Genel

Çocuk doktoru perspektifinden doğum deneyimi

Büyük bir olaydır ancak aynı zamanda da doğaldır.İnsan da diğer memeliler gibi doğurmak üzere programlanmıştır.Günümüzde en büyük problemlerden biri doğumun “bir hastalık”, “bir sorun”, “bir komplikasyon” olarak görülmesi.Özellikle ülkemize baktığınızda inanılmaz bir tablo çıkıyor karşınıza.Sanki ekonomik gücü yeten herkes sezeryanla doğum yapıyor.Özellikle İstanbul’da pek çok kadın doğum hekimi doğumlarının %80 gibi bir kısmının sezeryanlardan oluştuğunu söylüyor.Artık herkes çocuğunun doğum tarihini ayarlıyor. Zaten kadın doğum hekimlerimiz oldukça deneyimli,sezeryanların sonuçları da gayet iyi. Artık normal sanki bu olmuş gibi.

Oysa unutulan bir şey var.Doğumun gerçekte ne olduğu.Doğum normal olarak 38-42 (42 pek beklenmiyor artık) haftalar arasındaki bebeğin,anne ve bebek doğuma hazır olduğu anda rahimden yavaş yavaş doğum kanalına ilerlemesi sonra başının vajene yerleşip doğmaya hazır hale gelmesi.Bu arada doğum zarları yırtılıyor ve süreç hızlanıyor.Doğal doğum sancıları sırasında anne ıkındıkça bebek yavaş yavaş doğum kanalında ilerler ve önce başı sonra da vücudu vajenden çıkarak doğar.

Doğum olayının,doğal doğumun hatta vajinal doğumun neden tümüyle unutulduğunu anlamaya çalışıyorum.Riskler mi? Evet kimi doğumlar anne ya da bebekle ilgili bir takım riskler yüzünden sezeryanla gerçekleştirilmelidir.Ancak bu doğumların çok küçük bir kısmıdır.Onun dışındakilerde sezeryan yapılmasını gerektirecek bir risk yoktur.

Sanırım sezeryanlar artık altın standard olmuş,kültürümüze fena halde karışmış durumda.Doğum sancısını yaşamaya korkan hatta düşünemeyen kadınlar.Zaten çevrelerindeki herkes de sezeryanla doğum yapmış olduğu için sezeryanla doğum yapmak normal hatta kaçınılmaz gelmeye başlıyor.Bazen normal doğum hekim tarafından da alternatif olarak bile sunulmuyor ve ya aileyi ikna için çaba gösterilmeyebiliyor.

Modern tıp pek çok konuda olduğu gibi doğum alanında da müdahaleyi öne çıkarıyor.Anestezi,ilaçlar vs sonucunda doğumun doğal belirtileri olmayan bir zamanda bebek dünyaya getiriliyor.

Modern tıp elbette insan ölümlerini ve bebek ölümlerini ve problemli sonuçları çok azalttı. Örneğin doğum asfiksisi denilen doğum sırasında havasız kalmaya bağlı olarak görülen sakatlanmaları,felçleri.Ve bazen müdahalenin yaşamsal önemi oluyor.

Ancak bu ayrımı yapabilmek çok önemli. Nadir olarak görülebilecek komplikasyonlar yüzünden her hastada korku,endişe duymaya gerek yok. Önemli olan riskli durumları ayırmak ve riski zamanında görmek ki deneyimli pek çok kadın doğum doktoru bunu yapabilir zaten.

Konuşulmayan konulardan birisi sezeryanların bebeğe ve anneye olası zararları.Günümüzde ilerleyen teknikler ve hekim yetileri sayesinde sezeryanlarda problemler geçmişten çok daha nadir yaşanıyor ancak normal doğum hormonları salgılanmadığı için sezeryanla doğan bebekte yeni doğan takipnesi dediğimiz solunum probleminin olma olasılığı daha fazla.Bebek ciğerlerini normal doğumdaki kadar efektif olarak temizleyemediği için solunum sıkıntısı yaşayabiliyor.Zamanından biraz daha erken doğsa bile bebek akciğer gelişimi nomalden daha az olabiliyor.Bu da yine solunumla ilgili sıkıntı yaratabiliyor.

Son dönemlerde yapılan bir araştırmaya göre bağlanma “attachment” dediğimiz olay normal doğum ya da sezeryanla doğum yapılmasına göre değişiyor.Nomal doğum yapan anneler daha kolay “bağlanma” ya da “attachment” yaşıyorlar.

Emzirme deneyimi de aslında normal doğum yapıldığında daha kolay oluyor.

Özellikle de doğum ilaçsız,müdahalesiz yapılmışsa emzirme çok daha kolay çok daha spontan oluyor.

Doğumun doğal olarak,normal olarak yapılabileceğini ve dünyanın en keyifli şeylerinden biri olduğunu yaşamış biri olarak hatırlatmak istiyorum.Normal doğum mümkünse de doğal doğum hem anne adayı hem doktor tarafından düşünülmeli.Korkular,endişeler yüzünden bu alternatif yok sayılmamalı. Her kadın doğum yapabilir ve içindeki “doğurabilme” “doğum yapabilme gücüne” ulaşabilir.

Elbette tıbbi sebepler ve ya kişisel sebepler yüzünden doğal ve ya normal doğum mümkün olmayabilir ancak bu alternatifi hatırlamak önemli.Bu konuda toplumsal bilinç gelişmesi yalnızca sezeryan oranlarını düşürmekle kalmaz biz hekimlere bazen görevimizin müdahale etmek yerine doğal ve sağlıklı olaylara “izin vermek” olduğunu hatırlatır belki.

Sevgiyle Kalın

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu