Bebek Ekle

Eğlenilecek kadınla evlenin - Derya Coşkundeniz

Nam-ı diğer “aşk doktoru” Mehmet Coşkundeniz ve eşi Derya Cokundeniz’in sımsıcak evlerine konuk olduk bu ay. Elbette, ikizli hayatın zorlukları ve güzelliklerinin yanında aşka dair çok güzel mesajların dile getirildiği bir sohbet oldu.

Röportaj: Müge Serçek Biroğlu
Fotoğraflar: Tuna Yılmaz


Çocuklu yaşam nasıl gidiyor?

Derya Coşkundeniz: Zor gidiyor. Eskisi gibi değil hiçbir şey. Eskiden istediğimiz saatte kalkıp, yatıp, film izleyip, kitap okuyup, sosyal hayatımıza vakit ayırırken şimdi her şey çocukların uyku saatlerine, beslenme düzenlerine göre ayarlanıyor. Bir anlamda kısıtlandık.

Mehmet Coşkundeniz: Ben günün büyük bir kısmında işte olduğum için anneleri daha çok ilgileniyor. Bizim en büyük probleminiz uyku. Her sabah saat sekizde uyanıyorlar. Mesela dün gece iki buçuk gibi eve geldim. O saate kadar gazetedeydim. Buna rağmen yine kızlarla birlikte saat sekizde uyandım. Yılbaşında
 
da akşam dışarı çıktık ama yeni yıla girmeden evimize döndük, çocukları uyutup televizyon karşısında yeni yıla girdik. Ama tüm bunlar bir tercih meselesi, biz çocuklu yaşamı tercih edenlerdeniz.

Hamile olduğunuzu nasıl öğrendiniz?

Derya C.: Mehmet flört ederken bana “Keşke ikizlerimiz olsa!” derdi. Ben de ikiz büyütmenin çok zor olduğunu bildiğim için ona kızardım. Doktora gittiğimizde ve bize ikizlerimizin olacağını söylediğinde bir an için Mehmet ve doktorun iş birliği yaptığını düşündüm. Bu kadar tesadüf olamazdı.

Ailede ikiz var mı?

Derya C.: Evet, Mehmet’in halaları tek yumurta ikizi. Yine de ikizlerimizin olacağına hiç ihtimal vermezdim.

Daha sonra ne oldu?

Derya C.: Sonrasında her şeyi çifter çifter düşünmeye başladık. En büyük korkum, ikizlerim olduğunda birini diğerinden fazla sever miyim düşüncesiydi. Ama ne zaman ki doğumda ikisini birden gördüm, bu soru işareti kendiliğinden gitti. İkiz sevgisi çok farklı bir sevgi, ikisi de birbirinden kıymetli, onları ayırmak mümkün değil.

İkisine aynı anda bakma fikri sizi korkutmadı mı?

Derya C.: Etrafımdakiler zor olacağını söylüyorlardı. Benim tavrım, “Aman ne olacak, ikisi birden büyür işte!” şeklindeydi, ama öyle olmadığını gördüm. (Gülümsüyor.)

Mehmet C.: Ben ikizimiz olsun, üstelik kız olsun çok istiyordum. Ne zaman çocuk sahibi olacağımıza birlikte karar verdik, planlıydı yani. Dolayısıyla çocuk sahibi olduktan sonra acaba erken mi davrandık gibi tereddütler yaşamadık. İkiz olmaları büyük sürpriz oldu tabii.

Hamileliğiniz nasıl geçti?

Derya C.: Hamileliğim güzel geçti aslında, ama tez canlı biri olduğum için yerimde duramadım. Otuz birinci haftada erken doğum riskiyle hastaneye yattım. Doğum başlamıştı, sancılarım vardı ama ben hâlâ nefes alamadığım için mi sancılarım oluyor acaba diye düşünüyordum. Bir hafta hastanede kaldım. Otuz yedinci haftaya kadar sabrettiler. Son aya girdiğimde gerçekten zor olduğunu anladım. O zamana kadar sürekli gezdim tozdum, evimin işlerini yaptım. Son aylarda beni en çok zorlayan şey nefes darlığıydı. Oksijen tüpüyle gezmek istiyordum.

Aşerdiniz mi hiç?
 

Derya C.: Çok aşerdiğimi söyleyemem. Barbun balığına ve boyoza aşerdim.

Mehmet C.: Bir İzmirli olarak bu ikisine aşermesi çok normal zaten.

Bu dönemde kaç kilo aldınız?

Derya C.
: On iki kilo aldım.

Hem ikiz hamileliği hem de on iki kilo, öyle mi? Mucizevi bir şeymiş…

Derya C.:
Doktorum da aynısını söyledi. Ama çok sağlıklı bir hamileydim, aman kilo almayayım gibi bir derdim hiç olmadı. Hamile kaldığımı öğrendiğimde çok yiyeceğimi ve otuz kilo alacağımı düşünmüştüm, ama biraz da genetik bir durum galiba, çünkü annem de hamileliklerinde çok kilo almamış.

Doğuma hazırlık kurslarına gittiniz mi?

Derya C.:
Yok, öyle bir vaktimiz olmadı zaten. Ama Mehmet’le birlikte her akşam internetten araştırma yapardık. Hamileliğimin kaçıncı haftasındaysam o haftayla ilgili bilgileri öğrenirdik. Herhangi bir ters durum olduğunda ne yapmamız gerektiğini, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilelim diye sürekli okuduk, araştırdık.

Spor yaptınız mı?

Derya C.: Evet, bol bol yüzdüm ve yürüyüş yaptım. Spor hocamın bana özel hazırladığı programı uyguladım. Hamile kondisyonu yaptım diyebilirim.

Peki, bu dönemde nasıl beslendiniz?

Derya C.:
İzmirli olduğum için çok fazla etobur değilimdir, yemekleri de genelde zeytinyağıyla yaparım. Bu yüzden hamileliğimde de aynı şekilde devam ettim, çok ayrı bir şey uygulamadım. Kola ve kahve içmedim, çiğ et ve midye yemedim.

Doğum nasıl geçti?

Derya C.:
Doğuma güle oynaya gittim ancak epidural sezaryende ters giden bir şeyler oldu. Bebekleri besleyen atardamarlar ve toplardamarlar plasenta çıktıktan sonra kendiliğinden kapanırmış, ama benim damarlarım kapanmamış, ameliyathaneyi kan gölüne çevirmişim. İki cerrah doktorum sayesinde üstesinden geldim.

Mehmet Bey, siz doğuma girmiş miydiniz?

Mehmet C.:
Hayır, girmemiştim. İyi ki de girmemişim, dayanamazdım. Normalde bebekler çıktıktan yirmi dakika sonra annenin de doğumhaneden çıkması gerekir. Aradan bir buçuk saat geçmesine rağmen Derya çıkmayınca, bir şeylerin ters gittiğini anladım. Daha sonra her şey yoluna girdi, hatta Derya çıktıktan sonra gayet şen şakraktı.

İlk kırk gün nasıl geçti, iki bebekle birlikte zorlandınız mı?

Derya C.:
İlk kırk gün ikimizde uyumadık diyebilirim. İlk üç ayda yaşadığımız macera bizi çok yordu. Her gece bebeklerden birini alıp emzirdikten sonra gazını çıkarması için Mehmet’e veriyordum. Bu sefer diğer bebeği alıp emzirmeye başlıyordum. Uykunun ne olduğunu unutmuştuk.

Bu dönemde eşinden yardım gören şanslı annelerden birisiniz demek ki.

Derya C.: Evet, bu anlamda gerçekten çok şanslıyım.
Mehmet C.:
Derya ikiz bebekleri olmasına rağmen sistemini çok güzel oturttu. Zaten annelik her kadının içinde olan, doğumdan sonra ortaya çıkan bir içgüdü bence. Açıkçası ben de, Derya’nın annesi de, arkadaşları da Derya’nın bu kadar iyi anne olacağını tahmin etmiyorduk. Doğumdan sonra çok iyi yönde değişti. Daha önce umursamaz bir tavrı vardı. Aslında bu tavır da yerine göre iyi bir şeydir, insanı genç tutar. Ancak anne olduktan sonra Derya kendi düzenini çok iyi kurdu.

Ne kadar süre emzirdiniz?

Derya C.:
Beş ay emzirebildim. İkiz oldukları için çok zor oldu, ikisini aynı anda emziriyordum. İki saat sonraki emzirme için tekrar sütüm olsun diye tükettiğim sıvının haddi hesabı yoktu. Süt yapan çaylardan da içtim, bulgur pilavı da yedim, şöbiyet de yedim. Sütüm olsun diye söylenen her şeyi yaptım. Beş ay sonunda kendiliğinden emmeyi bıraktılar.

Araları nasıl?

Derya C.:
Çok şükür araları iyi. Bugüne kadar ikiz annelerinden duyduğum hiçbir şeyi yaşamadım. Diğer annelerden ikizlerin sürekli kavga ettiklerini, hatta birbirlerini ısırdıklarını duymuştum. Bizimkilerde hiç böyle şeyler olmadı. İtme kakma oluyor biraz biraz ama birbirlerine zarar verecek derecede değil. İkiz oldukları için ikisine aynı şeyleri giydirmiyoruz. Çünkü ikisi de farklı bireyler.

Babalık sizi değiştirdi mi?

Mehmet C.:
Dünyaya bakış açımı değiştirdi. Eskiden çok daha agresif ve gözü kara bir insandım, artık değilim. Çocuklarımdan ayrı kalırım diye çok korkuyorum çünkü. Çocuklarım benim hobim oldu. Onlarla ilgilenmek beni çok mutlu ediyor.
İsimlerine nasıl karar verdiniz?

Mehmet C.: Derin ismini Derya tercih etti, Mavi ismini de ben koydum. Mavi’yi yazılarımda sık sık kullanırım, özellikle de aşkı anlatırken.
Asıl merak ettiğim, neden mavi gözlü olanın adı Derin iken, Kahverengi gözlü olanın adı Mavi?

Mehmet C.: Anne karnındayken arkada, derinde duranın adını Derin, daha önde olanın adını da Mavi olarak belirledik. Doğumdan sonra Mavi’nin gözleri de mavi gibiydi, yenidoğan bebeklerin göz renkleri tam belli olmadığı için isimleri belirlediğimiz gibi koyduk. Aradan iki, üç ay geçtikten sonra Derin’in gözleri mavi kaldı, Mavi’nin gözleriyse kahverengiye döndü.

Çocuktan sonra evliliğinizde değişiklikler oldu mu?

Mehmet C.:
Birbirimize ayırdığımız vakit azalmaya başladı, bu yüzden o zamanın kıymetini daha iyi biliyoruz, en iyi şekilde değerlendiremeye çalışıyoruz.

Evlenmeye nasıl karar verdiniz? Siz Derya Hanım’ı evlenmeye ikna etmişsiniz, doğru mu?

Mehmet C.
: Derya çok evlilik meraklısı biri değildi. Ben de değildim aslında. Biz flört ederken çok mutluyduk ve birlikte çok eğleniyorduk. Klasik bir ayırım vardır ya “Evlenilecek kadın mı, eğlenilecek kadın mı?” diye. Ben diyorum ki, eğlenilecek kadınla evlenin… Bu durum kadınlar için de erkekler için de geçerli; sizi mutlu eden, eğlendirebilen biriyle evlenin. Etiketler, paralar falan geçici. Önemli olan sevdiğiniz insanla geçirdiğiniz kaliteli zamandır. Şu an dört yıllık evli olmamıza rağmen hemen hemen her akşam “İyi ki seninle evliyim” diyoruz birbirimize. Çünkü biz karı koca olmaktan ziyade iki sevgiliyiz. Hâlâ dışarı çıkar bara gideriz, barda birbirimizi yeniden tavlarız.

Ünlü Röpörtajları Kategorisindeki Diğer Yazılar

Aramıza Katılın

Bebek

Bebek.com Ailesine Hoşgeldiniz!

Anne adayı mısınız? Yoksa Bebeğiniz Yolda mı? Hamileyseniz son adet tarihinizi, bebeğiniz varsa lütfen bebeğinizin doğum tarihini giriniz.

E-Posta Adresiniz:

Giriş Yap

5000'e yakın isim seçeneği ve anlamlarıyla birlikte arayabilirsiniz...