Genel

Can – Buket Dereoğlu çiftiyle ebeveynliğe dair

Neler yapıyorsunuz şu sıralar?
STV’de “Sabah Kahvesi” diye bir program yapmaya başladık. Can’ın babası Özgür Özgülgün’le birlikte programın skeçlerini canlandırıyoruz.

Skeçlerin konuları ne üzerine oluyor?
Genelde aile içinde yaşanan sorunlar, boşanma olayları, şiddetli geçimsizlik gibi konuları işliyoruz. Skeç bittikten sonra da uzmanlar canlandırdığımız karakterlerin doğru ve yanlış davranışlarını irdeliyorlar. Bunun dışında kısa bir süre sonra TRT’de yayınlanacak olan “Sudan Sebepler” dizinde oynamaya başlayacağım.

Eski eşinizle aynı programda çalışmak ilginç olmalı.
Biz Özgür’le çok iyi iki arkadaşız. En başta meslektaşız, bu yüzden çevrelerimiz ve ortamlarımız hep aynı. Hepsinden önemlisi bir çocuğumuz var. Zaten olaylı bir boşanma aşaması geçirmedik. Oturup konuşarak karar verdiğimiz bir şeydi bu. Birlikteyken de gayet keyifli çalışıyoruz, problem yok. Biz sadece evliliğimizi bitirdik ve arkadaş olarak hayatımıza devam ediyoruz.

Bu süreci Can’a nasıl anlattınız?
Bunun için tabii ki bir psikiyatra danıştım. Bana verdiği tavsiye, her şeyi olduğu gibi söylemek, ama ne çok fazla detaya girmek ne de bir şeyleri saklamak oldu. Biz de bu doğrultuda Can’a verdiğimiz kararı açıklayıp, konunun kesinlikle kendisiyle alakası olmadığını belirttik. Hayatında hiçbir şeyin değişmeyeceğini, sadece babasının ayrı bir evi olacağını söyledik.

Tepkisi ne oldu?
Gayet normal karşıladı, hiç sorun yaşamadık.

Şimdi Can haftanın belirli günleri sizde, belirli günleri babasında mı kalıyor?
Hayır, biz öyle kesin çizgilerle bir ayırım yapmadık, kafamıza göre takılıyoruz. Bazen babasında üç gün kalır, bazen beş gün. Bazense bir hafta gitmediği olur. Veya Özgür gelir bizde kalır. Zaman kısıtlaması koymadık kendimize, böylesi çok daha güzel. Bu durumu kavgaya dönüştürmek oldukça yanlış bir şey çünkü anne kadar babanın da o çocuğun üzerinde hakkı var. Ayrıca anne ve babanın arasında yaşanan her kavga ve gerginlik çocuğa yansıyor. Zaten ne kadar anlamıyormuş gibi dursalar da, her şeyi öyle güzel anlıyorlar ki, onlardan bir şey gizlemenin bir anlamı yok.

Can altı yaşında, değil mi?
Evet. Oğlum büyüdükçe aramızdaki sıcak ilişki ve paylaşımlar da artıyor.

Can çok sosyal bir çocuğa benziyor.
Evet, öyledir. Can’la babası her hafta sonu gezmeye gidiyorlar. Can’ın kuzenleriyle birlikte sinemaya ya da tiyatroya gidiyorlar. Mutlaka bir aktivite oluyor yani. Aynı şekilde ben de oğlumla bolca vakit geçiriyorum. Gerek evde gerekse dışarıda birçok şey paylaşıyoruz… Zaten Can kolay bir çocuktur. Bebekliğinde de beni üzmemişti, çocukluğunda da üzmüyor.

Okula başlayınca sıkıntılı günler geçirir misiniz sizce?
Pek sanmıyorum. Şimdiki anaokullarında çocukları çok iyi yetiştiriyorlar. Her şeyi yavaş yavaş öğreterek birinci sınıfa hazırlıyorlar zaten, artık bizim zamanımızdaki gibi damdan düşer gibi olmuyor işler. Şimdiden sayıları ve harfleri öğrenmeye başladı. Benim için önemli olan birkaç dil öğrenmesi.

Can’ın bebekliğinden bu yana bir bakıcısı oldu mu?
Evet, Can doğduktan sonraki iki buçuk sene içinde evimize yirmi beş dadı geldi ve gitti. Şu anki ablamız Aygül üç seneden beri bizimle birlikte, artık ailemizin bir üyesi oldu. Hele Özgür’den boşandıktan sonra kurduğumuz düzende Aygül evin annesi oldu, ben de babası… Can’ın ağzından kötü bir söz çıksa Aygül benden önce atılıp uyarıda bulunur. Yani evle ilgili her şeyi, verdiğim direktifler doğrultusunda Aygül’ün düzenine bıraktım. Can’a kendi çocuğu gibi baktığı için mutluyum, çalışan bir anne için çok büyük bir rahatlık bu.

Hamilelik döneminizde çalışmış mıydınız?
İlk üç ay çalışabildim sadece. Çok bulantım ve kanamam vardı. Bu yüzden kalan altı ayı evde geçirdim. Nasıl sıkıldım anlatamam size. Çocuk yaştan itibaren çalışmaya alışık olduğum için evde oturmak bana garip geldi. Hamileliğin getirdiği kilo da moral bozukluğuna neden oldu.

Kaç kilo almıştınız?
22 kilo aldım. Son aylarda Özgür’ün terlikleriyle dolaşıyordum. Sinirimden sadece tek bir elbise ve pantolonla hamileliğimi geçirdim. Alışveriş yapmayı hiç istemedim. Doğurduktan sonra hemen kilolarımdan kurtulacağım zannettim ama öyle olmadığını gördüm.

Ne kadar sürede verdiniz peki?
Beş altı ay içinde eski halime kavuştum. Bunda emzirmenin çok faydası  olduğunu düşünüyorum.

Ne kadar süre emzirdiniz?
On altı ay boyunca emzirdim. Altı aydan sonra ek gıda ve mamalara başlamıştık, ama ben emzirmeye devam ettim, Can da bırakmak istemedi.

Doğumu nasıl gerçekleştirdiniz?
Epidural sezaryenle.

Siz mi tercih ettiniz?
Evet, saatlerce ıkınmak zor geldi. Canım tatlıdır, ızdırabı uzatmak istemedim.

Eşiniz doğuma girdi mi?
Evet, girdi. Müzik eşliğinde doğurdum. Can doğduktan sonra Özgür bebeği aldı gitti. Ben orada tek başıma kaldım, unuttu beni. (Gülüyor.) Daha sonra kucağıma verdikleri an Can’a aşık oldum.

Can size mi benziyor babaya mı?
Tip olarak babasıyla benim sentezim diyebiliriz. İkimize de çok benzeyen yanları var. Huy olarak bana çok benziyor. Değişken bir ruh hali olmasına rağmen bir şeyi asla zorla yaptıramazsınız, ben de aynen öyleyimdir. En sevdiği yemek makarnadır, benim de aynı şekilde. Mimiklerimiz de benziyor bana kalırsa.

Can oyuncu bir anne babaya sahip, bu yetenek onda da var mı? Gözlemlediniz mi?
Var ama ben oyuncu olmasını istemiyorum. Oyunculuğu çok sevmeme rağmen erkek olduğu için maddi anlamda kendisine yetebilecek ve onu sıkıntıya düşürmeyecek bir meslekle uğraşmasını tercih ederim. Bir aile yapısına daha uygun bir meslek seçmesini arzu ederim, oyunculuk evlilik müessesine uygun bir meslek değil.

Oyunculuk aile yapısına uygun değil mi?
Yok, değil… Oyunculuk çok inişli çıkışlı, saati olmayan bir meslek. Ben sabaha karşı beşte eve geldiğimi bilirim.

Tekrar evlenmeyi düşünür müsünüz?
Tabii, neden düşünmeyeyim. Şu an ne böyle bir düşüncem var ne de böyle bir aday, ama evliliğe karşı değilim.

Can ünlü bir anne ve babaya sahip olduğunu fark ettiğinde nasıl tepki verdi?
“Pulsar” dizisini çekerken, dizide oğlumu oynayan çocuğun bana “Anne” demesini çok kıskanmıştı. Hatta “Evde olmadığın zamanlar o ailenin yanında mı oluyorsun?” bile dedi. Ben de bu durumu anlatabilmek için onu bir gün sete götürdüm. Ancak böyle anlatabildim nasıl bir mesleğimin olduğunu.

Nasıl bir annesiniz?
Kuralcı bir anneyim ama aynı zamanda rahatım da. Uyku saati, dersleri, oyuncak gününün haftada sadece bir gün olması ve belirli bir fiyatın üzerinde oyuncak almaması gerektiği konusunda çok kuralcıyım. Bunun dışında Can gibi bir çocuğum olduğu için çok mutluyum. Bugüne kadar yapmış olduğum ve bundan sonra yapacaklarım arasında en güzel şey Can.

Oyuncakta fiyat sınırı ne kadar?
20 lira. Eğer daha pahalı bir oyuncağı çok beğenip isterse, birkaç hafta oyuncak almıyoruz. İnsafsız gibi gelebilir ama bence önemli bir şey.

Söyleşi Müge Serçek
Fotoğraf Eda Aydın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu