Haber & Röportaj

Emine Ün’le anneliğe dair: Sağlığım gayet iyi!

Kısa bir süre önce ciddi bir sağlık sorunu yaşamıştınız, şimdi nasılsınız?
Çok ağır bir hastalık geçirdim, çok zor günler atlattım. Beynimde bir pıhtı oluştu, sonrasında da buna bağlı olarak felç geçirdim. Doğru bir yerde erken müdahaleyle eski sağlığıma kavuşabildim. Çok şükür şu anda sağlığım gayet iyi durumda, ilaç tedavim devam ediyor. Bir buçuk sene daha ilaç tedavisine devam edeceğim. Şu anda normal bir insan hayatını nasıl yaşıyorsa ben de aynı şekilde yaşıyorum.
Sizi hastaneye yönelten neydi? “Biraz uyusam başımın ağrısı geçer herhalde” tarzında bir tutumunuz da olabilirdi.
Normal bir baş ağrısı değildi yaşadığım. Öyle anormal ve şiddetli bir ağrıydı ki, o ağrı direk seni doktora götürtüyor zaten. Doktora giderken vücudum da çok hızlı bir şekilde uyuşmaya başlamıştı. Hastaneye ulaştığımda felç tamamen vurmuştu zaten.
Fizik tedavi gördünüz, değil mi?
Evet, felç sağ kol ve bacağıma gelmişti. Hem koluma hem de bacağıma fizik tedavi uygulandı. Bu kadar çabuk iyileşmemim en büyük nedeni erken teşhis olması, yaşımın çok genç olması ve sigara, alkol kullanmıyor olmam.
Bu durumu Duru’ya anlatınız mı?
Hayır, o dönemdeyken ağır bir grip geçirdiğimi söyledik. Zaten tüm bunlar yaşanırken babasının yanında tatil yapıyordu. Hastalığım televizyonda sıklıkla yer bulduğu için televizyon izlettirmedik. Duru hâlâ ağır bir grip geçirdiğimi sanıyor.
Hastanedeyken yanınıza geldi ama, değil mi?
Evet, ertesi gün geldi.
Sizi yatakta yatarken görünce ne yaptı?
Genelde hasta olduğum zamanlarda bana sarılır ve “Her şey yoluna girecek” der. Zaten çok içten bir çocuk olduğu için bu gibi durumlarda sarılarak teselli verir. Yatakta yattığım için tam sarılamadı bana, sadece koluma sarıldı, teselli etti beni. Üç gün üst iste bir, iki saat geldi hastaneye.
Eminim kızınızı görmek size çok iyi gelmiştir.
Hem de nasıl. Duru’yu gördüğüme o kadar çok sevindim ki… Zaten kızıma çok düşkünüm, o haldeyken Duru’nun yanımda olması bana çok güç ve moral verdi. Bu dönemde beni arayanları, soranları, internetten gelen mesajları, iletilen iyi dileklerin hepsini bana bildirdiler. Gösterilen ilgi ve destek beni çok mutlu etti.
Emre Kınay da hastaneye geldi mi?
Evet, geldi. Duru’yu o getirdi.
Onun hastaneye gelmesi manevi destek sağladı mı?
Sadece Emre’nin değil, herkesin desteği ve duası benim için çok önemli, bu bir tek Emre için geçerli bir şey değil.
Duru bu sene okula başladı sanırım. Nasıl gidiyor, alışabildi mi?
Duru üç buçuk yaşından beri anaokuluna gidiyordu ama bu sene birinci sınıfa başladığı için çok heyecanlı. Aslında önceleri birtakım endişeleri, çözümleyemediği şeyler vardı. İlkokulda biraz daha yoğunlaştırılmış eğitim göreceğini anlayamadı. Bu yüzden birinci sınıf korkusu yaşadı bir ara. Hatta “Anneciğim, ben ikinci sınıftan başlasam olmaz mı?” dedi. Bunu duyunca gülmekten yerlere yattım. Duru gerçekten çok komik bir çocuk.
Okulun ilk haftası nasıl geçti peki?
İlk günden tamamen alışmıştı. Korkulacak, abartılacak, çok da farklı bir şey olmadığını anladı. Şu anda ders çalışmaktan çok memnun. Okulunu, öğretmenlerini, arkadaşlarını çok seviyor. Zaten Duru kolay iletişim kurabilen bir çocuktur.
Derslerine yardımcı oluyor musunuz?
Derslerine yardım etmem yasak, sadece yanında durup yapıp yapmadığını kontrol ediyorum. Yanlış yaptığını görsem bile bunu düzeltmiyorum. Yanlışını okulda öğretmeniyle birlikte düzeltmesi gerekiyor çünkü. Ders çalışırken yanında olmamdan çok büyük keyif alıyor, çünkü sadece ders çalışmıyor aynı zamanda eğleniyoruz.
Duru haftanın birkaç günü sizde, birkaç günü babasında kalıyordu. Okula başlamasıyla birlikte bu sistemde bir değişiklik oldu mu?
Evet, bir değişiklik oldu. Daha önce senin de söylediğin gibi haftayı ortadan ikiye bölmüştük. Birkaç gün babasında, birkaç gün bende kalıyordu. Fakat Duru her geçen gün büyüdüğü ve bilinçlenmeye başladığı için zaman kavramı da gelişti. Birkaç gün bende ya da babasında kalması artık ona yetmemeye başladı ve kendisi bir öneri getirdi: “Bir hafta babamda bir hafta sende kalsam nasıl olur?” Hemen pedagoğumuza danıştık ve onun da onayıyla bu durumu değiştirdik. Artık bir hafta babasında, bir hafta bende kalıyor. Bu sistem dersleri ve okul hayatı açısından da daha iyi oldu. Zaten ben de, babası da Duru’nun dersleriyle oldukça ilgileniyoruz.
Duru’nun hayata dair sorduğu sorular arttı mı?
Arttı tabii.
Peki, bununla başa çıkabiliyor musunuz?
Hayatımızda acı tatlı birçok şey oluyor, mesela geçenlerde anneannemi kaybettim. Çocukların bazı şeyleri bilerek büyümesi gerektiğine inanıyorum ve saklamıyorum. Duru’yla bunu paylaştım. Elbette bunu çok kötü bir şekilde aksettirmedim. Doğmak kadar ölmenin de çok normal olduğunu anlattım. Çocuklarla doğru iletişim kurduğunuz zaman sizi çok iyi anlıyorlar. Duru da büyük anneannesinin öldüğünü öğrenince üzüldü tabii, ama olgunlukla da karşıladı, beni teselli etti. Bunun dışında Duru çok meraklı bir kız olduğu için aklına gelen, kafasına takılan her şeyi sorar, merakını giderir. Öğrendikten sonra kendi düşüncelerini katarak tekrardan yorumlar… (Gülüyor)
Okul arkadaşlarıyla birlikte planlar, programlar yapmaya başladı mı?
Tabii tabii. Daha okuldayken arkadaşlarıyla programlarını yapıyorlar, anlaşıyorlar. Eve geldikten sonra “Böyle böyle yapacağız annecim” diye bana bildiriyor. Bir gün bir arkadaşının evinde, ertesi gün bizde evcilik oynayıp duruyor.
Okul dışında nasıl vakit geçiriyorsunuz?
Duru’yla arkadaş gibiyiz. Bu yüzden her şeyi birlikte yapabiliyoruz. Sadece park, sinema, çizgi filmin dışında birçok şey yapıyoruz. Ben kendim için alışveriş yaparken de Duru’yu mutlaka yanımda götürüyorum, eğer bir kıyafet alacaksam fikrini alıyorum.
Süslü bir kız mı peki?
Duru’nun yaşında ondan daha süslü kızlar tanıyorum. Duru, çok abartılı bir şekilde değil ama yaşının getirdiği bir şekilde süslü diyebilirim. Mesela dudak parlatıcı sürmeye bayılıyor. Her şeye “Hayır!” diyen bir anne olmamak için sadece evde sürmesine müsaade ediyorum.
Disiplin konusunda zorlandığınız zamanlar oluyor mu?
Hayır, olmuyor. Çünkü Duru’yu küçüklüğünden beri neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğreterek büyüttüm. Duru’nun yaşına göre birtakım sorumlulukları var, onları da yapıyor zaten. Bunun dışında çok despot bir anne olmak istemiyorum. Mesela, ben Duru’ya hiç bağırmam, sesimi yükseltmem. Bugüne kadar bir ya da iki defa öyle bir şey yapmışımdır, onda da hiç alışık olmadığı için gücüne gitmiştir ve ağlayarak tepki vermiştir.
Duru’yla ilgili ne gibi hayalleriniz var?
İleride nasıl mutlu olacaksa öyle yaşasın. En büyük hayalim onun mutlu olması. Bizim çevremizde çocuklar el bebek gül bebek büyüyorlar. Bu konuda ne yapabilirim diye düşünen bir anneyim. Çünkü tüm hayatı pamuklar içinde geçmeyecek. Şu an Duru çok iyi yerlerde okuyor, iyi bir çevrede büyüyor, ama ben hayatın diğer yüzünü de görmesini istiyorum. Zaman zaman İETT otobüsüyle bir yerlere gitmesini sağlıyorum. Arada sırada oyuncakçıya gittiğimizde “Bugün oyuncak alamayacağız ama istersen bakabilirsin” diyorum. Önümüzdeki günlerde kimsesiz çocuklar yurduna gideceğiz. Bu fikrimi Duru’yla paylaştığımda çok ilgisini çekti ve “O çocuklarla arkadaş olmak istiyorum” dedi.
Sizi çok kısa bir süre önce sağlık üzerine bir televizyon programı yaparken izlemiştik. Yeni projeleriniz var mı?
Evet, başıma gelen sağlık sorunundan sonra bir sağlık programı sunmak enteresandı tabii. Ama daha bilinçliyim artık. Bu işi kabul etmeden önce doktorumdan onay aldım. Bu işe başlamamın en büyük nedenlerinden biri de psikolojimi düzletmekti. Çünkü hastalığı atlattıktan sonra bile sanki her an bir şey olacakmış gibi geliyordu. Bir şekilde ilgimi başka bir şeye vermenin daha doğru olacağını düşündüm, böyle bir program yaptım. Bu iş bitti, şimdi bir firmayla reklam çekimi yaptım, bir yıllık anlaşmamız var. Bunun dışında yine bir televizyon programı projem var.
Bu program nasıl bir şey olacak?
Çok detaylarına girmek istemiyorum ama izleyiciler bu televizyon programında beni hiç görmedikleri bir şekilde görecekler, çünkü eğlence ve şov üzerine kurulu bir program olacak.
Zamanı belli mi?
Hiç acelem yok. Bu projeyi doğru kanalla, doğru ekiple ve yapım şirketiyle yapalım yeter, önemli olan bu. Bütün bu olgular ne zaman bir araya gelir o zaman bu programı yaparım. Ama projemde çok iddialı olduğumu açık söyleyebilirim. Çünkü bugüne kadar böyle bir program hiç yapılmadı.

Söyleşi Müge Serçek Biroğlu
Fotoğraf Tuna Yılmaz

BU RÖPORTAJ BEBEK DERGİSİ ARALIK 2011 SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR. 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu