Annelik ve Hassasiyet

Anne olmak nasıl bir duygu?

Mesela benim annem gece saat kaçta yatarsa yatsın, sabahın altısında ayağa dikiliyor, kahvaltıyı hazırlıyor, evi organize ediyor… Yani insan şaşıp kalıyor; bu kadının hiç mi uykusu, ağrısı, sızısı yok… Bu kadar mı her şeyi dört dörtlük idare edilir. İşte anne olunca yorulmak nedir bilmiyorsun ve mütemadiyen sizi ayakta tutan bir şey oluyor.

Annelik sizi değiştirdi mi?

Elbette değiştirdi, mesela insanlara bakış açım tamamen değişti. Normalde de insanları kıran biri değilimdir ama bazen öyle zamanlar oluyor ki, dilin kemiği olmuyor ve kırıcı olabiliyorsun. Fakat anne olduktan sonra buna daha çok dikkat etmeye başladım, artık kimseyi kırmıyorum. Zaten hassas ve vicdanlıydım, şimdi bu duygularım daha da arttı.

Evlendikten çok kısa bir süre sonra hamile oldunuz, İdrisali planlı bir bebek miydi?

İdrisali, planlı bir bebek değildi, çok büyük bir sürprizdi bizim için…

Nasıl öğrendiniz peki?

Hamile olduğumdan şüphelenir gibi oldum, sabahın köründe kalkıp doktora gittim. Test sonuçları da öğlen üç gibi belli olacaktı. Programım başlamadan önce kuliste hazırlıklarımı yaparken, doktora telefon açtım, “Birazdan canlı yayına gireceğim, ne olur bir an önce sonuçları söyleyin” diye yalvardım. Tabii bu arada kuliste bulunan herkes telefondan gelecek haberi bekliyordu. Doktor, hamile olduğumu söyleyince hepimiz çığlık çığlığa sevindik.

Eşinize nasıl söylediniz?

Çığlıklar normale dönüp, sakinleştikten sonra Ali’yi kulise çağırdık, hamile olduğumu söyledim. Tabii inanmadı, onunla dalga geçiyorum sandı. Daha sonra çok sevindi.

Hamileliğiniz nasıl geçti?

İlk üç ay hamileliğe alışamadım. Başlarda midem çok bulandı ama genele bakıldığında çok kolay bir hamilelik geçirdim. Çok enerjiktim, hiç naz niyaz yapmadım. Bunun tamamen ruhla alakalı olduğunu düşünüyorum, siz kendinizi nasıl kodlarsanız, hayat akışınız da aynı şekilde devam ediyor. Sonuç itibariyle hamilelik bir hastalık değil, aksine çok keyifli bir süreç. Gayet enerjik, dinamik, coşkulu bir hamilelikti benimkisi…

Bu süreçte kaç kilo aldınız?

23 kilo aldım. Az önce “coşkulu” derken söylemek istediğim şey buydu aslında.

Hamileliğiniz sırasında canlı yayınlara devam ettiniz, zor olmadı mı?

36. haftaya kadar çalışmama rağmen çok zorlanmadım sadece yaz dönemi olduğu için beni biraz zorladı ama programı tamamen bitirip, doğuma kadar olan süreçte, yani evde olduğum dönemde daha çok zorlandım. Doğumdan 2,5 ay sonra tekrar çalışmaya başladım. Doğumdan sonra ekibim çok yardım etti, program öncesinde bütün hazırlıkları tam anlamıyla yapıyorlardı, bana da sadece yayını götürmek kalıyordu.

Neden?

Cuma program bitti, Cumartesi, Pazar dinlendik, Pazartesi dip köşe evi temizledik. Gerekli alışverişleri yaptık, eksikleri tamamladık, çocuğun odasını hazırladık derken yapılacak hiçbir şey kalmadı. Eee şimdi ne yapacağız moduna girdim. Bu boşluk beni bunalttı açıkçası.

Nasıl beslendiniz peki?

İlk dört ay çok fazla mide bulantısı yaşadığım için peynirli makarna ve ekmek yedim. Bu yüzden o dönemde çok kilo aldım. Daha sonra sekizinci aya kadar doktor kontrolünde rejim yaptım. Hayatımdan ekmek, şeker ve tuzu çıkarttım. Meyve yedim, süt içtim, meyveli yoğurtlarımı ve tatlımı yedim. Aslında her insanın beslenmesi gereken düzende öğünler yedim. Bu rejimin çok faydasını gördüm, eğer bu rejimi yapmasaydım hamileliğimi 40 kiloyla bitirebilirdim. Bir de daha önceden damak tadım yoktu, hamileliğim sırasında damak tadım oluştu, artık yediklerimden keyif alıyorum.

Hamilelik kurslarına gittiniz mi?

Gittim, sertifika bile aldım. Kursta şakır şakır oyuncak bebek yıkadım, ama kolaysa gel bir de gerçekte yıka! Korkudan ilk 20 gün İdrisali’yi yıkayamadım bile… Hemen annemi çağırdım yardım etmesi için.

Doğum nasıl geçti?

Normal doğum yapmak istiyordum hatta çok dirayetliydim, 15 saat sancı çektim, ama daha sonra oksijen problemi yaşadım. Bu yüzden epidural sezaryene karar verdik. Şimdi düşünüyorum da, artık bunların hiç önemi yok. Bebeğin kucağına geliyor, onu görüyorsun ve hissediyorsun ya hani, bütün yaşadıklarını unutturuyor.

Eşiniz doğuma girdi mi?

Hayır girmedi, en yakın arkadaşım İdil Yörük yanımdaydı.

İlk günlerde sizi en çok zorlayan ne oldu?

İlk bir hafta çok zorlansam da en zor geçen günümüz, hastaneden eve geldiğimiz gündü. O gün İdrisali susmadı, sürekli ağladı… O gün perişan bir haldeydim; dikişlerim acıyordu, çok yorgundum, uykusuzdum ve sürekli ağlayan bir bebek vardı. Hemen annemi çağırdım. Annem geldi, o bebeğe bir dokundu, bebek bir melaikeye döndü. İki ay boyunca annem yanımdaydı.

Lohusalık yaşadınız mı?

Çok fazla yaşadım diyemem, bir hafta yaşamışımdır en fazla.

Emziriyor musunuz?

Altı ay emzirebildim. Altıncı ayda İdrisali hastalandı ve kendiliğinden kesildi. Bir süre sütümü sağdım ama daha sonra sütüm bitti.

Şu an kim bakıyor?

Ben, annem ve evdeki yardımcımız, hep birlikte bakıyoruz. Bir çocuk dünyaya geldikten sonra bir şekilde büyüyor. Allah ona öyle bir gelişim vermiş ki, siz sadece onu besliyorsunuz. Bebek kendini ne zaman hazır hissediyorsa, o zaman bir şeyler öğrenmeye başlıyor. İdrisali için şu dönem ne öğretebilirim ve ona nasıl davranabilirim, bunun derdindeyim.

Bunun için neler yapıyorsunuz?

Bu ay itibariyle pedagoga gitmeye başlayacağım. Yaşı itibariyle ona neler verebilirim, nasıl davranmam gerekir, onu öğrenmek istiyorum.

Doğumdan sonra 23 kiloyu nasıl verdiniz?

Haftanın dört günü çok ciddi bir şekilde pilates yapıyorum. Bunun dışında geçtiğimiz ay sıkı bir rejim yaptım ve dört kilo verdim. Hayatımdan makarna ve pilavı çıkardım, çok canım istediğinde nadiren yiyorum. Tuz ve şeker tüketmiyorum, kola da içmiyorum. Tabii kilo verirken, vücudunuzdaki kas yapınız da çok önemli. Mesela sezaryenden sonra doktorum, “Bir gram yağın yoktu tebrik ederim” dedi. Sıkılaşmış bir vücut ve yağ oranı az bir vücuda sahip olmak çok önemli.

İdrisali ismine nasıl karar verdiniz?

İdris, kayınpederimin Ali de eşimin adı. Ali ismini ben istedim, İdris adını da eşim istedi. Şu an bu isme o kadar alıştım ki, şu an başka bir isim olmazmış gibi geliyor.

Gözlerin maviliği hangi taraftan geliyor?

İki dedenin de gözleri mavi.

İkinci çocuğu düşünüyor musunuz?

Ali’ye kalsa hemen ikinci ve üçüncü çocuğu istiyor. 40 yaşına kadar evlenmekten ve çocuk sahibi olmaktan kaçan adam, evlendikten sonra “Hadi kalabalık bir aile olalım” demeye başladı. Bir kızımız olsun çok istiyor. Ben de ikinci bebeği isterim ama şimdi değil. Aynı deli cesaretini hemen gösteremem.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı