Baba adayının bebeğe hazırlık süreci

Tüm bunlar zevkli ve heyecanlı hazırlıklar, ancak anne baba adaylarının yapacağı en önemli hazırlık duygusal hazırlıktır.  Çiftlerin bebekle ilgili beklentileri, bebek geldiğinde değişecek olan hayatlarıyla, edinecekleri yeni rol tanımlarıyla, işbölümü ve sorumluluklarla ilgili yapılması gereken gerçekçi konuşmalar bebek için hazırlıkta büyük önem taşır.

Genel olarak kadınlar çocuk sahibi olma konusunda babalara kıyasla daha isteklidir. Onlar doğanın verdiği bir imtiyaza sahiplerdir ki o da annelik içgüdüsüdür. Elbette bebek için annelerin de pek çok endişesi vardır, “iyi anne olabilecek miyim, sütüm gelir mi, bebeğime iyi bakabilir miyim” gibi… Anne ne kadar endişeli olursa olsun, doğum sonrasında ne kadar şaşkın olursa olsun (çok ağır durumlar dışında) bir şekilde içgüdüsel olarak kendini “anne” hisseder ve başlar bebekle ilgilenmeye. Fakat babalar için aynı şey geçerli değil ne yazık ki. Bilimsel bir araştırmaya göre babalar, bebeğin doğumundan 6 ay gibi bir süre sonra kendilerini baba gibi hissetmeye başlıyorlar. Bu bilimsel veriyi hem babalar hem de anneler göz önünde bulundurmalılar. Babalar baba olduklarını hissedebilmek için kendilerine zaman tanımalılar; anneler ise suçlayıcı veya aşırı talepkar olmadan yavaş yavaş babaları bebekle ilgili işlere dahil etmeye çalışmalılar. Bazen yeni anneler belki de yeteri kadar güvenemedikleri için bütün işleri kendileri yapmakta ısrarcı davranabiliyorlar. Böylece baba gittikçe kendini daha fazla dışarıda hissedebiliyor. Kendini dışarıda hissettikçe bebeğe alışma ve ihtiyaçlarını karşılama süresi uzayabiliyor. Bu bir kısır döngü haline gelmeden anne babayı daha fazla sorumluluk alabilmesi için teşvik etmelidir.

Öte yandan hamilelik sırasında eşler ne kadar çok duygusal olarak hazırlanabilirlerse, annelik babalık üzerinde ne kadar düşünüp, ne kadar gerçek bir iletişim halinde olabilirlerse bebekle ilgili kendilerini o kadar rahat hissederler. Eşler öncelikle neden çocuk sahibi olmak istediklerini birbirlerine sormakla konuşmaya başlayabilirler. Bu çocuğu aynı nedenlerle mi istediklerini  tartışabilirler. Ayrıca, bebek deyince akıllarında hangi imajın oluştuğunu konuşabilirler. Akıllarında mama sandalyesinde bir bebek mi yoksa bir okul çocuğu imajı mı oluşuyor? Bazen eşlerden birinde henüz bir çocuk sahibi olmaya karar verme aşamasında bile çocukla ilgili planlar akılda oluşmuş olabiliyor. “Ata mı binse, baleye mi gitse yoksa piyano mu çalsa acaba? Hangi yuvaya, sonra da hangi özel okula gitse? Diğer eşin ise bu tip bir plan aklına bile gelmemiş olabiliyor. Eşlerin çocuklarını yetiştirme yöntemleri, vermek istedikleri değer yargıları nelerdir? İşte bu ve buna benzer soruların cevapları arasındaki uçurumlar,  hamilelik sırasında ve bebek doğduktan sonra ilişkileri olumsuz etkileyebilir.

Cevaplar tıpatıp aynı olmasa bile böyle bir iletişimle birlikte anne baba adaylarının akıllarındaki bebek ve çocuk imajları paralel bir duruma ulaşabilir. Böylece, sağlıklı ve gerçekçi bir platformda, artık “aynı çocuk” için heyecanlanmaya ve plan yapmaya başlayabilirler. Bebekleriyle sağlıklı bir iletişim kurabilmenin de adımlarını sağlam atmış olurlar.

Diğer önemli bir konu da doğum sonrasında hem annenin hem de babanın otomatik olarak yaşayacağı önemli bir duygusal durum vardır: kendi anne ve babalarıyla olan ilişkilerini düşünmek. Bebek büyüdükçe zihninin bir tarafı kendi anne ve babasının nasıl bir anne ve ya baba olduğuyla meşguldür. Konumuz baba adayları olduğuna göre baba adayları için düşünürsek, onlar sürekli bir şekilde kendi babalarıyla ilişkilerini gözden geçirirler. Tabi bu durum, babaların kendi babalarıyla ilişkilerinin niteliğiyle de doğru orantılıdır. İlişkileri iyi ise, babalığa bakış açıları veya baba olmakla ilgili duyguları daha olumlu olacaktır. Yine de “acaba ben de babam gibi iyi bir baba olabilecek miyim?” gibi bir endişeye kapılabilirler. Durum bunun tersi ise babanın kendi çocukluğunda yaşadığı olumsuz deneyimler işin içine çok fazla karışabilir. Bu meseleler üzerinde sadece düşünmek ve eşlerin karşılıklı paylaşımları bile büyük bir içgörü yaratabilir ki zaten önemli olan da budur.

Duygusal hazırlığın yanında bebek bakımıyla ilgili kurslar da önemlidir. Bu kurslar bebekli hayatın gerektirdiği sistemi iyi kurmaya yardımcı olması açısından faydalıdır. İşleri kolaylaştırır, pratik yapma şansı verir, baba adayının annenin psikolojisini anlamasına yardımcı olur, bebeğin gelişim dönemleri hakkında bilgi verir. Kursa devam edilemiyorsa kitaplardan da yararlanılabilir. Hatta en iyisi bebeklik dönemi üzerine uzmanlaşmış bir psikologdan belli aralıklarla destek almaktır.

Bihter Mutlu Gencer
Psikolog ve Özel Eğitim Uzmanı
ELELE Çocuk Genç ve Yetişkin Psikolojik Danışma Merkezi
www.elelecocukaile.com
tl: (212) 223 91 07

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu