Seyahat

Çocukla yurt dışı gezi hikayesi

Akşam yağmur altında kurulan çadırımız, yine yağmur altında toplandı. Ben parktaki ağaç evin içinde yağmurluğumla oyalandım. Buradaki kampingde okullardan gelmiş guruplar vardı. Öğrenciler neşe içinde etrafta koşturuyor, hocaları eşliğinde kanoya biniyor ya da örümcek ağı gibi ağaçlar arasına örülmüş tırmanış iplerinde eğleniyorlardı. Bazıları benim yanıma geldi ve benimle sohbet ettiler. Bu sırada da bizimkiler işlerini bitirebildi.

Görevliler olmadığı için giriş işlemlerini yapmadığımız kampingden hem giriş hem çıkış işlemlerini aynı anda yaparak ayrıldık. Kahvaltıyı ilerideki bir molaya ertelemiştik. Bizimkiler de yağmura alışmış olmalı ki sürdükçe sürdüler. Benim kahvaltım olmasa belki durmayı bile unutacaklardı. Bugün Ulm’u geçmeliyiz dedi babam.

Bir köyden geçerken uçak sesine benzer bir ses duyduk. Yağmur hafiflediği için beni römorkumdan çıkaran babam sesin olduğu yere götürdü. Burada bir boğanın çapraz iki ayağını ters yönlere doğru bağlamışlar ve onun tırnaklarını törpülüyorlardı. Babam, benim tırnağım kesilirken acımadığı gibi boğanında canının yanmadığını anlattı. Boğa bizden biraz ürktü ve etrafındaki demirden kıskaçları ve yerdeki beton bağlantılarını bile yerinden sarsacak kadar hareketlendi. Duyduğum en yüksek seste mööö diye seslenmeye de devam ediyordu. Bende bunun üzerine korktum ve babama sıkıca sarıldım. Biraz daha geriye çekilerek izlemeye başladık. Tırnağına tuttukları kocaman makineden çok fazla ses ve koca bir toz bulutu çıkıyordu. Arada da mööö mööö diye ses çıkarıyordu boğacık.

Etraftaki açık ahırları bakmak için izin aldıktan sonra çiftliği gezmeye başladık. Buradaki binalardan birinde çok komik, pembe renk, koca kulakları ve kıvrık kuyruğu ile, arada traktör gibi ses çıkaran bir hayvanla ilk kez karşılaştım. Hiç pembe renk hayvan olur mu ?

Bilgi kartlarımda resimlerini görmüştüm ama hiç canlı haline rastlamamıştım. Sesi de bilgisayardan dinlediklerimden daha komikti. Buradan ayrıldıktan sonra,  biz bisiklet sürmeye, yağmur yağmaya, bende ağzımla boğa sesi çıkartmaya devam ettim.

Kurumak için muhakkak otelde kalmalıydık. Otelimize yerleşip uykuya dalıverdik.
“İpet Cına”

Tibet Çınar.
20 Temmuz 2011

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu