Açelya Akkoyun’la anneliğe dair: Her sabah gülücüklerle uyanıyor!

Neler yapıyorsunuz, nasıl geçiyor günleriniz?
5 Mart’ta “Stüdyo Açelya Akkoyun”u açtım. Stüdyoda insanın kendini geliştirmesiyle alakalı her şey var; yaşam koçluğundan drama derslerine, pilatesten yogaya kadar birçok konuda eğitim alınabiliyor. Bunun yanı sıra kişisel gelişim seminerleri veriyoruz. Amacımız bireyin kendini mutlu etmesini sağlamak. Bunun dışında yeni sezon için birkaç televizyon programı teklifini değerlendiriyorum, kızım Alya Deniz’i büyütüyorum.

Ayla kaç aylık oldu?
15 aylık.

Annelik nasıl gidiyor?
Gayet güzel gidiyor, neşeli ve çok mutlu günler geçiriyoruz. Rahat bir anne olduğuma inanıyorum. Alya’yla babası geziyorlar dolaşıyorlar. Yemeğini bir öğün az yerse çok takmıyorum, çünkü anne sütü içtiği için içim rahat.

Emziriyor musunuz?
Evet, Alya hâlâ emiyor ve iki yaşına gelene kadar emzirmeye devam etmek istiyorum. Çünkü emzirmenin çok faydalı olduğuna inanıyorum. Tüm hamileliğimi bu inancı kendime yükleyerek geçirdim. Bu yüzden sütüm çok bol oldu, Alya emdikçe daha da çoğaldı.

Geceleri de emziriyor musunuz?
Evet, her gece iki ila dört kez kalkıp emziriyorum. Bu sıklık her gün değişiyor.

Zor olmuyor mu?
Alıştım artık, olmuyor.

Hamile olduğunuz dönemde çalıştınız mı?
O dönemde bir kitap hazırladım, henüz yayınlanmadı ama en uygun zamanda basılacaktır. Bunun dışında çalışmadım. Birçok televizyon programı teklifi geldi ama istemedim.

Ne kadar kilo aldınız?
Hamileliğim boyunca 15 kilo aldım, fakat asıl kiloyu doğum sonrasında sütüm olsun diye yediklerimden aldım. Ama hiç kafaya takmadım, yeter ki sütüm olsun. Şimdi vermeye başladım, çoğu gitti birkaç bir şey kaldı. Onlar da zamanla gidecektir. Kilo vermek için Yasemin Soysal’ın “Tek Şişman Beyniniz” kitabından yararlandım; insanın düşünce sistemini değiştiriyor.

Bebeği olan çiftlerin hayatları bir anda değişir ve bebeğe endeksli yaşamaya başlarlar. Sizin de öyle mi oldu?
Biz orta yolu bulduk. Tamamen bebeğe bağımlı yaşamıyoruz ya da küçücük bebeği kendimize uydurmaya çalışmıyoruz. Alya’nın hayatını yaşamak bize ayrıca bir keyif veriyor, çünkü biz bu yaşımıza kadar çok güzel yaşadık, birlikte çok güzel vakit geçirdik. Bu yüzden de çiftlere öncelikle beraberliklerinin tadını çıkarmalarını tavsiye ediyorum.

Alya sürpriz bir bebekti değil mi?
Evet, ama iyi ki de olmuş, hayatımın en güzel sürprizi… Kızıma aşığım, hayatta her şeyi onun için yapıyorum.

Hamile olduğunuzu nasıl öğrendiniz peki?
Şans eseri öğrendim, bir gecikmem olmamıştı. Periyodik jinekolojik muayeneme gittim. Bir şey gözükmedi ama doktorum yine de kan testi yapmak istedi. Kabul ettim fakat bir yandan da diyorum ki “Anne olan hisseder, kesinlikle hamile değilimdir.” Bir süre sonra hemşire test sonucunun pozitif olduğunu söyleyince şok oldum, ağlaya ağlaya eşimi aradım. O da bana “Niye ağlıyorsun deli kız, bu başımıza gelen en güzel şey, ağlama!” dedi.

Hamileliğiniz nasıl geçti?
Çok güzel ve keyifliydi, bir kere bile kusmadım. Hatta dört aylık hamileyken arabayla Avrupa’yı gezdik, hiç sıkıntım olmadı. Ben şuna inanıyorum: Nasıl böbreğimiz düşmüyorsa, o bebek de bize yapıştıysa düşmez. Alya dört aylıkken de ailece Amerika’ya gittik. Tabii buradaki en büyük avantajım emziriyor olmamdı.

Nasıl yani?
Mama derdiyle uğraşmadım. Seyahatimiz sırasında Alya’nın karnı acıkır acıkmaz emzirmeye başlıyordum. Çok büyük rahatlıktı.

Rahat ebeveynler misiniz?
Duruma göre değişiyor. Mesela bazı arkadaşlarımız bizi çok pimpirikli buluyor. Alya’nın doğumu domuz gribinin en yoğun olduğu döneme denk geldi. Bu yüzden çok panik yaşadık, insanların Alya’ya fazla dokunmamasını sağlamaya çalıştık. Bu hareketimden dolayı hiç pişman değilim ama. Yine doğum yapsam, yine bebeğime fazla dokunsunlar istemem.

Bebekten sonra evliliklerin farklı bir boyuta geçtiği söylenir, sizde de böyle bir durum oldu mu?
Oldu tabii, ama olumsuz anlamda değil. Bizimkisi daha da güzel bir yöne doğru ilerledi. Çünkü Alya’yla birlikte benim ve Enis’in kanı birbirine karışmış oldu. Kan kardeş olduk artık… Alya ile aşkımızı perçinledik. Artık birbirimizin gözlerine daha sevgi dolu ve şefkatli bakıyoruz.

Lohusalık döneminiz nasıl geçti?
40 gün boyunca ağladım! Çok hassaslaştım. Televizyon izleyemez hale gelmiştim; şehit haberlerini falan görünce kendimi toparlayamıyordum. Duygusal müziklere bile dayanamıyordum. Lohusa kadınlara bol bol ağlamalarını tavsiye ediyorum, içinizi döküp rahatlamış oluyorsunuz.

Alya Deniz nasıl bir çocuk?
Alya çok sakin, uysal ve güler yüzlü bir çocuk. Her sabah gülücüklerle uyanıyor, sevildiğini biliyor. Söylemeye dahi çekiniyorum ama bugüne kadar hiç hastalanmadı. Diş çıkarırken bile ne ateşlendi ne de mızmızlandı. Tüm bunların anne sütünden kaynaklandığına inanıyorum.

Alya ile ilgili ne gibi hayalleriniz var?
Mutlu olsun yeter. İnsani ahlak kuralları içinde istediği her şeyi yapabilir. Benim için günümüzde geçerliliği kalmamış geleneklerin önemi yok. Kendini benim yanımda nasıl rahat hissediyorsa öyle davransın. Ama çok beğendiğim ve uygulamaktan mutluluk duyacağım geleneklerimiz de var: Evlenirken kınasını mutlaka yakarım! Gelenekçiyim fakat gereksiz yere çocuğumun üstünde baskı kurmam. Alya’yı üç yaşına gelir gelmez oyun gruplarına göndereceğim. Kendi yaş grubuyla oynamak, vakit geçirmek varken neden kendiden büyük insanlarla oynamak zorunda kalsın ki… Ona en çok yarayacak şey kendi yaş grubu olacak. Alya bir birey olduğu için kararlarına çok saygı göstereceğim.

Siz Alya’yı kime benzetiyorsunuz?
Herkes benim fotokopim olduğunu söylüyor ama ben babasına benzetiyorum. Zaten Enis’le ben de birbirine çok benzeyen bir çiftiz.

Sizin gibi gamzesi var mı?
Benimkinden biraz daha küçük ama var. Her yeri benden kat kat güzel.

Enis Bey nasıl bir baba oldu?
Anne zaten bebeğiyle ilgilenmek durumunda, fakat babanın bebeğiyle kurduğu ilişki bebeğin gelişimi için çok önemli. Enis, Alya ile çok ilgileniyor, her şeyini Alya’ya göre planlıyor, kendinden önce Alya’yı düşünüyor.

İkinci çocuğu düşünüyor musunuz?
Emin değiliz. Ben istiyorum aslında ama Enis “Ben daha karıma doyamadım” diyor. Bir de, bir birey için bir birey daha dünyaya getirmek ne kadar doğru diye konuşuyoruz.

Biraz da Alya’nın isminden bahsedelim isterseniz?
Aslında önce Deniz koyacaktık, hamileliğim boyunca “Deniz Bebek geliyor!” dedik. Fakat sonlara doğru Alya ismini de çok sevdik. Zaten Açelya’nın kızı olsa olsa Alya olur. Deniz ismi de babasının ismiyle uyumlu.

Alya’ya bu yaz tatil yaptınız mı?
Evet, bir hafta Antalya’ya gittik ve Alya inanılmaz eğlendi. Önümüzdeki günlerde de yurt dışına çıkacağız. Alya yanımda olduğu sürece her yere giderim.

Söyleşi Müge Serçek
Fotoğraf Zerin Kültüral

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı