dönemi nasıl geçirdiniz?
Çok ağır geçiyor lohusalık sendromu… Berbat bir şey,  depresyon halleri işte. Kendini yetersiz hissetmek, güven eksikliği ve benzeri duygular çok kötü etkiliyor anneyi. Hep birsuçluluk duygusu yaşıyorsunuz. O dönem ağlamalarım hiç kesilmedi.

Bebeklerinizi ne kadar süre emzirdiniz?
Üç ay emzirebildim. Sütüm vardı aslında ama yüksektansiyonum tekrar edinceilaca başlamak zorunda kaldım,böylece memeyi kestik.

İkiz annesi olmak zor mu? İkisini aynı anda idare etmeye çalışırken zorlanıyor musunuz?
Harikuladebir duygu, inanılmaz birzenginlik. Hem çok eğlenceli hem de çok zor elbette. Şimdi üç yaşındalar, kişilik gelişimleri başladı ve çok çekişiyorlar. Oyuncaklarını ya da herhangi bir eşyayı paylaşmak istemiyorlar. Bu yüzden çok dikkatli ve özenli davranmak gerekiyor. Sevgim o kadar bol ki,dünyadakitümçocuklarayetecek kadar neredeyse… O nedenle Aslı ve Mehmet şanslılar…

İsimlerini kim koydu, isimlerinin sizin için özel bir anlamı var mı?
İsim koymak gerçekten çok zor bir işmiş. Mehmet ağabeyimin ismi, ama oldum olası severim Mehmet ismini. Aslı yeğenimin ismi; aileye gelen ilk torundur büyük Aslı’mız… Kızım ileride onun adını yaşatsın istedim.

İkizlerle nasıl vakit geçiriyorsunuz?
Dolu dolu üç yaşındalar ve onlarla zaman harika geçiyor. Oyun evleri,parklar,marketler,seyahatler… Şimdi deniz ve havuz eğlenceleri de başladı. Birlikte oyun oynayıp bol bol geziyoruz. Evdekiçocukgelişimci ablamız kreş eğitimlerini veriyor, el becerilerini geliştiriyor, kitap okuyor… Tabii evde geçen zaman diliminde çizgi film saatlerimizi unutmamak lazım.

Babalarıyla araları nasıl, birlikte neler yapıyorlar?
Babayla da çokgüzel zaman geçiriyorlar. Anlattıklarımın bir kısmını da babayla paylaşıyorlar. Özellikle ben çekimlerdeyken oyun ve kitap okuma işi daha çok babayla gerçekleşiyor.

Çocuklarınızla ilgili kurduğunuz en büyük hayaliniz nedir?
Öyleçokşeyi hayal ediyorum ki anlatamam. Onlarla romandaki Winks kızları parkına gitmeyi hayal ediyorum mesela… Daha büyüdüklerinde yaz aylarında küçük bir sahil kasabasında doğayla içiçe yaşamak… En büyük hayalim iseergenliklerindebirlikte danslara, diskolara falan gitmek. İyi dans etmeleri, iyienstrümançalmaları en büyük hayallerim arasında. Nasılsa iyi kötü bir eğitimleri olacak, derdim hayatı dolu dolu birlikte yaşamak ve iyi, doğru birer insan olmalarını sağlamak. Hayvan ve doğa sevgisiyle, hümanizmleyoğrulsunlar diliyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu