Mesafe tanımayan dostluklar
Bu devirde sırtı yaslayacak arkadaş bulmak kolay değil, elbette. Ben bu konuda şanslı olanlardanım. Liseden, mahalleden, üniversiteden, iş yerlerimden edindiğim arkadaşlarım, dostlarım var.
“Eski Türklerde askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kayaya veya taşa vererek ok atarlarmış. Atalarımız genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırta dayanan nesne genelde bir taş veya kaya olurmuş, yıllar sonra bu sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ dan ARKADAŞ şeklinde dilimize yerleşmiş ve bugün bile güvenebileceğimiz bizi arkadan vurmayacak olan samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir.”
Bir dönem internette dolaşan bu anekdotu çok severim. Arkadaşı en güzel şekilde anlattığımı düşünürüm. Bu devirde sırtı yaslayacak arkadaş bulmak kolay değil, elbette. Ben bu konuda şanslı olanlardanım. Liseden, mahalleden, üniversiteden, iş yerlerimden edindiğim arkadaşlarım, dostlarım var. Annem, “Allah iyi arkadaşlara düşürsün” diye çok dua etmiştir. Cidden sağlam dua etmiş :) Şimdi ben de kendi kızım ve oğlum için aynı duayı ediyorum. Arkadaş gerçekten başka bir şey. Üstelik gerçek dostluk arasına mesafeler girmiyor. Tecrübe ile sabit. Liseden bir arkadaşım Amerika’da, biri Avustralya’da yaşıyorlar. İrtibatımız hiç kopmadı. Aksine gurbette olmaları sebebiyle daha çok görüşüyoruz. Öyle ki Avustralya’daki Yeşim, İstanbul’daki Gözde’ye benimle ilgili haberleri geçiyor :) Her İstanbul’a geldiklerinde kaldığımız yerden devam ediyoruz. Sanki daha dün birbirimizi görmüşüz gibi…
Eskiden arkadaşlarımın uzağa gideceği fikri beni korkuturdu. Hiç istemezdim gitmelerini… Onlar da annelerine söyler gibi zorlanırdı, bana söylerken… Öyle korkutmuştum onları! Elbette hala hiçbir arkadaşımın uzaklara gitmesini istemiyorum. Gurbette olanların dönmelerini dört gözle bekliyorum. Ama dostluğun arasına mesafe girmeyeceğini anladım. Oğlumun doğum gününde ilk arayan Yeşim oluyorsa, biz onun keyfi yerine gelsin diye Avustralya’ya çiçek gönderiyorsak, Amerika ve Avustralya arasında gün farkı olmasına rağmen konuşmayı başarıyorlarsa mesafe falan lafta kalıyor. Şimdi bir yine liseden bir başka arkadaşım Kanada’ya gidiyor. Geride kalan birkaç kişi yine burulduk, üzüldük. O da üzüldü, biliyorum. Ama bir şey daha biliyorum. Gerçek dostluklar zamana da, uzaklığa da yenilmiyor. Ona ve ailesine orada mutluluklar diliyorum. Her şeyin çok güzel olacağına inancım sonsuz. Hem skype ve facebook sağ olsun diyorum :)
Arkadaşım gideceği için bugün duygusala bağladım. Uzakta da olsalar, yakında da olsalar bugün arkadaşlarınıza en azından bir “alo” deyin, bir küçük sürpriz yapın. Klasik sözdür, bilirsiniz ama ben de tekrar edeyim: Kardeşini seçemezsin ama arkadaşını seçersin.
25 senelik arkadaşlarım var benim. Kardeşim gibiler. İpek’in de hep doğru arkadaşlar seçmesini diliyorum. Anaokulundan beri ( aslında sadece 2 senedir elbette :) ) çok güzel bir arkadaş grubu var. Ben de anneleriyle arkadaş oldum. Uzun yıllar kopmadan, hep güzel anıları paylaşarak ömür boyu birlikte olsunlar, biz anneler de birlikte olalım :)
İyi haftalar
Yorumlar
Bu içerik hakkında hiç yorum yapılmamış.Sizde Yorum Yapın!
Yorum yazabilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir.Üye girişi yapın veya kayıt olun.

Editörün Son Yazıları
Özel çocuklar ve anneleri (21.05 2012)
Geçen hafta Ebebek Çamlıca’da gerçekleştirdiğimiz “Engelli Bir Çocuğu Büyütürken…” seminerini bir türlü yazmaya fırsat bulamadım. Oysa ki ne çok şey öğrendim, o gün. Bebeklerimizin uyumamasının, iştahsız olmasının; çocuklarımızın gideceği okul seçiminin, yaz okulu tercihinin ne kadar önemsiz olduğunu öğrendim. DevamıAnne olmak güzel şey! (11.05 2012)
Çocuklarla her özel gün bir başka kutlanıyor. Doğum günlerini de, anneler gününü de, yeni yılı da anlamlı kılan çocuklar aslında… Kızım ve arkadaşları sayesinde anne olmanın ve anneliğin ne kadar güzel ve özel bir şey olduğunu bugün bir kez daha anladım. DevamıZamane çocuklarından inciler (27.04 2012)
Yeni nesil çocukların ne çok cevheri varmış. Çok güzel anekdotlar geldi. Hoşuma gidenlerden bazılarını sizlerle paylaşıyorum. Tahmin ederim ki sizin de yüzünüzde bir tebessüm oluşacak. Çok yaşasın çocuklarımız, iyi ki varlar! DevamıZamane çocukları çok bilmiş! (16.04 2012)
İpek’in verdiği bir yanıt üzerine aklıma birkaç sene evvel yazdığım bir yazı geldi. “Anne – çocuk diyalogları” adlı bu yazıda zamane çocuklarının anne-babalarını şaşırtan cevaplarını yazmıştım. Bugün o yazıdan alıntılar yapacağım. Sizin de paylaşmak istediğiniz anne-çocuk diyalogları varsa gönderirseniz sevinirim. DevamıBizim Küçük Şampiyonlar (06.04 2012)
Bir bebek iki yaşına gelene dek yaklaşık 28 kilometre emekler, 900 kilometre yürür ve 5.760 kez düşer. Bunu kuş uçuşu uzaklıklara vuracak olursak bebeğin 2 yılda yaptığı yol Ankara ve Bingöl arasındaki mesafeye eşittir. İnanılmaz değil mi? Evlerimizde küçük şampiyonlar varmış da haberimiz yokmuş! DevamıAramıza Katılın


