Çocuğunuz kısa boylu mu?

Büyüme döllenme ile başlayıp, ergenliğin sonuna kadar devam eden bir süreçtir. Büyüme kapasitesi genetik olarak belirlenmiş olsa da  başlıca beslenme olmak üzere pek çok faktör büyümeyi etkiler.

Doğum öncesi dönemde anne ve fötusun sağlığı ile  annenin beslenmesi büyümeyi etkileyen en önemli faktörlerdir. Doğum sonrasındaki ilk iki yılda  büyümede başlıca etken beslenmedir. İki yaşından sonra genetik boy kapasitesi ön plana çıkar. Daha sonraki yıllarda ergenliğin başlama yaşı ve ilerleme hızı da nihai boyda önemli bir paya sahiptir. Bir çocuğun genetik zeminine (ailenin boy kapasitesi) uygun büyümesi için, öncelikle büyümeyi etkileyecek kromozomal  bir hastalığının olmaması,  büyümeyi direkt olarak etkileyen tiroid ve büyüme hormonlarının normal düzeyde salgılanması gereklidir. Çocuğun herhangi bir kronik hastalığı  yoksa, aynı zamanda da yeterli ve dengeli besleniyorsa genetik zeminine uygun büyümesi beklenir.

Büyüme kontrolleri bebeklik döneminde sıktır, doktor büyüme eğrisi üzerinden değişimleri kolaylıkla fark ederek önlemleri alabilir. Oyun ve okul çocukluğu döneminde ise hasta oldukça doktora götürülen çocuğun büyüme kontrolleri aksayabilmektedir. Ancak okulda arkadaşlarından belirgin olarak kısa olan çocukların aileleri bu nedenle doktora başvurmaktadırlar. Büyüme eğrisinde önceki aralığa göre gerileyen veya genetiğinden beklenen aralıktan daha aşağıda olan çocuklar ileri incelemeye alınırlar. İncelemelerde çocuğun kronik bir hastalığı, başta tiroid olmak üzere hormon eksikliği ya da ergenlik ile ilgili bir sorunu olup olmadığı değerlendirilir.

Tüm incelemeler normal olsa bile kısa boylu çocuğa yaklaşımda  sorgulanması ve gerektiğinde düzeltilmesi gereken durumlar vardır.  Bunlar  birçok kez gözden kaçar; sağlıklı beslenme, düzenli uyku ve yaşına uygun fiziksel aktivite.  Beslenme bozukluğu sanılandan çok karşılaşılan bir durumdur.  Son yıllarda sebze ve meye sevmeyen, fast food tarzı beslenme eğilimi gösteren çocuk sayısında artış görülmektedir. Bu beslenme tarzı ile obezite, insülin direnci, tip 2 diyabet, erken ergenlik ve bunlara bağlı sorunlar gelişebilmektedir. Ayrıca gıdaların üretiminde kullanılan hormon ve kimyasallar bilebildiğimiz ve henüz bilemediğimiz sorunlara yol açmaktalar. Asitli içecekler fazla tüketilirse erken osteoporoz nedenidirler. Rafine edilmiş gıdalarla gelişebilen vitamin eksiklikleri vb. büyümeyi etkileyen önemli faktörlerdir.

Çocukluk döneminde yeterli miktarda alınmasına önem gösterilmesi gereken besin grupları vardır. Öncelikle kaliteli protein olarak kabul edilen et ve yumurta tüketimi denetlenmelidir. Günde en az bir yumurta ya da 3 köfte kadar et alınması yeni doku yapımı ve hasarlı doku tamiri için gereklidir. Kemik büyümesi ve sağlığı yönünden süt grubunun önemi büyüktür. Günde 2 su bardağı süt ya da süt ürünü beslenme içerisinde bulunmalıdır. Ergenlik döneminde ayrıca kalsiyum takviyesi de gerekebilir. Bu arada büyümek için D vitamini, demir ve çinkonun da yeterli alındığından emin olunmalıdır. Çinko, badem, ceviz, fındık, et, kabuklu deniz ürünleri, tohumlu bitkiler, süt grubu gıdalarla takviye edilebilirse de D vitamini gıdalarla yeterli miktarda alınamaz. Güneşten yeterince yararlanamayan günümüz çocuklarında D vitamini eksikliğine tahmin edilenden daha sık rastlanmaktadır. Eksikliği durumunda takviyesi yapılmalıdır. Yapılması gereken tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli olarak yararlanılmasının  sağlanmasıdır.

Uyku, vücudun metabolizmasının dengelendiği, doku yenilenmesinin yapıldığı, hormonların yoğun bir şekilde salgılandığı bir dönemdir. Büyüme hormonunun da yoğun olarak gece uykusunda salgılandığı düşünülürse, yetersiz bir gece uykusunun büyümeyi ne kadar olumsuz etkileyebileceği tahmin edilebilir. Fiziksel aktivite kemik ve kas gelişimi yönünden son derecede önemlidir. Ayrıca aktivite kişinin kendini iyi hissetmesini sağlar, kalp-damar sağlığına olumlu etkileri vardır ve kaliteli bir uykuya yardımcı olur. Çocuklara doğal aktivitelerini göstermelerine fırsat tanınması bu bakımdan yeterli olur. Günümüzde şehirleşme ve sınavların çokluğu nedeniyle evlerde kapalı kalan çocuklar için çözümler üretilmesi gereklidir.

Sonuç olarak, sağlıklı ve bedensel bir özrü olmadığı halde büyüyemeyen çocuğa yardımcı olmanın temel ilkeleri şunlardır;  Yeterli ve dengeli beslenmesi, vitamin eksikliklerinin önlenmesi, olabildiğince doğal gıdalarla beslenmesi, özellikle süt içmesi desteklenmelidir. Sağlıklı uyku  ve fiziksel aktivite için uygun ortamlar sağlanmalı, çocuk ve ergenin kötü bir alışanlığının olmadığından emin olunmalıdır.

Amerikan Hastanesi
Pediatrik Endokrinolog
Dr. Nihal Memioğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı