Genel

Ayşe Kucuroğlu ile anneliğe dair: Dört çocuklu özgürlük

Dört çocuklu yaşam nasıl gidiyor?
İnanılmaz diyebilirim. Adrenalin dolu bir hayat! Sadece benim için değil, her dört çocuklu kadın için aynı şey geçerlidir bence. Fakat şanslıyım ki yorgunluğu fazla hisseden biri değilim, uykuya çok düşkün olduğumu söyleyemem. Çocuklarla birlikte çok eğlenceli, dağınık, gürültülü bir yaşamımız var. Ve açıkçası eşimi ve beni motive eden şey, bunların ta kendisi.

Bu dağınıklık ve gürültü sizi mi hiç yormuyor?
Hayır. Hayatımızın çerçevesini bu iki kelime oluşturuyor diyebilirim. Evimizdeki çok değerli eşyaların hepsini kaldırdım, dolaysıyla çocukların arkasından koşmak zorunda kalmıyorum. Dağılıyorsa dağılıyor. Gözümüz alıştı bu hale. (Gülümsüyor)

Ofiste nasılsınız?
Ofiste de tam tersiyimdir; derli toplu, düzenli…

İş ve ev dengesini nasıl kuruyorsunuz?
Evden aldığım pozitif enerjiyi işime fazlasıyla yansıtıyorum, ama işte yaşadığım olumsuzlukları işte bırakıyorum, asla eve taşımıyorum. Çocuklarımla sürekli konuşurum, onlara bir şeyler anlatırım.

Ne gibi şeyler?
Hayatın tozpembe olmadığını, çalışmak gerektiğini, her zaman her şeyin yolunda gitmeyeceğini anlatıyorum. Dolayısıyla çalışan bir anneleri olduğunun farkındalar. Sabah işe gitmek için evden çıktığımda hiçbiri arkamdan ağlamıyor. Bu da kendimi daha güçlü hissetmemi sağlıyor. Hepsi kafa çocuklar, bana çok yardımcılar.

Siz işteyken çocuklarla kim ilgileniyor?
Evimle işim birbirine çok yakın. Kahve fincanımla bir işteyim, bir evde… Bunun dışında en büyük lüksüm annemin bana çok yakın oturması. Annemin dışında evde iki tane bakıcı var. Bunlardan biri büyük çocuklarla ilgileniyor, diğeri de en küçükle. Tüm bunlara rağmen, gölgem her zaman evde, her şey kontrolümün altında. Ama öyle zamanlar oldu ki, annemin ya da dadının olmadığı zamanlar, çocuklarımı işe getirdiğimi biliyorum.

Ani bir şey olduğunda işi bırakıp, koşa koşa eve gidiyor musunuz?
Kesinlikle. Zaten gün içinde bir evdeyim, bir işte. Mutfakta çalışma saatlerimi de en küçük çocuğum Cenk’in emme saatlerine göre ayarlıyorum.

Dört çocuk sahibi olmayı bilinçli olarak mı istediniz?
Evet. Beş de olabilir. Eşim çocukları çok seviyor, büyük bir aile olmaya birlikte karar verdik.

Gerçekten beş olabilir mi?
Neden olmasın?

Siz kalabalık bir ailede büyümüşsünüz, çocuklarınız da aynı şeyi yaşasın istemişsiniz belli ki…
Çok doğru. Kardeşlerim, kuzenlerim hep birlikte büyüdük biz. Çocuklarda aynı şeyi yaşasınlar istedim. Şu hayatta onlara büyük banka hesapları bırakamayacağıma göre, bırakabileceğim en iyi şey kardeş. Bu yüzden şanslı olduklarını düşünüyorum.

Hamileliklerinizi karşılaştırdığınızda aralarında farklı ya da daha değişik olanı var mıydı?
Hepsi hemen hemen aynıydı. Hamilelik dönemi beni hiç korkutmuyor, hepsini gayet güzel geçirdim. Doğumdan sonra geçen sancılı iki aylık süreyi bile çok aklı başında geçiriyorum. Hiç depresyona girmedim mesela, aksine daha mutlu hissettim kendimi. Üstelik her hamileliğimde aldığım kilolar azaldı.

Kaçar kilo almıştınız?
30, 27, 26, 25.

Peki, aldığınız kilolar sizi rahatsız etmedi mi?
Hayır, o zamanlar kendimi daha güzel hissediyorum.

Doğumlar nasıl gerçekleşti?
Hepsi normal doğdu.  Hayatta en korktuğum şey sezaryenle doğum yapmak. Doğurduktan sonra cam silebilme gücünü kendinde hissetmek inanılmaz güzel bir şey! Bir de doğum anını canlı canlı yaşamak inanılmaz güzel bence.

Normalde kadınlar normal doğumdan korkup sezaryen olurlar, sizse sezaryenden korkuyorsunuz.
Evet. Normal doğumda ne ters gidebilir ki? Eskiden normal doğumdan başka bir şey mi vardı?

Hamileliklerinizden geriye aklınızda kalan en keyifli şey nedir?
Hepsinin hikayesi bambaşka, ama Suna ve Kemal’de aynı hastanenin aynı odasına denk geldik ve ilginçtir ki ikisi de doğduğunda televizyonda aynı film oynuyordu. Bunun dışında bütün çocuklarım akşam geç saatlerde ve doğmaları gereken haftadan bir hafta geç doğdular.

Aslında önceleri hedefiniz her çocuğunuzu başka bir şehirde doğurmakmış, öyle mi?
Evet, risk almak istemedim.

Bütün hamilelikleriniz planlı mıydı?
Evet, hepsi planlıydı. Yaş aralıklarını da özellikle 19 ya da 20 ay olarak hesapladım ki ileride yaş farkları çok olmasın. Hatta öyle ilginç ki, Suna için derin dondurucuda depoladığım anne sütünü Kemal de içti.

Dört çocuğunuzu da emzirdiniz mi?
Evet. Şu an en dört buçuk aylık olan Cenk’i sabahları ve geceleri emzirebiliyorum.

Dört çocuğa rağmen gayet fitsiniz, formunuzu nasıl koruyorsunuz?
Kendi vücudumu tanıyorum ve buna göre hareket ediyorum. Mesela tatlının süt yaptığına inanmıyorum, bu yüzden tatlıya dayanmıyorum. Bunun yerine bol su içiyorum. Bebek arabasıyla yürüyüşler yapıyorum, hatta bu yürüyüşler bir müddet sonra koşuya dönüyor. Tabii bunun için sağlam ve koruyucu bir bebek arabası olması şart. Şu an Chicco S3 ile güvenle koşuyorum. Bu yöntemle doğumdan dört buçuk ay sonra 15 kilo vermiştim. Bunun dışında, çocukları zararlı güneş ışınlarından korumak için yine Chicco 50 faktörlü güneş koruyucuyu kullanıyorum.

İlk bebeğiniz doğduğunda biraz acemilik yaşamışsınız, diğer çocuklarda öyle olmamıştır değil mi?
Çok komikti gerçekten… Suna’yı yıkamam gerekiyordu ama korkuyordum, kitap eşliğinde yıkadım. Tabii daha sonra hiç acemilik çekmedim.

Evdeki disiplini nasıl sağlıyorsunuz?
Eşimle ben pozitif disiplinden yanayız. Yani her şeyi konuşarak ve anlatarak yoluna koymaya çalışıyoruz. Söylediğimiz şeyi yapmayabilirler, ama o zaman aç ya da uykusuz kalırlar. Eşim daha disiplinlidir, ben daha rahatım. Biraz geç yatsalar benim için problem olmaz. Eşimin disiplinli olması hayatımızı kolaylaştırıyor.

Çocuklar babalarıyla nasıl vakit geçiriyorlar?
Taner çocuklarla birlikteyken çok mutlu oluyor. Birlikte müzik dinliyorlar, tabii bunu yaparken bir yandan da dans ediyorlar. Sinemaya gidiyorlar, alışveriş yapıyorlar, oyun oynuyorlar. Bütün çocuklarım oyuncaklarla oynamayı seviyor, bu yüzden sağlıklı, çocuklara zarar vermeyen oyuncaklardan alıyoruz. Bu noktada Chicco’nun oyuncakları çok işimize yarıyor.

Çocukların birbiriyle ilişkileri nasıl?
Elbette kavga ediyorlar ama biz müdahale etmeye kalktığımızda birbirlerini koruyorlar, biz resmen rezil oluyoruz. Bu yaşlarda biraz çekişmeleri çok normal tabii, ama birbirlerinden ayrı da yapamıyorlar. Özellikle banyo saatlerinde herkes birbirini yıkamak istiyor.

Aynı odada kalıyorlarmış galiba?
Evet, ben de öyle yetiştim. On tane odam da olsa yine hepsine aynı odayı veririm.

Ne zaman kendilerine ait odaları olacak?
Suna yedi yaşında şu an ve ayrı odası var. Bu düzen bir müddet böyle gidecek, daha sonra hepsi kendi yolunu bulacak. Ama yine de birbirlerine, birbirlerinin gürültülerine çok alışıklar.

Dört çocuğa rağmen kendinize vakit ayırabiliyor musunuz?
Evet, doğumdan sonra eve kapanan biri olmadım hiçbir zaman, kendimi dışarıya attım hep. Evde oturmak istesem otururdum ama bu benim tarzım olmadı. Bu yüzden şimdi kız arkadaşlarımla oturup bir kadeh şarap içme zevkine sahibim. İşe gelmek bile kendime vakit ayırmakmış gibi geliyor bana. Bunların hepsi plan ve istekle ilgili. Kendime vakit ayırdığım için daha mutlu bir kadın oluyorum. Dolayısıyla bu benim evime, çocuklarıma, işime, her şeye yansıyor.

İleride çocuklarınızdan biri sizin gibi Çin Dili ve Edebiyatı okumak isterse tepkiniz ne olur?
Ben onların önüne her türlü pencereyi açmak isterim, hangisini seçmek isterlerse onu seçebilirler. Sanatçı ya da bilgisayar mühendisi olmalarını çok isterim mesela, ama tamamen onlara kalmış. Çince de öğrenebilirler, hatta Suna öğrenmeye başladı bile.

Sizin için önemli olan Çince konuşmaları mı yoksa Doğu felsefesini benimsemeleri mi?
Doğu felsefesine inanmaları tabii. Benim gibi “DolceVita” tip olurlar mı bilmiyorum çünkü ben Çinceyi kendi gelişimim için öğrendim. Çocuklarımın da Fransızca öğreneceklerine Çince öğrenmelerini tercih ederim.

Hayatınızı “evlenmeden önce ve sonra”, “çocuklardan önce ve sonra” diye bölümlere ayrılmışsınız. Evlenmeden önceki Ayşe ile şimdiki Ayşe arasında ne gibi farklar var?
Daha önce başınabuyruk bir tiptim. Bir günde bavulumu alıp seyahatlere gittiğimi biliyorum. Ama gerçek dünyanın bu olmadığını öğrendim. Şimdiyse bir dolu planla yaşıyorum, spontane kararlar bitti. Belki de hayatın güvenli olan tarafına geçtim. Dört çocuklu özgürlük yaşıyorum artık.

Söyleşi Müge Serçek
Fotoğraf Tuna Yılmaz

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu