Çocuklarda diyabet

Diyabet genç, yaşlı herkesi tehdit eden bir hastalık. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Pediatrik Endokrinoloji Uzmanı Dr Neslihan Güngör 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla çocukluk yaş grubunda şeker hastalığı ile ilgili merak edilen soruları yanıtlıyor.

bebek.com: Diyabet ya da şeker hastalığının tanımı nedir?
Dr Neslihan Güngör:
Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet, tıp dilinde
“diabetes mellitus” olarak adlandırılır. Latincede “diabetes” artmış idrar çıkarımı, “melit ya da melitus” ise şeker, bal anlamına gelir. Yani “diabetes mellitus” bol miktarda şekerli idrar çıkarımını ifade etmektedir.Kan şekeri normal sınırlarda olduğu sürece sağlam böbrekler idrarla şeker atmaz. Ancak kan şekeri özellikle 180 mg/dl sınırını aşınca, idrarda şeker atılımı başlar. Demek ki diabetes mellitus denildiğinde, kan şekerinin yükseldiği ve aşırı miktarlarda ve şekerli idrar çıkarımı görülen bir hastalık anlaşılmalıdır.

bebek.com: Diyabetin vücuttaki oluş mekanizması (patogenez, pathogenesis) nasıldır?
Dr Neslihan Güngör:
Normal koşullarda tükettiğimiz besin maddeleri ana enerji kaynağımız olan şekere (glukoz) çevrilir. İnsan vücudunun normal çalışması için kan şekerleri belli bir aralıkta tutulmalıdır. Beslenme sonrasında kan şekeri yükselir. Pankreas adlı organımızdan “insulin” adlı hormon salgılanarak glukozun ihtiyaç olan dokular tarafından alınmasını, fazlalığın da kompleks glukoz deposu olan glikojen olarak veya lipid dediğimiz yağa çevrilerek depolanmasını sağlar.
Şeker hastalığı insulin yapımında mutlak veya göreceli bir yetersizlik olduğunda ortaya çıkar.İnsulinin mutlak yetersizlik veya yokluğu pankreasta insulin yapımından sorumlu hücrelerin (Langerhans adacıklarındaki beta hücreleri) hasara uğraması veya ölmesi sonucunda ortaya çıkar. İnsulinin göreceli eksikliği dediğimiz zaman, vücutta insulin yapılmasına rağmen bu insuline karşı organ ve dokularda olan bir direnç (insuline direnç, insulin resistance) nedeniyle insulinin normal görevlerini yerine getiremediği durumları kastediyoruz. İnsulin direncine yolaçan en önemli nedenlerden biri hastanın aşırı kilolu veya obez olmasıdır.

bebek.com: Şeker hastalığı nasıl sınıflandırılır? İnsuline bağımlı şeker hastalığı veya ağızdan ilaç ile tedavi edilen şeker hastalığı terimleri ne demektir?
Dr Neslihan Güngör:
Şeker hastalığının ana hatlarıyla sınıflandırmasını anlamaya çalışırken yukarıda bahsettiğimiz oluş mekanizmasını hatırlamak yardımcı olacaktır. İnsulinin yetersiz olarak yapıldığı veya hiç yapılamadığı durumda görülen şeker hastalığına eski tanımı ile “insuline bağımlı diyabet”, yeni tanımı ile de “Tip 1 diyabet” adını veriyoruz. Bu hastaların tedavisi için insulin şarttır ve esastır.
İnsulin direncine bağlı olarak göreceli insulin eksikliği ve buna bağlı şeker hastalığına da eski tanımı ile “insuline bağımlı olmayan diyabet”, yeni tanımlama sistemi ile de “Tip 2 diyabet” diyoruz.Bu hastaların tedavisinde insulin direncini azaltmaya çalışmak ilk hedeftir. Bunu sağlamak için uygun bir diyet (beslenme programı) ve fiziksel aktivite çok önemli olup bazı hastalarda ağızdan alınan ilaçlar da kullanılır.

bebek.com: Diyabet hangi yaşlarda görülür?

Dr Neslihan Güngör:
Diyabet, genel olarak her yaşta görülebilen bir hastalıktır.
Tip 1 yani insuline bağımlı diyabet, çocukluk çağında en çok görülen şeker hastalığı tipidir.Çocukluk çağında en sık görüldüğü yaşlar 5-7 yaş arası ve ergenlik dönemidir. Ancak erişkinlerde de görülebilir.
Tip 2 diyabet, 1980’lerin başına dek, sadece erişkinlerde görülen bir hastalık olarak bilinirdi. Ancak 1980’lerden itibaren, özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya gibi gelişmiş ülkelerde çocukluk çağında şişmanlık sorununun çığ gibi büyümesine bağlı olarak çocuklarda da artış göstermiş ve göstermektedir. Günümüzde dünyanın pekçok ülkesinden çocukluk çağı Tip 2 diyabetinde artışa ilişkin bilimsel makaleler yayınlanmış ve yayınlanmaya devam etmektedir.En sık ergenlik çağında, özellikle 13-15 yaş grubundaki, çocuklarda görülür. Şişmanlık, ailede tip 2 diyabet hikayesi veya annede gebelik sırasında diyabet görülmüş olması, sedanter dediğimiz az egzersiz yapılan ya da hiç yapılmayan bir yaşam tarzı, belli etnik gruplar, polikistik over sendromu gibi durumlar ek risk faktörleridir.

bebek.com: Şeker hastalığı olan bir çocukta hangi şikayetler/belirtiler olabilir?
Dr Neslihan Güngör:
Şeker hastalığı bir çocukta çok çeşitli belirtiler verebilir.Genel anlamda, durum ne kadar erken fark edilir ve çocuk doktora ne kadar erken götürülürse bu belirtiler daha hafif, durum ne kadar geç fark edilir ya da ihmal edilirse o kadar ciddidir. Belli başlı belirtiler arasında şunlar sayılabilir: Yorgunluk, çok susama, çok idrara çıkma, gece idrara çıkma ve özellikle tuvalet terbiyesini almış bir çocuğun tekrar gece altını ıslatmaya başlaması, kilo kaybı, bazen genel olarak büyüme geriliği, cilt enfeksiyonları ve kız çocuklarda genital bölgede pişiği andıran mantar enfeksiyonları. İleri durumlarda dehidratasyon yani vücuttan su kaybı, genel durumda bozulma,uyuklama ve hatta bilinç bulanıklığı, sık nefes alıp verme, karın ağrısı, kusma gibi belirtiler olabilir.Bunlar halk arasında “şeker koması” olarak adlandırılan “diyabetik ketoasidoz”a gidişin işareti olabilir ki bu hayatı tehdit eden ciddi bir klinik tablodur.Tip 2 diyabetle karşımıza gelen çocuklarda da yukarıdaki belirtilerin yanısıra aşırı kiloluluk veya obezite olması, cilt katlantı yerlerinde (boyun, koltuk altları gibi) kadifeyi andırır şekilde koyulaşma ve kalınlaşma görülmesi söz konusu olabilir.

bebek.com: Çocukta şeker hastalığının erken tanısı niçin önemlidir?
Dr Neslihan Güngör:
Çocuğun normal sağlık durumundan bir farklılık olduğunun anlaşılıp gecikme olmadan doktora başvurulması, yukarıda açıkladığımız gibi, belirti ve bulguların daha da ciddileşip hayatı tehdit eden duruma gelmesini önleyecektir. Ayrıca uygun tedaviye biran önce başlanması ile kısa dönemde ve uzun dönemde diyabete bağlı olarak görülebilecek diğer sağlık risklerinin (komplikasyonlar) olasılığı azaltılabilir.

bebek.com: Çocukluk çağında diyabet tedavisinde hedefler nelerdir?
Dr Neslihan Güngör:
Bunları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

Kısa vadedeki hedefler:

1- Hastaneye yatırılarak çocuğun sağlık tehlikelerinin ortadan kaldırılması: Diyabetik ketoasidoz tablosunda geldiyse uygun tedavinin yapılması, enfeksiyon varsa tedavi edilmesi, kan şekerlerinin başlanan tedavi ile giderek kontrole alınması.

2- Aile ve çocuğa “diyabet eğitimi” verilerek çocuğun tedavisini hastane dışında günlük yaşamları kapsamında sürdürecek düzeye getirip taburcu edilmesi.Taburculuğu takiben telefon hattı ve klinikte izleminin sürdürülmesi. Diyabet eğitimi kapsamında insulin veya ağızdan verilecek ilacın alımı için bilgilendirme, çocuk ve ailenin parmaktan glukometre adlı cihaz ile kan şekeri ölçmeyi ve bunun kayıtlarını tutmayı öğrenmesi, kan şekerlerinde hedeflenen aralıkların belirlenmesi, düşük kan şekerinin belirti ve tedavisinin öğretilmesi, beslenme ve fiziksel aktivite konusunda eğitim, enfeksiyonlar sırasında görülebilecek diyabet ile ilgili ek problemler ve çözümleri konusunda bilgilendirme ve takip planının yapılması.

Uzun vadedeki hedefler:

1- Kan şekerlerinin normale olabildiğince yakın tutulması ancak bunu yaparken düşük kan şekeri ve aşırı kilo alımı gibi istenmeyen durumlara karşı tedbir alınması ve dikkatli olunması.Yoğun tedavi ile gelecekte görülmesi olası diyabet komplikasyonlarının olasılığının azaltılması.

2- Çocuk ve ailenin iyi bir yaşam kalitesini sürdürmesine olanak verecek şekilde tedavinin düzenlenmesi ve destek verilmesi.Çocuğun büyüme ve gelişmesinin yakıdan izlenmesiyle bunlarda aksama olmaması için dikkatli olunması.

3- Diyabet komplikasyonları açısından izlem ve gerekli tarama testlerinin yapılması. Örneğin, kan basıncı takibi, açlık kan yağlarının (lipid) izlemi, tiroid problemleri yönünden tarama, vd.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı