Genel

Çocukların oyun gruplarına dair

Son günlerde yeni bir kavram olmasına rağmen, karşımıza sıkça çıkan “oyun grubu” uygulaması neredeyse yarım yüzyıldan beri Dünya’nın gelişmiş ülkelerinde uygulanmakta. Ülkemizde şimdilik yalnız büyük illerimizde uygulama örnekleri bulunuyor.

Dünya daha iki-üç aylık bebeklerle oyun grupları yapıyor. Bizler gerek geleneksel kültürümüz ve gerek kalıpların dışına çıkarılamayan eğitim politikalarımız nedeniyle çocuklarımızı kapalı kapılar ardında, bakıcılar ya da büyük annelerle büyütüyoruz. Biz bakıyorsak da durum pek farklı olmuyor ve çocuklarımızı dört hatta beş yaşa kadar evlerde tutuyoruz. Sağlık uzmanlarının bir çoğu oyun gruplarını, yuvaları hastalıkların sebebi olarak görüyor. Gittikçe çoğalan bir hijyen korkusu da cabası. Modernleşen toplum olmanın getirdiği korkular bunlar. Okul öncesi eğitim kavramı daha yeni anlam kazanıyor Türkiye’de. Önümüzde daha çok uzun bir yol var.

Oyun grupları bir çok uygulamada olduğu gibi oyun saatlerinde çocukların bir arada olmalarını sağlayacak ortamlar yaratmakla bitmiyor. Çocukların herşeyden önce kendi yaş ve gelişim düzeyindeki akranlarıyla grup oluşturulması gerekiyor. Çoğu kurumda gözden kaçırılan şey de oyun gruplarının, çocuklara bakan kişilerin de birebir katıldıkları ortamlar, anneler, bakıcılar ve büyükanneler için de bir sosyalleşme, öğrenme ortamları olması. Şimdi bazı anneleri duyar gibiyim: “Biz evde de beraber oynuyoruz!” Buradaki beraberlik ayrılık korkusunu minimize etmeye yönelik. Çocuğunuzun gereksinim duyduğu anlarda sizi görmesi ve rahatlayarak oynuna devam edebilmesi ile ilgili. Hem annelerin de birlikte bir grup oluşturmalarına yarıyor.

Oyun grubu bir saatli bakım hizmetine de döndürülmemeli. Bir çok ebeveyn, oyun gruplarını yuvanın bir başka şekli gibi ya da yuvaya alıştırma yöntemi olarak düşünüyor. Oysa oyun grupları çocukların büyümeleri için gerekli günlük rutinlerini bozmadan gerçekleştirilmesi gereken sosyalleşme programları.

Bazen anneler parkları, kapalı oyun alanlarını çocukların sosyalleşebileceği ortamlar olarak görüyor. Ama bu ortamlarda her yaştan çocuk ve yetişkinlerle beraber ve bizlerin sıkı koruması altında. Oysa oyun grubu ortamlarında paylaşmayı, oyunda sıra beklemeyi öğreniyorlar.

Çocukların beyin gelişimlerinin en hızlı olduğu bu ilk üç yılda asıl gereksinim duyulan, onlara sağlıklı ve güvenli ortamlarda yani oyun gruplarında, gerekli zihinsel, sosyal ve bedensel uyarıları verebilmek. Çocuklar bu uyarıları ayrılık kaygısı yaşamadan almaları sayesinde, bağımsızlık ve özgüvenlerini kazanırken öğrenme süreci de başlamış oluyor. Bu da huzurlu ev yaşantısı, iyi bakım ve duygusal doyum kadar, yaşıtlarıyla birlikte ve doğru seçilmiş eğitim malzemeleriyle yapılan çalışmalardan geçiyor.

PLAYTIME bu yıl kurumsal olarak altıncı yılında. Ben aynı zamanda evimin de bulunduğu Ataşehir’in site ortamı nedeniyle Ataşehir şubemize devam eden çocukları sık görüyorum. İlk oyun grubumuza katılan çocuklarımız artık ilkokul öğrencileri. Bu sene bebek grubumuza katılımda da artış var. Annelerimiz çok daha farkındalar bu yaş döneminin ve oyun gruplarının öneminin.

Zeynep Altın
PLAYTIME 0-3 YAŞ ANNE ÇOCUK OYUN GRUPLARI

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu