sevgizorlu
1 kişi beğendi. 5,00/5 ortalama puan. 

Diş çürüğü; ağızda oluşan asit nedeniyle diş yüzeyinde meydana gelen kimyasal çözülmelerin sonuç, belirti ve bulgularını tanımlar. Bunu günlük yaşamdan bir örnekle açıklayalım. Mutfak ya da banyolarımızdaki mermer, seramik gibi sert yüzeyleri kezzap gibi asidik maddelerle temizlediğimizde yüzeylerde gözenekler yani çözülmeler olduğunu görürüz değil mi? İşte her beslenmeden sonra ağzımızın asit düzeyi artar ve dişlerimizin yüzeyinde de aynen böyle çözülmeler olur. Fakat vücudumuzun mükemmel dengesi burada da görülür. Eğer yarım saat içerisinde yeniden bir şeyler yemezsek, çözülen doku kendini tamir eder. Bu denge, sık karbonhidrat tüketimi ve mekanik temizliğin (diş fırçalama, diş ipi kullanımı vb) yapılmaması halinde, çürük oluşumu lehine bozulur.

Bunu açacak olursak; her diş fırçalamadan sonra diş yüzeylerinde dişlerimizi koruyucu özelliğe sahip bir biyofilm oluşur. Ancak, ağzımızda bulunan bakteriler besin artıklarının varlığında bu biyofilme yapışarak diş plağı dediğimiz yapıyı oluştururlar. Diş plağı düzenli olarak temizlenmezse hem dişeti hastalıklarına hem de diş çürüklerine yol açar. Plak kalınlığı arttıkça bu olumsuz etki de artar. Diş plağındaki bakteriler besinlerdeki karbonhidratı kullanarak asit oluştururlar. Asit diş yüzeyindeki sert dokularda çözülmelere yani çürüğe neden olur.

Modern diş hekimliğinde diş çürüğü; “Etkeni bakteri olan, bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığı” olarak tanımlanır. Bununla birlikte birçok enfeksiyon hastalığında,  konak faktör ile mikrobiyal etken  ikili ilişkisi gözlenirken, diş çürüklerinin gelişmesinde bakterilerle birlikte birçok etken rol alır. Yani diş çürüğü birçok faktöre bağlı olarak gelişir (Şekil 1).

Çürüğün oluşması için; diş (konak), bakteri, karbonhidrat olmak zorundadır. Ancak bu üçlünün bir araya gelmesi direk çürük yapmaz. Esas olan bu üçlünün belirli bir süre birlikte olmasıdır. Çünkü, çürük oluşumu için  asit oluşumu  yeterli değildir, oluşan bu asidin belirli bir süre dişi etkilemesi gereklidir. Bu süre en az 30 dakika olarak ifade edilir.

Yani çürük oluşumu için olmazsa olmaz faktörler (Şekil 2);

1. Diş; ki hepimizin ağzında mevcut

2. Bakteriler; ki hepimizin ağzında mevcut

3. Karbonhidrat; ki hepimiz beslenmek zorundayız ve mutlaka karbonhidrat alırız

4. Süre; ki tek değiştirebildiğimiz faktördür.

Diş çürüğünü bir denklemle açıklayacak olursak;

BAKTERİ x KARBONHİDRAT x DİŞ x SÜRE = ÇÜRÜK

Teorik olarak denklemin solundaki ifadelerden birinin olmaması yada sıfır (0) olması, denklemin   ‘’Çürük = 0 ‘’ olması; yani çürüğün olmaması anlamına gelecektir. Diğer faktörleri sadece modifiye edebilirken; sıfırlayabileceğimiz tek faktör ise 'süre' dir.

Bu durumda akla ilk gelecek soru: 'Bunu nasıl yapabiliriz?' olacaktır. Çok basit; bireysel ağız bakımı ve beslenmeyi düzenledikten sonra, kendimizi diş hekimimize emanet ederek. Bu konuyu tek tek, gebelik sürecinden başlayarak, detaylı olarak sizlerle paylaşacağım; ancak burada yeri gelmişken kısaca değinmek istiyorum.

Bireysel ağız bakımının en başında sabah kahvaltıdan sonra ve gece yatmadan önce olmak üzere, günde 2 kez, 2 dakika, floritli diş macunu ile doğru ve etkili diş fırçalama gelir. Bunun dışında günde 1 kez diş ipi kullanımı ve gerekli hallerde ağız gargaraları da bireysel bakım  içinde sayılabilir.

Vücut sağlımızı korumada olduğu kadar ağız diş sağlığımızı korumada da doğru ve dengeli beslenme büyük önem taşır. Öncelikle her besin grubundan günlük olarak ihtiyacımızı karşılayacak düzeyde tüketmemiz gerekir. Ağız diş sağlığı için ayrıca verebileceğim başlıca öğütler ise şöyledir:

       Günde 3 ana öğün, en fazla 1-2 ara öğün yapın.

      Ara öğünlerde karbonhidrat içerikli besinler yerine çürük yapma potansiyeli düşük olan besinleri tüketin. (örn: yoğurt, peynir, fıstık, çiğ sebze)

      Karbonhidrattan gereken toplam enerjinin % 10’unu şekerden, diğerini nişastadan karşılayın.

      Günde en fazla 1 kez abur-cubur tüketin; onu da öğün sırasında tüketin.

      Yemeği çürük yapmayan bir gıda maddesi ile bitirin. Ör.peynir

      Şeker yerine şeker alkolleri ya da suni tatlandırıcı kullanın.

Bireysel ağız bakımı ve beslenmeyi düzenledikten sonra 6 ayda bir diş hekiminizi ziyaret etmeniz, koruyucu diş hekimliği ile tanışmanızı sağlayacaktır. Böylece ağız sağlığınızı tehdit edebilecek unsurlar henüz ortaya çıkmadan engellenmiş olacaktır. Engellenemeyen durumlara ise erken müdahale ile maddi-manevi minimal kayıplarla kısa süreli tedaviler uygulanabilecektir. Özellikle çocukluk çağlarından itibaren yapılan düzenli kontrollerle hem diş hekimi korkusunu engellemek hem de sağlıklı ağızlara sahip olmak mümkündür. Bu kontroller sırasında hekiminiz 'çürük risk grubunuzu' tayin edecek, buna uygun koruyucu programlar çerçevesinde; fissür örtücü, florit uygulamaları, detertraj ve motivasyon eğitimi gibi uygulamalarla ağız sağlığınıza destek olacaktır.

HAYATA SAĞLIKLA GÜLÜMSEYİN

 

Oku
sevgizorlu
1 kişi beğendi. 5,00/5 ortalama puan. 

PEDODONTİ  (PEDİATRİK DİŞ HEKİMLİĞİ = ÇOCUK DİŞ HEKİMLİĞİ)  NEDİR?

Pediatrik diş hekimliği, küçük bireylerin yanında, fiziksel ve zihinsel engelli ya da özel bakım gerektiren bireylerin ağız sağlığına odaklanan diş hekimliği uzmanlık alanıdır. Bu alanda çalışan uzmanlara ise Pedodontist denir. Ağız-diş hastalıklarından korunma, bu hastalıkların erken tanısı ve tedavisi ile çocuk diş hekimliğindeki güncel gelişmeler pedodontinin çalışma alanlarını oluşturur.

Pedodontist olabilmek için beş yıllık diş hekimliği eğitim programını tamamladıktan sonra, diş hekimliği fakültelerinde pedodonti anabilim dallarında en az 3-4 yıl daha sıkı bir eğitim gereklidir. Çocuk gelişimi, sağlığı ve psikolojisi eğitimi ile çalışma ve uygulama deneyimi içeren bu program, pedodontistleri, özel bakım gerektiren  kişiler, bebekler, çocuklar ve ergenlerin temel ve özel ağız bakımını karşılamak üzere hazırlar. Pedodontistler, uzmanlık gerektirecek bir durum olmadığı sürece, yetişkin diş hekimliğinin tüm dallarında verilen hizmetleri ilgi alanındaki bireylere sunar. 'İYİ BİR AĞIZ SAĞLIĞI, GENEL SAĞLIĞIN ÖNEMLİ BİR PARÇASIDIR.' Bu nedenledir ki, pedodontistler çocukların genel sağlığı ile de yakından ilgilenirler.

 ÇOCUK DİŞLERİNİN  TEDAVİSİNDE NEDEN PEDODONTİST TERCİH EDİLMELİ?

Çocuk diş hekimliğinin felsefesi, ‘’ÖNCE DİŞİ DEĞİL, HASTAYI DÜŞÜN’’ temeline dayanır. Bu felsefe ile çocuğun duygularını dikkate alan pedodontist, onun güvenini kazanma yoluyla kooperasyonunu  da sağlayarak; yalnızca dişini tedavi etmeyi değil, diş bakım alışkanlıklarını yerleştirmeyi ve hayat boyu ihtiyaç duyacağı diş hekimi koltuğuna rahatça oturmasını sağlamayı da amaçlar.

 Pedodontinin ilgi alanına giren bireylerin yaşlarına, gelişim düzeylerine ve/veya sahip oldukları özel durumlara göre farklı psikolojik yaklaşımlar gerekmektedir. 3 yaşındaki bir çocukla ya da 14 yaşındaki bir ergenle bir yetişkinin beklediği yaklaşım aynı olamaz.  Pedodontistleri diğer diş hekimlerinden ayıran en önemli özellik, beklenilen bu yaklaşımlarla donanımlı olmalarıdır. Bu özellikleri ile pedodontistler diş bakımlarını üstlendikleri çocuklarda, diş hekimi korkusunun yanında ağız diş sağlığı konusundaki yetersiz ve/veya yanlış bilgilere bağlı problemlerin oluşmasını da önleyebilir.

Oku