Bebek Ekle

Diğer Konular

Otizm ve asperger sendromu

Otizm Ve Asperger Sendromu

Otizm Nedir?

Otizm: iletişim ve sosyal beceri alanlarında yetersizlik olarak tanımlanabilir. Yunanca ‘AUTOS’ kendi anlamına gelmektedir. Otizm ilk olarak 1943 yılında Amerikalı çocuk psikiyatristi Leo Kanner tarafından ‘Erken Çocukluk Otizmi’ olarak adlandırılmıştır. Otizm, doğuştan gelen veya hayatın ilk iki yılı içinde ortaya çıkan bir problemdir.

OTİZM NEDİR?

Otizm’in oluş sebebi halen net olarak bilinmemektedir. Ancak bazı araştırmacılar çevreden gelen uyarıcıların işlendiği beyin bölgelerinde fonksiyonel bozukluklar olduğunun üzerinde dururken diğer araştırmacılar da vücuttaki kimyasal maddelerin salgılanışlarındaki dengesizliklere ilgili durumları sebep olarak ileri sürmektedirler.
Diğer yandan genetik çalışmalar yapan araştırmacılar da problemi bu yönden açıklamaya çalışmaktadırlar. Ancak genel kanı bu problemin birden çok sebebin bir araya gelmesiyle oluştuğu şeklindedir.

Otizmde tanı kriteri olarak DSM-IV-R ölçütü geliştirilmiştir. Otizm teşhisinin konulabilmesi için çocukta, aşağıdaki belirtilerden birkaçı gözlenmelidir:

1.Çevresindeki bireylerin farkında olmama
2.Göz kontağı kuramama
3.Arkadaşlık ilişkilerindeki yetersizlik
4.Neşesini, başarısını, ilginç bulduğu şeyleri içinden gelerek başkaları ile paylaşma dürtüsünden yoksun olmak. (Örn. İlginç bulduğu şeyleri parmağıyla gösterme, getirme veya belirtme eksikliği gibi)
5.Taklit davranışının hiç olmaması
6.Karşılıklı iletişimin olmaması
7.Sözel olmayan normal dışı iletişimin kurulması
8.Lisanı basma kalıp ve tekrarlarla kullanması veya kendine özgü bir dili olması
9.Konuşmada gecikme veya sınırlı sözcükler
10.İlgilendiği şeylerin son derece sınırlı olması
11.Günlük yaşamla ilgili alışkanlıkların değişimine karşı çıkma
12.Çevredeki değişikliklere karşı tepki gösterme
13.Nesnelerin ayrıntılarıyla ilgilenme
16.Stereo tipik hareketler sergileme

Bebeklerde Otistik Belirtiler Ne Zaman Başlar?

Genellikle bebekliğin ilk iki yılı içinde otizme ait belirtilerin başlaması beklenir. Bu belirtiler nadiren daha geç yaşta da başlayabilir. Otizm belirtileri çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine göre çok farklılıklar gösterebilir. Bebekliğin ilk dönemlerinde annelerin bebeklerinde ilk fark ettikleri belirti; çocuklarının diğer çocuklara nazaran daha az güldükleridir. Annenin bedensel teması, çocuğunu kucaklaması ve öpmesi her çocuğun arzuladığı bir işlev olmasına karşın, bu yaklaşım Otistik çocukları rahatsız eder.

Çünkü bu çocuklar sevilmekten hoşlanmazlar ve çoğu kez tepki gösterirler. Anne ve babanın seslenmesine karşın cevap vermeyerek tepkisiz kalmaları ister istemez çoğu aileye “çocuklarının sağır olduğunu” bile düşündürtmektedir. Çevredeki insanların görünümleri, hareket ve davranışları onların dikkatlerini çekmez. Dışarıdan izlendiklerinde, adeta çevrelerinde kimse yokmuş gibi davranırlar. İnsanlarla göz göze gelmekten kaçınırlar. Yalnızlığı severler ve yalnız bırakılmaya tepki göstermezler.

Normal çocuklar, uyumadıkları dönemlerde yatakta kalmak istemez ve annelerinden ilgi beklerler. Ancak otistik çocuklar uyumadıkları halde saatlerce yataklarında sessizce kalabilirler. İlk dönemlerde anne ve babayı diğer insanlardan ayırmakta güçlük çekmelerine karşın, yaşları ilerledikçe anne ve babalarına bağlılıkları aşırı derecede artabilir ve ayrıldıklarında yoğun sıkıntı yaşayabilirler.


Otistik çocuklar daha çok konuşma gecikmesi şikayeti ile hekime getirilirler. Bedensel gelişimi yaşına uygun olan otistik çocukların konuşması yaşıtlarına göre oldukça geridir. Beş yaşına geldiklerinde % 50’si ancak tek kelimelerle konuşabilmektedir. Konuşmayı, ilişki kurmaktan çok ihtiyaçlarının giderilmesi için kullanırlar. Bir kısmı ise, ileri yaşlarda bile konuşamaz ya da konuştukları hiç anlaşılmaz. Otistiklerde konuşma geriliğinin yanı sıra, söylenen sözcükleri tekrarlama ve kelime uydurma gibi konuşma bozuklukları da sıklıkla görülmektedir. Konuşmalarındaki bu gerilik ve bozukluklar onların ilişki kurmadaki zorluklarını bir kat daha artırır.

Her yaş çocuğu kendi yaşıtlarıyla oynamaktan hoşlanır. Yaşıtlarıyla bir araya geldiğinde onlarla ilgilenir ve oyun kurmaya çalışır. Otistik çocuklar ise, hep yalnız olmayı tercih eder, kalabalığa karışmaz ve hep bir köşede tek başlarına oynarlar. Kendilerine özel davranış biçimleri (kendi etraflarında defalarca dönme, tek ayak üzerinde zıplama ve odanın içinde bir köşeden diğerine koşma gibi amaçsızca tekrarlanan hareketler, vb.) ile diğer çocuklardan hemen ayırt edilebilirler. El çırpma, tüm bedeni sallama gibi olağan dışı beden hareketleri dikkat çekicidir. İlgi alanlarının kısıtlılığı nedeniyle belirli oyuncaklarıyla hep aynı biçimde ve tekrar tekrar oynarlar. Evde bulunan bazı nesnelere aşırı ilgi gösterebilirler. Mekanik aletlere ve dönen nesnelere ilgileri büyüktür. Bazı nesnelere karşı duygusal olmayan ve bize göre anlamsız aşırı bağlılıkları bulunmaktadır.

Bazen bir parça ip ya da gazoz kapağı onlar için vazgeçilmez birer nesneye dönüşmektedir. Hayat içinde olası değişimlere karşı direnç gösterirler. Ev içinde bir eşyanın yerinin değişmesine izin vermez, eve alınan yeni bir eşyayı kullanmak istemezler. Değişime karşı gösterdikleri bu direnç, ailelerinin hayatında kısıtlamalara neden olabilecek derecede rahatsızlık verici olabilir. Tepkileri ani ve yersiz olabilir. Öfke patlamaları, kendine zarar verici davranışlar ya da uygunsuz sevinç nöbetleri gözlenebilir. Yaş ilerledikçe çocuğun çevresiyle aktif ilişkiye girmesi artabilir ancak bu kez belirtilen ilişkilere sınır koyamama gibi “uygunsuz davranışlar” söz konusu olabilmektedir. Zekası normal olan otistik çocuklarda -daha ileri yaşlarda- önceden olan olayları detaylı hatırlama ve akılda tutmalar görülebilir.

Belirtildiği gibi, otistik çocukların aileleri tarafından hekime ilk götürülme nedenleri genellikle konuşmalarındaki gecikmedir. Oysa, “çocuğun dış dünyaya kapalılığı” daha ilk bebeklik yılı içinde ilgili bir anne tarafından fark edilebilir. Otistik çocukların tamamında olmamakla birlikte bir çoğunda zeka düzeyleri normalin altındadır. Bu durum, onların genel olarak işlevselliğini azaltan bir faktördür. Yapılan araştırmalar, otizmin toplumda yaklaşık 10.000 çocuktan 4’ünde görüldüğünü göstermiştir. Otizm, erkek çocuklarda kızlara oranla dört-beş kat daha fazla sıklıkta görülür. Otistik çocukların kardeşlerinde bu hastalığın görülme sıklığı normal çocuklara oranla daha fazladır. Kısaca, otizmin genetik bir karaktere de haiz olduğu uzmanlarca dile getirilmektedir.

Otizmin Nedenleri

Otizmin gelişimsel bir hastalık olduğu düşünülmekte ve nedeni konusunda araştırmalar hâlâ devam etmektedir. Beraberinde zeka geriliği ve epilepsi nöbetlerinin de sık bulunması biyolojik nedenlerin daha ön planda olduğunu işaret etmektedir. Kardeşler ve ikizler üzerinde yapılan araştırmalar genetik faktörlerin önemli olduğu hususunu düşündürmektedir. Otizmin, genel olarak genetik faktörlerin yanında doğum öncesi ve sonrası bazı çevresel etkenlerden kaynaklandığı da sıklıkla ifade edilmektedir. Son yıllarda ağırlık kazanan diğer bir görüş ise, “genlere bağlı olarak beyin gelişiminde meydana gelen sorunların da otizme yol açabildiği/açabileceği hususudur.

Otistik Çocuklarda Sosyal Gelişim Ve Etkileşim
Otistik bireylerin sosyal ilişkiler sırasında yaşadıkları güçlükler ve sapmalar otizmin en belirgin özelliğidir. Otistik bireylerde;
a)Belirgin ve sürekli olarak sosyal etkileşimde bozulma,
b)Sosyal etkileşimi sağlamak için yapılan el-kol hareketleri, alınan vücut durumu, tavırlar, yüz ifadesi ve göz göze gelme gibi birçok sözel olmayan davranışta belirgin bozulma,
c)Yaşıtlarıyla gelişim düzeylerine uygun ilişkiler kuramama ve geliştirmeme,
d)Sevinçlerini, ilgilerini ya da başarılarını diğer insanlarla paylaşamama,
e)Karşılıklı sosyal ya da duygusal ilişki kurmada zorlanma,
f)Tek başına oldukları etkinlikleri tercih etme ve basit sosyal oyunlara etkin biçimde katılamama
g)Çoğu zaman etrafında yer alan kişilerin (kardeşleri de dahil olmak üzere farkında olmama ve ilgilenmeme,
h) Başkalarının gereksinimlerini ve sıkıntılarının farkında olmada ve anlamada zorlanma ya da tepkisiz kalma gibi özellikler görülmektedir.

Otistik Çocuklarda Dil Gelişimi

Dil gelişimlerinde gerilik olur, konuşmayı geç öğrenirler,
Şahıs zamirlerini karıştırma (ben yerine sen ya da kendinden “o” diye bahsetme, vb.),
Konuşmanın hızı, tonlaması, sıklığı, ritmi ve vurgusunda göze çarpan belirgin bozukluklar
Otistik çocuklarda sözel iletişim bakımından: “hiç konuşmama, sadece bir-iki kelimeyle telaffuz (telaffuz güçlüğü), çok kelimeyle anlamsız konuşma, zamirleri karıştırma vb. sözel iletişim problemleri göze çarpar.

Otistik Çocuklarda İletişim

Göz kontağı kurmaktan kaçınırlar,
Genellikle duygusal bağ kurmaları güçtür,
Anneye aşırı bağlıdırlar veya hiç bağ kurmazlar,
Öpülmeyi ve kucaklanmayı sevmezler,
İsimleriyle seslenildiğinde tepkisizdirler.

Otistik Çocuklarda Davraniş İlgi Ve Aktiviteler

Otistiklerin davranışları genel olarak sınırlı ve yineleyici biçimdedir,
Yaşıtlarının oynadığı oyuncaklar ilgilerini çekmez,
Dönen objelere ilgi duyarlar (araba tekerleği, tencere kapağı, çamaşır makinesi, topaç vb. gibi),
Yumuşak ve tüylü objeleri elleyemezler veya bunlardan çekinirler (Tüylü oyuncaklar, hamur ve parmak boyası vb. gibi),
Yinelenen davranışlar sergilerler (kendi etrafında dönme, sallanma, zıplama, kuş gibi kanat çırpma ve aynı sözleri tekrarlama, vb.),
Tehlikelerin farkına varmakta zorlanırlar,
Nedensiz ağlar, bağırır veya çığlık atarlar,
Tuhaf davranışlar sergileyebilirler (elleriyle göğsüne vurma, parmağını veya elini sallama, oynatma, elini ısırma veya kendine zarar verme vb.),
El ve parmaklarını çok iyi kullanamazlar.
Çevrelerindeki değişime fazla tepki gösterirler; (eve gelen yabancılar, yeni bir bakıcı, mekan değişimleri, vb. gibi).
Otistik bireyler, genellikle nesneleri amacına uygun olmayan tarzda kullanırlar. Nesnelerin duyumsal özellikleriyle aşırı ilgilenebilirler (koklama ve ağza alma gibi).
Otizm Tanısı Konmuş Çocuklara Verilmesi Gereken Temel Beceri Ve Eğitimler
Aileler veya eğitimciler otistik çocuklarının özelliklerine ve gereksinimlerine uygun becerileri belirleyerek çok küçük yaşlardan itibaren öğretmeye başlamalıdır. Bu becerilerden öncelikle göz kontağı kurma, uygun oturma ve basit emirlere uyma gibi “Öğrenmeye Hazırlık Becerilerinin” öğretilmesi Otistik çocuğu öğrenmeye hazırlayacaktır. Daha sonra kendi ihtiyaçlarını bağımsız olarak karşılayabilmeleri amacıyla İletişim Becerileri ve Özbakım Becerileri öğretilmelidir.

İletişim Becerileri

Bir kısmı konuşma dilini öğrenmeyi asla başaramazken, bazıları yalnızca kullanılan dilin temelini öğrenebilir, diğer bir kısmı ise kazanılmış konuşmada bile zamanla gerilik gösterebilir. Bunların ötesinde bir grup otistik çocuk da vardır ki, ileri konuşma düzeyine sahip olmalarına rağmen konuşulan dili anlamada güçlük çekerler veya uygun ortamlarda nerede ne konuşacağını bilme zorluğu yaşar. Eğitim açısından bu çocuklara öncelikle sözel ve sözel olmayan (alıcı ve ifade edici dil becerileri) iletişim becerilerinin kazandırılmasıdır.

Otistik çocukların eğitiminde önemli bir yöntem vardır : PECS YÖNTEMİ:PECS Amerika’da Delaware Eyaleti Otizm Programı dahilinde Andrew Bondy ve Lori Frost tarafından otistik ve gelişimsel problemi olan çocuk ve ergenlere hızlı bir şekilde fonksiyonel iletişim becerileri kazandırmak amacıyla geliştirilmiş bir sistemdir.


Bazı otistik çocuklar hiç sözel iletişim geliştirmezlerken, konuşabilenlerin de konuşmayı belli bir amaca ve iletişime yönelik anlamlı bir iletişim aracı olarak kullanamadıkları görülmektedir. Çocuk konuşsa da karşılıklı sohbet edemez, bir konu üzerinde konuşmayı sürdüremez ve ekolalik konuşma yaygındır. Otistik çocuklara dil ve iletişim becerileri kazandırmada kullanılan çeşitli yaklaşımlar vardır. Konuşma taklit içeren yaklaşımlar, işaret dili, resim ve sembollere dayanan yaklaşımlar bunlara örnektir. Bütün bu yöntemlerde göz teması kurabilmek, motor ve ses taklit becerisi gibi ön becerilere sahip olmak gereklidir. Uzun zaman almaları, çocuğa ilişki kurmayı öğretmedeki yetersizlikleri bu yöntemlerin sıkıntı yaşanan taraflarıdır. PECS bu programlarda yaşanan sıkıntılara çözüm üretmek üzere geliştirilmiş bir programdır. Sistemde çocuğa iletişim kuracağı kişiye nasıl yaklaşacağı, nasıl dikkatini çekeceği ve istediği şeyi ifade etmek ve elde etmek için resim ya da sembolü karşısındaki ile nasıl değiş tokuş yapacağı öğretilir. Sistem Uygulamalı Davranış Analizindeki yöntemler üzerine yapılandırılmıştır. Ödül, pekiştirici stratejileri, genelleme stratejileri kullanmak hedef becerilerin öğretimi için gereklidir.

PECS’e başlamadan önce çocuğu cezbeden şeyin ne olduğu belirlenir. Program 6 ilkeden oluşmaktadır.
1) Fiziksel yardımla değiş tokuşu öğretme
2) Doğallığın ve sürekliliğin sağlanması
3) Resimlerin ayırt edilmesi
4)İstekte bulunmak için cümle yapılarının resimler
yardımıyla oluşturulması
5 )“Ne istiyorsun?” sorusuna cevap
6) Soru ve isteklere cevabın yorumlanması

Sistem odadaki ikinci bir eğiticiden gelen fiziksel yardımla çocuğa tek bir resmi, karşıdaki kişinin elindeki istendik şeyi elde etmek için nasıl değiş tokuş yapacağını öğretmekle başlar. Çocuk iletişime geçeceği kişiden sözlü ve sözsüz ipucu beklemeden yaklaşmayı ve iletişim başlatmayı öğrenir.İkinci ilkede çocuğun öğrendiği beceriyi kişi ve ortamlara genelleyebilmesi , uzakta duran kişi ve resimlerle yapabiliyor olması sağlanır. Üçüncü ilkede çocuğun istediği şeyi ifade etmeye yarayan resim yada sembolü resimler arasından ayırt etmeyi öğrenmesi sağlanır. Dördüncü ilkede çocuğa “İstiyorum” konunu kullanarak nasıl basit bir istek cümlesi oluşturacağı öğretilir. Beşinci ilkede çocuk “Ne istiyorsun?” şeklindeki direkt soruya ne şekilde cevap vereceğini öğrenir. Çocuk bu soruya cevap verebileceği gibi, kendiliğinden de istediği şey için talepte bulunabilir. Son ilkede çocuk nesneler için ne şekilde yorum yapacağını öğrenir. Ne hissettiği, neyi sevip sevmediğini ifade etmeyi öğrenir. PECS’teki bu ilkeleri tamamlayan çocuk sistemde öğrendiği iletişim becerisini ev, okul ve arkadaş ortamlarında kullanır kendini ifade etme kapasitesini arttırır.

Araştırmalar göstermektedir ki:

       PECS kullanımı sözel iletişim olmayan çocuklarda konuşma başlamasını olumlu etkilediği gibi konuşan çocukların konuşma kalitesi ve işlevselliğini artırmaktadır. Delaware Otistik Programı dahilinde 1 yıl boyunca PECS kullanan çocukların %75’inde konuşma başlarken %80’inde işlevsel konuşma başlamıştır.
       PECS kullanılan çocuklarda davranış problemlerinde azalma gözlemlenmiştir.

Aramıza Katılın

Bebek

Bebek.com Ailesine Hoşgeldiniz!

Anne adayı mısınız? Yoksa Bebeğiniz Yolda mı? Hamileyseniz son adet tarihinizi, bebeğiniz varsa lütfen bebeğinizin doğum tarihini giriniz.

E-Posta Adresiniz:

Giriş Yap

5000'e yakın isim seçeneği ve anlamlarıyla birlikte arayabilirsiniz...