Haber & Röportaj

Apikopa nedir?

Donau-Lech Kampıda çok güzel, minik arkadaşlarım, koşacak  geniş çimenlikler,  mavi payk, hem de mavi bir  göl var. Hepsi ancak rüyamda bir araya gelir sanıyordum.

Bugün bizim mola günümüz. Bisiklet sürmeyeceğiz ve dinleneceğiz. Mavi göl ve park arasında mekik dokuyoruz elbette. Mavi gölün İçinde kocaman balıklar var. Onlara ekmek attım. Zaten bizi görünce hemen kıyıya geliyorlar. Ufacık ekmek parçasına onlarcası birden atlıyor.  Bayat ekmekleri bitirdikten sonra kimselerle paylaşmadığım “apikopa”larımdan ( bisküvi ) bile attım balıklara. Onlarda apikopaları çok sevdiler. Babam yaklaşan balıkların bol bol fotoğraflarını çekti. “Kartal çekmek isterken nasipte balık çekmek varmış” diye gülüştüler.

Annemle beraber yaptığımız ördeğimi bulutlu gökyüzüne doğru fırlatarak uçurdum. Kamptaki çocuklar ile oynadım. “Nayn” ve “Ya” dışında dediklerini anlamasam da çocuk dili ortak değil miydi zaten. Babam bu halimi anneme tarif etmek için iki önemli kişinin sözünü kullandı;
” Aynı dili konuşanlar değil aynı duyguları paylaşanlar anlaşır” Hz. Mevlana
“Öğrenilmesi gereken ilk dil tatlı dildir” Barış Manço.

Hava biraz açınca annem çamaşırlarını kuruttu babam bilgisayarı ile GPS ini anlaştırmak için sayısız denemelerine devam etti. Ben ise çevredeki karavanların neresinden içlerine sızar nereyi karıştırırım diye keşfe çıktım.

Sonra öğle uykusu vakti geldi. Bugün ilk kez öğle uykusuna yatmak için bu kadar direndim. Çadırın ayrı bölümüne konuluncaya kadar bin türlü cilve ve naz yaptım. İyi ki ağlayarak bir şeyler yaptırma konusundaki kozlarımı daha çok küçükken elimden almışlar bizimkiler. Yoksa kampı ayağa kaldırabilirdim. Daha çok türlü şirinlikler yaparak uyumamak için direndim. Bizimkiler uyku rutinimde kayma olacağı konusunda çok endişelendiler. Yolculuğun etkileri biraz da olsa hissediliyor sanırım. Ama yinede öğle uykusuna yattım. Bizimkiler bir kerecik de uyumasın, bir kerecikte şöyle olsun, böyle olsun demezler. Babamın çocuk gelişimi ile ilgili en beğendiği söz şu ; “Devam edebilecekseniz başlayın”

Bir çocuk uyumaz ve anne ya da baba da “aman bir seferde uyumasın, zaten iki gündür işten geç geliyorum, göremiyorum biraz oynamış olurum, zaten çok özledim” der ve uyku rutinini bozarlarsa. İşte sonun başlangıcı burasıdır. Daha 6 aylık bile olsa bebek mesajı almıştır, mızmızlanır ve ağlarsa uyku yerine oyun vardır.

Öğle uykusu hem gelişimim için çok gerekli hem de bizimkiler en çok km yi beni öğlen uykusuna yatırdıklarında yapabiliyorlar. Bir kerecikte “uyumayıversin canım” deselerdi, hem çok faydalı öğlen uykumdan olurdum hem de yolculuğumuzun devam etmesi çok zor olurdu.
Bugün öğleden sonra ufak bir kaza yaşadım. Kimsenin endişelenmemesini baştan belirterek devam edeyim ve bugün ayağımı burktuğumu ve çok ağladığımı da ekleyeyim. Şimdi çok iyiyim ama çok canım acıdı ve bizimkiler de çok korktular. Kamptaki herkes çok yardımcı oldu ve hemen gerekli tıbbi müdahaleyi yaptık. Sırasıyla buz, ayağı sabitlemek ve beni susturacak yeni ve ilginç bir şey bulmak sonrasında da sürülen kremler.
Babam bir süre sekeceğimi ama Bebek Nehir Tuna gibi sorunsuz şekilde büyüyeceğimi ve ileride beni hiç etkilemeyeceğini söyledi. Bizimkiler ayağıma bandaj taktığında önce ne olduğunu tam anlayamadım. Annem yeni bir çorap diyerek beni ikna etti. Ama neden tek ayağıma giyiyorum o zaman diye sorup durdum. “Onna onna” diye diğer ayağımı gösterdim.

Artık eskisinden daha yavaş koşabiliyorum ama keyfim yerinde ve şu anda hiç canım yanmıyor.
Yolculuğumuzdaki bu ufak olumsuzluk hiç moralimiz bozmadı. Bugün dinlendik yarın yine bisilerimizle yollarda olacağız.

“İpet Cına”
Tibet Çınar
23 TEMMUZ 2011

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu