Bihter Dinçel’le anneliğe dair: Doğum anı!

Bir süredir göz önünde olmayan başarılı oyuncu Bihter Dinçel, yeni bir televizyon dizisiyle ekranlara geri dönmesinin yanı sıra hamileliğini anlatan ‘Gebeler Balon’ kitabıyla da adından çokça söz ettireceğe benziyor. Bihter Dinçel’le hamileliği ve 1 yaşındaki oğlu Yağmur Ali üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Uzun zamandır ortalarda gözükmüyorsunuz, neler yapıyorsunuz?
Oğlum doğduğundan beri onunla ilgileniyorum. Bir arkadaşımla birlikte bir kitap yazdık. Her ne kadar evde çocuk baksam da aktif olarak çalışmalarıma devam ediyordum. Yazın bir sinema filmi çektik. Bunu dışında ocak ayı itibariyle yeni bir televizyon dizisine başlıyorum.  

Doğumdan sonra arkadaşınızla karşılaştığınızda neler hissettiniz?
Doğumdan dört ay sonra görüştük, Ezgi’nin oğlunun adı Rüzgar Ali, benim oğlumun adı da Yağmur Ali. Karşılaştığımızda yaşadığımız en güzel şey, birbirimizin oğlunu emzirmemiz oldu. Eski, geleneksel ve güzel bir duygu ikimiz de yaşamış olduk. Çocuklarımız da süt kardeş oldular.  

Hamileliğiniz nasıl geçti?
Çok iyi bir hamilelik geçirdim. Yakın çevremde öyle hamilelikler gördüm ki, çok şükür benim hamileliğim çok iyiydi. İlk zamanlar biraz bulantım ve kokulara karşı bir hassasiyetlik meydana geldi. Bunun dışında bir sıkıntı yaşamadım. Yazın bolca yüzdüm ve bu beni fazlasıyla rahatlattı.

O dönemde canınız en çok çekiyordu?
Ekşi olan her şeyi yiyordum.

Bu yüzden de herkes kız beklediğinizi düşündü.
Evet. Canım sürekli ekşi istiyordu, bu yüzden dişetlerim hala kendine gelebilmiş değil.

Siz ne istiyordunuz peki, kız mı, erkek mi?
Ben kendi hamileliğime kadar tüm hamilelerin hangi cinsiyette doğuracağını ve kaç kilo doğuracağını yüzde 99 bilen biriydim. Ancak kendim hamileliğimi tutturamadım. Çocukluğumdan beri hep bir kızım olacağını düşünürdüm, daha sonra dişeti hassasiyeti sorunuyla karşılaşınca kesin kızım olacak diye düşündüm. Ultrasona gittiğimizde doktorum tahminlerimizi istedi. Barış’la aynı anda “Kız” dedik, ama doktor oğlumuzun olacağını söyledi. O ana kadar bir oğlumun olabileceğini hiç düşünmemiştim. Ama oğlum olacağını öğrenir öğrenmez o kadar çok sevindim ki, anlatamam. Arkadaşlarımızın çoğunun tahmini de erkekti, bu yüzden sette çok ciddi iddiaya girip, kaybedenler oldu.

Doğum nasıl geçti?
Normal doğum yapacaktım ama son anda sezaryen oldu. Aslında doğuma gitmemin çok komik bir hikayesi var.

Nasıl?
Doğumdan bir gece önce içimden artık doğurmak istiyorum diye geçirmiştim. Sabaha karşı uyandığımda farklı bir şeyler hissettim ve “Yaşasın doğuruyorum galiba” diyerek tekrar uyudum. Sabah 9’da uyandığımda salona gidip “Hey millet ben doğuruyorum” dedi. Annem ve Barış bana bakıp “Hahaha ne tesadüf biz de doğuruyoruz” dediler ama suyum geldi falan diyorum ama kimse beni ciddiye almıyor.

Neden peki?
Gülerek, ağzım kulaklarımda, cıvıl cıvıl bir şekilde “Doğuruyorum” dediğim için kimse beni ciddiye almadı. En sonunda doktorumu aradım ve kontrole gittik. Doğuma hazırlanırken hastanedeki hemşire bile “Bihter Hanım doğuracağınıza emin misiniz?” diye soruyordu. Evet, ben doğuracağım ve bebeğime kavuşacağım için çok mutluydum. Bu arada ciddi bir şekilde karnımdaki su bitti, hiç açılma olmadı ve normal doğum şansı sona erdi. Doktorum kararı bana bıraktı, böylece sezaryenle doğum yaptım. Çok başarılı bir doğumdu.

Barış Bey doğuma girdi mi?
Hayır girmedi. Dışarıda stresli bir şekilde bizi bekledi. O benden daha çok heyecanlıydı.

Yağmur Ali ismine nasıl karar verdiniz?
Sezaryene girmeden önce bu isme karar verdik. Aslında birkaç gün önce Yağmur ismi ne kadar güzel, ama kız ismi falan diye kendi aramızda konuşmuştuk. İsimle koyma konusu ne zaman gündeme gelse, dönüp dolaşıp bebeğin adını Ali koyalım işte, ne güzel isim. Hem basit hem sade diye dalga geçiyordum. Sabah doğuma giderken hava günlük güneşliydi, doğuma girmeden önce Yağmur yağmaya başladı. Biz de Yağmur Ali koymaya karar verdik.

Kaç kilo aldınız peki?
17 kilo aldım ama sonrasında 20 kilo verdim.

Nasıl verdiniz?
Hiçbir şey yapmadım. Tek yaptığım çocuğuma kendim bakmaktı ve emzirmekti. Herkese de tavsiye ederim. Emzirdiğim süre boyunca çok sağlıklı beslendim ve kendimi tamamen emzirmeye adadım.

İlk günler nasıl geçti, zorlandınız mı?
İlk 40 gün annem yanımdaydı, sonra anneme “Sen git bakalım, biz tek başımıza neler yapabileceğiz bir görelim, öğrenelim istiyorum.” dedim. Annem gittikten sonra Barış’la birlikte baktık. Her şeyiyle ikimiz ilgilendik. Benim yaptığım her şeyi Barış da yapıyor, bir tek emziremiyor. Bunun dışında Yağmur Ali’yi bebekliği boyunca göğsümde uyuttum. Herkes böyle uyumaya alışacağını ve kopamayacağını söylüyordu ama zamanı geldiğinde kendi yatağında uymak istediğini fark ettik. Yedi aylık olduğunda odasını ayırdık, her şey olması gerektiği gibi oldu yani. Geçtiğimiz yaz üç kişilik bir aile olarak tatil yaptık, yanımıza yardımcı falan almadık. Barış ve ben her şeyi hallettik. Gezmemizden tozmamızdan da geri kalmadık, ama o sırada çocuğumuzu da yanımızdan ayırmadık. Bebeklerin bu zamanlarının kıymetini bilmek gerekiyor bence, çünkü bu süre çok çabuk geçiyor.

Nasıl bir anne oldunuz peki?
Rahat bir anne olacağımı tahmin ediyordum ama bebek kucağıma geldikten sonra gerçekten rahat olur muyum diye endişelerim vardı. Ama Yağmur Ali doğduktan bugüne kadar geçen zamanda da rahat ama ilgili ve dikkatli bir anne olduğumu fark ettim.Söyleşi: Müge Serçek Biroğlu
Fotoğraf: Tuna Yılmaz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı