Seyahat

Çocukla yurt dışı seyahati

Son bir aydır bizim evde garip bir koşturmaca vardı. Bizimkiler okula gittiklerinde benimle ilgilenen anneannem de son bir haftadır bana sarılıp sarılıp sebepsiz yere gözyaşı döküyordu. Bende acaba bir yerim “uff” oldu da haberim yok diye dizlerime bakınıyordum. Bana yasak olmasına rağmen birkaç kere fırsattan istifade girebildiğim babamın çalışma odasında yerde onlarca yeni ve kutusunda “cici” görmüştüm. Bunları doğum günü “hedi” ( hediye ) si sandım uzun süre. Meğer bütün hazırlık “bisi” ile yapacağımız “Alminya” yolculuğu içinmiş.

İstanbul’dan öğlen 12 de uçağa bineceğiz. Bizimkiler her zaman ki gibi kılı kırk yararak uçuş saatini benim uyku saatime denk getirmeyi başardılar. Bakalım hayal ettikleri gibi uçakta uyuyup onların yolculukla ilgili plan yapmalarına izin verecek miyim?  Yoksa bu yolculuk benim yolculuğum diyerek uçağı ele mi geçirmeye çalışacağım. Eğer uyanık olursam Pilot amca acil durum inişi yapmayı düşünebilir. Hihi 🙂 Çünkü ben sesimi yeni keşfettim ve tüm yaşıtlarım gibi avazım çıktığı kadar bağırmaya bayılıyorum.

Havaalanına bizi dedem bıraktı. Gitme saati gelince dedemle vedalaşmak beni çok üzdü. Çünkü 2 ay onu görmeyecekmişim. Annemin dediğine göre 2 ay, makarnanın pişme, yumurtanın kaynama süresinden çok daha uzunmuş. Ben bu süreleri bile sabırsızlıkla beklerken Zeynel dedeme, alıştırma bisikletime, bahçemize Rasim dedem ile ektiğimiz salatalıklara,  taşıyamayacağımız için yanımıza almadığımız “değnek adam kitabıma”, yatınca odamın tavanında parlayan aydede ve yıldızlara kavuşmak için 2 ay nasıl bekleyeceğim.

Babamdan ilk kez duyduğum rötar sözcüğünü duyan annem uyku saatime denk gelmezse diye yolculuk için alternatifler üretmeye çalıştı. Beni biraz daha oyalamak için daha geniş bir yere geçtik ve arabamla oynadım bir süre.

2 koca bisileri, 6 tane çantamızı ve benim koltuğumu uçağa verdikten sonra yürüyen bantlarda eğlenceli bir yolculuk geçirdim. Neden sokaklarda da bunlardan yok diye düşündüm. Hatta benim odamda olsa ne kadar çok eğlenirdim.
Koltuklarda uzanmış yatıp uyuyan bir sürü kişinin olduğu bekleme salonuna geldik. Bazı yolculara dokunarak uyandırmak benim hoşuma gitse de onların pek gitmemişti sanırım. Ne oluyor diye kalkanlar beni görünce kızmadılar yanağımdan makas aldılar.

Bahçemizdeki ağaçlardan da büyük uçakları izlemek, hızla işlerini yapmaya çalışan yürüyen portakal ve muz renkli görevliler beni biraz daha oyaladı. Sonra Amcam gibi polis olan amcaların yanına gittik. Babamın elindeki bordo deftere bakan herkes merhaba Tibet diyordu babamın arkadaşları ne kadar çokmuş diye düşündüm ve hepsi de ismimi biliyorlar.

Takım elbiseli bir abinin gelişiyle herkes o tarafa yöneldi. Yaşasın “çiki”  ( çikolata ) dağıtıyor oley diye düşündüm. Fakat uzun tünelden geçince anladım ki çikolata yok. Annem pamuk şekerlerin içinden geçeceğiz diye anlattı bana gökyüzündeki bulutları.  Kuşlar gibi uçacaktım ilk kez. Annem kulaklarımı basınçtan korumak için bir şeyler içmemin iyi olacağını okumuş bebek.com da, bunun için biraz meyve suyu verdi uçak kalkışa geçtiğinde. Biraz daha yükselince de sıcak ellerini hissettim kulaklarımda.

İznik’te bahçede yere yatarak oyunlar oynarız bazen. Benim en sevdiklerimden biriside “heli” ( helikopter ) ve uçak yılanı ( uçağın egzoz izi ) izlemek. Ama biz uçak yılanı oynarken uçağın sesi bu kadar çok çıkmıyordu.

Babam beni kucağına alıp bende kollarım açarak uçak olduğumuzda hep kuş sesi çıkardığım için uçağın sesinin de kuşlar gibi olduğunu düşünmüştüm. Ama uçak dedemin traktörü gibi ses çıkarınca önce korkudan kafamı annemin boynuna gömdüm. Sonra yavaş yavaş alıştım.

Hostes abla bana balondan bir uçak getirince keyfim biraz yerine geldi.
Kalkıştan sonra kemerimi çıkarttım biraz yolcuları izledim. Uykum çoktan gelmişti. Maviş oyuncağımı elime alınca her zaman olduğu gibi uyuyuvermişim.  Bizimkilerin ne konuştuğunu kaçırdım böylece.

Frankfurt ta bizi iki abi karşıladı. “Bisiler” ve çantalar Yunus abimin arabasına, bizde metroya gittik.  İlk defa metroya biniyorum. Metro vagonlarının yaklaşırken yarattığı ses ve rüzgar ile vagonların çooook uzun oluşu beni çok heyecanlandırdı.  Babamın bacağına yapışıverdim yanımda sertçe durunca. İşte binmiştik. Annemin elinden kurtulup tek başıma yaşamalıydım bu heyecanı. Uzun uğraşlardan sonra annemden kurtuldum. Tek başıma ayaktaydım. Ouu ne kadarda çok ses çıkarıyor. Aynı gün hem uçağa hem de trene ilk kez bindim. En iyisi bizim sessiz bisikletlerimiz diye düşündüm.

Frankfurt merkeze gelmişiz. Hemen alış veriş yapıp yola çıkmak için sabırsızlanıyorduk.
Daha önce bizimkilerle gittiğimiz kamplarda gördüğüm çadırlardan bir sürü olan bir mağazada çadırlara baktık. Annem ve babam ayrı çocuk bölümü olan çadırı almaya karar verdiler. Beni orada yatıracaklarmış. Denemek için hep birlikte çadırı kurup içine girdik. Sevinçten bir zıpladım tavana değdim. Boyuma uygun tulum ve yastıkta bulunca neredeyse oracıkta uyuyacaktım çadırın içinde.

Sonrada bana römork almaya gittik. Uyurken ve hava yağmurlu olduğunda kullanacaktım römorku.  Hayalimdeki gibi her tarafı şeffaf ve geniş olmalıydı, çünkü benim minik odam olacaktı 2 ay boyunca.  Bizimkilerde beni duymuş olacaklar ki iki çocuk için tasarlanmış geniş bir römork aldılar. Sırça köşküme oturdum denedim, gayet geniş ve rahattı.  Onlarca kez indim bindim. Evet, evet harikaydı. Türkiye de kullandığımdan daha konforlu ve güvenliydi.  Sonra babam ve “Alil (Halil) abi” bisikletleri kutularından çıkarırken bizde annem ve “Yunu (Yunus) abimle”  Frankfurt’u gezdik.

Şehirde yürürken, annemin dediğine göre çok çikolatalı süt içtikleri için renkleri bizimkinden epeyce  koyu olan,   dans edip şarkı söyleyen bir gurup zenciye katıldık. Annemin kucağında dans süperdi. Bisiler ve çantalar hazırdı ama hava kararmıştı.

Yunus abiye gidip yemek yedikten sonra hemencecik uyuyuverdim. Bizimkiler beni aynı saatte, aynı uyku rutini ile elime uyku nesnemi ( maviş ) ve emziğimi alınca uyumaya alıştırmışlar.
Arada baktığımda bizimkiler sabaha kadar bazı işleri halletmek için ayaktaydılar. Olsun yarın sabah onlara bir gülümserim tüm yorgunlukları gider. Yarın tekerlekler dönecek çok heyecanlıyım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu