Annen sana terlik pabuç alacak

Bugün daha erkenden uyanabildik. Mola gününün etkisi ile biraz daha iyi dinlenmiştik anlaşılan. Bizimkilerin ilk işi ayağımı kontrol etmek oldu. Her şey yolundaydı.

Tüpümüzü sallayıp yuvarlayarak içinden yumurtalarımı pişirecek kadar gaz çıkarmayı başaran annem, biten boş kutu ile azıcık bile olsun oynamama izin vermedi. Mızmızlanmam hiçbir işe yaramadı, güvenliğim daha ön planda her zaman.

Bal ve krem peynirimi alışık olduğum üzere kendim kaşıklarken, yardımsever kamp komşularımızdan kaynar su bulmuş olan babam da çay demledi ve anneme bir sürpriz yaptı.

Diş fırçamın değiştirilme vakti gelmiş. Yeni aldığımız fırçanın ambalajını heyecan içinde açtım. Benim için bu durumu daha eğlenceli hale getirmek isteyen Annem hediye paketi yapmayı da ihmal etmemişti. Kahvaltıdan sonra tadını çok sevdiğim çilekli macunum ile dişlerimi fırçaladık.

Yağmur ha yağdı ha yağacak şeklinde görünen gökyüzüne bakarak yola çıktık. Yağmur yağmadığı zamanlarda verilen molalarda bende römorkumdan inebildim. Bu molalardan birinde çok güzel bir köpek ile oyunlar oynadım. Hatta benim suratımı yaladı ve ben bunu akşama kadar taklit edip durdum.

Annemin hep tekerlemesini söylediği ve bir türlü uçarak terlik pabuç almaya hak kazanamayan uğur böceklerinden birisi beni ziyarete geldi bugün sırça köşkümde. ( Römork )
Onunla bir süre oynadık annem yine aynı tekerlemeyi söyleyerek onu yeniden gökyüzüne bıraktı. Bizimkiler özellikle börtü – böcek tabir edilen her şey ile oynamama izin veriyorlar. Babam "Doğadaki çok çok az şey evdekinden daha tehlikeli" diye anlatıyor. Bizimkiler doğa köşem için yapraklar, kozalaklar, ağaç kabukları, hayvan tüyleri toplamama ve üzeri büyüteçli inceleme kutuma da yolda bulduğumuz böcekleri, salyangozları koyup incelememe izin vererek doğa ile barışık yaşamak için ilk adımlarımı atmamı sağlamaya çalışıyorlar.

Tabi siz birde hikayenin başını dinleyin. Bebekliğimin ilk  6 ay boyunca, evimizin  kapısından giren tüpçü dahil  herkese maske dağıtan, ilk iş olarak dezenfektan ile ellerini yıkamadan beni hiç kimseye elletmeyen, ilk ay boyunca kendisi bile en fazla bir kaç kere öpen kişide yine benim babam değil miydi?

Bütün anne babalar gibi aynı evhamları, heyecanları, tereddütleri, sevinçleri yaşamışlar bizimkilerde. Yine her gün binlerce yeni "bebeveyn”in yaşadığı gibi.

Bugün Alminya da bir evin önünden geçerken gördüğümüz yüksek bir direğin üzerine hazırlanmış tabelalardan oluşan düzenleme, başka bir ailenin de tatlı bir bebek telaşı içinde olduğunu anlatıyordu bize. Bizimkiler tabeladan o kadar çok anlam çıkartılar ki. hihi
 Marion ve Micki nin yakında bir bebekleri olacak anlaşılan burası kesin.  Babam , Marion yazan taraf da ki deniz çapasını ve Micki yazan taraf da ki çiçek figürünü, anne ve  babanın mesleği olarak yorumlarken annem babanın erkek, annenin kız çocuk dilediğine yordu.
Kız yada erkek fark etmez, leylekler yakında nur topu gibi sağlıklı bir bebek getiriler umarız bu eve.

"İpet Cına"
Tibet Çınar
24 Temmuz 2011

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı