Bebeğinize Mutlaka Okumanız Gereken Kitaplar!

Merhabalar, bu hafta çocuklarla konuşurken zorlandığımız, hatta zaman zaman desteğe ihtiyaç duyduğumuz göçmenlik, bireysel farklılıklarımız, hayvan hakları, cinsel istismar, yoksulluk, yeteneklerimizi keşfetmek ve duygularımız gibi konu başlıklarından yola çıkarak bir öneri listesi hazırladım.

Kitaplığınızda yer açmak için hazırlanın 🙂

BEDENİM BANA AİT

Hazırlayan: Cinsel Pedagoji ve Danışmanlık Cemiyeti Pro Famillia

Resimleyen: Dagmar Geisler

Çeviren: Kazım Özdoğan

Yayınevi: Gergedan Yayınları

Söz konusu çocuklar olduğunda hepimizin en hassas olduğu konu, cinsel istismar. Öncellikle çocukları bu konuda bilinçlendirmekten, onlarla bu konuyu konuşmaktan çekinmeyin. Çünkü özellikle çocuğun beden hâkimiyetinin farkında olması, bu konuda kendi sınırlarını çizebilmesi ve bu farkındalığı kendinde görebilmesi bu konuda ilerlemenizde önemli noktalardan biri.

Ama tabii ki cinsellikle ilgili sınır ihlalleri ve hâkimiyet konusunda çocuğun net tavrını belirlemesi her zaman pek kolay olmayabilir.

Öncelikle bu konuda yapılması gereken çocuğun bedeninin farkına varmasının yanı sıra hoşuna giden ve gitmeyen durum ve olayları ayırt edebilmesidir. Bir sonraki süreçteyse çocuğun duygularını ve isteklerini net bir şekilde ifade etmeleri için onları cesaretlendirmeli ve imkân sunmalısınız.

Hoşlarına gitmeyen, istenmeyen bir durumla karşılaştıklarında belli bir sınır koymayı ve “Hayır” demeyi öğrenmeliler. Ama bu demek değildir ki bu sınırlar yalnızca yabancı insanlara karşı koyulmalı.

Şöyle ki çoğu zaman çocuğunuz sarılmanızı, dokunmanızı ya da öpmenizi istemiyorsa koyduğu bu sınıra saygı duymanız gerekir. Çünkü sizin zorla yaptığınız bir davranışa onun tepki verememesi başka bir insana da karşı koyma cesaretini kıracaktır.

Bu anlamda “Bedenim Bana Ait” kitabı bu konuda çocuğunuzla konuşabileceğiniz, zorlandığınız bir anda size yardımcı olabilecek harika bir kitap. Çok tavsiye ederim!!!!

MİNE’NİN BUZDOLABI

Yazan: Lois Brandt

Resimleyen: Vin Vogel

Çeviren: Hatice Işılak Durmuş

Yayınevi: Edam Eğitim

Çocukların sorduğu sorulara her zaman onların yaşına uygun şekilde cevaplamaya çalışsak da ne yazık ki bazı konuları çocuklara açıklamakta biraz daha zorlanıyoruz. Bugün bahsedeceğim kitap da çok güzel bir konuya değiniyor.

Her aile çocuğunu elinden geldiğince en iyi şartlarda büyütmek istese de günümüz koşullarında bunu sağlamak pek mümkün olmuyor maalesef.

Her ailenin dâhil olduğu bir ekonomik sınıf ve o sınıfın getirdiği yaptırımlar var. Bu yetişkinler arasında belli çizgilerle ayrılsa da çocuklar arasında bu sınırlar kalkar. Çünkü çocuk, dünyaya açılan en saf pencerelerden biri. Bir çocuğun var/yok’u anlamasını her koşulda bekleyemezsiniz.

En basit örneğiyle bir çocuk, kendi yaş grubunda gördüğü herhangi bir şeyin (kıyafet, oyuncak, aksesuar gibi) kendisinde de olmasını bekler ve talep eder.

Mine’nin Buzdolabı, bu konuda kaleme alınmış çok güzel kitaplardan biri. Mine ve Safiye çok yakın iki arkadaş. Safiye’nin dolabı çeşit çeşit yiyeceklerle dolu iken; Mine’nin buzdolabı sayılı yiyeceklerle dolu.

Safiye başlarda arkadaşına söz verdiği için annesinden habersiz arkadaşına kendince yardım etmeye çalışır, ama bulduğu çözümler günü kurtarmaktan öteye gitmez. Hâl böyle olunca annesinin yardımıyla arkadaşına destek olmaya karar verir.

Ben kitapta en çok iki arkadaş arasında var olan bu naif dostluğu, paylaşımcılığı sevdim diyebilirim. Kitabın sonunda da ihtiyacı olan arkadaşlarımıza nasıl yardımcı olabileceğimizi anlatan küçük dipnotlar yer alıyor.

YOLCULUK

Yazan ve Resimleyen: Francesca Sanna

Çeviren: Zeynep Sevde

Yayınevi: Taze Kitap

Yolculuk, savaşı ve savaşta kaybettiği babasını, göçmenliği, sınırı geçmek için kardeşi ve annesiyle verdiği mücadeleyi küçük bir kız çocuğunun gözünden o kadar güzel ve naif bir şekilde anlatıyor ki kalbinize dokunmaması imkansız!

Francesca Sanna, İtalya’da bir mülteci kampında tanıştığı iki küçük kızın öyküsünden yola çıkarak kaleme almış kitabı. Konusu kadar çizimlerine de hayran kaldım.

Savaş, çocuklara anlatmakta zorlandığımız konulardan biri. Her ne kadar bu gibi konularda onları uzak tutmaya çalışsak da bu insanlar çevremizde, sokağımızda, mahallemizde…

Çocuklarınız onları görüyor ve eminim sizlere soruyor. En azından bilsinler, başka hayatları da öğrensinler. Her zaman açıp yeniden okuyabileceğiniz kitaplardan biri, Yolculuk.

“Kuşlar da aynı bizim gibi göç ediyorlardı. Onların yolculuğu da çok uzundu ama hiç sınır geçmek zorunda değillerdi.”

MİSAFİR

Yazan ve Resimleyen: Antje Damm

Çeviren: Genç Osman Yavaş

Yayınevi: Final Kültür Sanat

Eliz her şeyden korktuğu için dışarı çıkamayan, titiz ve biraz da ürkek yaşlı bir hanım. Her şeyi derli toplu ve tertemiz sevdiği için her gün evini silip süpürür.

Bazen de içeriye temiz hava girsin diye bir pencere açar. Aslında dışarıyla olan tüm bağı da bu pencereden ibaret. Ama bir gün, temizlikten sonra evini havalandırmak için açtığı pencereden içeriye süzülerek giren bir uçak ve akabinde kapısına gelen Emil adında bir çocuk, Eliz’in o karanlık ve renksiz hayatını tümüyle değiştirir.

Eliz ve Emil’in sevgi dolu hikâyesi için kitaplığınızda yer açmanızı tavsiye ederim.

YAĞMUR ADAM VE EN GÜZEL DANS

Yazan: Özge Bahar Sunar

Resimleyen: Uğur Altun

Yayınevi: Redhouse Kidz

Güneşin gökte pırıl pırıl parladığı bir gün, kırlar piknik yapan, kitap okuyan, bisiklet süren, spor yapan insanlarla doluydu. Herkes bu güzel günün doyasıya tadını çıkarır.

Ta ki bulutlar gökyüzünü kaplayıp yağmur başlayana dek! Yağmurun başlamasıyla ıslanmamak için mecburen evine dönen insanlar aniden yağmur yağmasına da laf ederler. Derken şimşek çakar, gök gürler.

Yıldırımla tozu dumana katan biri çıkar: Yağmur Adam! Herkesin yağmur yüzünden bu kadar mutsuz olmasına çok kırılır ve bir daha yağmur yağdırmamaya karar verir.

İnsanlar, artık hiç yağmur yağmadığı için eski neşeli hallerine geri döner. Parkta, bahçede, kırlarda doyasıya eğlenirler. Gel zaman git zaman çimenlerin sarardığını, hayvanların susuz kaldığını, hatta kendilerinin de sıcaktan iyice bunaldıklarını fark ederler.

Yağmurun artık hiç yağmıyor oluşuna ise en çok yağmur damlalarını hissederek dans etmeye çalışan işitme engelli kız üzülür. Acaba yağmur kimilerinin gününü mahvederken; kimileri için mucize bir şey olabilir mi?

Özge Bahar Sunar, yağmurun hayatımızdaki önemini işitme engelli bir kız aracılığıyla anlatıyor. Tabii ki Uğur Altun’un harika çizimleri de hikâyeye eşlik ediyor.

NOKTA

Yazan: Peter H. Reynolds

Çeviren: Oya Alpar

Yayınevi: Altın Kitaplar

Çocuğun yeteneklerini keşfetme aşamasında onu doğru yönlendirmek ve keşfetme arzusunu desteklemeniz çok önemlidir.

Çocuğa yeni bir yetenek kazandıramazsınız; ama doğru yönlendirme ile içindeki cevheri ortaya çıkartabilirsiniz. Bunu sağlamak için fırsatlar oluşturun ve onu cesaretlendirin!

Bugün önermiş olduğum kitapta da Vashti’nin öğretmeni tam olarak bunu yaptı.
Resim dersinde hiçbir şey çizemediği için Vashti’nin kâğıdı boştu ve bu durum canını sıkmıştı.

Vashti’nin öğretmeni, eğer hiçbir şey çizemiyorsa kâğıdına bir nokta koymasını ve ardından da imzalayarak kendisine vermesini ister. Vashti de söyleneni yapar. Ertesi hafta resim dersinde Vashti’yi bir sürpriz bekler.

Vashti’nin geçen hafta nokta koyup öğretmenine verdiği kâğıt çerçevelenmiş bir şekilde duvarda asılıydı. Evet, bu Vashti’nin çizmiş olduğu minik noktaydı ve Vashti bundan çok daha iyi noktalar çizebilirdi. Bunun için daha önce hiç kullanmadığı sulu boya kutusunu açmakla başlayacaktı işe.

Kâğıda yaptığınız minicik bir nokta sizin kendi yeteneğinizi keşfetmeye yeter mi? Doğru yönlendirmeyle tabii ki evet!

ÜZÜNTÜ KAPINI ÇALDIĞINDA

Yazan ve Resimleyen: Eva Eland

Çeviren: Sibel Çelik

Yayınevi: Martı Çocuk Yayıncılık

Çocuklarla sağlıklı bir iletişim kurmak için çocuğun duyguları kavrayabilmesi ve hissettiği duyguları ifade edebiliyor olması çok önemli. Özellikle okulöncesi dönemde soyut kavramları zihinlerinde bir kalıba sokmaları ise çok zor. Çocukların duyguları daha iyi anlayabilmesi ve sağlıklı bir iletişim kurabilmesi için somutlaştırılması bu aşamada kullanabileceğiniz en güzel metotlardan biri.

Üzüntü adını verdiğimiz bu duygu, somutlaştırılmış yeşil bir şey olarak çocuğun hayatına hiç beklemediği bir anda geliyor. Peşinde dolaşıyor, hatta bazen o kadar büyük bir alanı kaplıyor ki, neredeyse çocuğa yer kalmıyor. Çocuk her ne kadar ondan kaçmayı, onu yok saymayı ya da saklamayı denese de üzüntü bir türlü gitmiyor. Peki, ama üzüntüyle nasıl başa çıkabilecek?

Üzüntü Kapını Çaldığında, yaşamış olduğu bir olaydan ötürü kendini üzgün hisseden, ilk başta içten içe bu duygudan kaçmaya çalışırken; onu kabullenmeyi ve bu duyguyu geldiği gibi hayatından nasıl çıkarabileceğini keşfeden bir çocuğun hikâyesi.

KURT, ÖRDEK VE FARE

Yazan: Mac Barnett

Resimleyen: Jon Klassen

Çeviren: Fatih Erdoğan

Yayınevi: Mavibulut Yayıncılık

Bahsedeceğim bu kitap, bilindik kurt hikâyelerinden biraz farklı. Neden mi? Çünkü, bir kurt tarafından mideye indirilen, ama bunu fırsat bilerek kurdun midesini kendilerine yaşam alanı yapan, reçelli ekmekle sabah kahvaltısı yapan, öğle yemekleri için kendilerine çorba hazırlayan, mutlu olduklarında müzik çalıp dans eden, canları bir şey çektiğinde kurdu kandırarak farklı yiyecekler yemesini sağlayan bir fare ve ördeğin hikâyesi de ondan!

Kurt mu? O da ne yapsın allak bullak olan midesiyle uğraşıp duruyor. ?

Kurt, Ördek ve Fare, sıra dışı eğlenceli konusuyla benim favori kitaplarımdan biri. Sizin de keyifle okuyacağınıza eminim. ?

Çocuklar İçin Hayvan Hakları – Var Olmak Haktır

Hazırlayan: Yonca Evcimik

Yayınevi: Masalperest

Hayvanların Yaşadığı zorlu koşulları değiştirmek için 1978 yılında UNESCO tarafından ilan edilen Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden oluşan Var Olmak Haktır,

Yonca Evcimik’in katkıları ve 15 farklı çizerin renkleriyle hayat verdiği harika bir kitap! Üstelik kitabın tüm telif hakları da yardıma muhtaç sokak hayvanlarının yararına kullanılacak.

Birlikte yaşadığımız bu dünyada, tüm canlıların daha iyi koşullarda yaşayabilmesi dileğiyle…

1cocuk1kitap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı