Özel çocuklar ve anneleri
Geçen hafta Ebebek Çamlıca’da gerçekleştirdiğimiz “Engelli Bir Çocuğu Büyütürken…” seminerini bir türlü yazmaya fırsat bulamadım. Oysa ki ne çok şey öğrendim, o gün. Bebeklerimizin uyumamasının, iştahsız olmasının; çocuklarımızın gideceği okul seçiminin, yaz okulu tercihinin ne kadar önemsiz olduğunu öğrendim.
Özel çocuklarını büyüten annelerin her gün bir mucizeyi gerçekleştirdiklerini gördüm. Takdir ettim, hayran oldum.
Giderek duyarsızlaştığımız şu günlerde en azından bu çocukların sorunlarına karşı duyarlı olmamız gerekiyor. O gün konuşulduğunda öğrenip hayretler içinde kaldığımız bazı noktaları sizlerle paylaşmak isterim. Öncelikle seminerimizin konuşmacılarında olan Dağhan’ın annesi, CNN Turk spikeri Özge Uzun’un söylediklerine dikkat etmekte fayda var:
Giderek duyarsızlaştığımız şu günlerde en azından bu çocukların sorunlarına karşı duyarlı olmamız gerekiyor. O gün konuşulduğunda öğrenip hayretler içinde kaldığımız bazı noktaları sizlerle paylaşmak isterim. Öncelikle seminerimizin konuşmacılarında olan Dağhan’ın annesi, CNN Turk spikeri Özge Uzun’un söylediklerine dikkat etmekte fayda var:
“Engelli", "Sakat", "Özürlü" sıfatlarını kullanmamalıyız. Değiştirmeye önce sözlerden başlanmalı, sıfatları değiştirmeden yapı ve zihniyeti değiştiremiyoruz çünkü. Ve inanın o “Özel Gereksinimli Bireyler” de bu sıfatlardan hoşlanmıyor. O özel çocukların birçoğu annelerine ve öğretmenlerine, “Engelli ne demek? Ben engelli miyim? Niye bana öyle diyorlar?” sorularını sıkça soruyor. Bu sebeple “Engelli” değil Özel Gereksinimli Birey" demek gerekiyor.
Sadece Özge Uzun değil özel gereksinimli çocuğu olan tüm anneler aynı fikirde. Kesinlikle katılıyorum. Bugünden itibaren bu özel çocukları anlatırken “Özel Gereksinimli Birey” şeklinde tanımlayacağım.
Kızım okula başlarken hangi okulu seçeceğim diye çok dertlenmiştim. Anladım ki benimki dert değilmiş. Özel gereksinimli çocuk sahibi olan annelerin okul bulması çok ama çok zormuş. Yine izninizle Özge Uzun’un anlatımıyla bu durumu paylaşmak isterim:
“Yaşları küçükken bakımları ve toplum içinde yaşamaları daha kolay olan meleklerimiz, en büyük sıkıntıyı okul zamanı geldiğinde yaşıyorlar. Öğretmenler, -çoğu zaman nasıl davranacaklarını bilmediklerinden- sınıflarında istemeyebiliyor bu çocukları. Şimdi birçok öğretmen buna tepki mesajı yazacaktır. Zaten sözüm o meleklere sahip çıkan, veliler karşısında dimdik duran, öğrencilerine farklı olmanın ne kadar özel olduğunu anlatan öğretmenlerimiz için değil. Ama maalesef, o kadar çok örnek var ki bu konuda. Eminim bir çok öğretmenimiz de şahit olmuştur buna. Sınıfın not ortalamasını düşürdüğü, çocuklarının psikolojisi bozulduğu gibi gerekçelerle “Özel Gereksinimli” öğrenciyi istemeyen birçok veli de var.
Kendinizi bir an o annelerin yerine koyun. Çocuğunuzu okula gönderebilmenin ne kadar zor olduğunu anlayabildiniz mi? Ben o gün taa içimde hissettim. Allah yardımcıları olsun.
Çocukların da annelerin de çok sorunu var. O gün çok konuştuk. Özel Eğitim uzmanı sevgili Aylin Atasagun vesilesiyle bir araya gelmiştik. Tekrar buluşacağız. Sorunlara birlikte çözüm bulmaya çalışacağız. Başarabilir miyiz? Bilmiyorum. Ama çok da umutsuz değilim. Bir tek annenin gücü karşısında bile her zaman saygıyla eğilirim. Onlarca, yüzlerce, binlerce anne bir araya gelince aşılmayacak sorun yoktur. Buna tüm kalbimle inanırım.
İyi haftalar,
Yorumlar
Bu içerik hakkında hiç yorum yapılmamış.Sizde Yorum Yapın!
Yorum yazabilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir.Üye girişi yapın veya kayıt olun.

Editörün Son Yazıları
Anne olmak güzel şey! (11.05 2012)
Çocuklarla her özel gün bir başka kutlanıyor. Doğum günlerini de, anneler gününü de, yeni yılı da anlamlı kılan çocuklar aslında… Kızım ve arkadaşları sayesinde anne olmanın ve anneliğin ne kadar güzel ve özel bir şey olduğunu bugün bir kez daha anladım. DevamıZamane çocuklarından inciler (27.04 2012)
Yeni nesil çocukların ne çok cevheri varmış. Çok güzel anekdotlar geldi. Hoşuma gidenlerden bazılarını sizlerle paylaşıyorum. Tahmin ederim ki sizin de yüzünüzde bir tebessüm oluşacak. Çok yaşasın çocuklarımız, iyi ki varlar! DevamıZamane çocukları çok bilmiş! (16.04 2012)
İpek’in verdiği bir yanıt üzerine aklıma birkaç sene evvel yazdığım bir yazı geldi. “Anne – çocuk diyalogları” adlı bu yazıda zamane çocuklarının anne-babalarını şaşırtan cevaplarını yazmıştım. Bugün o yazıdan alıntılar yapacağım. Sizin de paylaşmak istediğiniz anne-çocuk diyalogları varsa gönderirseniz sevinirim. DevamıBizim Küçük Şampiyonlar (06.04 2012)
Bir bebek iki yaşına gelene dek yaklaşık 28 kilometre emekler, 900 kilometre yürür ve 5.760 kez düşer. Bunu kuş uçuşu uzaklıklara vuracak olursak bebeğin 2 yılda yaptığı yol Ankara ve Bingöl arasındaki mesafeye eşittir. İnanılmaz değil mi? Evlerimizde küçük şampiyonlar varmış da haberimiz yokmuş! DevamıKontrol sende mi? (02.04 2012)
Ülkemizde her yıl 1.481.000 bebek doğuyor. Nüfusumuz hızla artıyor. Bu açıdan bakınca nüfusumuz genç olması ile övünmek mümkün. Hatta bu kadar yeterli değil, herkes daha çok yapmalı diye de düşünebilirsiniz. Tabii eğer nitelik değil niceliğe önem veriyorsanız bu söylediklerim geçerli. DevamıAramıza Katılın


