Bebek Ekle

Diğer Konular

Amerika’da hamilelik

Amerika’da Hamilelik

Hamilelik, bir kadının başına gelen en özel durumlardan biridir. Normal zamanda bile gel-gitleri çok yaşayan kadınlar hamilelikte hormonlarının coşmasıyla beraber patlamaya hazır bir bomba haline gelirler. Hele bir de yurtdışında yaşanıyorsa, Allah eşlerinize sabır versin derim. Eeee kolay değil, gurbette yaşamak zor, hamilelik daha da zor.

İlk şoku doktora gittiğinizde yaşıyorsunuz. Biz doktorumuzla her şeyi incik cıncık konuşmaya alışmışız. İki-üç doktor ziyaretinden sonra doktorumuzu ailemizin bir ferdi gibi görürüz. Burda durum çok farklı. Hamileliğim boyunca doktorumla yaptığımız konuşma süresi toplam 1 saati geçmez. Her rutin kontrolde uzun bir bekleme sonunda doktor elinde doplerle gelir “ merhaba nasılsın, kendini nasıl hissediyorsun?” diye sorduktan sonra karın açılır, jel sürülür dopler dayanır ve bir anda bebeğin kalp atışları bütün odayı kaplar. Sen de içinden Gülben Ergen edasıyla “küt küt atıyor kalbimmm” şarkısını söylemeye başlarsın. Doktor her şeyin yolunda olduğunu söyler; eğer söylemesi gereken ekstra birşey varsa söyler ve gider. Kısaca rutin kontrol önemli bir durum yoksa 5 dakikayı geçmez.

İkinci şoku 9 ay boyunca rutin kontrollerinizi yapan sevgili doktorunuzun doğumunuza giremeyebileceğini öğrendiğinizde yaşarsınız. Hastaneye doğum için gittiğinizde sizin rutin kontrollerinizi yapan doktorunuz nöbetçiyse doğumunuza giriyor,değilse o günkü nöbetçi doktor kimse doğumu o gerçekleştiriyor.

Oğluşum, sen Salı günü başlat sancıları, bizim doktor civanım salıları nöbetçiymiş, tamam mı???

Bunun gibi konuşmaları doğum yaklaşırken bebeğinizle bol bol yapın ki, sizin doktorunuzun nöbetçi olduğu günlerde doğum olsun. Şaka bir yana gittiğiniz klinikteki doktorların hepsini tanımakta fayda var. Böylece doğum sırasında hangi doktor gelirse gelsin hepsini tanıdığınızdan dolayı doğum sizin için daha rahat olur.

Amerika’da yolunda giden bir hamilelikte, ultrasona 1 veya 2 kez girilir. Bunun tam sebebini bir türlü öğrenemezsiniz. Sanılan 2 sebebi vardır. Birisi ultrason yapıldığı sırada karın içine yayılan ses dalgalarının bebeğe zararı var mı yok mu tartışması, diğeri de sağlık sigortası şirketlerinin ultrason maliyetini yüksek bulduklarından dolayı ödeme yapmak istememeleridir. Öyle veya böyle normal giden bir hamilelikte, her rutin kontrolde ultrason yapılmaz. Bu yüzden bebek nerede, neresi yüzü, neresi kolları elinize verilen ultrason resmini anlamakta zorlanırsınız.

Doktorun belirlediği özel durumlar dışında, mutlaka normal doğum yapılması gerektiği desteklenir. Doktorunuz, çevreniz, arkadaşlarınız, hatta yolda sizi görüp de durduran tanıdık tanımadık herkes normal doğumun faydalarından bahseder. Sezeryanın bir ameliyat olduğunu her fırsatta dile getirirler. Doğum korkusundan dolayı doktorunuzun ağızından girip burnundan çıksanız, ben sezeryan olmak istiyorum diye tepinseniz, hamile olduğunuz halde amuda kalkmanız bile sezeryan yöntemiyle doğum yapmanızı sağlamaz. Bu konuda Amerika’da sigorta şirketleri sezeryanın pahalı olmasından ödeme yapmak istemediklerinden dolayı doktorlara yaptırım uyguluyorlar gibi bir düşünceye kapılmamak gerekir. Çünkü doktorlar gerekli gördükleri anda normal doğumdan hemen sezeryana dönüyorlar. Her zaman ilk öncelik anne ve bebeğin hayatı ve sağlıklı bir doğum gerçekleştirmektir.

Bu konuların dışında yaşamsal olarak da hamileliği Amerika’da geçirmenin farklılıkları vardır. Bu da başka bir yazı konusu olur. Dediğim gibi hamilelik çok özel bir durum. Bunu nerede geçirdiğin değil, nasıl geçirdiğin önemlidir. Bu yüzden bütün hamilelere bu durumun keyfini çıkarın derim…

İpek Karadeniz Kimdir?

Ben İpek

Ben Ipek. 1975 yılının sıcak bir Ağustos günü İzmir’de doğdum.
Babamın ortancasıyım. Bir de hasretiyim.
Çok mutlu bir çocukluk geçirdim. Çesitli muzurluklar ve haşarılıklarım dışında ailemi üzmedim.
Universiteyi Ankara’da okudum. American Kültürü ve Edebiyatını bitirdim.
Tesadüf bu ya şimdi Amerika’da, San Diego’da yaşıyorum.
“Orada ne işin var?” diye sorarsanız, “aşkımın peşinden geldim” derim.
Üniversitenin ikinci yılında okulun Uludağ gezisine babamdan izin çıkmadı.
Ağzından girdim, burnundan çıktım ama fayda etmedi.
Babamın dudaklarından sadece “hayırrrrr, gidemezsin” çıktı.
“Bütün arkadaslarım gidiyor, ben bu geziyi nassıl kaçırırım” diye iki gün karaları bağladım.
Geziden bir gun once babam aradı ve “Ipek dün gece bir rüya gördüm. Belki kısmetin orda seni bekliyordur. Ben buna engel olmak istemiyorum. Sen bu geziye git kızım” dedi.
Dünyalar benim oldu.
Hakikaten babamın içine doğmus; eşimle bu gezide tanıştık, birbirimize aşık olduk.
O gün bugündur beraberiz.
Üniversiteyi bitirdikten sonra ben İzmir’e döndüm, Kağan ise yüksek lisans için Amerika’ya gitti.
Gidiş o gidiş.
2 kıta 3 şehir arasında geçen yılların ardından artık yeter dedik ve “evet” demeye karar verdik .
2003 yılında evlendik.
2 yıl önce bir Mart ayı günü Efe’mi kucağıma aldım.
Burdan size yaşamımı, anne olmayı, Efe’mi, Amerika gözlemlerimi, kısaca Ipek’in hayatını aktarmaya çalışacağım.
Umarım seversiniz…

Sevgilerimle,

İpek Karadeniz

Aramıza Katılın

Bebek

Bebek.com Ailesine Hoşgeldiniz!

Anne adayı mısınız? Yoksa Bebeğiniz Yolda mı? Hamileyseniz son adet tarihinizi, bebeğiniz varsa lütfen bebeğinizin doğum tarihini giriniz.

E-Posta Adresiniz:

Giriş Yap

5000'e yakın isim seçeneği ve anlamlarıyla birlikte arayabilirsiniz...