Akupunktur ve hamilelik

Bir kadının ömründe yaşadığı en özel, en güzel, en zorlu ve belki de en kutsal dönemi hamilelik. Bu dönemdeki kadın, birtakım zorluklarla karşılaşıyor. Sabahları bulantı, kusma, migren, sırt, bel ağrılarına, kabızlıktan, ruhsal dalgalanmalara varıncaya kadar çeşitli olumsuz durumlar oluşabiliyor. Elbette bu gibi durumlarda ilaç kullanmadan idare edebilmek en ideali. Çünkü ilaçlar teratojenik etkileri dolayısıyla, fetusa (anne karnındaki yavru) zarar vererek kusurlu organ oluşumuna sebebiyet veriyor. Fakat çaresiz kalındığında ilaç kaçınılmaz olabilir. İşte tam bu noktada akupunktur devreye giriyor. Akupunktur ve Medikal Estetik Uzmanı Dr. Hikmet Gülaçtı şöyle diyor:
“Yapılan çalışmalar göstermiştir ki; akupunkturla bütün olumsuzlukları ve rahatsızlıkları iyileştirilebilmektedir. Böylece anne adayı doğacak bebeğine zarar vermeden akupunktur tedavisi yaptırarak bu dönemdeki mevcut sıkıntılarından kurtuluyor.”

 

Akupunktur uygulaması sadece hamilelikle sınırlı kalmıyor, doğum sonrası verilmesi
gereken kiloların kaybı sırasında etkilerini gösteriyor. Yeni anne  hamilelik sırasında aldığı kilolar yüzünden deforme olmuş vücudunu eski haline rahatlıkla dönebiliyor. Akupunktur ve Medikal Estetik Uzmanı Dr. Hikmet Gülaçtı şunları söylüyor:

“Zayıflama periyodu emzirme döneminin başında olabildiği gibi sonunda da başlayabilir. Yapılması gereken eksik beslenme değil, doğru, kaliteli, besin değeri yüksek, fakat enerji-kalori değeri düşük beslenmektir. Akupunkturla desteklenen iyi düzenlenmiş bir beslenme planı ile süt üretimi engellenmeden, kısıtlanmadan alınmış kilolardan kurtulma şansı yüksek. Akupunktur hem vücut sistemlerini normale döndürürken (ki asıl görevi budur), hem de açlık ve iştah duygularını kontrol ediyor. Üretimini sağladığı mutluluk hormonu sayesinde de annenin ruhsal durumunu iyileştiriyor.”
      
Neler yapılabilir?

Akupunktur ve Medikal Estetik Uzmanı Dr. Hikmet Gülaçtı şunları tavsiye ediyor:

• Yaklaşık 57 yıldır neredeyse bütün dünyada uygulanan ve doğru ellerde olduktan sonra zararsızlığı kanıtlanmış olan Fransız tedavi yöntemi “Mezoterapi”;  hem selülit hem de bölgesel zayıflamada hala en etkili tedavi yöntemi olarak karşımızda duruyor. Uzmanın vereceği karara göre haftada bir ya da iki kez uygulanabilen Mezoterapi 12 seanslık bir kürün sonunda çok başarılı sonuçlar doğuruyor. Özellikle sinerji yaratarak Mezoterapi’nin etkisini artıran “Vantuz Yöntemi” (bardak çekme, cupping) ile birlikte uygulanırsa çok daha etkili oluyor.
 
• Vantuz tedavisi geleneksel Çin Tıbbı’ nın en önemli komponentlerinden birisi ve Mezoterapi’den önce uygulanıyor. Vantuz Tedavisi, bir taraftan lenfatik dolaşımı artırırken (ki bu toksin atılımı demektir), diğer taraftan bölgeye gelen kan akımını hızlandırıyor. Kanın yeterli miktarda geldiği her vücut bölgesinde sağlık kalitesinde artış sağlıyor. Böylece Vantuz tedavisi ve Mezoterapi kombinasyonu ile cerrahi bir işleme gerek kalmadan deforme olmuş vücut, selülitlerinden arınıyor ve yağ hücrelerinin bozuk olan yapısının düzelmesi ile inceliyor. Aynı zamanda forma giriyor, sıkılaşıyor ve çok sıkıntı veren kol sarkmalarının giderilmesi ile yavaş yavaş eski hatlarına kavuşuyor.
 
• Aşırı kilo alımına bağlı özellikle karın bölgesinde oluşan sarkmalara karşı, son zaman-
larda değeri yeniden anlaşılan ve hak ettiği yeri tekrar bulan “Elektrolipoliz Tedavisi” uygulanıyor. Çin asıllı Fransız Dang Vu Yen’in sistematize ettiği bu yöntemde, sarkmalara neden olan yağların bulunduğu bölgeye çok ince, özel iğneler batırılıp ve düşük frekanslı akım veriliyor, İğneler arasında oluşan elektron akımı, Beta endorfin denilen maddelerin açığa çıkmasına yol açıyor ve bu maddelerin lipoliz yani yağ erimesi yaparak, bu yağ dokusunda küçülmeye dolayısıyla sarkmaların ortadan kalkmasına vesile oluyor.
        
• Hamilelik sırasında bütün kadınların korkulu rüyası karın çatlaklarıdır. Maalesef eskimiş çatlaklara (yani sedef rengini almış), yapılabilecek çok fazla bir şey yoktur, ama hamilelik sonrasında henüz çatlaklar kırmızı iken nispeten iyileştirebilme şansı vardır. Rengi kırmızı, pembe olan çatlaklara öncelikle “Mikrodermabrazyon” denilen kontrollü soyma işlemi uygulanıyor. Arkasından “Antioksidatif Mezoterapi ve Carbossiterapi” yapılıyor. “Mezoterapi” ile cilt vitamin ve mineral açısından beslenirken, “Carbossiterapi” sayesinde çatlakların bulunduğu bölgeye oksijen ve kan akımı sağlanıyor. Böylece çatlaklar çeşitli seviyelerde iyileşmeler gösteriyor.
 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı